Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Tarım, Köy, Doğa
-
Aidiyet; en çok köyde vardır. Sf. 131 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 131) kitabından birebir alınmıştır.
-
Süt bir besin değildi, hammaddeydi bizim için. Kaynattıktan hemen sonra aşağı alır, mayalar, yoğurt yapardık. Ama yoğurdu da yemek için hazırlamazdık. Evde yiyecek bir şey olmasa bile, bir tabak yoğurt doldurup yemek gelmezdi aklımıza veya kırk yılda bir olurdu, onu da hep beraber değil, bizden biri yerdi. Hastaya, çocuğa da vermezdik. Yoğurt verilir miydi onlara?…
-
Garegin Abrahami Hişeyant’ın Tanıklığı (D. 1896, Adapazarı) Adapazarı 1915 yılında safi 30.000 Ermeni nüfusa sahipti, bunların yüksek kültür aydınlanma düzeyi Konstantinopolis’ten sonra gelirdi. Sf. 607 [Türkler] savaş öncesinde Ermeni erkeklerini topladılar, yol inşaatlarına yolladılar. Parti üyeleriniyse silah toplama bahanesiyle astılar. Ermeniler müstakil bir bankaya sahiptiler. Genellikle ticaret Ermenilerin elindeydi, doktorluk da. On doktor ve dört…
-
Margarit Sargsi Nacaryan’ın Tanıklığı (D. 1910, Kharberd [Harput]) Babamın adı Sargis Torosyan’dı. Babam Kilikya’da bulunmuş ve Büyük Devletlerin Ermenilere bağımsızlık verecekleri umuduyla Ermeni gönüllülerle birlikte 1918’de savaşmıştır. Köyümüzde pek çok Ermeni evi vardı. Köyümüz gibi zengin bir köy yoktu; suları bol, toprakları geniş, kazancı boldu. Evde yağ, et, ekmek, her şey vardı. Yalnızca sabunla kumaşları…
-
Sargis Karapeti Khaçatıryan’ın Tanıklığı (D. 1903, Kharberd [Harput], Khula Köyü) Beş çeşit üzüm yetiştiriyorduk. Doksan dört yaşındaki büyük babam her gün bağa gelip çalışır ve her gün şarap içerdi. Köyümüz Kharberd’in batısında yürüyerek bir saatlik mesafedeydi. Biz o köylere at veya eşekle gidiyorduk. Köyümüzün evleri taştan yapılmış ve iki katlıydı. Birinci katta yemek hazırlanan ayrı…
-
Hakob Manuki Holobikyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Kharberd [Harput], Çarsancak, Berri – Peri); Sonbahar aylarında bağcılık faaliyetleri başlardı. Yazın dutu kuruturlardı; o kış aylarında temel yiyecek maddesiydi. Ermeniler üzüm özünden ceviz sucuğu hazırlıyorlar, pestile sarıyorlar ve yılbaşında açmak üzere çömlek içine yerleştiriyorlardı. Sf. 389 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme…
-
Hakob Manuki Holobikyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Kharberd [Harput], Çarsancak, Berri – Peri); Katliam başladığında, bölgemizdeki altmış dört köyün Ermenileri ve merkezimiz Berri (Peri) şehri müreffeh bir durumdaydı. Bizim Berri Şehri’nin 700 hanelik nüfusunun büyük bir kısmı Ermenilerden oluşuyordu; sadece 100 hane Türk vardı; onlar da başka yerlerden gelen insanlardı; yerli değildi. Şehir altı mahalleden oluşuyordu:…
-
Tsirani Rafayeli Matevosyan’ın Tanıklığı. (D. 1900, Kharberd [Harput], Çmşkatsag [Çemişkezek], Mamusa Köyü) Dedem Karapet ağa köyün en zengini idi. Köyümüzün yarısı Rum, yarısı Ermeni idi. Rumların Ermenilerle bağlantısı yoktu. Kürt Hasan bizim hizmetkârımız idi, bir de Kürt beslememiz vardı; birbirleriyle evlendirdik. Onlar bizimle yiyip, içip yaşıyorlardı. Bizim memlekette çok kar gelirdi. Ayda bir ekmek hazırlıyorduk.…
-
Elmas Aharoni Kavukçuyan’ın Tanıklığı (D. 1883, Kharberd [Harput]) “Bir aracı vasıtasıyla badem ihraç ediyorduk.” Sf. 375 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 375) kitabından birebir alınmıştır.
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) Bizim orda kayısı iriliğinde kiraz yetişirdi. Kavun ve karpuz dışında meyve boldu Kayısı pırıltılı, lezzetli ve tatlı olurdu. Boş vakitlerimizde meyve bahçelerinde oyun oynar, göl kıyısına yüzmeye giderdik. Kıyı şehre 25 kilometre mesafedeydi. Annem her sabah erkenden arabasıyla gider göle girerdi; ben de onunla birlikte giderdim. Kıyı çok…
-
Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van) “Evimiz iki katlıydı. Her kat 5-6 metre yüksekliğindeydi. Dam düzdü; üstüne kayısı sererdik; kayısının rengi sarı gökyakut rengine çaldığında ağzına koysan dilinin üstünde erirdi. Birinci katta ekmek deposu vardı. Ekmeği iki haftada bir pişirirlerdi. Bitişiğinde kiler vardı. Sırlı kapların içinde yiyecekler muhafaza edilirdi. Üzümü ise asardık. Karşısında mavi…
-
Sımbat Davti Davityan’ın Tanıklığı (D. 1905, Van, Narek Köyü) Köyde büyük bir zeytinyağı fabrikamız vardı. Sf. 202 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.
-
Himavak Boyacıyan’ın Tanıklığı (D. 1902, Bitlis, Khaltik Köyü) “Köyümüz ormanlarla çevriliydi. Yalnız Haç Ormanı’nda ağaç kesmeyi günah sayarlardı. Diğer ormanlarda ağaç keserlerdi. Köyümüz dağın eteklerindeydi. Köyümüzde dokuz doğal kaynak bulunurdu. Sulu tarım için elverişli şartlar yaratan iki deremiz vardı. Köyümüzde 550 Ermeni aile yaşıyordu. Her bir aile 6-7 kişiden oluşurdu; demek ki, yaklaşık 3.000 Ermeni…
-
Şoğer Abrahami Tonoyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Muş, Vardenis Köyü) “Yaşadığımız ev büyüktü. Bahçemiz yoktu. Evimizde özel bir yer vardı; orda katlanmış yatakları üst üste yığarlardı, yataklar tavana yaklaşırdı. Karyola yoktu. Karanlık bir dünyaydı. Koyun, inek, manda, kısrak beslerdik. Buğday, mercimek, keten ekerdik. On iki mandamız, sekiz ineğimiz, iki yüz koyunumuz vardı. Sabanımız vardı. Beş-altı ev…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Şehirlerde ticaret, zanaat ve tefecilik, Ermenilerin elindedir. Tefeciler ise hiç kaderlerine küsmüyorlar. Eğer zenginlik ile refah göze batmıyor ve her yerde çamurun varlığı ve konforun yokluğu hissediliyorsa, köy evleri yer altı kubbelerinin altında yığıntı şeklinde kuruluyor ve köyler arkeolojik kurganları andırıyorsa, halk kötü…
-
Lundekvist’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâh Başkanı’na Gönderdiği Gizli Mektuba Ek Olarak Yazılan Not (10 Ekim 1879) Zeytun Ermeni Meselesine dair; Fransa’nın 1861 Maraş Olayı’na dâhil olması ve Derviş Paşa’nın 1865’te Hozandağı’na askerî operasyon gerçekleştirmesi sonucunda Zeytun’un statüsü ilçe statüsüne gerilemiştir. Hükümet, buraya Türklerden bir kaymakam (Mart 1867) ve kadı tayin etmiş, iki mahkeme oluşturmuş, 200…
-
Tımar sistemi, Osmanlılara direkt merkezi hâzineden ödeme yapmaksızın ordu beslemelerinin topluma her türlü sosyal hizmeti götürmelerini kolaylaştıran bir sistemdi. Tımar sahibi, genellikle savaştaki hizmetleri karşılığında dirlik ihsan edilen bir sipahi olurdu. Sancak beyleri sıradan tımar sahiplerinden çok daha büyük dirlikler alır, ancak idari bakımdan onlarla aynı şekilde görev yaparlardı ve yıllık gelirleri iki yüz bin…
-
Silbuz dağını geçtikten sonra yine sık ve diri ağaçlardan oluşan bir ormana girdik. Burada belli belirsiz bir patika Herdiv köyüne uzanıyordu. Ormanın dış görünüşü ne kadar büyüleyiciyse, içi de bir o kadar korku vericiydi. Ebedi bir karanlık hâkimdi. Buradan geçen yolcu sadece önündeki sık çalılarla kaplı dar patikayı, yukarıya bakınca da sık yapraklı dalların oluşturduğu…
-
Tımar sistemi XVI. yüzyıl sonlarına doğru büsbütün yozlaşır. Murat III’ten itibaren bozulma başlar, sadrazam ve serdar kişiler “eskiden büyük bir hikmet ile vaz olmuş” bulunan kanunları ihmal ederek “rüşvet sebebiyle” tımar sahiplerini gelişigüzel azleder. Sf. 171 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım…