Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Tehcirler
-
Henry Morgenthau ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olarak görev yaptığı süre boyunca (1913-1916) Ermenilere karşı başvurulan şiddete bir son verilmesi için uyararak İttihat Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Talât’ı kınamış ve şöyle demiştir: “…Ermenilere karşı şiddete başvurmanızdan dolayı Amerikalılar kendilerini hakarete uğramış hissetmektedirler. Siz prensiplerinizi insan severlik üzerine inşa etmelisiniz, ırk ayrımcılığı üzerine değil; aksi takdirde Birleşik Devletler sizi…
-
Ancak hasım, asi Ermenileri cezalandırmak için yeni yeni güçler yığmaktadır. Musa Dağlıların ise erzakı ve cephanesi bitmek üzeredir. Bolca yağan yağmur toplam sayıları 300 olan av tüfeklerini kullanılamaz hale getirmiştir. Musa Dağlılar dağın denize bakan tarafından yardım almak umuduyla beyaz çarşafları birleştirip birinin üstüne “Hıristiyanlar tehlikede, kurtarın,” diğerinin üstüne de kızıl haç işareti çizer ve…
-
1915 yılının Nisan ayının 15’inde, İTF Hükümeti’nin Dâhiliye Nazırı [İçişleri Bakanı] Talât Paşa, Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) Enver Paşa ve İttihat’ın Genel Sekreteri ve Eğitim Bakanı Dr. Nazım imzalı, Ermenilerin tehcir edilip yok edilmesine ilişkin gizli bir emir yetkili makamlara iletilir ve “Ermenileri yok etmek lâzım” diye büyük bir nefretle uyaran Talât Paşa bu uğurda…
-
Temmuz’un 18’inde Kesab Ermenilerini sürgüne gönderme emri ulaşır. O günlerde kıdemli Protestan rahip Tigran Andreasyan Zeytun’dan zorla sürgün edilmiş kervanlardan kaçarak kendi memleketi olan Musa Dağ’a varır ve tehcir edilen zavallı Ermenilerin çektiği anlatılması güç eziyetleri anlatır. Sıranın kendilerine geleceğini anlayan Musa Dağ’ın 7 köyünün hemen hemen tüm temsilcileri 19 Temmuz’da birleşerek o feci tehcir…
-
6 Ağustos 1914 günü Türk-Alman İttifak Antlaşması İstanbul’da imzalanır. Alman Büyükelçi Wangenheim İTF Hükümeti’ne verdiği notada şöyle diyordu: “Eğer Osmanlı hükümeti sorumluluklarına sadık kalarak Üçlü îttifak’a karşı harbe girerse, Almanya ona şu avantajları sağlar.” İmzalanan antlaşmanın 6 maddesinden biri de şöyleydi: “Almanya Osmanlı İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının, Rusya’da yaşayan Müslüman nüfusla Türkiye’nin direkt teması sağlanacak şekilde…
-
Daha sonra, arda kalan o insanların belirli bir kısmı Türkiye’den, Yunanistan’dan, Fransa’dan, Suriye’den, Lübnan’dan, Irak’tan, Mısır’dan, Balkan ülkelerinden ve Amerika’dan düzenli aralıklarla Doğu Ermenistan’a göç etmiş ve kendi evvelki memleketlerinin hatıralarını simgeleyen, Yerevan yakınlarında yeni inşa edilmiş (Aygestan, Sari Tağ [Tepe mahallesi], Şengavit, Nubaraşen, Vardaşen, Nor [Yeni] Butanya, Nor Areş, Nor Kilikya, Nor Arabkir [Arapkir],…
-
Suriye, ülkenin kuzeydoğu köşesinde bulunan Cezire bölgesinde yerleşmiş yaklaşık 1 milyonluk bir Kürt nüfusa sahiptir. Suriye Kürtlerinin çoğunluğu, Türk baskısı nedeniyle 1920’lerde sınırın öte yakasına kaçarak Türkiye’den bu bölgeye gelmiş sığınmacıların torunlarıdır. Bu yüzden kuvvetli bir Türk karşıtlığı eğilimine sahip olan bu toplulukların Irak’taki komşu Kürt bölgelerine erişimleri gayet kolaydır. Sf. 181 Alıntı; Yeni Türkiye…
-
Türkiye’de devletçilik yoluyla da belki ilkel bir birikim söz konusu edilebilir. Bu, devletin el koyduğu artık üründen özel kişilere yapılan servet transferidir. Yeni bir iç yağma ya da talanla bu olmuştur. Servetler bu iki işlemle adeta kapılmıştır. s. 113, 114 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı…
-
Üç noktayı kaydedebilirim, birincisi, Ansiklopedi Judaica, Ermeni Jenosidini kabul etmiyor; “tehcir” girişine rastlamıyoruz. İkincisi, Ermeni netoyajı nedeniyle, hep Talat Paşa sorumlu tutuluyordu, Paşa ile ilgili olarak “çingene” tabirinin hiçbir dayanağı bulunmamaktadır. Paşa, politikada, her gün bir manevra ya da kılık ile çıkıyordu ve bu nedenle “çingene” sözünü layık gördüler. Politik bir yakıştırma idi, taraftarları da…
-
İki noktayı artık düşünüyorum; birincisi, Ermeniler, başlarına gelenlerden İbraniler’i sorumlu tutuyorlar. Sf. 59 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanlı hükümetinin Doğu Anadolu vilayetlerinden bir buçuk milyon kadar Ermeni naklettirmiş olduğu ve bunlardan altı yüz bin kadarının yollarda kısmen öldürülmüş ve kısmen de açlık ve sefaletten ölmüş olduklarını kabul edelim. Fakat Trabzon, Erzurum, Van ve Bitlis vilayetlerinin Ruslar tarafından istilası sırasında oralarda oturan Türk ve Kültlerden acaba ne kadarı Ermeniler tarafından en barbarca cinayetlerle…
-
Nakil ve tehcir sırasında meydana gelen vakaların sebebine gelince: Bunu yukarda açıkladığım Kürt ve Türk unsurlarıyla Ermeni unsuru arasında altmış – yetmiş seneden beri devam edegelen düşmanlık hissine atfetmek zaruridir. Asırlardan beri bir arada yaşayan bu üç milleti yekdiğerine can düşmanı yapan Moskof siyasetinin Allah belasını versin. 1915 tehciri esnasında yapıldığını duyduğum cinayetler cidden nefrete…
-
Anadolu Ermenilerinin tehcirinden sonra Adana ve Halep Ermenilerinin de tehciri emri mülki memurlara verildiği zaman ben buna da muhalif bulundum. Bu muameleye lüzum görmediğimi ve bu halin 4. Ordu mıntıkasının iktisadi ve zirai şartlarına kötü tesir yapacağını uzun uzadıya İstanbul’a bildirdim. Fakat mülki memurlara verilmiş olan emirlere karışmayarak yalnız onlara yardım etmekliğim ihtar edildiği için…
-
Yalnız günün birinde Dâhiliye Nezaretinden vilayetlere tebliğ olunan bir muvakkat kanun (geçici kanun yani kanun hükmünde kararname) gereğince Ermeniler’in Mezopotamya’ya nakledilerek harbin nihayetine kadar orada oturacaklarını öğrendim. Başkumandanlık vekâletinden de, mülki memurlar vasıtasıyla idare edilecek olan bu tehcir sırasında ordu mıntıkasından geçecek Ermenilere bir tecavüz yapılmasına meydan verilmemesi tebliğ olunuyordu. Bundan başka hiçbir şeyden haberim…
-
Mandelstamm gerçi mahut (sınırlı) kitabında, Ermenilere karşı salıverilmiş olan Kürtlerin Suriye’de mevcut bulunmamasından dolayı Suriye Hıristiyanlarının katliamdan kurtulduklarını söylüyorsa da, her halde Mandelstamm bu sözüne kendisi de inanmamıştır zannederim. Zira pek zengin olan Cebellübnan ve Filistin Hristiyanlarının yağma edebilecekleri hangi Bedevi veya Suriyeliye azıcık hissettirmiş olsaydım, ben hiç zahmet çekmeksizin bu emel derakap (hemen) hâsıl…
-
Mösyö Venizelos asırlık Balkan siyaseti nağmelerini izhara (açıklamaya) başladı. Aydın vilayeti Rumlarının Osmanlı hükümetinin muvafakati hatta hususi tertibiyle Türkler tarafından katliamına başlanıldığı yaygarası bütün cihana yayıldı. Bereket versin ki, Talat Bey, Venizelos’tan daha çabuk davranarak mahallinde ve birlikte tahkikat yapmak üzere Fransız, İngiliz, Alman ve Avusturya baş tercümanlarının kendi nezdine gönderilmesini teklif etti ve teklifi…
-
Fakat o sıralarda, Türk unsuru arasında şiddetle hüküm sürmeğe başlayan milliyet cereyanı, en ziyade Aydın vilayeti dâhilinde tesir etmeğe başlamış ve Yunanlılarla Sırplardan ve Bulgarlardan gördükleri her nevi zulme tahammül edemeyerek en caniyane işkencelere maruz kaldıktan sonra Osmanlı memleketlerine ilticaya mecbur olan yüzbinlerce İslam muhaciri tarafından, yerli Rumlara karşı bazı tecavüzlere başlanmıştı. Hükümet bu tecavüzlere…
-
Emil Haim Franko da aynen kız kardeşi gibi babasının İzmir Valisi Rahmi Bey’le iyi dost olduğunu ve 1915 Ermeni tehciri sırasında babasının tembih ve ricası üzerine Rahmi Bey’in Ermenileri tehcir etmediğini hatırlıyordu. Bir diğer hatırladığı nokta ileriki yıllarda Rahmi Bey’in Gad Franko’yu yazıhanesinde ziyaret ettiğinde sürekli kendisine “beni bırakmadın, Ermenileri kesemedim” şeklinde serzenişte bulunmasıydı. Sf.…
-
Jan Beth-Şawoce: “1915’de bu Kirli Konağın adı Misafirhane imiş. Önde gelen birçok Süryani, Ermeni, Keldani ve Rum’un işkence ile öldürüldüğü yer olmuş. Bu yüzden, Kirli Konak adını almış. Sf. 186 Alıntı; Yirmi Kur’a Nafıa Askerleri – Rıfat N. Bali, (Kitabevi Yayınları, 1. Baskı 2008 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.