Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyoloji

  • Konuşmacı son derece yumuşak bir biçimde, dinleyicinin kendi fikrine katılmasını istiyor. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 66) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karnı ve göğsü gibi bütün zayıf noktalarını açıkta bıraktığından kendisini çok güçlü ve güven içinde hissediyordur. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatırladığımız sesler büyük çoğunlukla hoş olmayan seslerdir. Çünkü güzel bir ses ve doğru telaffuz amacına ulaştığı için, fark edilmez.  Sesin müziği hayatın gerçeğidir.. Alıntı: Bedenin Dili ve Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • … aldıkları bilgiden nasıl yararlanacaklarını değil, bu bilginin hangi durumlarda işe yaramayacağını düşünürler. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tartışmacılar sorunu değil, kişiliği tartışmaya başlarlar. Bu da tartışılan konuyu içinden çıkılmaz hale getirir. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 35) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüz kaslarının anlatım amaçlı kullanım mimikleri, bedenin kullanımı ise jestleri oluşturur. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir kişiyi dinlerken başımızı hafifçe yukarı kaldırmamız, konuşan kişide büyük rahatsızlık yaratır. Başımızı hafifçe sallamamız ise karşımızdaki kişide “anlaşıldım” duygusu yaratır, rahatlık verir. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştır.

  • .. Sadece göğüs açıklığına bakılarak bir insanın kişilik yapısı ve içinde bulunduğu duygu durumu konusunda bilgi sahibi olmak mümkündür.  Merkezin göğüs üzerinde kesişen bir yatay ve düşey eksen üzerinde dengeli olarak durması, omuzların geriye doğru genişlemeden dik olarak tutulması güvenli bir görünüş ortaya koyar. Merkezlerini ölçülü bir şekilde dünyaya açan insanlar, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler…

  • İnsanların hissettikleri gibi davranmaktan çok, davrandıkları gibi hissettiklerini biliyoruz. İnsanın davranışı beden kimyasını değiştirir. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kültür, tarih boyunca insanın doğasıyla ve insanla ortaya çıkmış problemlerinin ve zorlamalarının çözüm biçimidir.  Kültürün ana yapısını oluşturan zihinsel süreçler oldukça yavaş değişir. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 23, 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir iletişimin yapılandırılmasında ortalama olarak kelimeler % 10, ses tonu % 30 beden dili % 60 rol oynar. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 30) kitabından birebir alınmıştır.

  • …Beden dilimizi gizlememiz çok kere mümkün değildir. Duygu ve düşüncelerin anlaşılmasında kelimeler değil beden dili esastır. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • … eğer kollarımızı kavuşturarak ve geriye doğru yürüyerek topluluktan uzaklaşırsak, topluluğa katılmakta isteksiz davranıyoruz. Buna karşılık kollarımızı açıp, topluluğa doğru ilerlediğimiz takdirde, dinleyicileri konuya katılmakta ve işbirliğine girmekte son derece istekli oluyoruz. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk izlenim 30 saniye içinde oluyor. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chaplin şunu anlatıyor; bir insanda, hep akıl var ve hiç duygu yoksa bu, en büyük caninin özelliğidir.  Hep duygu var ve hiç akıl yoksa kendi halinde bir budala demektir. Akıl ve duygunun mükemmel bir dengelenmesi, bize, harikulade aktörü çıkarıyor.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kütle ne kahraman ne de korkaktır. Kütle içgüdüseldir.   Kütle, kendisini çelikleştirmek isteyenlere karşı düşman tutum alır. Kütle kendisini köleleştirmek isteyenlere yaltakçı bir davranışa girer. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbullu için esas sevişme türü, erkeğin erkekle ve kadının kadınla sevişmesidir.  İstanbullunun karşı cinsi sevmesinde Kırım savaşı önemli bir yer tutuyor; savaşta yaralı İngiliz subaylarına hastabakıcılık yapmak ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak için İngiliz asil kızları, hemşireciliğin kurucusu Florance Nightingle de bunlar arasındadır. İstanbul’a akın ediyorlar. İstanbullu bunların aşklarını görüyor ve kadın ile erkek arasındaki…

  • Korkak ile cimri arasında yakın bağ kuruyorum. Özel mülkiyetin başlangıcında korkaklık görüyorum. Cimrilik, korkudan gelen bir mülkiyet tutkusudur. Ben de korkak olmayan bir tek cimri insan görmedim. Ben daha cesur insanlar arasında bir tek cimriye rastlamadım.    Yalancı, güven duymayan adamdır. Güvensizlik doğru söylememenin motorudur. Güçsüz ise haindir. …Güçlü güçsüzleşince hain oluyor.   Yenmeyen, başaramayan ne kadar…

  • … köylü, acısını dövünerek yada yüzünü parçalayarak göstermek gereğini duyuyor. Burjuva acısını bile en az çabalar yasasına göre duyabiliyor.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Millet, tarih sahnesine kapitalizmle birlikte çıkıyor. Daha önce var olan, parçalılıktır. Daha önceki aidiyet durumu, çok büyük ölçüde fizikseldir ve güçten, birlikte iş yapmaktan, ganimet toplamaktan, var olabilmekten, savaşmaktan kaynaklanıyor; eninde sonunda bir güçlü liderin etrafında toplanma olarak beliriyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.