Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük

  • Eşitsiz gelişme yasası, şiddet ile birlikte bulaşıklığı da getiriyor: Kendi ırkının üstünlüğünü reddeden ırkçılar yalnızca Türkiye’de yaşıyor. MHP’nin kapsamlı itirafçısı Nurullah Tevfik Ağansoy, Metris Cezaevi’nde yazdığı, «İtiraf – Araştırma» adını verdiği itiraflarında şunları yazıyor. “Şaman görüş yanlıları, İslamiyet’in Türk şuurunu yok ettiği ve millet üzerinde uyuşturucu etki yaptığını savunarak Türkçülük-Turancılık ve Soyculuk ilkelerini kabul” ediyorlar…

  • Beyin Takımı, 12 Mart Muhtırasından sonra kurulan Nihat Erim Kabinesi’ne girerek, bakan olduklarını düşünüyorlar. Hiçbirisi, Türkiye politikasıyla ciddi ölçüde İlgilenmemiş, hep amatör bakmışlar; güçleri, örgütleri, kişileri tanımıyorlar. Beyin Takımı’nın beyni durumundaki Atila Karaosmanoğlu, yıllardır Dünya Bankası’nda çalışıyor ve Washington’dan doğrudan doğruya Ankara’ya Başbakan Yardımcısı oluyor. AP ve basını için yalnızca birer kolay hedef sağlıyorlar. Sf.…

  • “Dünyanın solcuları, dünyanın en saf insanlarıdırlar; Aydınlanma Çağı’nın çocukları oluyorlar. Hepsi, kendi pratikleriyle ve hayal kırıklığı içinde büyüyorlar. Silâhı ve şiddeti hiç sevmedikleri gibi, baştan ve tümden reddediyorlar. Saftırlar; saf aklı abartıyorlar, insanların doğru hareket etmemelerini, yalnızca, doğru’nun insanlara gösterilmemiş olmasında buluyorlar.” Sf.431 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…

  • Ütopya, gösteri üzerinedir. Politika, güç üzerinedir. Köylülük, tarihin hiç bir kesitinde coğrafyanın hiç bir bölmesinde hiç bir hareketin öncüsü olmamıştır; bütün burjuva devrimlerinin dayanağıdır. Bütün burjuva devrimlerinde en çok kaybeden köylülük oluyor. Köylülük, her zaman, güç’ün peşinden gidiyor. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf.…

  • Din, şiddete muhtaç ve şiddet, din’e ihtiyaç duyuyor. Şamanizm ile yola çıkan Türkiye’nin ırkçıları çok hızlı bir biçimde İslâm’a dönüyorlar. Şamanizm’e bağlı kalmak isteyenleri döverek dışarıya atıyorlar. Sf. 433 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • “TİP’in kontrolündeki bir öğrenci kulüpleri federasyonu”, Fikir Kulüpleri Federasyonu’nu anlatıyor. 1950 yılları ortasında, Siyasal Bilgiler Fakültesi içinde kurulmuş ve ülke çapında sesini duyurmuş olan Fikir Kulübü, 1960 yılından sonra diğer fakültelere yayılıyor. 1960 yıllarının ortalarında, yükseköğrenim gençliğinin demokrat ve kütlesel örgütü Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun yerini almaya başlıyor. Sf. 314, 315 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler…

  • 21 Şubat 1962 ve 9 Mart 1971 girişimlerinde sonuç, kaybedenlerin emekliliği oluyor; 21 Mayıs 1963 girişiminin sonunda Talât Aydemir ile Fethi Gürcan’ın asılmalarında, sivil güçlerle bağlantı kurmalarının ve kendilerinin de bir tur sivilleştirilmiş subaylar olmalarının etkisi var. 1960 yıllarının sonları yaklaşırken, bunlar, birikmiş deneyimler olarak duruyorlar. Sf. 355 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın…

  • Tezi yazıyorum; büyük yürüyüşlerde küçük sürtüşmeleri ön plana çıkarmak, yürümemek isteğini anlatıyor. Önemli olan, bu sürtüşmelere rağmen, yürüyebilmektir. Her büyük yürüyüşte, Türkiye türünden, büyük pratik dalgalar arasında yaşayan bir ülkede, her yürüyüşün yepyeni yürüyüşçülerle yapıldığı bir toprakta, sürtüşmelerin varlığını çok doğal karşılamak gerekiyor. Sf. 357 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları,…

  • 17 Mayıs 1971 tarihinde Efrail Elrom’un kaçırılması ve Balyoz Harekâtı’nın başlatılmasından sonra, adı duyulmuş ya da duyulmamış ilericilerden gözaltı ya da tutuklanma deneyimlerini geçirmeyen pek az kimse kalıyor. Sf. 362 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir garip “ahlâk” doğuyor. Albay Aydemir’in yaşamından iki yaprak ile bu ahlâk’ı anlatmak istiyorum. Talat Aydemir, 1957 yılında Elâzığ’da gizli örgütü genişletmeye çatışırken Binbaşı Türkeş ile arkadaş oluyor. Yazıyor: “Elâzığ’da piyade tabur kumandanı bulunan Kurmay Binbaşı Alpaslan Türkeş ile de çok samimi olmuştum, hiç bir dakikamız ayrı gitmiyordu, her sahada iyice anlaşmıştık. Onun da komiteye…

  • Bir: Türkiye Komünist Partisi’nin ne dün ve ne bugün Kemalizm’den bağımsız bir tarih ve toplum görüşü olmadı. TKP, özünde, tümüyle Kemalist’tir; somutta, edebiyat ve sanat ile daha renkli ve dış politikada sosyalist sistemle daha çok uyumlu bir çizgi istiyor. Sf. 299 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 –…

  • Sarper ve İnönü, Türkiye’yi, Amerikan Dış Politikasına bağlayan en önde gelen iki kişidir. Türko-Amerikan bağlantısının çözülmesinde yalnızca olumsuz ‘katkıları oldu. Sf. 152 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 152) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kapitalist dünyada önem, bir fiyat sorunudur. Kapitalist dünyada fiyat, bir önem sorunudur. Sf. 158 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir parantez açmam gerekiyor; Türk Ordusu’nda kurmay subaylık kurumunun yol açtığı bir şanssızlığa işaret etmek durumundayım. Hep bir karar veren değil, karar için çeşitli almaşıkları hazırlayan bir plancı türünden yetişiyor. «Kurmay», hep başkasına karar hazırlayan kimse oluyor. Karar verme alışkanlığını kazanamıyor. Sf. 181 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…

  • Tezi yazıyorum: Mustafa Kemal Paşa’nın erken ölümü, Kemalizm’in daha uzun ömürlü olmasına yol açtı. Sf. 109 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Hiçbir zaman yazılmayan, hafızalara işlenen bu prensip kararları şöyleydi: 1.İhtilâl kansız olacak, suçlular özel bir mahkemede yargılanacaklar. 2.Meclis dağıtılacak. 3.Bütün partiler kapatılacak, 4.Askerî bir idare kurulacak. 5.Süratle bir «İnkılâp Meclisi» teşkil edilecek ve Askeri Cunta ile beraber memleketi idare edecek. 6.Yeni bir Anayasa hazırlanacak. 7.Dinin politikaya alet edilmesi, din istismarı derhal önlenecek, uluslararası bir İslâm…

  • Dr. Kocabaşoğlu, 27 Mayıs Rejimi altında radyoyu incelerken önce şu saptamayı yapıyor: “27 Mayıs hareketinin radyoya ilişkin önemli buyruklarından birisi ‘Radyomuzda yayınlanmakta olan reklâmlar da dâhil, bütün programlarda, şiirlerde, hüzün, keder, melâl verici kısım ve unsurlar bulunmayacaktır’ şeklinde ‘ivedi ve mühim’ buyruktur.” İhtilâlciler hüzn’ü yasaklıyorlar. Hükümeti almanın doğal coşkusuyla, artık yalnızca neşeli günlerin geldiğini düşünebiliyorlar.…

  • Generalliğe terfi ettiği gün, “Yahu bu iş çok ucuzladı, ben de general olursam, herkes olur…” diyecek kadar sat ve samimi idi. Sf. 100 Türkiye’de askerlerden, özellikle popüler generallerden şeklen faydalanmak, son yıllarda Moda olmuştu. Fikir alanında oldukça kuvvetlenen Türk solcuları da bu modaya uyarak Paşa’nın pesine düştüler. Paşa’nın psikolojik durumu sola kaymaya çok müsaitti; yenik…

  • Orhan Erkanlı’nın da anlatacakları var. Bir bölümü şöyle; “1950 seçimlerini DP kazanınca zamanın kumandanlarının grup halinde İsmet Paşa’ya gelerek ‘Paşa’m Ordu emrinizdedir.’ dedikleri ve samimiyetle Paşa’dan emir bekledikleri, Paşa’nın bu teklifleri reddettiği bir hakikattir.” Diğer bölümü de şöyle: “Başka bir subaylar grubu adına bir heyetin Kristal Gazinosu’nda, Bayar ve Menderes’le görüşerek ‘genç subaylar sizinle beraberdir,…

  • 9 Subay Olayı’nda, zamanın gizli örgütün başkanı olan Yarbay Faruk Güventürk de tutuklanıyor. Bunu da o kadar önemli görmüyorum. Daha önemlisi var; Yarbay Güventürk dâhil diğer tutuklu subaylara, tutuklanma sırasında, üstlerinin yardımı kayda değiyor. Hemen her yerde, yüksek rütbeli subaylar, gizli örgüt mensuplarını, yönetime vermek yerine korumayı seçiyorlar. Binbaşı Ata Tan’ı tutuklamak için görevli Albay,…