Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Türkler, Türkçülük, Orta Asya

  • Müslüman iktisatçıların öngörüleri Adam Smith ve Karl Marx tarafından okundu, Kızılderili doktorları tarafından geliştirilen tedaviler İngiliz tıp metinlerine girdi ve Polinezya’dan toplanan veriler Batı antropolojisinde devrim niteliğinde değişimlerin yolunu açtı. Ancak, 20. yüzyılın ortalarına dek bu sayısız bilimsel keşfi toparlayıp, bu süreç içinde bilimsel disiplinleri yaratanlarsa küresel Avrupa imparatorluklarının yöneticileri ve bilim seçkinleriydi. Uzakdoğu ve…

  • Fransa ve ABD İngiltere’nin hemen arkasından hızlıca ilerleyebildi çünkü Fransızlar ve Amerikalılar, zaten İngiliz mitlerinin ve toplumsal yapılarının en önemli kısımlarını paylaşıyorlardı. Çinliler ve Türkler ise hem farklı biçimde düşündükleri hem de toplumlarını farklı şekillerde örgütledikleri için farkı bu denli hızlı kapatamadılar. Sf. 280 Alıntı; Sapiens (Hayvanlardan Tanrılara) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Ertuğrul Genç,…

  • 1600’lerde Kahire’ye ya da İstanbul’a seyahat ettiğinizde çok kültürlü ve hoşgörülü metropollerle karşılaşırdınız; Sünniler, Şiiler, Ortodoks Hıristiyanlar, Katolikler, Ermeniler, Kiptiler, Yahudiler, hatta zaman zaman Hindular bile görece uyum içinde hep birlikte yaşarlardı. Osmanlı İmparatorluğu dini sebeplerle ayrımcılık yapsa ve aralarında kendilerince çatışmalar yaşansa da Avrupa’yla karşılaştırıldığında özgürlüklerle dolu bir cennetti. Sf. 208, 209 Alıntı; Homo…

  • Aynı dönüşüm pek çok ülkede yaşanmıştır ve bunun en dikkat çekici örneği Çin’dir. Kıtlık, Sarı İmparator döneminden Kızıl Komünistlere dek bin yıl boyunca Çin’deki tüm idarecilerin başına musallat olmuştur. Çin yakın bir tarihe kadar gıda kıtlığıyla özdeşleşmiş bir ülkeydi. Sf. 17 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur…

  • 1071 yalındaki savaşa gelince, burada yanlış olan şöyle görünüyor; millet olmak bir ‘aidiyet’ bilincidir ve bu dönemde, dünyanın hiçbir yerinde aynı kandan gelenler arasında bir aidiyet bilinç veya duygusu bulunmuyor. Dolayısıyla Malazgirt’te, cephenin iki yanında olanlara “Türk” demek imkânı yoktur; bunların birbirine bağlılık duygularından ve bir millet olmalarından söz etmek mümkün görünmüyor. “Millet” tarih sahnesine…

  • Kemankeşlik her şeyden çok da bir spor haline geldi ve okun menzili hakkındaki bilgiler kitaplarda yerini aldı: Bir okçu 900 gezlik (594 m.) bir mesafeye ok atabilirse hatırı sayılır bir seviyeye ulaşmış kabul edilmekteydi ve 800 metrenin üzerinde atış yapanlar da oluyordu. Bu yayın savaşlarda daha kısa mesafeler için kullanılmış olduğu aşikârdır. Sf.126 Alıntı; Yakup…

  • Murad kendi birliğini birçok piyade ve süvarilerle dördüncü kısımda kurdu. Ardından kalın zincirlerle zincirlenmiş altı bin deveyi üç sıra halinde art arda dizdirdi. Sonra dünyanın en büyük gürültüsünü çıkarsınlar diye hepsini çıngıraklar ve zillerle donattırdı. Bunları en ön safa koy-durdu ki, karşı taraf saldırmak istediğinde atların develerin gürültüsünden ürksün ve düzenleri bozulsun. Sf. 126 Alıntı;…

  • Türkiye’de âdet olduğu üzere, büyük bir bey kendine eş aldığında kendi memleketine varıp halkıyla şenlik yapmadan önce katiyen eşine yanaşmazdı. Sf. 84, 85 Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 84, 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Babası vali ve Murad’ın Baş veziri olan Muteber Ali Paşa ile aynı adı taşıyan bu genç, yirmi dört yaşında, pek zarif ve pek bilgili biriydi. Yakub Çelebi bu gence karşı öyle bir muhabbet besliyordu ki, ikisi ne gezerken, ne yerken, ne içerken, ne de uyurken birbirlerinden ayrılabiliyor, vakitlerini daima birlikte gencin babası muteber Ali Paşa’nın…

  • Bu pasaj o dönemde Batı Avrupa’da Türkiye adında bir ülkenin varlığının artık zihinlere yerleşmiş olduğunu göstermektedir. Bu kavram Selçukluların 107l’de Malazgirt zaferiyle Anadolu’ya yayılmaya başlamasıyla oluşmuştur. Ortaçağ Latincesinde Turchia veya Turquia olarak bilinen kelime, Katalanca oldu. Sf. 53 Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 53)…

  • 15 Mart 1311’de Büyük Katalan Birliği (Bölüğü), söz konusu paralı Türk askerlerinin yardımıyla Gautier V de Brienne’ı devirerek Atina Dükalığı’nı ele geçirdi. Sf.13 Alıntı; Yakup Çelebi’nin Öyküsü – Juan Carlos Bayo, (İletişim Yayınları,  1. Basım, Kasım 2015 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Türk Ulusu vardır ve bir gerçektir, peki Kürt halkıyla birleşince ne olur, Türkiye ulusu diyebiliriz.” Sf. 85 Alıntı; İmralı Tutanakları (Öcalan’ın Ağzından “Çözüm” Süreci) – Ceyhun Bozkurt, (Destek Yayınları,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir İslam gücü değil, Avrupa gücü olarak kurulmuştu. İslam coğrafyasına geçişi ve İslam toplumlarım hâkimiyet altına alışı çok sonraki bir dönemdedir. Kuruluş yılları boyunca gerçekleşen bir Türk-İslam Sentezi değil, bir Türk-Rum Sentezi oldu. İmparatorlukta sözcükler Osmanlı’nınsa da, cümleler ve dilbilgisi Bizans’ındı. Bütün yollar hâlâ Roma’ya, başka deyişle, Konstantiniye’ye çıkıyordu. Sf. 265 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış…

  • Osmanlılar yağmadan vergiye geçmeye ve dolayısıyla uyrukların güvenliğini temin etmeye, Hıristiyanlar ise şehirlerdeki ve köylerdeki üretimlerini koruyabilmek adına Osmanlı yönetimini tanımaya ve hatta o yönetime çeşitli yollarla katılmaya muhtaçlardı. Hıristiyanların orduya alınmaları sürecinin ilk örnekleri de yine bu yıllarda ya da hemen sonrasındadır. Gelibolu’daki ilerleme de ancak bu toplumsal doku uyuşmasından sonra mümkün hale gelecektir.…

  • Büyük bir savunma boşluğu ve asker azlığı söz konusudur. Osmanlı Beyliği işte bu savunmasız sınırlarda doğuyordu; Paleologoslardan hoşnut olmayan çok sayıda akritai de bu beyliğe katılıyordu. Osmanlı Beyliği boşluğa doğmasına rağmen Bitinya bölgesinde, Balkanların tersine, yavaş ilerlemişti. 1340’lara kadar sadece Marmara çevresinde tutunabiliyordu. Bir göçebe devleti için oldukça düşük hızdaki bir yürüyüştür; tarih açısından ise…

  • Avrupa’nın gösterdiği dirence ilişkin olgular çok daha azdır ve şöyledir: Osmanlı’nın Haçlı niteliği çok kuşkulu ilk Avrupa ordusu ile karşılaşması 1396 yılındadır; bu savaşın adını Niğbolu Savaşı olarak biliyoruz. Gibbons “Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu” kitabında, Avrupa ordusundaki şövalyelerin bir kır eğlencesi havasında olduklarını, yanlarında şarap ve kadın dahi getirdiklerini kaydetmektedir. Niğbolu Savaşı Osmanlı’nın Gelibolu’ya geçişinden kırk…

  • Osmanlılar güç kazanmak için önce Balkanlarda ilerlemişlerdi. Anadolu’yu daha sonraki bir evreye bırakmış görünüyorlardı. Anadolu’yu ele geçirdiklerinde ise, Türkmen beyliklerinin hakimiyetinde bulunan bu bölgeye güçlükle hâkim olabilmişlerdir. Pek çok Türkmen ayaklanması ile karşı karşıya kaldıklarını Osmanlı tarihi üzerine çalışmalar kaydediyor. Sf. 254 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007…

  • Gibbons’ın Bitinya’daki yeni oluşuma ve Osmanlıya ilişkin tezi Türk tarihçilerinin tam tersi olmakla şöyleydi: “… bir medeniyeti tahrip eden bir Asyalı ırkın coşkun istilası mevzu-u bahis değildir. Belki, bizim meşgul olduğumuz yeni bir ırkın doğduğu yerde mevcut unsurların kaynaşmasından müteşekkil bir ırkın tarihidir.” Gibbons Osmanlı’yı tek başına Asyalı göçebelerden müteşekkil bir kitle olarak görmüyordu; Gibbons’ın…

  • Yaşar Ocak kitabında, Babailerin siyasal eğilimlerini kastederek, “İranlılaşarak kendilerine yabancılaşmış Anadolu Selçuklu merkezi yönetiminin yıkılışını hedefleyen bir ideolojinin mensupları … bir başka devletin, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda rol aldılar” notunu da düşmektedir. Demek ki, Osmanlının kuruluşuna katılanlar, Selçuklunun yıkılışını isteyenlerdi. Selçuklu ile Osmanlı arasında bir devamlılık ilişkisi kuran Türk tarihçiliğinin ve Türk-İslam tezlerinin zıddı bir olgu…

  • Babai Ayaklanması tarih sahnesine iki “babanın” yönetimi altında çıkar. Bu babaların isimleri Baba İlyas ve onun halifesi Baba İshak olarak biliniyor. Ayaklanan kitleyi ise yerli Hıristiyanların yanında, heteredoks Türkmenler oluştururlar. İsyan oldukça geniş bir bölgeyi etkisi altına alır; Rum Selçuklu düzeni üzerindeki yıkıcılığıyla da Anadolu’ya ilerleyen Moğolların yolu üzerindeki taşları temizler. Anadolu’yu kasıp kavuran ve…