Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyoloji

  • Helenleşmiş Doğu’da, Latinleşmiş Batı’ya göre usul ve seremoniler daha önemli oluyor; Latinlerin kaba denecek kadar doğrudan anlatımları yerine Helenler, ikiyüzlü denebilecek kadar dolaylı anlatımı tercih edebiliyorlar. Sf. 226 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 226) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cengiz, bir ciddi adamdır; zorunluluğun gereğini yerine getiriyor. Çeşitli ırkların, halkların topraklarında hareket edenler, hoşgörülü davranmayı öğreniyorlar. Sf. 159 Alıntı; Fatih Sultan Mehmet (Yirmibir Yaşında Bir Çocuk) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ekim 1987 – Sf. 159) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir yangın çıktığı zaman Sadrazamla Yeniçeri Ağasının yangın mahalline gitmesi kanundu; her hangi bir Sadrazam’ın sadareti esnasında fazla yangın olursa bu hâl Paşa’nın uğursuzluğuna hamlolunarak (ona yorumlanarak) azledildiği gibi Sadrazamdan memnun olmayan Yeniçeri Ağalarının onu azlettirmek için yangın ihdas etmeleri gibi ahlaksızca halleri de görülmüştü. Sf. 83 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri…

  • Devşirmelerin, babasının adı yerine Abdullah yazılıp, bu suretle Abdullah Oğlu olduğu, yani devşirme ve esirden gelme Hristiyan olduğu gösterilmiştir. Mesela Mehmet Nasuh ismi Mehmet bin Nasuh demektir keza Şaban Gemlik veya Ahmet Mihaliç isimleri de Şaban’ın Gemlik’ten ve Ahmet’in de Mihaliç’ten devşirildiğini göstermektedir. Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı…

  • Üç yaşına kadar olan çocuğa; Şirhor yani meme emen çocuk denirdi, üç yaşından sekiz yaşına kadar olan çocuğa; beççe yani yavru, sekizden on iki yaşına kadar olana gûlamçe (küçük çocuk), ve bulûğa ermiş olana da gûlâm denirdi. Sf. 10 Alıntı; Kapıkulu Ocakları I (Acemi Ocağı ve Yeniçeri Ocağı) – İsmail Hakkı Uzunçarşılı, (Türk Tarih Kurumu…

  • Trabzon Hıristiyanlarından Acemi Oğlanı celp edilmesi bir aralık Fatih’in burayı zaptından sonra devam etmiş ve sonra bunların şerirlikleri dolayısıyla oradan oğlan devşirilmesi kaldırılmıştı. Yavuz Sultan Selim Trabzon Valisi iken Trabzon halkının kendisine gösterdikleri sadakat üzerine Hükümdar olduktan sonra bunlardan tekrar devşirme alınmasını emreylemişti. Vezir-i Azam Pir Mehmet Paşa bunların şerirliklerinden bahis ile oradan oğlan yazılmasının…

  • Çiçero; “Ayrı ayrı bakınca değer vermediğimiz kimselere, bir araya geldikleri zaman değer vermekten daha büyük budalalık olur mu?” Sf. 230 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşüncelerini kafa tutarak, emirler vererek ortaya koyanlar akıldan yana güçsüz olduklarını belli ediyorlar. Sf. 188 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aristippos, kendisinin olan çocuklarını nasıl olup ta sevmediği söylenince, tükürmüş ve demiş ki; “Bu tükürükte benden çıktı, bitler, kurtlar da çıkıyor benden.” Plutharkos’un kardeşi ile barıştırmak istediği biri de şöyle der; “Aynı delikten çıktık diye, kardeşimin benim için büyük bir önemi olamaz.” Sf. 71 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 –…

  • Çocuklarla babalar arasında duygu, düşünce alışverişine dayanan dostluk düzeyinde bir ilişki kurulamaz. Sf. 71 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Küçük ruhlu insanlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılmayı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler. Sf. 68 Alıntı: Denemeler – Michael de Montaigne, (Kum Saati Yayınları, 2004 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Köylerde sürüleri ağıla çekerek sokmuyorlar, gidebilecekleri bütün kapıları kapatıp sadece ağıl kapısını açık tutarak, arkalarından “ho” diyorlar. Sf. 303 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nasyonalite (milliyet), feodalitede yoktu ve aydınlanma çağı anti-nasyonaldir. .. Büyük Veba, sanofobi, yabancıdan korkma ve kuşkulanma arazını yaymıştır. Sf. 20 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 20) kitabından birebir alınmıştır

  • Mutlular saate bakmazlar, mutlular için “an” sonsuzdur; başka bir deyişle “an” da sonsuzu yaşamak demektir, çünkü mutluluk, sonsuz hareketsizlik ve bu nedenle hareketsizlikte yaşamak ve aslında yaşamamaktır. Sf. 16 Alıntı: Tekeliyet II (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük – (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 16) kitabından birebir alınmıştır.

  • Her yenilenin, yenenin âdet ve kurumlarına ilgi duyması ve bunların transplantasyonuna eğilim göstermesi doğaldır ve tarih tanıklık ediyor. Fakat biz Türklerde istisnai bir durum da görülüyor; Türkler, Roma’yı dağıtarak Anatolia’ya girmişti, kendisini muzaffer sayabiliyordu; ama yine de Roma kurum ve âdetlerini kopya ettiğini biliyoruz ve bizde, hayranlık ve bununla birlikte gelen aşağılık kompleksi neredeyse bir…

  • 1960 Seçimlerinde Kennedy’ye yenilen Johnson’ı, Kennedy yardımcısı yaptı. O öldürülünce Johnson Başkan oldu. Kennedy’nin katlini tahrik ettiğini düşünebiliriz, çünkü eğer ölümü bir komplonun sonucuysa, yerine Johnson’ın geçmesi kesindir. Sf. 249 Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2014): Lyndon Johnson siyah- beyaz eşitliği…

  • Bütün köleler memnundur ve köle, memnun olmayı bilmeyen canlıdır, tarifi böyle yapıyoruz. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kavalalı döneminde Mısırlı kadınlar rahat tavırları ile İstanbul’a hava katmışlar. ..  O döneme kadar Osmanlı elitist erkekleri hep genç oğlanlara âşık oluyorlardı, Divan’larında sevgili hep oğlandır; kadına âşık olmayı bilmiyorlardı; Londralı asil kızlarda gördüler ve Mısırlı prenseslerden öğrendiler. Hepsi birleşince, Hace-i Evvel Ahmet Mithat Efendi “dekadans” çöküş diye bağırmaya başladı.   Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi)…

  • Şiddet ve büyük acıları izleyen her dönemde olduğu üzere insanlar daha pervasız ve kaba davranışı benimsediler. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğa ve toplum, redondant, fuzuli, olanı kabul etmeme eğilimindedir. Alıntı: Tekeliyet I (Ansiklopedi) – Yalçın Küçük, (İthaki Yayınları 1. Baskı 2003 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.