Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan
-
Tarihi Ebü’l Faruk’tan aldığımız Börklüce’nin söylemleri, toplumsal paylaşım ilkesinin tebliği niteliğindedir. “Cenabı Hak dünyayı yaratmış, insanlara bahşetmiştir. Erzak, melbusat (elbiseler), davar, arazi ve bütün toprak mahsulleri umumun müşterek hakkıdır. İnsanlar hilkaten ve tabiaten müsavidirler. Birinin servet toplayıp biriktirmesiyle diğerlerinin ekmeğe bile muhtaç kalması ilahi maksada muhaliftir. Her şeyin çift olarak halk edildiğine, madde ve ruhun…
-
Ahmet Refik’in yayınlamış olduğu 16. yy. a ait belgelerde bu gerçeği görmek daha olasıdır. Sancaklara ve kazalara gönderilen buyrultularda ise, “Ehli Bidat” taraftarlarının temizlenmesi istenmektedir. İslamiyet’e aykırı “Kelimat” kullanma gibi bir gerekçeye dayandırılan buyrultular, Anadolu ve Rumeli’yi adeta dolaşmaktadır. Örneğin, 1559 tarihli bir buyrultudaki içerik “Şer’i şerife aykırı” olarak nitelendirilen Işık ve Kızılbaş gibi unsurları…
-
Tac-üt Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi ise olaylarla ilgili bilgi verirken, Türklerle ilgili ilginç bir saptama yapmayı da unutmamıştır; “Börklüce Mustafa ise Musa Çelebi olayından sonra, .. Aslen İran kökenli bir aileden gelen vakanüvis Hoca Sadeddin “Kötü Soylu Türkler” diyebilecek kadar ileri de gitmektedir. Naima ise “Çirkin suratlı Türk” ve “Kaba Türk” gibi aşağılayıcı ifadelerle…
-
Büyük olasılıkla, Bizans’ın manastır sistemini esas alan bu kurum, onun kadar organize ve işlevsel değildi. Başlangıç yıllarında oldukça küçük yapılar olarak ortaya çıkmıştı. Kentlerde ve kırsalda manastırlar örneğinde olduğu gibi çığ gibi büyüyen zaviyeler, güvenlik, konaklama, yemek ve tarikatın evleri olarak dar bir işlev alanıyla çalışmaktaydı. Zaviyelerde bir zaviye şeyhi bulunurdu. Bizans manastırlarının mal varlığına…
-
Burada kalanlar askerlik yapmaz, vergi vermezlerdi. Bu nedenle çoğu kez manastırlara sığınmalar bu gerçeklere dönüktü. Bu kurumlar cinsel perhizi esas alan, ruh ve beyinlerin ilahilerle, dualarla beslendiği evlerdi. Kurumun, vücudun herkesten saklanması, kimse tarafından görünmeme ilkesi, yıkanmaları da engelliyordu. Bu yüzden aylarca hatta yıllarca yıkanmayan keşiş, rahibe ve manastır personeli vardı. Hatta kimi kaynaklar, vücudun…
-
Manastırlar, başlangıç yıllarında daha basit ekonomik ve sosyal temel sorunları çözücü konuk evleri olarak ele alınmışlardı. Tarihsel kayıtlar, manastırların başlangıç yıllarını M.S. 3. Yy’a değin indirmektedirler. Bu kurumlar, Hristiyanlığın baskı gördüğü yıllarda, dağ başlarında, çöllerde ve ıssız yerlerde gizlenen ibadet evleri olarak ortaya çıkmışlardı. Sözcük, “Yalnız Yaşam” karşılığını içeriyordu. Sf. 35 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh…
-
Mizancı Murat Bey, başkaldırıda önemli bir kurumlar gerçeğini yakalayan ve bu kurumlara dikkat çeken bir tarihçimizdir. Bu hareketin önemli odak noktalarından başlıcası olan tekke ve manastırların, Börklüce tarafından hedef kurumlar olarak ortaya konmasındaki nedene dikkat çekmektedir. Ayaklanmacılar, “Camilere, kiliselere ve sinagoglara dokunmuyorlardı. Ancak, Tekkelere ve Manastırlara aman vermiyorlardı. Sf. 34 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin…
-
“İnsanlarla yaşamak zordur. Çünkü susmak zordur.” Nietzsche Sf. 33 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Birgivi) El, göz, kulak, dil ve ayak gibi çeşitli organlarla işlenen günahlar dizisine ilginç eklemeler yaparak, adeta günlük yaşamı çekilmez hâle getirmektedir. Mendil kullanmaya karşı çıkmasının yanı sıra giyilecek elbiselerdeki sarı ve kırmızı renklerine dahi karışan Birgili, tutucu dünya görüşüyle adeta özdeşleşmekte, Anadolu’nun Gazali’si olmaya heveslenmektedir. Şarkı, raks ve semaları dine aykırı bulan Birgili’nin önünü…
-
Osmanlı’nın beylikten devlete geçişinde ve hatta daha sonraki süreçte dahi yararlandığı kadrolar, başta Aydınoğulları olmak üzere Karesi ve Saruhan kaynaklıdır. Bunların da önemli bir bölümü Aydın Eli topraklarından akıp gelenlerdir. Ve bu akışta Tire önemli bir kaynaktır. Sf. 16 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 16) kitabından…
-
Menakıpname yazarının üzerine basarak, birden fazla yerde değinmek ve dikkati çekmek için anlatım aralarına aldığı “Ulu Türk” (Türk’ün Ulu’su) vurgusu bu oluşumlara özellikle eklenmelidir. Sf. 13 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tebliğlerdeki asıl keskin bakış “Yiyecek, giyecek, hayvan, arazi ve ürünler toplumun ortak malı olmalıdır.” ifadelerini kapsayan ideolojik söylemde yatmaktadır. “Cennet, cehennem bu dünyadadır, ölümden sonra dirilme yoktur. Her ne kadar Kur’an’da böyle bir ifade varsa da onun anlamı başkadır” diyen Bedreddin, Sf. 10 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004…
-
“Saray, saltanat ve yeniçeriler zulmün eseridir. Hükümet, zaman-ı saadette olduğu gibi halkın içinden seçilmelidir.” ifadeleri, hanedana dönüktür ve Osmanlı yönetiminin “Halkın Yönetimi” olmadığı iddiası taşımaktadır. Bu nedenle başkaldırıda siyasal bir karakter vardır. Sf. 9 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.