Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Türk Tarihi
-
MS 710 Sonunda, Kuteybe, arabulucular yollayarak, Neyzek Tarhan’ı, canın bağışlanacak diyerek, tutsak olmaya ikna etti. Ama Araplar verilen sözü tutmadılar. Haccac “kâfire verilen söz İslam’ı bağlamaz” diyerek, Tarhan’ı öldürttü. Tarhan, yaptığı direnmenin sonucunu işkence çekerek ödemişti. Önce Tarhan’ın oğullarının başı kesildi. Sonra, Tarhan’ın 700 askeri bir bir öldürülerek, derileri yüzüldü. Bunların hepsi, Tarhan’ın gözü önünde…
-
Orhun yazıtlarında Bilge kağan: “Çin’in yumuşak kumaşına aldanma… Çin’e doğru gidersen Türk Budun öleceksin. Ötüken’de otur. Çin’e ticaret kervanı yollamakla yetin. Bunu yaparsan ilin (devletin) sonsuza kadar yaşar.” diye öğüt verecek, yol gösterecekti. Alıntı; Bizimkiler IV (Roma) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.
-
Çin, özgür köylüleri, toprak kirası yüzünden, aşırı borçlanıp, çoluk ve çocuklarını köle olarak satmak durumuna düştüklerinde, büyük kitleler halinde Çin Seddi’ni aşıp, Hunlara sığınırlar. Çin imparatorları bu göçü, kaçarken yakalananları idam ederek, kaçanların geri iadesi için Hunlara baskı yaparak durdurmaya çalışırlar. Ama Çinli akını devam eder. Daha önce de anlattığımız gibi, göçebe sistemi güvenlidir, dayanışma…
-
Türkler bozkırda avcı ve toplayıcı olarak dolaşırken, daha önce görüldüğü gibi sürek avları gibi nedenlerle gevşek konfederatif yapılar kuruyorlardı. Bu yapılar çok toplumlu, çok dilli yapılardı. Yani bir nevi imparatorluklar gibi çok ulusluydular. Daha sonra yerleşiklere karşı mücadele ederken kurulan konfederasyonlar da böyle çok uluslu (değişik toplumlu) yapılanmalardı. Ayrıca Türkler bahsinde gördüğümüz gibi Türklerin kendileri…
-
Teoman’ın hassa alayına kumanda eden oğlu Mete (Mo-tun), boy ve budun ileri gelenlerinin genel onayı ile bir av sırasında babasını ve yakınlarını öldürerek yerine kağan oldu. Mete (210 – 174), Tan-hu (Şan-yü veya Tanju) unvanını aldı. Bundan sonra, Tan-hu unvanı, bir hükümdar unvanı olarak, bozkırda yüzlerce yıl kullanıldı. Bundan 14 asır önce Göktürklerin kurucusu Bumin…
-
O dönemde 300.000 kişilik atlı bir ordu muazzam bir güçtür. Savaşa giden göçebe savaşçıların yanlarında 3 at götürdükleri düşünülürse, 1 milyon atı olan bir ordudan söz ediliyor demektir. Bu kadar çok sayıda atı ne Çin, ne Hindistan ve ne de Avrupa besleyebilir. Bu kadar çok atın, olsa olsa, İran ile Türkiye yaylalarında bir ölçüye kadar…
-
M.Ö. 700 ile 300 arasında Türklerin ataları Altay dağları ve bu dağların yöresinde belirmeye başladılar. M.Ö. 300 yılından sonra ise Güney Sibirya ile Altay sıradağlarının güneyine de geldiler. Türkler o günlere kadar kuzeyde kalmayı tercih etmişlerdi. Önceleri yavaş yavaş, sonra birden gelip Balhaş bozkırlarına ve Tien-Şan dağlarının kuzeyine vardılar. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin…
-
Anadolu’nun ilk yerlilerinin üzerine Hattiler gelmişti veya Hattiler Anadolu’nun bilinen ilk yerleşikleriydi. Bunların üzerine Batıdan Hititler geldiler. Hititlerle beraber, akraba kabileler de, Yunan ana karasına giriş yaptılar. Hititler Batıdan gelirken, Doğudan Hurri’ler güneydoğu Anadolu ve Suriye’ye giriş yaptılar. Hatti, Hitit ve Hurri’ler karıştılar. Sebebini tam bilmediğimiz bir nedenle, Ege ve Orta Doğuda büyük bir kargaşa…
-
Hazarlarda, Akhunlar’da kardeşlerin ortak karısı vardır. Kadınlar, ortak koca olan kardeş sayısı kadar başlarında boynuz taşırlar. Hiç kardeşi olmayan tek kocalı kadın bir boynuz taşır. Bu topluca evliliklerde bir çocuğun babasının kim olduğu bilinmez, fakat ana kesinlikle bilinir. Bu nedenle soy ağacı, ana tarafından yürütülür. Atilla’ya giden Bizans elçisi, ölen Bleda’nın karısı tarafından yönetilen bir…
-
Soyun kurutulması, ölüm cezasıyla eş anlamlıdır. Ölüm cezası verilmiş biri kaçarsa ve yakalanamazsa erkek çocukları o ailenin elinden alınır. İbn-i Haldun, bu aile kabile dayanışmasına “Asabiyyet“ der. Kabile haklı veya haksız olduğuna bakmaksızın herhangi bir kabile üyesini korumak için hemen birleşir. Birey, ancak boy’un bir üyesi olarak vardır. Boy’un dışında birey bir hiçtir. Bozkırda karşılaşan…
-
Çok sayıda erkek çocuk olmasına önem verilir. Ve çocuğun babasının kim olduğu konusuna da pek önem verilmez. Döl alma ve cinsel konukseverlik bu nedenle de bir kurum olarak toplumdaki yerini korur. Türk boylarında cinsel özgürlük ve tutucu olmayan yaklaşımlar, hep bu büyük ve kalabalık aile düşüncesinin bir ürünü olsa gerektir. Yine, bu büyük aile olgusunun…
-
Türk beyleri şölen (toy) vermek ve belli sürelerle malını yağmalatmak durumundadır. Osman Gazi, her gelen geçene sofrasını açık tutar. Hanlar, bayram ve düğünlerde, büyük sofralar kurup, yağmalatır. Yunus Emre malın yağmalatılmasını Tanrı aşkının gereği sayar. Türklerde özel birikimi engellemeyi ve toplumsal eşitlik ve dayanışmayı amaçlayan yağma geleneği, o kadar güçlüdür ki, gereği kalmadığı halde yüzyıllar…
-
Orhun yazıtlarında, kağanlar, hiç yendikleri düşmanın arazisini yani yurdunu aldık demezler, budunu aldık derler. Orhun anıtlarında rastlanılan il sözcüğü de, bizim şimdi kullandığımız anlamda değildir. İl sözcüğü, bu gün kullanılan anlamını, asırlar sonra Anadolu’da almıştır. Orhun yazıtlarında İlini aldım demekle, siyasi iktidarına son verdim demek istenir. Savaşta ölen kağanın, oğlunu, karısını, at sürüsünü, servetini aldım…
-
Ölenin karısı ile birlikte gömülmesi âdeti, Germenlerde, İskitlerde ve Slavlarda da vardır. İran-Moğol devleti kurucusu Hülâgü Han, bayramlık elbiseler giymiş güzel kızlarla birlikte gömülür. Cengiz Han, en güzel kırk kızla birlikte öbür dünyaya gider. Kuman (Kıpçak) erkekleri, ölünce yanlarına en sevdikleri cariyelerini alırlar. Kenkol’da bulunan Hun mezarlarında erkek ve kadının birlikte gömüldüğü görülür. Yakutlarda, son…
-
Hunlar elbiseleri parça, parça olana kadar sırtlarından çıkarmazlardı. Cengiz yasası da, elbiselerin yıkanmadan yıpranana kadar giyileceğini belirtir. Tabii bu fakir dönemlere ait bir uygulamadır. Yoksa göçebe imparatorlukların güçlü ve zengin dönemlerinde Türklerin giydikleri giysilerin ihtişamı ve renklerinin güzelliği ve uyumu anlatıla anlatıla bitirilemez. Alıntı; Bizimkiler II (Devletler) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran…
-
Birçok Kürt araştırmacı Kürtlerin tarihteki yerini pekiştirmek için 1171-1252 yılları arasında Mısır ve dolaylarında hüküm sürmüş Eyyubi Devlet’ini Kürt devleti sayarlar. 1576’da Kürtlerin ilk tarihini yazan Bitlis Emiri Şeref Han’a göre de Eyyubiler bir Kürt devletidir. .. Eyyubi Devletinde yerli halk Arap’tır. Orduda ise Türkler Kürtlere nazaran çoğunluğu teşkil etmektedir. Alıntı; Türkiye’nin Etnik Yapısı –…
-
Sabatay Sevi Müslüman olduktan sonra, belirli prensipler ortaya koymuştur. Sabatay’ın bu prensipleri 18 emir olarak bilinmektedir. Sf. 318 1.Tanrı’nın birliğine ve ondan başka Tanrı olmadığına dair iman muhafaza edilsin. O’nun haricinde hiçbir amir veya hâkime övgü yapılmasın. Allah birdir ve ondan başka Allah yoktur. “la ilahe illallah” 2.Sabatay Sevi’nin Davut neslinden geldiğine iman edilsin. Onun…
-
Hazar Kağanı dinin askeri işlere ya da devlet işlerine karışmasına izin vermez. Şöyle söylüyor bu konuda: “Eğer kılıcın iki ucu olsaydı, kazma denirdi buna.” Üç din (Yahudi, Bizans ve Müslüman) karşısında da aynı tavır içindedir. Sf. 233 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları,…
-
Hazar alfabesinin harfleri tuzlu yemeklerin adını taşır, rakamlar da tuz çeşitlerinin adlarını almışlardır. Hazarlarda yedi çeşit tuz vardır. İster kendi bedenlerine, ister başkalarının bedenlerine bakılsın, Hazarlar, insanın -bakışın etkisiyle yaşlandığına inanırlar, çünkü bakışlar çevrelerindeki bedenleri, tutkuları, nefretleri, niyetleri ve arzularıyla yarattıkları çok çeşitli ve en öldürücü silahlarla ürerler ve parçalarlar. Yalnızca Tanrı’nın tuzlu bakışı yaşlandırmaz.…
-
Hazar yasalarına göre aynı suçlu, Yahudilerin yaşadığı bölgede bir ya da iki yıl kürek cezasına, Arapların bulunduğu bölgede yalnızca altı ay kürek cezasına çarptırılır; Bizanslıların yaşadığı bölgede ise aynı suç cezasız kalır. “Hazar eyaleti” denen krallığın başkentinde (Hazarların her yerde çoğunluğu oluşturmalarına karşın) aynı suçtan kafanız kesilir. Sf. 232 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç,…