Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türk Tarihi

  • Börte geri döndükten kısa bir süre sonra, 1185 yılında Curci adı verilen bir erkek çocuk doğurdu. Daha sonraları Curci’nin babasının kim olduğu konusu büyük tartışmalara yol açacaktır. Alıntı; Bizimkiler XI (Cengiz Han) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Moğollar Türklerle akrabaydı. Şamanist bir ortamda yetişiyorlardı. Ata Türkler gibi biniyor, onlar gibi savaşıyordu. Dilleri farklıydı ama söz dizimi aynıydı. Yani Moğol ve Türk düşünce biçimi birbirine çok benziyordu. Gelenekleri, görenekleri aynıydı. Fizik yapıları bile birbirine benziyordu. Kuruluş mitleri birbirine çok benziyordu.  Alıntı; Bizimkiler X (Haçlılar) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013…

  • 1096 yılı geldiğinde ilk haçlı seferleri başlamıştı. Haçlı seferlerinin organize edilmesinde en önemli nedenlerden biri Selçuklu fetihleriydi. Selçuklular önce Anadolu’yu, sonra Filistin’i ve en önemlisi Kudüs’ü ele geçirmişlerdi. Doğu Roma İmparatoru Alexios Komnenos’da 1091 yılında Papa II. Urbanus’e mektup yazarak yardım istemişti. Aslında onun istediği asker yardımı idi. Çünkü Alexios görüyordu ki Türklerin bu gelişi…

  • Türk geleneğinde dış düşmana karşı casus kullanmak vardı. Ama kendi halkına karşı bu hiç düşünülmemişti. Buna karşılık Sasani ve sonra İslam geleneğinde düşman kadar dost da izleniyordu. Türkler bunu bilmediklerinden yönetimi ele geçirince, iç istihbaratı da yok ediyorlardı. Türk hükümdarlarının bu tutumu zamane tarihçileri tarafından yönetim bilmezlik olarak değerlendiriliyordu. Selçuklularda iç istihbaratın yerleşmesi Melik-Şah’la birlikte…

  • Nizamülmülk, geniş bir istihbarat örgütlenmesini başarılı yönetimin birinci şartı sayıyordu. Nizamülmülk “Siyasetname”sinde der ki: “Her kime büyük bir görev verilirse, öteki biri gizlice onun durumunu incelemekle görevlendirilmelidir.” İstihbarat teşkilatı kurulmuştu ama Alp Arslan ihbarları dinlemiyordu. Alp Arslan’a Nizamülmülk hakkında ihbar geldiğinde, yazılı raporu Nizamülmülk’e vererek “doğru ise kendi ahlakını, yanlış ise yazanların durumunu düzelt ve…

  • Nizamülmülk meşhur “Siyasetname“ sinde Sultan sülaleleri benzeri, vezir sülaleleri olmasını önerir; “Her padişah ki, büyük oldu, tümü iyi vezire sahip oldu… Vezir, vezir oğlu olursa daha âlâdır. Sasani’de nasıl padişah, padişah oğlu ise, vezir dahi, vezir oğlu idi.“ İleride Melik-Şah’ın oğulları bu tavsiyeyi tutup, Nizamülmülk’ün oğullarını kendilerine vezir yapacaklardır. Nizamülmülk devleti 29 yıl yönetmiştir. Ancak…

  • Melik-Şah, Tacülmülk aracılığı ile Nizamülmülk’e bir ültimatom yolladı. “Sen benim memleketimi istila ettin. Memleketimi oğulların, damatların ve kulların arasında öyle paylaştırdın ki, sanki sen saltanatta benim ortağımsın… Sen ne yetki ile fermanımız olmadan evlatlarına ülkeler ve iktalar veriyor, istediğini yapıyorsun? İster misin ki, önünden hokkanın ve başından sarığın alınmasını buyurayım?“ Bu çok sert bir ültimatomdur,…

  • Nizamülmülk devletin, bürokrasinin çalışmalarını düzenlemiş, birbiri ile ilişkilerini yeniden tanzim etmiştir. Bunu yaparken de referansı ve kaynağı eski Sasani gelenekleri olmuştur. Sultan’ın sık emir vermesine karşıdır. Emirler ne kadar sık olursa o denli önemini kaybediyor der. Hele şifahi emirlere iyice karşıdır. Emirlerin yazılı verilmesini ister. Sözlü verilen emirlerin de hemen yazıya dökülmesini düzenler. Örneğin, Sultanın…

  • Kendine hanedan benzeri bir aile kurmuştu. Çocukları yetişip, her biri önemli yerlere geldiler. Bir oğlu, Müeyyidülmülk, devlet kademesinde vezirden sonra üçüncü en önemli yere gelerek, bürokrasinin tepesine çıktı. Bu görevden sonra Bağdat’ta Selçukluların temsilcisi oldu. Daha sonra Müeyyidülmülk, Melik-Şah’ın oğullarına da vezirlik yapacaktır. Diğer bir oğlu, Şemsülmülk Osman Merv eyaletini yönetti. Bir oğlu, İmadülmülk, Herat’ta…

  • Alp Arslan’ın ordusunda çok miktarda Kürt asker ve Kürt Beyler vardı. Yani Malazgirt savaşının kazanılmasında Kürtlerin de büyük payı vardır. Alp Arslan, Romanos Diogenes’e bir savaş tutsağı gibi değil, bir konuk hükümdar gibi muamele etmiştir. İmparator için özel bir çadır hazırlanmış, emrine hizmetkârlar tahsis edilmiş, özel masrafları için her gün para verilmeye başlanmıştır. Savaştan bir…

  • Bu sıralarda Anadolu’daki Doğu Roma idari yapılanması şöyleydi. Anatolik Teması: Merkezi Konya idi, Konya, Isparta, Burdur, Afyon, Kütahya’yı içine alıyordu. Armenyak Teması: Merkezi Amasya idi, Amasya, Samsun, Sinop, Çorum’u içine alıyordu. Trakezyen Teması: Başkent Efes’ti, Aydın, Uşak, Manisa, Denizli’yi kapsıyordu. Optimon Teması: Merkezi İzmit’ti, Kocaeli ve Sakarya çevresini kapsıyordu. Opsikyon Teması: Merkezi İznik’ti, Bursa, Balıkesir,…

  • Oğullarına İsrail, Mikail ve Musa adlarını vermiş olması onun Yahudi dininden olma olasılığı kadar, Hıristiyan dininden olma olasılığını da gündeme getirmektedir. Bu ailenin Yahudi Hazar devleti ile çok yakın temasta olduğu düşünülürse Yahudi olma olasılıkları artmaktadır. Selçuk oğullarından Mikail ise oğullarına Çağrı ve Tuğrul gibi Türk adları vermiştir. Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin…

  • Orta Doğu’da “memluk“ denen köle askerlere Farsçada “gûlâm“ deniyordu. Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesudî ve İbn Fadlan’a dayanılarak, bu tarihlerde, Oğuz boylarında servet farklılaşmasının başlamış olduğu ancak kabile demokrasisi kurumlarının hala yaşamakta devam ettiği söylenebilinir. Aralarındaki kararları tartışarak alır, problemleri tartışarak çözerlerdi. Herkes katılmadan karar almazlardı. Bir kişinin muhalefeti bile alınacak kararı bozardı. Fakir ve zengine bakmadan herkesin bir oy hakkı vardı ve hiçbir oy daha kıymetli değildi.…

  • Oğuzlar ticaret de yapıyorlardı. İranlı tüccarlarla kâr ortaklıkları kurarlar, kervanlara hayvan satarlardı. Ayrıca hayvanlarını kentlere götürerek de satarlardı. İbn Faldan bir Oğuz boyuna koyun satın almaya gelen İranlı bir tüccar ile ilgili ilginç bir hikâye anlatır. İran’da oğlancılık yaygındır. Buna karşılık Oğuz töresine göre de bu suçu işleyenler ölümle cezalandırılırlar. İranlı tüccar, evine konuk olduğu…

  • Oğuz siyasi birliği (Oğuz ili) 24 boydan meydana gelmiştir. Boyların 12 tanesi “Bozoklar“, 12 tanesi “Üçoklar“ diye anılırlar. Bozok denilen 12 Boy şunlardır: Kayılar, Bayatlar, Alkaevliler, Karaevliler, Yazırlar, Dodurgalar, Dögerler, Yaparlılar, Avşarlar, Beğdililer, Kızıklar ve Karkınlar. Üçok denilen 12 Boy da şunlardır: Kınıklar, Bayındırlar, Peçenekler, Çavuldurlar, Çepniler, Salgurlar, Eymürler, Alayuntlular, Yüregirler, İğdirler, Büğdüzler ve Yıvalar.…

  • Hazar başkentinde bulunan yedi yargıç da ikisi Müslüman, ikisi Yahudi, ikisi Hıristiyan, birisi Rusların ve Şaman dinindekilerin davasına bakmak için seçilmiş görevlilerdi. Onuncu yüzyılın başlarında, Hazar Hanlığı adil ve geniş görüşlü yönetim biçimiyle bir masal ülkesiydi.   Alıntı; Bizimkiler VIII (Müslüman Türkler) – Evin Esmen Kısakürek ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 6)…

  • Siyasi birliğin ekonomik temeli ticarete, o olmazsa, yağma ve ganimete dayanınca, İpek yoluna hâkim olmak çok büyük bir önem kazanır. Kağanların dolayısı ile birliğin, ticaret yollarının iyi işletilmesinden ekonomik yararı vardır. Bu nedenle, siyasi birlik, ticaret yolunun tüm geçtiği yerlere yani Çin’den, Karadeniz’in kuzeyine kadar tüm bölgeye hâkim olmak ister. Buna karşılık aynı tavır Çin’de…

  • Türk orduları yaz kış dinlemez her mevsimde hareket ederlerdi. Düşman durmadan takip edilir, saldırmak için en uygun an beklenirdi. Saldırılar genellikle gece başlar veya bazen şafak beklenirdi. Türk askerleri bitkin bile olsa, savaşmak için uygun an yakalandığında savaşılırdı. Hızlıydılar, kendilerine güvenliydiler. Komutanları savaş taktiklerinde inanılmaz uzmanlaşmışlardı. Onların hem stratejileri ve hem de iradeleri vardı. Gerekmedikçe…

  • Türkleri nerede ise bütün düşmanları ve özellikle batılılar çok çirkin bulurlar. Onları canavar gibi, insandan daha çok hayvan gibi düşünürler. Tanımlamalar hep kısa boyları, büyük başları, kısa bacakları ve büyük kol ve elleri vurgulanarak yapılır. Burunları basık, göz çukurları oyuktur. Daha doğrusu öyle tanımlanır. Batılılar Türk ve Moğolları korkunç bulurken, Müslüman Araplar onları çok estetik…