Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Sosyoloji

  • Devletin ortaya çıkması için ise burjuva sınıfının gelişmesinin değil, doğumunun önemli olduğunu düşünmeye başlıyorum; devlet, burjuvaziye, sınıfını geliştirmek ve zenginleştirmek için gerekiyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk hükümetine Erzurum’da müsaade etmedim. “Erzurum Erzurumlularındır.” propagandasının harici düşman tarafından geldiğini haykırdım! Alıntı: İstiklâl Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkânı – Kâzım Karabekir (Tekin Yayınevi, 1. Baskı 1990 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2022): Halkın yönetime güveni kalmamış ve kötü idareden o kadar bıkmış ki şehirler, yöreler ve etnik…

  • Şiddetin bu kadar yoğun ve ayrımsız denebilecek dozajda uygulanmasının iki temel sonucu görünüyor; birincisi, Türkiye’de yaşayan insanlar, giderek küçülüyorlar. 1930 yıllarında, son derece dar ufuklu, itiraz etmesini bilmeyen, giderek daha çok edilgen, küçük bürokratik işlerini yapabilmek için beceri biriktiren, küçük işlerini yaptığı zaman çok büyük coşkular alabilen bir insan türü yaratılıyor. Bu dönemde, toplumun bürokratlar…

  • Emperyal devlet, emperyalist devlet anlamına gelmiyor. «Emperyal» sözcüğünü, tekeller düzeninden önce bir ulusal-ekonominin diğer halk ve uluslar üzerindeki yönetimi olarak kullanıyorum. «Emperyalist devlet», tekelli düzenin, bir başka görünüşü oluyor; tekelli düzen ile «emperyalizm» nitelemelerinin birbirinin yerine kullanılabileceğini düşünüyorum. Sf. 631 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf.…

  • Ermek, Tanrı’ya yaklaşmaktır. Tanrı, üşümez. Üzülmez. Korkmaz. Sevmez. Yaşamaz. Tanrı, ölümü canlandırmaktır. İlkel için ölüm günlüktür. Tanrı’yı yaratmak, aynı zamanda ilkeli yaratmaktır. İlkellik, Tanrısal büyüklüklerin baskısı altında sonsuz küçük zaman ve mekânda sadece canlı olabilmektir. İlkel için yaşam şiddettir. Eren için ölüm, en şiddetli teorik çözüm’dür. Egemen ilkel’dir. Egemen, yaşamı bilmeyendir. Tanrı, yaşamı tadamayandır. Egemenlik…

  • Hain, kendisine güvenilen ve kritik bir anda bu güveni haksız çıkaran bir eylem içine giren kimsedir. Kavramsal olarak Ethem böyle bir tanımın çok dışına çıkıyor. Sf. 528 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 528) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Harbord Misyonu yazıyor;) Yakın Doğu’da bu deyişin yaygın olduğu yazılıyor; “Bir Ermeni hiç bir zaman hukuken yanlış olmaz ve hiç bir zaman da ahlaken haklı olmaz”; Türkiye ve Rusya Ermenistanlarında Ermeniler böyle anlatılıyor. Sf. 436 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusya Ermenistan’ının başkenti Erivan’dır; Erivan’da Ermeniler değil Müslümanlar çoğunluğu meydana getiriyor. E. H. Carr, incelediğim bu zamanda, Gürcülerin, Tiflis’te, başka her kentten daha çok, Ermeni yaşadığını ve Ermeni nüfusunun Gürcülerden fazla olduğunu kaydediyor. Ermeniler, kendi başkentinde azınlık ve kendilerini hiç sevmeyen bir başka milletin başkentinde ise çoğunluktadırlar; sevilmemeleri, bölgenin tüccar «sınıfını» oluşturmalarından kaynaklanıyor.. Bölgede parayı…

  • Bunun için Marx’i en çok etkilemiş ütopyacı Saint-Simon, özel mülkiyetin olmadığı bir kapitalizm düşleyebiliyor. Sanayici kapitalistlere en çok özel mülkiyetin sakıncalarını ve bundan kurtulmanın yararlarını anlatmaya çalışıyor. Sf. 270 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 270) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun için önce insan aklının bir kusurundan söz etmek gerekiyor. İnsan aklının association tutkusuyla defolu olduğunu ileri sürmek durumundayım. Özellikle kütlesel akıl, aynı zaman kesiti içinde algıladığı iki olguyu önce birleştirme ve daha sonra da bunlar arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurma zaafını taşıyor. Eğer turistlerin çok geldiği bir yılda dağdan köye inen kurtlar da çoksa,…

  • Kitle iletişim araçları büyük bir şiddetle yirminci yüz yıl insanına aşırı kaygılar ve giderek büyük korkular yüklüyor. Sf. 21 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Proletarya diktatörlüğü kavramına model sağlamış olan yenilmez ihtilâlci Robespierre’in yazdığı gibi, mutlu bir halkın hiç bir zaman taşkın bir halk olamayacağını, Türkiye köylerinde köylülerin mutlu ve sakin olduklarını,  Sf. 551 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 551, 551) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısaca üzerinde durmam gerekiyor. Tarihin mantığının bireylerin mantığından çok güçlü olduğunu tekrarlamak zorundayım. Tarih, bireylerin mantığının diyalektik toplamı olarak çalışıyor; akışı içinde bireylerin mantığını törpülüyor. Sf. 542 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk çıkışında son derece saf ve doğal bir yanı var; İnsanlar, komiteler halinde çalışıyorlar. İnsan, ortak çalışma yapan yaratık oluyor. Birey’in gelişimi mutlaka ortak ve toplumsal çalışmadan geçiyor. Robinson Crusoe türü insan, ana okulu için geliştiriliyor. Sf. 590 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 590) kitabından…

  • “Bir toplum için tarihsizlik, talihsizliktir. Çünkü tarih, gelişme yasalarını araştırır.. Gelişme yasaları ise kaldıraç gibidir.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yerel olana tutunmak, bir aşağılık kompleksi belirtisi oluyor.  Yerellik, benliğini, yabancı gözüyle bulmaya çalışmak oluyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Soyutlayamamak ve kavramlaştıramamak köylülüktür. Köycülüğün babası Köylü İsmail Hakkı Baltacıoğlu tam bir aydın düşmanı.    Katıksız aydın ve bürokrasi düşmanlığı köylülüktür.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 538 ile 540 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Köylü bakış açısı, sosyal ekonomiden, estetikten ve teoriden çok uzaktır. Dar ihtiyaçların her ne pahasına tatmini mubahtır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1995): Her köylü güç sahibine tapınır. Köylülük sanayileşmeye onun getireceği bireyselliğe bir gerici tepki olmalı.

  • Türkiye’ de Kürtçe konuşanların oranı % 7 civarındadır. (1965 Türkiye İstatistik Yıllığı, Genel Nüfus Sayımı) Alıntı: Çağdaş Türk Sosyolojisi – Orhan Türkdoğan (1979 – Sf. 426 ile 427 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Prof. Dr. Orhan TÜRKDOĞAN Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde iken, yanında görev yapan Doç. İsmail Beşikçi’yi doğudaki etnik yapıyı incelemek üzere görevlendiriyor.…

  • “Kütle tabanının daralması da ihtilalci yöntemleri ön plana çıkartıyor. Kütlesellik yakın iktidar perspektifi ile birleştiği zaman daha çok, mutlaka bir ödün vermeyi içeriyor. Kütle tabanının küçülmesi, kütlelere gitmenin pratik kanallarının tıkanması, ödün gereğini ortadan kaldırıyor ve ihtilalci yöntemleri gündeme getiriyor. Sf. 242  Kütlesellikle ihtilal yöntemleri birbirini ortadan kaldırır. Teorik sığlık, kütle tabanı dar olan örgütlenmelerde,…