Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyalizm, Komünizm

  •  Sosyalizm, eşitçiliği ve ortak çalışma ve tüketmeyi ön plana çıkarmak olarak anlaşılıyor. Böyle anlamak istiyorum. Eşitliği sadece mülkiyette veya mülkiyetsizlikte görmüyorum. Ücretlerde bir eşitleyici süreci sosyalizmin kuruluşunun vazgeçil­mez koşullarından birisi sayıyorum. 1920 yıllarında Ekim Devrim­cileri ücret eşitliğine son derece önem verdiler ve bunu gerçek­leştirmeyi çok doğal bir gerek saydılar. Ancak; 1930 yıllarının sanayileşme sorun ve…

  • Sosyalizmde insanlar giderek daha az çalışmalıdır. İnsanlar daha çok çalışacaksa, kapitalizmin ne kusuru var? Sosyalizmin amacı kapitalizmde çalışmayanları da çalıştırmak değil, tüm in­sanların çalışma süresini azaltmak ve sonunda insanların çalış­tıkları süreyi duymadıkları bir toplum düzeni kurmaktır, zorunlu çalışmaktan uzaklaşma ve kurtulma insanın tarihinde ve doğa­sında var. Sf. 233 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın Küçük ve…

  • Eski Amerikalılar çalışmazlar; çünkü çalışmak, bayağı ve banal bir iş oluyor. Eski Atinalılar için yaşam, felsefe ve politika yapmak, sohbet etmek, dolaşmak, sevişmek, yemek ve şarap içmektir; iş yapmak, kentli olmayanlara ve kölelere düşüyor. İş yapmanın aşağılık bir uğraş olmaktan çıkışı kapitalizmin doğuşu ile başlıyor. Emek harcamanın ve emeğin kutsallaştırılması, burjuvazinin Calvin’den aldığı bir örtüdür;…

  • Türkiye burjuvazisi, sosyalist dünyaya her açılımında solcu ve ilerici tutuklaması yaparak, iç ve dış gericiliğe, sağlam durduğunu, herhangi bir gevşemenin söz konusu olmadığını anlatmak ister; Mustafa Kemal Paşa’nın Mustafa Suphi ve arkadaşlarıyla başlattığı bu ilk örnekten sonra Kemal Paşa’nın yasaları şaşmaz bir kuvvetle işliyor. Burjuvazi, solculara da, açılımın kendilerinde herhangi bir “yanlış anlayış” yaratmaması için…

  • “Sirina”, ilk buharlı ya da “steamer”, Londra’dan yüz yolcusuyla New York’a hareket ettiği zaman Marx yirmi yaşındadır. Kraliçe Viktoria’nın demiryolculuğunu onurlandırdığı ve bunun için de ilk kez trene bindiği 1842 yılında ise yirmi dört yaşını sürüyor. Bundan bir yıl sonra ABD Kongresi, Morse’a ilk elektrikli telgraf hattını kurması için ödenek ayırıyor. Bir yıl sonra selülozdan…

  •  “Burjuvazi, tarih açısından, bir an devrimci rol oynamıştır.” ”Burjuvazi, kontrolünü sağlar sağlamaz, bütün feodal, ataerkil ve kırsal ilişkilere son veriyor.” “Tek sözcükle, dinsel ve siyasal illüzyonlarla örtülü sömürünün yerine çıplak, utanmaz, doğrudan ve vahşi sömürüyü koyuyor.” Bunları Komünist Manifestodan aktarıyorum, burjuvazinin yıkma ve hızına yapılan bu vurguların gerçekçi çıkıp çıkma­dığının tartışılması gerekiyor. Sf. 30 Alıntı:…

  • Çünkü uzun yılların ezikliğini taşıyan Osmanlı aydını Ekim Devriminden son derece hızlı bir biçimde etkileniyor ve nerede ise kütlesel bir biçimde komünizmi kurtarıcı görmeye başlıyor. Berlin’de okuyan aydınlar, Ankara’da toplananlardan önemli bir bölüm, İstanbul’da üniversite öğrencileri ve Kafkas savaş esirleri arasında komünizmin ve Bolşevizm’in cazibesine kapılanlar önemli orana ulaşıyor. Anadolu direnişi biçimlenirken Türk aydınları arasında…

  • Mustafa Kemal Paşa üç gün sonra Sadarete uğradığında Ferit Paşa resmen görüşemediğini itiraf etmiş. Fakat İngilizlere “Mustafa Kemal Paşa sizin şikâyet ettiğiniz konuları göz önüne alacaktır.” dediğini, onların da her türlü ilişkilerde yardımcı ol­maya söz verdiklerini söylemiş. Padişah da Mustafa Kemal Paşa’nın doğruluğundan emin olduğunu belirtmiş. Yunanlıların İzmir’i işgalinden, İngilizlerin kendisine karşı cephe aldıkla­rı anlamını…

  • Sabatayizm ise başta Nurculuk olmak üzere her türlü, Kürdist ve Türkist tonlu tarikatları geliştirerek, pro-Arap bir tandansa sahip solun yayılmasının önünü kesmek istiyordu ve bu daha sonra, solu bozmak isteyen devlet kadrolarının politikasıyla birleşmiştir. Sf. 243 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük işletmelerin sahipliği kapitalistlerde olsa da, kontrolü menajerlere geçiyordu ki, bu kapitalizmi kapitalistlerden soyutlamak anlamına geliyordu. Burnham, bu tür görüşleri nahif bulmaktadır; mülkiyetin reel tanımını yapmayı deneyerek, kontrol kimde ise sahibi de o dur, demektedir. Sf. 45 Bir; demokrasi ile kapitalizm arasında ayrılmaz bir özdeşlik kurulamayacağını ifade ediyor; Burnham, kapitalizmin mutlaka demokrasiyi de beraberinde getireceği…

  • Öte yandan Marks, Rus Çarlığını genel bir demokratizasyonun en büyük engellerinden birisi olarak görüyordu; bu nedenle Rusofob ve Türkofil’di (Rusları sevmez ve Türkleri severdi) ve dolayısıyla Rusya’nın büyümesine baraj olabileceği düşüncesiyle Türkiye’yi ve Rusya’yı zayıflatacağı için de Polonyalıları tutuyordu. Sf. 34 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 34)…

  • Türkiye Üniversiteleri, 1950’li yılların ortasında, çok önemli bir demokratizasyon hareketi oluşturabilmişti, buna “Forum Hareketi” diyoruz. Ancak, 1956 yılında zamanın yürütme gücü bu demokratizasyon hareketinin liderini üniversitedeki görevinden alarak, Bakanlıkta sıradan bir memur hâline getirebilmişti. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Profesör Turhan Feyzioğlu’ydu. Üniversite gençliği bunu protesto etmek üzere harekete geçti, ben hareketin elebaşlarından birisi olarak Üniversiteden…

  • Mehmet Ali Aybar ve Behice Boran, eğer Sabatayist ailelerden geliyorlarsa, Sabatayist olmadılar mı; cevabı… Çetin Altan ve Fatma Hikmet İşmen, birincisi iki dönem TİP milletvekili ve ikincisi uzun yıllar ve tek TİP senatörü yapıldılarsa ve Sabatayist iseler, işte burada Sabatayist davranış kalıbıyla karşılaşıyoruz.  Sf. 352 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı…

  • Ayrıca, Kıbrıs Savaşına da katıldım, bu Teşkilatın (Türk Mukavemet Teşkilatı) zaman zaman, “Rumlar” yerine Denktaş Muhalifleriyle ve solcu öğretmenlerle mücadele ettiğini de biliyorum, savaş, bir liderlik realizasyonu ve bir araştırma alanıdır. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 279) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tez şudur; dünya soluna ve özellikle Türkiye soluna, içten ve dıştan en şiddetli darbelerin başlangıcı 1967 Altıgün Savaşları’dır ve İsrail’in beklenmedik bir zamanda Arapları hezimete uğrattıkları bir savaşı bir “Milat” kabul ediyoruz. Türkiye Düzeni İsrail’e yakınlaştıkça, Türkiye Sol’una daha şiddetli darbeler indiriyordu. Sol’a karşı büyük şiddetin, Prof. Erim’in Başbakanlığı ile başladığını söyleyebiliyoruz. Türkiye Solunun içinden…

  • Selanik’te çıkan Yeni Asır Gazetesi, Osmanlı Meclisi Mebusan’ında sosyalist mebus olarak bulunmuş Vlahof Efendi’nindir. Burada sosyalist partinin yapacaklarını anlatıyor; 1- Her yurttaşa seçim hakkı tanınacak. 2- Toplantılar, dernekler, grevler serbest olacak. 3- On dört yaşına kadar kız ve erkek çocuklar fabrikalara değil okullara gidecek. 4- İşçilerin günlük çalışma saatleri kanunla sınırlanacak. 5- İdam cezası kaldırılacak,…

  • “İlk sosyalist yayın 1910 yılının başlarında kurulan “İştirak” (katılım, kolektiftik) dergisidir. Bunun imtiyaz (ayrıcalıklı) sahibi ve Mesul Müdürü “Serbest İzmir Gazetesi” sahibi ve Mesul (sorumlu) Müdürü Hüseyin Hilmi idi. Sosyalist Partinin kuruluşundan birkaç ay önce çıkmaya başlayan bu derginin başlığının altında “Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar.” Atasözü ve “Sosyalizm efkârının (fikirlerinin) mürevvici (yayıcısı,…

  • Aybar ve Boran’ın liderliğinde, hem tam bir Türk-Kürt politik yürüyüşü kurul­muştu ve hem de, Türkiye tarihinde ilk ve bugün itibariyle son kez, Türkiye sosya­listleri, parlamentoya girdiler; 1965 Seçimlerinde on beş yeni sosyalist milletve­kili arasında Aybar İstanbul’u ve Boran, Kürtlerle yoğun Urfa’yı temsil ediyordu. Sosyalistler, parlamentoyu eski usul çalışamaz hâle getirdiler; ayrıca, üniver­siteleri, yargı ve kamu…

  • 1951 yılında üç gelişmeye işaret etmem gerekiyor; İran’da, Doktor Musaddık’ın Millici Cephesi, geniş kütleleri sürükleyen bir rüzgâr estiriyordu. Şah, bu rüzgâr karşısında ve rüzgârı çalabilmek için, İran petrolünün kamulaştırılmasını karar­laştırdı; ancak, Musaddık’ın başbakan olmasını önleyemedi. Doktor Musaddık’ın komünist olmaması ve Tudeh’ten uzak durmasına, Tudeh’in Doktor Musaddık’ı desteklememesine karşın, Washington’un bunu bir komünist hükümet saydığını biliyoruz.…

  • Kemal’in Doğu Halkları Kurultay’ındaki adamı İbrahim Tali, Moskova’dan Ankara’ya bir rapor gönderiyordu, bu raporda; ”Eğer bir sene daha İngilizlerden ve Komünistlerden memleketi masun (korunmuş) tutabilirsek halas (kurtuluş) muhakkaktır.” Deniliyordu.   Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.