Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyalizm, Komünizm

  • Mahir çok gözü kara bir militandı. Anı anına eylem içindeydi, değil mi? Müthiş bir yoğunluk, düşünmek gerekiyor. Düşünün yani, yurt dışına çıkmayı onuruna yediremiyor. Alıntı: Diriliş Tamamlandı Sıra Kurtuluşta – Abdullah Öcalan (Güneş Ülkesi Yayıncılık 1995 Baskısı – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Öcalan, Sovyet çözülmesini Rus şovenizmine, parti diktasına bağlıyor. Lenin devrimi tamamlayamadı diyor. Stalin üstüne hiçbir şey koymadı diyor. Stalin’in despotluğundan bahsedip o dönemde dalkavuk ve ikiyüzlü insanlar ortaya çıktı diyor:)  Aslında Sovyetlerde Marksizm değil kaba materyalizm uygulandı.  Marks kaba materyalizme karşıydı. Bu devir kaba materyalizm devridir. Kapitalizm, kaba materyalizmdir. Kaba materyalizmin en önemli bir yanı…

  • Ekonomiyi piyasa mekanizmalarına bırakmaya doktriner nedenlerle karşı çıkmıyorum. Bu, var. Ancak bundan daha önemlisi, kontrol etmemeyi, insanlığa bir hakaret sayıyorum. Ekonomik yaşamı, insanoğlunun iradesi dışında düzenlemeyi, insanlığın yüz karası sayıyorum. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 273) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalçın Küçük; “-1. Mayıs 1987 yılında yapılan 1 Mayıs toplantısının açılış konuşmasında  amacımızın  “Doğu Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olduğunu açıkladım, yayımlandı. Bunu duydunuz mu?”     Abdullah Öcalan; “-Duymadım. Terim yerindedir. Biz ülkemizde demokratik başlangıçlı, kısa sürede sosyalizme ulaşan bir halk cumhuriyetinden yanayız.  Mücadelemiz Türk halkının da bu mücadelenin çok iyi bir yerinde yer almasını sağlayacaktır. Gerçekten halkların…

  • Bizim kuracağımız yeni düzen, hem tüketim alışkanlıkları ve hem de tüketmeme eğilimleri açısından, şimdiye kadar görülen ve bilinenlerden çok ayrı olmalıdır. Ben bunun için çalışıyorum.   Sonunda koka kola için yanan, caz ile sıçrayan, kovboy filmlerine bayılan, piyasa mekanizmasına tapınan, gece – gündüz içki içen, yoz burjuvalar türünden çapkınlığa özenen insanlar yetiştireceksek, hiç devrim yapmayalım; bunları…

  • Değerli Kurul,    Çalışkan birisi olduğum biliniyor; dürüstüm. Aptal olduğum söylenmiyor. Bana bütün kariyerler açıldı. Hepsini reddettim. Çünkü bu düzene itirazım var.    Bütün sınıfları birincilikle geçtim. Bütün mektepleri geride bıraktım, şimdi benim bir mektebim var; sosyalizm.  Bu ülkede sosyalizmin kurulduğunu görmek istiyorum. Suç işlemiyorum. İşimi suç işlemeden yapıyorum. Bana tahammül etme zorunluluğu var. Alıntı: Kürtler Üzerine…

  • Lenin, kapitalizmde pazarın iki yönde gelişebileceğine işaret ediyor; bu ayrıma göre bir Kapitalist ekonomide pazar ya derinlemesine ya da genişlemesine gelişir. Derinlemesine gelişme; belli bir yerde sanayi ve tarımın daha çok gelişmesidir. Buna teknolojide ilerleme ile birlikte sermayenin organik bileşiminin artması ve aynı sanayi kolunda yeni alt kesimlerin oluşması demek te mümkün. Genişlemesine gelişme ise…

  • Yön Dergisi böylece Kemalizm’e evrensel nitelik kazandıracağına inanan, bütün bunları sosyalizme açılan kapı olarak ileri sürüyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 437) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Yön Dergisi, Milli Demokratik devrimci ve cuntacı, Doğan Avcıoğlu’nun.  

  • Türkler 30 Ekim 1918’de Agamemnon Zırhlısında ateşkes imzaladılar. Şimdi sadece Almanya savaşıyordu.   Almanya karışıyordu. Havada ihtilal vardı ve 4 Kasım 1918’de Kaiser Zırhlısına isyancılar tarafında kızıl bayrak çekildi. Ve 6 Kasım’da Almanlar da ateşkes istediler.   Berlin, Köln ve Hannover sokaklarına ihtilalciler hâkim olmuştu. Reischstag merkezinde gayrıresmi bir cumhuriyet ilan edildi. Alıntı: İstanbul’un Doğusunda Bitmeyen Oyun…

  • 1917 Martındaki Rus İhtilali hiç kuşkusuz Türk Ordularını doğuda imha edilmekten kurtarmıştı.   Zaten ihtilal patlak vermeseydi bile, doğu Türkiye’nin acımasız ve sert kışı Rus Birliklerinin etkinliğini büyük ölçüde azaltmıştı.  17 Ekim 1917 İhtilal ile Romanov Hanedanı düşüp yerine Krenski geçti.  Askerler vaad edilen topraklardan paylarına düşeni almakta geç kalmamak için, birliklerini terk edip memleketlerine döneceklerdi.   …

  • Stalin’in gerçek ilgi duyduğu şey ihtilal değil, güvenlikti, ideoloji değil topraktı. Bu despot, ülke dışında komünistlere metelik vermezdi.  Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zaman ilerledikçe Mussolini de Stalin de bilinçli ya da bilinçsiz olarak Hitler’den bir şeyler almışlardı.  Bunlar giderek daha çok nasyonal sosyalist olmuşlardı. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 257) kitabından birebir alınmıştır.

  • Stalin’in …sevdiği, hayran olduğu, saydığı ve korktuğu Hitler, 1941 de Rusya’ya saldırdı.  Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fidel Castro Havana’ya girinceye kadar komünist olduğunu bilmiyordu, yada bunu söylememişti. O komünist olduğu için Amerikan aleyhtarı değildi.  Amerikan aleyhtarı olduğu için komünistti. General Franko’nun büyük bir hayranıydı ve Franko 1975’de öldüğünde Küba’da bir haftalık milli yas ilan edilmişti.  Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 46) kitabından…

  • “Sosyalizmden çılgınca korkmak burjuvaziyi despotizmin kucağına atar.”   Mussolini ve Hitler ve sonu gelmeyen bir diktatör ordusu, Komünizm aleyhtarlığının popüler çekiciliği olmasaydı iktidara gelemezlerdi. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mussolini’ye ölmeden birkaç gün önce soruyorlar; “İtalya’nın bir İngiliz sömürgesi mi yoksa Sovyet Cumhuriyeti mi olmasını tercih edersiniz?” “-Ben ikincisini tercih ederim.”  Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yirminci Yüzyılın başlıca politik gücü milliyetçilik olmuştur, komünizm değil. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mihri Belli; “Deniz’in konuşmasına kulak misafiri oldum. Arkadaşlarına; “Onlarla laf yarışmasına girerseniz kaybedersiniz. Tartışmayın ağızlarını açtılar mı yapıştırın tokadı.”  diyordu, Deniz’in sözünü ettiği Türkiye İşçi Partililerdi.” Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 46) kitabından birebir alıntıdır.

  • Mustafa Kemal Vahdettin’in “fahri”, bugünkü dille “onursal” yaveridir.           Kemal daha sonraki tarihçilerin yazdıklarının aksine bir mücadeleci değil, bürokratik manevralarla yükselmeyi seven, sayısız Osmanlı subayından birisidir.   Hep şikayetçi, hep hırçın ve son derece kıskançtır; Jön Türk döneminde sivil aydınlar İngiliz yanlısı ve subaylar ise çok büyük ölçüde Alman taraftarı olarak görünüyorlar. Kemal çok küçük istisnadan…

  • Solculuktan kapitalizme geçenler daha sömürücü oluyorlar. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 392) kitabından birebir alınmıştır.