Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Tarihçe – Yalçın Küçük

  • Türkiye yönetici kliği, Kürt Savaşı’ndan memnundur. Bununla, Türkiye insanını transforme etmek imkânını bulduğunu düşünüyor. Sizlerin “aptallık” dedikleri, bir anlamda akıllılıktır. Türkiye, bir “düşmanlık” yaratmadan düzenini ayakta tutamıyor; bu düşmanlık masraflı olmakla birlikte pek işe yarıyor. Sf. 172 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlığın bütününü hedef almayan hiçbir kurtarıcı, kurtarıcı değildir. Sf. 172 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ben kesinlikle demokrat değilim ve bana demokrat denmesini en büyük küfür sayıyorum; ben, özgürlükçüyüm, ben ortakçıyım, ben katılımcıyım, ben halkçıyım, ben kesinlikle demokrat değilim, ben devrimciyim. Ben aydınım ve ben sosyalist olmaya çalışıyorum. Ben demokrat değilim ve ben devrimciyim. Hiçbir demokrat, devrimci değildir. Sf. 127 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 –…

  • Felsefe ile şaka’nın bir ilişkisi var mı? Belki de “şaka”, şiddeti olmayan felsefe denemesidir. Belki de bu nedenle, ben, şiddetli eyleme dönüşmeyen faaliyetlerimde, yazı ve konuşmalarımda, “şaka” öğesini çok kullanıyorum; bir de, gülmenin insan yüzüne dans etmek ve inanmak ile birlikte, en çok yakışan üç renk olduğuna inanıyorum. Sf.125 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış…

  • Farsça Nasrettin’in, Türkçe Nasrettin’den çok daha felsefi oluşuna hem şaşırıyorum ve hem de, bunu önemli buluyorum. Bu, bize, Türklere, ,dilimize ve devrimlerimize bir yeni kapı’dır. Şimdiye kadar dilimiz ve devrimlerimiz, büyük ölçüde, felsefesiz kalmıştır. Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Goethe’nin ünlü, “bir dil bilen, hiçbir dil bilmiyordur” sözü Sf. 123 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 123) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ülkemizdeki pisliğin dibinde en saldırgan, en kan içici, en sömürgen, en ahlaksız, en kumarbaz, en cahil üç sektör var; pisliği üreten, tekstil, inşaat ve turizm sektörüdür. Sf. 119 Şimdi başlığını veriyorum Bir “TİT sendikacılığın son bulduğu alandır. İki, Tit te bilgiye gerek yoktur. Üç Tit, orospu ahlakının alanıdır. Dört; Son zamanlarda “dünya evine giren, bütün…

  • Şimdi daha açık yazıyorum: Sovyet Komünist Partisi, Aybar’a, Behice Boran’a ve bu arada bana, hiçbir zaman güvenmemiştir. Bizleri, kendi senaryoları için, hiçbir zaman esnek bulmamıştır; şimdi ben, sadece pek de haksız olmadıklarını söyleyebiliyorum. Sf. 107 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tip Dördüncü Kongresi Kürtlük kararını aldığı yıl, Güney’de Mustafa Barzani ile Bağdat arasında bir ön anlaşma imzalanıyor; bu anlaşmaya göre, Bağdat, Kürtler’e “otonomi” vermeyi resmen kabul ediyor. Bu kabul ve bu ön anlaşma da Kürt tarihinde ayrı bir öneme sahiptir; yalnız “otonomi” sözcüğü, Ankara ve Tahran için bir kâbus anlamına da geliyor. Bu kâbusun etkisi…

  • Aybar devrildi. Behice Boran Genel Başkan, Kürt kökenli Sait Çiltaş Genel Sekreter yapıldı ve 1970 yılı sonunda, Dördüncü Kongresi’nde ünlü “Kürt Halkı Vardır” kararını aldı. O zaman Mehdi Zana ve Kemal Burkay örneği Kürtler ile beraberdik; bu karar, Kürtler üzerinde bütün yabancı gözlemcilerin kabul ettiği gibi, Kürtlük tarihinde çok önemlidir. Sonunda Türkiye İşçi Partisi kapatılmıştır.…

  • 1967 yılında Demirel, Türkiye’yi Amerika’dan bir milim uzaklaştırmak karşılığında, Sovyetler Birliği’nden, Türkiye İşçi Partisi’nin kellesini istiyordu. Çünkü 1965 Seçimi, Demirel’i başbakan yaparken on beş isimsizi de, “Tip milletvekili” olarak meclise gönderiyordu; “biz” her kademede Tipliler Türkiye’de Başbakan’a “morrison” diyor ve Demirel’i başbakan olmakla birlikte, ülkeyi yönetemez hale getiriyorduk. Şimdi nasıl Netanyahu Erbakan bunalıyorsa, o zaman…

  • İhanet, kötülüklerin güvenilen eller tarafından yapılmasıdır. Hain, sadece “kalleş” değildir; hain, kendi içinizden çıkan kalleş’tir. İhanet, öldürülmeniz değildir; yakınınızın sizi öldürmesidir. Hain, güven kazanmış katildir. Bu nedenle ve tarifine uygun olarak, Madam Çiller, Netanyahu Erbakan ve Morrison Süleyman, kesinlikle hain değiller. Hain değiller, ancak ihanet için gereklidirler. Sf. 103 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış…

  • Bunlara bir de şunu ekliyorum: “Ülkemizin bütün büyük hainleri benim eski arkadaşlarımdır.” Bunu tiksinerek yeniden yazıyorum. İnönüler, Çetinler, Karayalçınlar, Baykallar, yakın ya da uzak benim eski yaranım, çenelerine kadar pisliğin ve cinayetlerin içindedir. Sf. 98 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vatikan arşivlerine inmedim, ancak çok ciddi kaynaklarda buldum, Vatikan, on beşinci yüzyılda, Anadolu’da çift dinli olgusunu kabul ediyor. Her cuma camiye giden, orucunu tutan, görüntüsü Müslüman, ancak gece geç vakit, evinde gizli İncil’ini okuyanları Hristiyan olarak kabul ediyor ve bunlara  “kripto Hristiyan” adını veriyor. Şu günlerde Iran uygarlığıyla boğuşuyorum, çeşitli kaynaklar, bir zamanlar Anadolu’da bir yanı…

  • Dünya korsanları içinde en çok, kitaplarımı izinsiz olarak basıp kendi hesaplarına satanları seviyorum. Sf. 72 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 72) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2022); 2006 yılının baharında, Eskişehir Anadolu Üniversitesinin Anadolu Oteli’nde Yalçın Küçük Hoca’m ile tanıştık, konferans için gelmişti, memuriyet yıllarımda okuduğum kitaplarını hep ikinci…

  • Çalıştırılmayan kafa ise insana değil, kasaba gereklidir. Sf. 71 Alıntı; Tarihçe – Yalçın Küçük, (Akış Yayıncılık, Ocak 1997 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu anlatmayı pek seviyorum, Abdülhak Hamit ile ilgilidir; “Şair-i Azam”, ilk karısının ölümü üzerine; makber’i yazarak, in­sanlarımıza büyük bir ağıt bırakmakla birlikte arka arkaya evlen­mekten de geri kalmıyor. Sonuncusu, gayr-i müslim’den Lüsyen Hanım’dır, çapkınlığı hep anlatılıyor, ama dedikodular çok yükselince, ailenin ileri gelenleri Şair-i Azâm’a duyurmak istiyor­lar; kızgınlığından çok korkuyorlar, ancak Şair-i Azam, çok soğukkanlı…

  • Sultan Üçüncü Selim’den bu yana, yobazların elinde yiten bütün yiğitlerimizin vasiyetlerini üzerimde duyuyorum. Bunların arasında, 70’li yıllarda Yürüyüş’te yanımda çalışan Latif Can ve kendisiyle yedi genç arkadaşımın vasiyetleriyle de yanıyorum. Latifin yüzü ne kadar aydınlıktı ve galiba, bir çalışmamı bu yedi yiğidimize ithaf etmiştim; ülkücü faşistler bir gün, Bahçelievler’de telle boğdular. Boğan örgütün başında, son…

  • Neden mi? Bir açık nedeni var; Türk Devleti’ni yöneten “en Kemalist” yöneticiler, Kemalizm’in bittiğini görüyorlar ve gitmek istedikleri her yere, bu nedenle, Kemalizm’le değil, tarikatlarla sefer düzenliyorlar. Bu herkesin göremediği ve bizim gördüğümüz bir gerçektir; Med-Tv’deki son açık oturumda, Başkan Apo’nun, “Türk Devleti’nin Refah’a muhtaç ve mahkûm olduğu” yönündeki saptamasını da bu cümlede anlamak gerekiyor. …

  • Tarih bütün toplumların bir tür içten patlamalı motor olduğunu anlatıyor. Osmanlı mede­ni yasası olan Mecelle ise “sıkışırsa genişler” kuralını getiriyor. Türkiye’ye, “beş Humeyni şiddetinde”, ancak tamı tamına anti-humeynist yönde bir patlama geliyor. Mezarlıkların boşaltılması gerekiyor, almayacağa benziyor; İstanbul Boğazı’nın üstü yine cesetlerle örtülü görünüyor. Tarih söylüyor ve ben tarih düşüyo­rum. Sf. 62 Alıntı; Tarihçe –…