Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: TKP (Türkiye Komünist Partisi)

  • Pişman sanıklardan Aclan Sayılgan, daha sonra, bu 167 kişinin dökümünü şöyle veriyor. «Yüksekokul mezunu 35 kişi, yüksekokul öğrencisi 29 kişi, lise mezunu 19 kişi, ortaokul mezunu 22 kişi, ilkokul mezunu 10 kişi, cahil 52 kişi»  Bu aktarmayı pişman sanık Aclan Sayılgan’dan özellikle yapıyorum; sanıkların elli ikisinin cahil olduğunu yazıyor.  Sanıkların içinde önemli ölçüde tütün işçisi…

  • Önce bir düzeltme ile bazı açıklamalar yapmam gerekiyor; 1951 Tevkifâtı Davası «167 Sanıklı Dava» olarak da adlandırılıyor. Sf. 274 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – Sf. 274) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1981 TKP Davası başsız kalıyor. Zeki Baştımar, duruşmada ve savunmasında komünist partisine girmek istediğini açıkça söylüyor. Savunmasında, «memlekette irticaa, emperyalizm ajanlarına ve harp tahrikçilerine karşı mücadele etmek düşüncesiyle komünist partisine girmek istediğini” açıklıyor; dünyanın hiç bir yerinde bir komünist partisine bu gerekçelerle girilmemelidir. Yazık; bir mahkemede komünist olduğunu açıkça söyleyen bir genel sekreter, komünist partisine…

  • Türkiye rejimi, 1949 yılında kurulan saldırgan NATO’ya girmek istiyor; Batı, Türkiye’nin her yanaşmasında izlediği yöntemi tekrarlıyor ve isteksiz davranıyor. Türkiye, yalvarıyor ve kendi oyunlarını sergilemeye başlıyor; bunlardan birisi içerde komünist tehlikesi olduğudur ve dışarıdan da Sovyetler Birliği’nin saldırmaya hazır olduğu izlenimini veriyor. 1949 yılında Türkiye’de komünistlerin tekrar örgütlenme çabalarında Türkiye’nin saldırgan NATO ittifakına girişini önleyecek…

  • Elli Bir TKP Tevkifâtı Davası’na bir «Bülbüller Davası» demek yerindedir; emniyette politik senaryosunu koruyabilenler ve bunu korurken kendilerine saygılarını saklı tutabilenler parmakla gösterilebilecek kadar az oluyor. s. 249 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • İtiraf, yüksek hızda çözülmedir.                  Düşük hızda çözülme her zaman var; buna itiraf denmiyor. s.25 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s.25) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1910 yılında Selanik’teki işçi federasyonu ile İTC arasındaki gerginliğe rağmen I Mayıs kutlamalarına 7 bine yakın işçi katılmış, gösteriler İTC’yi protestoya dönüşmüştü. 1911 yılında Selanik’te kutlama olmamıştı ama İstanbul’da olduğuna dair rivayetler var. 1912 yılında İstanbul Pangaltı’daki Belvü Bağçesi’nde bir kutlama yapıldığına dair bilgimiz ise, Osmanlı sosyalisti İştirakçi Hilmi’nin yayımladığı İştirak dergisinin 2. sayısında yer…

  • (Dede Yakup Cemil İttihatçı terörünü anlatıyor;) 11 Haziran 1913’te Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mahmud Şevket Paşa’nın otomobili silahla taranıyor.  Kurşun sesleri ortalığı birbirine katıyor.  Sf.161  …  Suikastı tertip edenlerden Prens Sabahattin, Gümülcineli İsmail Hakkı Bey yurtdışına kaçmışlardı. Sf. 162  …  Amaçları ihtilal yapıp İttihat ve Terakki hükümetini yıkmak, kendi hükümetlerini işbaşına getirmekmiş. Sf. 163 … …

  • Ben TİP’in, TKP’nin bile Kemalizm’den çok ayrı bir ideoloji oluşturabildiğini düşünmüyorum. Onlar da Kemalizm’in bir parçası. Sf. 31 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • TKP’nin son Kâtip-i Umumisi, “Biz araştırmazdık, Sovyetler Birliği Komünist Partisinin pek çok bilim adamı vardı, pek çok enstitüsü vardı, onlara güvenir ve onlara bakardık.” Demişti, çok samimi ve gerçekçi bir itiraftır. Bir süreci açıklamaktadır, doğrusu “gizli” Kemalist arkadaşlarımın hepsini zaman içinde aptallaştıklarını görüyordum. Hem TKP’liler ve hem de Hariciyeciler beyinlerini kullanmazlar; ilki Moskova’nın, ikincisi Washington’ın…

  • Türkiye Kore savaşının ödülünü aldı: 18 Şubat 1952’de NATO’ya girdi! Türkiye NATO’ya girebilmek için İsmet Paşa “yöntemini” seçti. 26 Ekim 1951’de başlayan Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyelerine yönelik 167 kişilik “büyük tevfikât” günlerce gazete manşetlerinden düşmedi. “Türkiye’yi her an komünist yapacak çok tehlikeli kişiler” yakalanmıştı. Tehlike o kadar büyüktü ki (!) komünistleri ağır cezalara mahkûm…

  • Şükrü Kaya, Nâzım Hikmet’e uyarıda bulundu: “Türkiye büyük bir hızla Mareşal Fevzi Çakmak inisiyatifiyle faşizme doğru kaymaktadır. Ben bütün gücümle bunu önlemeye çalışıyorum. Fakat buna gücüm yetmiyor. Beni devirdikleri anda Türkiye faşizmin kucağına düşecektir. Faşizm geldiği an, benden evvel siz tasfiyeye uğrarsınız. Bu itibarla sosyalistlik-komünistlik propagandasını bırakın.Faşizme karşı mücadelede bana yardımcı olun.” (Abidin Nesimi, Yılların…

  • İstiklal Mahkemeleri’nin ilk önemli kararı, Mayıs 1921 tarihinde ve aynı celsede Çerkez Ethem ve kardeşlerinin gıyaplarında idama ve Halk İştirakiyyun Partisi yöneticileri Tokat Milletvekili Nazım ile Binbaşı ve Baytar Hacıoğlu Salih ve arkadaşlarının uzun yıllar hapse mahkûm edilmeleridir. Birbiriyle ilgisiz görünen iki hasım grup aynı tarihte mahkûm edildiler. Sf. 340 Alıntı: Kurtuluş Yazısı – Yalçın…

  • Türkiye burjuvazisi, sosyalist dünyaya her açılımında solcu ve ilerici tutuklaması yaparak, iç ve dış gericiliğe, sağlam durduğunu, herhangi bir gevşemenin söz konusu olmadığını anlatmak ister; Mustafa Kemal Paşa’nın Mustafa Suphi ve arkadaşlarıyla başlattığı bu ilk örnekten sonra Kemal Paşa’nın yasaları şaşmaz bir kuvvetle işliyor. Burjuvazi, solculara da, açılımın kendilerinde herhangi bir “yanlış anlayış” yaratmaması için…

  • 1951 yılında üç gelişmeye işaret etmem gerekiyor; İran’da, Doktor Musaddık’ın Millici Cephesi, geniş kütleleri sürükleyen bir rüzgâr estiriyordu. Şah, bu rüzgâr karşısında ve rüzgârı çalabilmek için, İran petrolünün kamulaştırılmasını karar­laştırdı; ancak, Musaddık’ın başbakan olmasını önleyemedi. Doktor Musaddık’ın komünist olmaması ve Tudeh’ten uzak durmasına, Tudeh’in Doktor Musaddık’ı desteklememesine karşın, Washington’un bunu bir komünist hükümet saydığını biliyoruz.…

  • Yaklaştığı ülkelerin siyasetini izleyenleri tasfiye etmek ise Kemal Paşa’nın siyasi üslûplarından biridir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kemal Paşa, Haziran ayında Kazım Paşa’nın sorması üzerine, 5 Temmuz 1920 tarihli şifresinde, Suphi için oldukça makul bir üslûbu tercih ediyordu. “29 Haziran 336 tarihli şifreli telgrafnâmelerinde ismi geçen Mustafa Suphi Efendi, haris (hırslı) olmakla beraber, ahlaksız değildir. Sovyetler nezdinde mühim mevkii vardır. Kendisinden istifade edilmek muva­fıktır (uygundur).” (Ancak:) TBMM gizli celsesinde, 22 Ocak 1921…

  • Babası vali ve anne tarafından dedesi, belediye başkanıdır. ..1883 tarihinde Giresun’da dünyaya geliyor, İstanbul’da hukuk ve Paris’te siyasal bilimler okuyor.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002, Sf. 117) kitabından birebir alınmıştır.          

  • Azeri araştırmacı Bagirov, Azeri arşivlerine dayanarak, Azerbaycan’da Sovyet düzeninin kurul­masından birkaç gün sonra, 4 Mayıs 1920 tarihinde, Kirov ve Orjonikidze’nin Lenin’e gönderdikleri raporda, “Türk askerleri ve subayları, Bakü’deki devrim yararına son derece etkin bir rol oynadılar”, diye yazıyorlardı. Kemalistler, yal­nızca Ön- Kafkasya’nın Bolşevizasyonuna katkıda bulunmadılar, aynı zamanda, Enverist güçlerin karşı hareketlerini önlemede son derece kararlı…

  • Kemal Paşa liderliğindeki yeni otorite, Ön Kafkasya’nın, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’ın sovyetizasyonu konusunda, Bolşeviklerle net iş birliğine girmiş ve aynı zamanda, şaşırtıcı bir diyalektik ile kendi içindeki, her türlü sol gücü tasfiye etmiştir. Bu, bir anlamda Anadolu rezistansından İngiliz karşıtlarının kırılması anlamına da gelmektedir.  Alıntı: Sırlar – Yalçın Küçük, (YGS Yayınları 2. Baskı Mayıs 2002,…