Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yahudilik, Tevrat
-
İkinci nokta ise şudur, “ergun” ve “ezel” bizde biseksüel olarak taşınıyorlar, her ikisini de, hem iki cinste de buluyoruz; bu ise Türk isim-biliminde yoktur, bizde kural olarak, isimlerin tek cinsiyetli olduğunu biliyoruz. İsimlerde biseksüalite bir İbrani usulüdür ve bu da, Ergun’un bir ödünç isim olduğunu teyid etmiş olmaktadır. Sf.147 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın…
-
Jabotinskiy, 1909 yılında, İstanbul’da aynı anda dört siyonist gazeteyi birden yönettiğini açıklıyor. Burada adlarını vermemekle birlikte, birisi, “Jeune-Turc” olmalıdır, Fransızca yayınlanan Jön-Türk Dergisi’nin başında olduğu kesin ve belgelidir. Sf.143 O sırada Türkiye’yi Jön-Türkler yönetiyorlardı ve Jabotinskiy, “Türklerin hâkimiyetindeki bir yerde ne güneş doğar ne de ot biter” sonucuna kesinlikle ulaşmıştı. Filistin’in Yahudilerin eline tekrar geçmesi…
-
Ve iki, Britanya’nın yanında, Filistin’de, Türklere karşı harp edecek bir “Yahudi Lejyonu” düzenledi. Türkler’in Filistin’de yenilmesinde, Yahudi Lejyonunun önemli bir rol oynadığı da, hem tarihten ve hem de savaş fotoğraflarından anlaşılıyor, net bir durumdur.” Sf. 146 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kennedy, Sovyetler Birliği’nin yaşayabilir, ayrı bir düzen olduğunu kabul ve ilan ettikten hemen sonra öldürüldü. Fesatçı Ben-Gurion, Kennedy’nin öldürüleceği zaman aralığında, başbakanlıktan ayrılma tedbirliliğini göstermişti. İsrael resmi tarihinde bu ani ve kısa ayrılık hâlâ bir “muamma” sayılmaktadır. Çözmüş oluyorum. Sf. 19 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 –…
-
Ancak ekonomi ve hürriyet ve hukuk cephesi bir yana, bizim muhalefetimiz burada yoğunlaşıyordu, şimdi her ikisini de, millici, Osmanist ve ekspansiyonist (yayılmacı) görüyorum. İsrael gizli kayıtlarına göre, Zorlu, Menderes’i yönetmektedir ve İsrael’den uzak tutuyordu. Her ikisi de, Amerikan şemsiyesi altında, Osmanlı İmparatorluğu peşindedirler. Sf. 19 Burada bir “Yeni Tarih” var. Fitneye göre, her ikisi de…
-
Chomsky, merkezi Türk olan Osmanlı Devleti projesinin sona erdiğine işaret etmişti. Son, akepe hükümeti ile birlikte gelmiştir. Türk-Likud Partisi, nam-ı diğer akepe, İsrael’in sınırının Van’ın kuzeyine kadar uzamasını kabul etmiş ve bunun için kurulmuş, hükümete getirilmiştir. Sf. 17 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından…
-
İbrani asıllı Müslümanların kapısındayız. İbrani asıllı Orgeneral Kenan Evren İslam’ın altın çağını açtı. İbrani asıllı Orgeneral Özkök, akepeyi hükümete oturttu. Kök, öz ya da oz olarak, kenandadır. Sf. 17 Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ancak “Oz-Gur” adı saçmadır; bunu, Türk Dil Kurumu’nda da İsrael’in güçlü olmasına bağlamak zorundayız. Oz-Gur’e, İbrani “Gur’un Kudreti” dışında bir anlam veremeyiz; nitekim Tevrat’a göre “Gur” güçlüdür. Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.
-
Rusçuk Yaranı olarak da bilinen, yakın tarihin bu yol açıcı aydın devrimcileri, en umutsuz bir zamanda, Alemdar Mustafa’yı, İstanbul’daki tutucu partinin üzerine yürümeye hazırladılar; ancak yenilikçi adımların önüne dikilen barajlar, dikkatlerin, ordu üzerine çevrilmesine yol açıyordu ve reformasyon için yeni ve reformatör bir ordu düşüncesi kendisini zorluyordu. Türk tarihinde Vaka-i Hayriye olarak da bilinen 15…
-
1829 Edirne Antlaşması ile Klenler’in bağımsızlığını kabul ediyordu; beylikleri yutmuş, imparatorlukları kaldırmış Osmanlı’dan ilk kez bir devlet çıkıyordu, mesajının çağdaşları için ürkütücü olduğunu bugün netlikle saptayabiliyoruz. 1830 yılında Iran ile yapılan Türkmençayı Antlaşması ile de, o zamana kadar İran Ermenistan’ı olarak bilinen çok geniş topraklar Rusya’ya geçiyor ve Rusya Ermenistan’ı doğuyordu. Artık Avrupa’nın büyük devletleri…
-
Çünkü Türkiye’de İbrani asıllılar, “Selçuk” adına pek düşkünlük sergiliyorlar. Nerede ise şem ha-kadoş saydıklarını dahi düşünmek durumundayız; Tevrat’tan veya Sabetayizm tarihinden çıkardıkları isimlerle bir tuttuklarını teşhis edebiliyoruz. Profesör Dunlop, Bar Hebraeus’un Malik Namah’sına dayanarak, Tuqaq’ın, Selçuk’un babası, Yahudi Hazar sarayında bir komutan olduğunu naklediyor ve ölünce, oğlu Selçuk da, Yahudi Hazar Devleti’nde önemli yere geçiyor;…
-
Şöyle özetleyebilirim, Türkiye Cumhuriyet’i, Onur Gökçe’yi çeşitli başkentlere büyükelçi göndermiş ve Büyükelçi Gökçe her gittiği yere eşi Aytül Hanımı almış, bu doğaldır. Ancak orada Aytül Gökçe, bir Siyonist örgütün faal bir elemanı olarak çalışmış; bir Hadassah yayınında, Onur ve Aytül Gökçe’nin İsrael, Türkiye ve Finlandiya’da Hadassa için çalışmaları şükranla anılıyor ve diğerinde de Aytül Gökçe…
-
Karay’lar, Kırım’da, “bulut” ad veya soyadını kullanmıyorlar, çünkü ihtiyaçları yok ve aslı var. Ayrıca, Karay Yahudileri, çok uzun yüz yıllar, ne Kırım’da ne de İstanbul’da, kendilerini sakladılar, Yahudi kimlikleriyle yaşadılar. Esas yurtları İstanbul’dur. Ve sonra Karadeniz’i aştılar ve bir daha aşıp bu cenaha geldiklerinde, yine Karadeniz sahillerini tercih ettiklerini anlıyoruz. Çünkü sahil kasabalarında çok “Bulut”…
-
Söyleyebileceğim şudur; bizde kripto-Yahudiler var. Bunlar Sabatayistlerden ayrıdırlar; çok zaman Sabetayistleri sevmiyorlar. Biliyoruz, Ilgaz Zorlu bize gösterdi, Sabetayistlerin, tekrar Museviliğe kabulü çok zordur; nesebi sahih bulunuyorlar. Dolayısıyla, hem büyük rantlara el koyan ve hem de İsrael sadakatini belli eden bazı zevatın “ben sabetayist değilim” açıklamalarını, fazla önemsememek ve bu çerçevede analiz etmek zorundayız. Sf.225 Alıntı; …
-
Beki Hanım, “bazıları adlarının başına ‘öz’, ‘er’, ‘güzel’, yeni gibi Türkçe bir sözcük getirerek hem eski soyadını korumuş ve hem de yasaya uymuş olur” demektedir. “Özsarfati”, “Erkohen”, “Yenibahar”, “Güzelbahar”, Beki Bahar’ın verdikleri örnekler arasında yer alıyor. Sf. 224 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 224)…
-
Beki Bahar’ın, “Ankara Yahudileri” bir pınar izlenimi veriyor, içi işaret ve imalarla doludur. Beki Hanım’ın bunları bilerek yaptığını düşünmemiz isabetli görünüyor; ülkesine ve Ankara’ya tutkulu olduğundan da kuşku duymuyoruz, okuyucusunu inandırmaktadır. Bayan Bahar, Atatürk’ün Ankara Yahudileri arasında yakın dostları olduğunu da haber veriyor ki bu haber nadir ve hayli kıymetlidir; ayrıca, “Atatürk’ün, Ankara’da bir gece,…
-
Kanuni, sanki bütün konversoların ve Yahudiler’in hamisi idi, Yahudiler’i korumak için Venedik ve İtalya’ya karşı savaş tehdidinde bulunmaktan geri kalmıyordu. O kadar öyle ki, İtalya’da Yahudiler, Osmanlı casusları sayılmasalar bile yandaşı kabul ediliyordu. Sf. 208 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.
-
1600 yılı başındaki İstanbul’da vaki (meydana gelen) Yahudi katliamından sonra tekrar kripto hayata çekilenler olduğunu mütalaa etmek durumundayız. Bu arada, İkinci Mahmut’un en büyük Yahudi zenginlerini bir çırpıda asmasından sonra da kripto yaşamın canlandığını biliyoruz. Ayrıca pek çok halde, bu yeni Hristiyanlar, eski dindaşlarını kolluyor ve destekliyorlardı. Üstelik sokakta Hristiyan ve evde Yahudi olduklarına inanılıyordu;…
-
Romanyotlar, Roma zamanından beri bu topraklarda yaşayan Yahudiler, seferadlar gelince çok rahatsız oldular; ancak bu rahatsızlıklarını, seferadlar geldikten sonra duydular, önce bir rahatsızlık akıllarına hiç gelmiyordu. Demek ki, dindaşları gelmeden önce aralarında geçimsizlik olacağını bilemediler, Sf. 202 Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 202) kitabından…
-
Dört, “Cuma akşamı, yorgunluktan erken yattım. Sabaha doğru bir telefon. Münasebetsizin biridir diye, açmıyoruz. Ama telefon ısrarlı.” Okumayı sürdürüyoruz. Acaba yine Ulu Reis mi, bilemiyorum, ancak mümkündür, Ketty Hakko, uykulu telefona bakıyor ve sevinç ile bağırıyor, “Vitali, ihtilal oldu!”. En zenginlerin “ihtilal” haberine en sevindikleri zamandır. Kurtuluşları başlıyor ve Hayatım Vakko, “yataktan derin bir nefes…