Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türk Tarihi

  • İbn Rustah’a (İbni Rüşd) göre, başkentte yerleşmiş olan Müslümanlar, “camileri, imamları, müezzinleri ve okulları” ile yaşıyorlardı. İbn Rustah ayrıca, bu dönemde, yalnızca kralların, önde gelen yöneticilerin ve yüksek sınıf mensuplarının Yahudi olduğuna da işaret ediyor. Judaizm, sıradan halkın arasında daha sonra yayılmıştı Halk kış mevsimini başkentte geçirir, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde ise bozkıra çıkardı. Sf.…

  • Arap tarihçi İbrahim ibn Muhammed al İstakhri’ye göre, başkentte, 920’li yıllarda yaklaşık otuz tane cami vardı. Hazarya’da paganlar da yaşıyordu. Yine 920’lerde, Arap seyyah Ahmet İbn Fadlan’ın kayıtlarına göre, Hazaran, bir Müslüman olan ve Müslümanlarla ilgili dava ve anlaşmazlıklara bakan, ‘Haz’ tarafından yönetiliyordu. 943 yılında ise Müslümanların bu tür gereksinimleri, Ahmet ibn Kuya adlı bir…

  • Çok sayıda Yahudi’nin yerleştiği Hazarya, çok geniş bir ülkeydi Çok güzel doğa manzaralarına sahip olan şehirleri, (özellikle de Atil, Tmutorokan ve Samandar) aynı zamanda birer ticaret merkeziydi. İmparatorluğun merkezi topraklarını, bugün Astrakhan, Kalmykia, Dağıstan, Rostov, Volgagrad, Ingushetia, Kabardino-Balkarsk, Kuzey Osetya ve Çeçenistan olarak bilinen bölgeler oluşturuyordu. Sf. 53 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) –…

  • Türki dillerde, “Bulgar” sözcüğü “karışık” anlamına gelir ve “karıştırmak” anlamına gelen ve yine Türki bir sözcük olan, bulgha sözcüğünden türemiştir. Bu nedenle, Bulgarlar, aslında birçok Hun ve Türki grubun birbirleriyle karışarak meydana getirdikleri, bir klanlar birliğidir. Sf. 41 Bulgarlar, 630 yılında Don, Kuban ve Dinyeper nehirleri boyunca uzanan bağımsız bir devlet -Büyük Bulgaristan – kurdular,…

  • Altıncı yüzyıl boyunca, içlerinde Kırım’ın da bulunduğu Avrupa bozkırları, hâlâ daha Hunların egemenliği altındaydı. Kırım’ın Hun tebaasına bağlı krallarından biri olan Grod, Bizans İmparatoru I. Justinyen ile bir ittifak kurmaya uğraşıyordu. Bu amaçla, 528 yılında Hıristiyanlığı kabul etti ve birçok pagan putunu eriterek, gümüş ve altın-gümüş alaşımı sikkeler haline getirdi. Kırım Hunları, Grod’dan hoşnut değillerdi.…

  • Tahminen 570 yılı dolaylarında, Hazarlar da Batı Göktürk İmparatorluğu’nun yönetimi altına girmişlerdi. Sf. 37 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türki halklar, soylarının Nuh Peygambere kadar dayandığına inanıyorlardı. En önemli Hazar krallarından biri olan Joseph, ünlü “Hasdai ibn Shaprut’a cevabında, Hazarların, Togarmah’ın on oğlundan yedincisi olan “Kozar”ın soyundan geldiğini belirtir. Ortaçağ Yahudileri, bu iddiayı kanıtlamaya çalışmışlardır. Örneğin, Joseph ben Gorion tarafından yazılan, onuncu yüzyıl Yahudi tarihi Sefer Yosippon, Togarmah’ın oğlu Kozar’ın, Bulgarlar, Peçenekler ve diğer…

  • Kimilerine göre Türkler, İranîler ve Moğolların karışımıydı. İbn-Said el Mağribi, Hazarları mavi gözlü, açık tenli ve kızıl saçlı olarak tarif etmiştir. Diğer birçok eski Türk boyunun da kızıl saçlı olduğu bilinmektedir. Çin ve Müslüman kaynakları, Yenisey Nehri’nin üst kıyıları boyunca uzanan Sayan Dağları’nın kuzeyinde yaşamış olan eski Kırgızları kızıl saçlı, mavi gözlü ve beyaz tenli…

  • Hazarlar, ağırlıklı olarak Türk’tü. Yunanlı tarihçi Theophanes (725-818) kayıtlarında, Hazarları doğudan gelen Türkler olarak ifade eder. Türklerin soyunu anlatan efsaneler, Hazarları; Oğuz’lar, Avarlar, Sabirler ve Bulgarlar gibi diğer Türk boylarının kardeşi olarak adlandırır. Süryani efsaneleri de Hazarların “Khazarig” olarak adlandırılan atalarından, Bulgarların kardeşi olarak bahseder. Çin kayıtlarına dayandırılan bir Türk efsanesine göre, ilk Türkler geniş…

  • Göçebe topluluklar, bin yıl boyunca, Orta Asya ve Güney Rusya steplerinde yaşadılar. Günümüzde hala yaygın olan inancın aksine, bu insanlar bir kültüre ve uygar yaşam özelliklerine sahiplerdi. Sf. 21 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudilerden bir kısmı kapalı cemaat taraftarı oldukları halde, bir kısmı Universialiste idiler. Bu ihtilâf Universialiste olan tarikatın kapalı olan cemaat tarafından tard edilmesine ve İkincilerin Yahudi dinini Benî İsrail dışında yaymalarına sebep oldu, bu suretle Karaime adı verilen Kırım ve Hazar Türkleri judaisme’i kabul etmişlerdi. Hazar hakanının dört vezirinden biri mutlaka judaist olurdu. Sf. 88…

  •  1250-1517 tarihleri arasında Mısır’a hâkim olan Memluklar, neden bizim tarihimiz­de hak ettiği ilgiyi görmemektedir? Tarihte, resmî olarak “Türkiye Devleti” (Devlet üt- Türkiye) adını kullanan ilk devleti Memluklar kurmuştu. Ne ilginç değil mi, Yavuz Sul­tan Selim’in İran’da Safevîler ve Mısır’da Memluklar tarafından kurulan Türk devletle­riyle savaşmasını nasıl değerlendirmemiz gerekiyor? Sf. 210  Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı…

  • Sabetay Sevi, bir tek Türkiye tarihinde yoktur! Sabetay Sevi hareketine soğuk bakan “Ortodoks” Yahudiler olduğunu da belirtmeliyim. Onlara göre, Sabetay Sevi Mesih değil, meczuptu. Bu nedenle, Sabetay Sevi’nin manik-depresif olup olmadığı bile araştırma konusu olmuştur.  Sf. 29 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf.…

  • Hülâgü Bağdat’ı alınca son Abbasi halifesinin bu dünyadan nasıl ayrıldığı tartışmalıdır. Bir rivayete göre Hülâgü, zengin halifeye, altınlarını teker teker yutturmuş ve bir diğer rivayete göre altınlarla dolu hâzineye kapatmış, yemek vermemiş. Altınların karın doyurmadığı tarihlerde yazılıdır. Sf. 315 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 315) kitabından birebir…

  • Demek ki, Türkler, Gelibolu’da sadece Anzaklar ile değil bir de Yahudiler ile savaştılar. Hoş, Türk tarafına bir Alman Yahudi’si komuta ediyordu ve diğer taraftan, Sion Katır Birliği eratının büyük çoğunluğunun ise Rusya Yahudi’si olduklarını tahmin edebiliyoruz. Sf. 45 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 45) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu alanda örneklerimizi hep Cengiz sürülerinin yayılmasından çıkarıyoruz. Bu sürülerden birisi, bir yerde, muhtemelen Kürt ikliminde, bazı yerlileri yakalamış ve tam boğazlayacağı zaman, birden yanında elverişli bir bıçağı olmadığını fark etmiş, yatırmış, “kımıldamayın ha, ben bıçak alıp geleyim” demiş, döndüğünde hiç birisinin kımıldamadığı rivayet ediliyor. Hepsini doğradığı eklenmektedir; Cengiz’in bu müthiş silahına, “atom bombasından önceki…

  • Esasen, ailesi Selçuklu soyundandır ve bu nedenle gerek dedesi Abdülaziz gerek babası İsrail yönetici ve lider sıfatıyla seçkin bir konumda bulunmaktadırlar. Sf. 81, 82 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 81, 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Olasılıkla, Börklüce Mustafa, Tire’nin Aydın Güzelhisarı’na sınır Kızıl Börklü köyünü yerleşime açan bir Selçuklu emiridir. Börklüce Mustafa’nın bir diğer lakabı da “Gümlüzade” dir. Bu da büyük bir olasılıkla Aydın Dağlarının diğer tarihi adı olan Güme Dağı’ndan galat olmalıdır. Sf. 53 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 53)…

  • Tac-üt Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi ise olaylarla ilgili bilgi verirken, Türklerle ilgili ilginç bir saptama yapmayı da unutmamıştır; “Börklüce Mustafa ise Musa Çelebi olayından sonra, .. Aslen İran kökenli bir aileden gelen vakanüvis Hoca Sadeddin “Kötü Soylu Türkler” diyebilecek kadar ileri de gitmektedir. Naima ise “Çirkin suratlı Türk” ve “Kaba Türk” gibi aşağılayıcı ifadelerle…

  • Türkiye Yahudiliğinin büyük araştırıcısı Avram Galanti’nin sekiz yaşına kadar hiç ayrılmadığı Bodrum’da hep sokak­ta oynadığı ve bir tek Türkçe sözcük öğrenmek gereğini duymadığını da biliyoruz, demek sokak arkadaşlarıyla İbrani tekellüm ile iktifa edebiliyordu. (İbranice konuşmakla yetinebiliyordu) Germiyan ve Menteşe beyliklerinde prensler arasında Musevi ad yoğunluğu­nu artık biliyoruz, Sf. 252 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük,…