Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük

  • Orhan Erkanlı’nın da anlatacakları var. Bir bölümü şöyle; “1950 seçimlerini DP kazanınca zamanın kumandanlarının grup halinde İsmet Paşa’ya gelerek ‘Paşa’m Ordu emrinizdedir.’ dedikleri ve samimiyetle Paşa’dan emir bekledikleri, Paşa’nın bu teklifleri reddettiği bir hakikattir.” Diğer bölümü de şöyle: “Başka bir subaylar grubu adına bir heyetin Kristal Gazinosu’nda, Bayar ve Menderes’le görüşerek ‘genç subaylar sizinle beraberdir,…

  • 9 Subay Olayı’nda, zamanın gizli örgütün başkanı olan Yarbay Faruk Güventürk de tutuklanıyor. Bunu da o kadar önemli görmüyorum. Daha önemlisi var; Yarbay Güventürk dâhil diğer tutuklu subaylara, tutuklanma sırasında, üstlerinin yardımı kayda değiyor. Hemen her yerde, yüksek rütbeli subaylar, gizli örgüt mensuplarını, yönetime vermek yerine korumayı seçiyorlar. Binbaşı Ata Tan’ı tutuklamak için görevli Albay,…

  • 27 Mayıs, Türkiye’de demokratik devrim sürecinin en ileri aşamasıdır. Sf. 77 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Financial Times’ın önde gelen kadro elemanlarından Türkiye uzmanı David Tongue Ecevit’le görüşüyor ve izlenimlerini Hasan’a anlatıyor. Hasan Cemal de Günlüğü‘ne alıyor; David Tongue’un Ecevit değerlendirmesini aktarmam gerekiyor: “Ecevit bu rejimin daha uzun sürmesinden yana gözüküyor sanki. Çünkü kısa sürede sona ermesini kendi kişisel parti içi hesapları açısından uygun görmüyor. Kişisel bir yaklaşım var”. Bir İngiliz…

  • Tezleri açarak tekrarlayabiliyorum; devlet ile demokrasi arasında bir nitelik farkı yok. Ancak demokrasi gerçekleştiği ölçüde devlet gücünü daha yavaş uygulayabiliyor. Katılım, devletin çelişkileri bastırma işlevini ortadan kaldırmıyor; hızı azaltıyor. Sf. 51 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bülent Ecevit, kısa mesajında, bunu tekrarlamak gereğini duyuyor. “Türkiye’nin bu duruma getirilmesinde ordunun bir kusuru yoktur. Orduyu karşımıza almadan ve tedirgin etmeden mücadelemizi sürdürmeye çalışmalıyız.” Askeri müdahalenin bir haftası dolmadan, bir anayasal düzene son veren komutanları bu kadar ısrarla ve bu kadar açık bir biçimde kusursuz ilân eden bir başka “demokratik güç” veya burjuva demokrat…

  • Hasan Cemal, hangi zincirin halkaları olduğu konusunda görüşlerini açık etmiyor. Yalnız Ecevit’in ne düşündüğünü açıklıyor: “Terörün üstüne kararlılıkla gidiliyor olmasından memnun”. Gerçekten çok açık oluyor. Devam ediyor: “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşmasında Evren Paşa’nın orduya sızmalar’dan söz etmesinin üstünde durdu. Bu konunun ciddiyetle izlenmesinin, yarım kalmamasının büyük önem taşıdığına işaret etti”. Daha açık olabilir mi?…

  •  “Biz” kütleye nitelik içermek istiyoruz. “Onlar”, niteliği yok edip, posayı yönetmeye çalışıyorlar. “Biz” kütleyi elektriklendirmek istiyoruz. “Onlar”, elektrik veriyorlar. “Biz” çalışıyoruz, çabalıyoruz; bir zaman alıyor, ayağa kaldırıyoruz. “Onlar”, falakaya yatırıyorlar. Sf. 7 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Faşizm, yönetenler arasındaki çelişkilerin etkisizleştirdiği devlet durumudur. Yönetenler arasında çelişkinin etkinliği, devletin, yönetilenlerden kaynaklanan çelişkileri kurutma hızını kesiyor. Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Görülüyor; faşizm ve demokrasi devletin iki ayrı hızda hareketliliğini anlatıyor. Bir devlete hem cellat, hem de papaz gerekiyor. Cellat aşırı çelişkileri törpülemeye yarıyor. Papaz son görevi yerine getiriyor. Ancak yalnızca bunun için değil, papaz, dünyalı sorunlara düşsel çözümler uydurmak için de gerekiyor. Kapitalist mantığın tarih içinde ilerleyişi, ne yazık, beklenenlerin aksine, papaz ihtiyacını azaltmadı; tersine…

  • Şu sözler, aynen Robespierre’indir:          “Ya cumhuriyetin içerideki ve dışarıdaki düşmanlarını boğacağız veya cumhuriyetle birlikte yok olup gideceğiz. Bu durumda politikamızın ilk kaidesi, halkı akıl yoluyla, düşmanları da terör yoluyla yönetmektir.” Sf. 27 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnönü, Frenkçe bir deyişle, 27 Mayısçılardan, ateşten kendi kestanelerini almasını bekliyordu. CHP, 27 Mayıs’tan kendi yapamadıklarını yaparak, önünü ve yolunu açmasını istedi. İstediği kısmen yerine geldi. Sf. 38 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim, olgu’ya şiddet uygulamaktır; ayrıştırıyor. Sf. 49 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 49) kitabından birebir alınmıştır.

  • “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar İddianamesinde yer verilen ve MHP Genel Merkezi’nde ele geçirilen, on sayfalık ve daktilo ile yazılmış «Eğitim Sekreterliğinin Talepleri» başlıklı dokümandan on birinci madde aktarmaya değiyor. Aktarıyorum: “11 – Yine aynı gazetelere, meselâ Demokrat’a, ’Faşistler x şehrinde ilericileri sokağa çıkarmıyorlar.’ ‘Faşistler Y mevkiinde ilericilere baskı yapıyorlar”, Aydınlık’a ‘Faşistler Devrimcileri x yerinden göçe…