Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyalizm, Komünizm

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) …Suç vakaları konsolos raporlarında ileri sürüldüğü gibi çok sık meydana gelmiyor. Bununla birlikte Kürtlerde başkasının mülkiyetini kullanma eğilimi mevcuttur ve özellikle de Şii Kürtler bunu bir suç olarak görmüyorlar. Onlar, Hz. Ali’nin taraftarlarının öğretisine dayanarak zenginlerin mal fazlalığını fakirlerle paylaşmaları gerektiğine, bunu yapmadıkları…

  • Toprak ve malların müşterek duruma getirilmesi, özel mülkiyetin kaldırılması gerektiği görüşü Dukas’a göre Börklüce Mustafa’ya aittir. Dinler arasında fark olmadığı, bütün dinlerin eşit ve benzer ilkeler üzerine kurulduğu savunan ve yayan Şeyh Bedreddin’in bu isyan hareketleriyle doğrudan bir ilişkisinin olmadığı, fakat iktidara duyduğu kırgınlığından ve muhalif kimliğinden, dönemin huzursuz kitlelerinin faydalandığı söylense de Çelebi Mehmet…

  • Bir insan, yüzden fazla kitabın özetini el yazısıyla nasıl yazar? Çeşitli dillerdeki onca kitaptan sayfa sayfa el yazısıyla not almak ne demektir? Böyle bir çalışmayı gözünüzün önüne getirebilir misiniz? İşte Doğan Avcıoğlu budur. Bence, tek kişilik bir araştırma merkezi gibi çalışmıştır. Zaten Uğur Mumcu da ona “tek kişilik üniversite” sıfatını yakıştırmaktadır. Bilgisayarın olmadığı bir dönemde…

  • “Apocular” olarak bilinen Ulusal Kurtuluş Ordusu, 27 Kasım 1978 tarihinde, Lice’nin Fis köyünde birinci kongresini yaparak partileşme kararı alıyordu. Partinin adı, Partiya Karkeran Kurdistan (PKK), genel sekreteri ise Abdullah Öcalan’dı. “Kuzey Kürdistan (Doğu ve Güneydoğu Anadolu) Türkiye’nin sömürgesidir. Kürt sosyalistleri, Türk sosyalistleriyle birlikte değil, ayrı örgütlenmelidir. Kürt halkının kurtuluşu otonomi ya da özerklik değil, bağımsızlıkla…

  • Deprem yardımlarının yetersizliğini protesto etmek için Lice’den Diyarbakır’a yürüme fikri ortaya atıldı. Protesto yürüyüşünü dört örgüt organize ediyordu: İlerici Gençlik Demeği (İGD), Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları (KUK), Özgürlük Yolu (Türkiye Kürdîstanı Sosyalist Partisi), Kürdistan Kurtuluş Partisi (Rızgari). Behçet Cantürk, otuz beş kişilik yürüyüş komitesine, İGD’yi temsilen girdi. Komite görev bölümü yaptı. Sf. 29 Behçet Cantürk’e, köylüleri…

  • Kan akmaya başladı. İlk öldürülen kişi solcu Vedat Demircioğlu’ydu. 16 Şubat 1969, “Kanlı Pazar”: Duran Erdoğan ve Ali Turgut 19 Eylül 1909: Mehmet Cantekin. 23 Eylül 1969: Taylan Özgür. 14 Aralık 1969: Mehmet Büyüksevinç ve Battal Mehetoğlu 1970’e gelindiğinde sekiz kişi yaşamını kaybetmişti. Hepsi solcuydu. Solcular ellerine silah almaları için adeta kışkırtılıyorlardı… s. 28 Alıntı;…

  • (Cem Ersever Anlatıyor;) “Ne olmuştur Küba’da? 1957-1958 yıllarında gerilla yoğun bir şekilde Sierra Maestra bölgesindeki halkla iç içe geçmiştir. Batista rejimi gerillayla baş edemeyeceğini görünce, bu köyleri toplamış, büyük yerleşim birimleri kurmuştur. Bu kez eylemler büyük yerleşim birimlerini de kapsamıştır. Batista bunu görmüş, yerleşim birimlerini dağıtmaya çalışmış ama iş işten geçmiştir. Ve Küba Devrimi gerçekleşmiştir.  …

  • Rejim kendisini ne kadar tehlikede hissederse kontrgerilla o kadar büyüyecektir. Kontrgerillayı rejimin korkusu besliyor. s. 11 Alıntı; Binbaşı Ersever’in İtirafları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 29. Baskı Ağustos 2005 – s. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’de tarih boyunca, halk kitleleri, yenilik hareketlerini kuşku ile izlemiştir. Çok defa görmüştür ki, gelen yenilikler, halkın kendini savunmak için sarıldığı bazı şeyleri elinden alıp götürmüştür. Bu sebeple “büyük halk kitleleri, doğru ya da yanlış gelen yenilikleri, kökü kendisi dışında kabul edip kuşku ile karşılayacaktır.” İşte bu, tarihî olarak adeta müesseseleşmiş “tutum, kuşku, bir yenilik…

  • Harun Karadeniz anlatıyor; “İstanbul’a geldikten sonra öğreniyorum ki, ben içerdeyken karım İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan‘a çıkmış ve ‘kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor’ demiş. Adli Müşavir’in cevabı ise benim Ankara öykümün içyüzünü açıklamaya yeter de artar bile: “Ölsün istiyoruz” demiş…

  • Pişman sanıklardan Aclan Sayılgan, daha sonra, bu 167 kişinin dökümünü şöyle veriyor. «Yüksekokul mezunu 35 kişi, yüksekokul öğrencisi 29 kişi, lise mezunu 19 kişi, ortaokul mezunu 22 kişi, ilkokul mezunu 10 kişi, cahil 52 kişi»  Bu aktarmayı pişman sanık Aclan Sayılgan’dan özellikle yapıyorum; sanıkların elli ikisinin cahil olduğunu yazıyor.  Sanıkların içinde önemli ölçüde tütün işçisi…

  • 1981 TKP Davası başsız kalıyor. Zeki Baştımar, duruşmada ve savunmasında komünist partisine girmek istediğini açıkça söylüyor. Savunmasında, «memlekette irticaa, emperyalizm ajanlarına ve harp tahrikçilerine karşı mücadele etmek düşüncesiyle komünist partisine girmek istediğini” açıklıyor; dünyanın hiç bir yerinde bir komünist partisine bu gerekçelerle girilmemelidir. Yazık; bir mahkemede komünist olduğunu açıkça söyleyen bir genel sekreter, komünist partisine…

  • Sultan Üçüncü Selim’den bu yana, yobazların elinde yiten bütün yiğitlerimizin vasiyetlerini üzerimde duyuyorum. Bunların arasında, 70’li yıllarda Yürüyüş’te yanımda çalışan Latif Can ve kendisiyle yedi genç arkadaşımın vasiyetleriyle de yanıyorum. Latifin yüzü ne kadar aydınlıktı ve galiba, bir çalışmamı bu yedi yiğidimize ithaf etmiştim; ülkücü faşistler bir gün, Bahçelievler’de telle boğdular. Boğan örgütün başında, son…

  • Yasalarımızı unutmamak durumundayız: yobazlık, ülkemizde devletin ve generallerin politikasıdır. Kemalizm’in bir ideoloji olarak bitmişliği en çok generallerin gizli tarihinde yazılıdır. Bu yüzden sosyalizmi ve Kürt mücadelesini durdurmak için, yobazlığa muhtaçtır. Şimdi generallerin sorunu, yobazlığın, kendinden bağımsız ve kendi adına “iş” yapmaya kalkmasıdır. Sf. 40 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf.…

  • Kennedy yeni seçildiği bir zamanda, bir gün, Beyaz Saray’da Andrey Gromiko’ya, Yahudiler’in, iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesine hiçbir zaman razı olmayacaklarını fısıldamıştı. Korkuyor muydu, söyleyemeyiz ve ürküyordu. Castro da, “Siyonistler, hiçbir zaman Sovyet Devletinin kuruluşunu ve Leninist Partisini affetmezler ve affetmeyecekler” demişti. Sf. 308 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı…

  • 1979 yılının, Şubat Ayı’nda Tahrana dönüşü ile başladığını, not ediyordu; dönüşü tek başına değil yoldaş vakalar ile anlamlıdır. İran’da İslâmik Cumhuriyet başlamış oluyor; Asya’nın ucunda çok önemli bir ülke, İslâmik kurallarla yönetimi seçmiş durumdadır. İki, Roma’da, Polonya’da Kardinal olduğu için “Komünist” sıfatıyla da tanınan Kardinal Karol Wojtyla, Papa seçildi; İtalya dışından ilk papa oluyordu, aydınlanmayı…

  • En değerli ürün, ortak olandır. Ortaklık sevmektir ve sevmek, ortaklıktır. Ortak iş, bir ahlaktır. Sf. 42, 43 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir, grevlerin çok yükseldiği bir zamandı ve Vakko fabrikasında da grev yapılıyordu. Ancak aynı zamanda Vitali Hakko’nun arkeoloji müzesinde defilesi var. Demirel başbakandır ve Süleyman Demirel’in bir de, Barlas Küntay nam turizm nazırı vardı; İstanbul’dan Ankara’ya, döndüğü sırada ve yolda, Nazır Küntay, Başvekil Süleyman Beyefendiden bir emir alıyordu. Başvekil’den Nazır’a emir şudur: “Dön, Vakko’nun Arkeoloji…

  • Çünkü Altmışlı yıllarda, 1967 yılında, “Altı-Gün Savaşı” var; Judaik Ansiklopedi, “turning point” olarak nitelemektedir. Ben, İsrael Devletinin gerçek kuruluşu olarak görüyorum. O tarihe kadar, yaşayabileceği tartışmalıydı; dünyanın her tarafındaki Yahudiler, bulundukları yerlerdeki devletlere sadıktılar ve eninde-sonunda Amerika’da olmak ve yükselmek istiyorlardı. Filistin’de olanları bir keşif kolu veya bir sınır karakolu olarak gördüklerini artık görüyoruz. Türkiye’deki…

  • Birlikte çalıştıklarıma âşık olma huyum var, kolektivitenin yaratıcılığına ve büyüsüne hep inanıyorum; Sf.16  Alıntı;  Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.