Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yahudilik, Tevrat

  • Doğruluk payı var. Ama bilgi eksik; “faizsiz bankacılığın” glo­bal bir yapı kazanmasında ABD faktörü vardı. Ve unutmayınız; faiz Hıristiyanlık ve Yahudilikte de yasaktır! Yahudilikte faiz yasağı olmakla birlikte, “Kardeşinden faiz al­mayacaksın” hükmüyle Hıristiyanlardan ve Müslümanlardan faiz alınabilmektedir. İddiaya göre Yahudiler, Hıristiyan ve Müslümanlardaki faiz ya­sağı nedeniyle dünya “faiz İmparatorluğunu ele geçirdi! Sf. 407 Alıntı; Beyaz…

  • Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gere­ken bir soru. Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi? Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent),…

  • Ancak 23 Aralık 1930’da Asteğmen Kubilay’ın şehit edildiği isyanı teşvik suçundan oğlu Mehmed Ali Erbilî’yle birlikte gözaltı­na alındı. Bir ay sonra İstiklal Mahkemesi baba ile oğul hakkında idam cezası verdi. Yaşı altmış beşten büyük olduğu için Şeyh Esad Erbilî’nin cezası müebbet hapse çevrildi; oğlu Mehmed Ali Erbilî 28 kişiyle birlikte idam edildi. İdam edilen 29…

  • Son postnişin: Mehmet Esat Düzgünman Aziz Mahmud Hüdayî Dergâhı’nın “son postnişini’’ Mustafa Esat Düzgünman’dı; 1953’ten 1979’a kadar dergâhın türbedarlığını yaptı. 9 Şubat 1920’de İstanbul Üsküdar’da doğdu. Babası, aynı semtteki Azizmahmuthüdayî Camii’nin imamlığını yapan Sami Efendi’ydi. Sf. 374 Niyazi Sayın gibi bir ney üstadına musiki âleminin kapısını ilk o açtı. Neyzen Niyazi Sayın da, Türkiye’ye Mercan…

  • Aziz Mahmud Hüdayî, Halvetîlikle yola çıkmış, Bayramîliği benimsemiş ve “Halk içinde Hakla birlikte olmak” anlamına gelen “celvet”i esas alan “Celvetiye Tarikatı”ını kurmuştu. Sf. 370 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 370) kitabından birebir alınmıştır.

  • AKP İstanbul İl Başkanı Dr. Alaattin Büyükkaya, bu gazetenin (Vakit Gazetesi) ifadesiyle yazarsak, “dönme”ydi. Yani Sabetayist’ti. AKP kurucusuydu.                        AKP İstanbul İl Başkanı Dr. Büyükkaya neden Sabetayist ol­makla itham edilmişti? Kendisi bu iddiaların nereden çıktığını şöyle yorumluyordu: “Ben Sabetayist değilim, bunu net olarak söylüyorum. Aile olarak aslen Konya-Karamanlıyız. Ailemiz Orhan Gazi zamanında Evlad-ı Fatihan olarak…

  • Kuyumculuk piyasası ABD’de İtalyanların kontrolündedir. Son birkaç yıl içinde Türk markaları yaptıkları ataklarla piyasada ciddi bir yer kazandılar. Altını yalnızca klasik tipte işlemeyip platin, pır­lanta gibi değerli taşlarla süslemeyi başardılar. Yine bilenler bilir ki, dünyada değerli taş ticareti halâ Anvers ve Rotterdam’daki bazı Yahudi ailelerin elindedir. Onlarla iyi geçinmeyen, onlardan “onay” almayan “müteşebbisler” dünya piyasalarında…

  • Rıza Tevfîk, 11 Mart 1909’da İstanbul’da Genç Yahudiler Derneği’nde yaptığı konuşmada Siyonist olduğunu açıklamıştı. Daha sonra tepkiler üzerine, Siyonizm’den ayrı bir Yahudi devleti kurul­masını kastetmediğini söyledi. Rıza Tevfîk, Yahudi halkları için Siyonist’ti! Sf. 343 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 343) kitabından birebir…

  • Sultan I. Ahmed’in, “Kızılbaşlar, yabancı elçiler ve Yahudilerin esir satın alamayacakları” şeklindeki buyruğunu nasıl analiz etmemiz gerekiyor; Saray’daki Yahudi lobisine duyulan öfkenin devam ettiğine mi? Hadi gelin bir de “komplo teorisi” üretelim: Sabetayist hareketin Osmanlı’ya başkaldırısının altında yatan, Saray’daki Yahudi lobisinin tekrar gücü ele geçirme planı olabilir mi? Yoksa kendisine başkaldıran Sabetay Sevi’ye Osmanlı’nın hoş­görüsünü…

  • Feramerz, yani Molla Hüsrev Efendi, 1460’ta Fatih Sultan Mehmed tarafından şeyhülislamlığa atandı. Ve yirmi yıl bu görevde kaldı. Sf. 332 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hayatizâde’nin diğer oğlu Hekimbaşı Mehmed Emin Efendi (?-1748), Osmanlı tarihinde bir ilki gerçekleştirecek; hekimbaşılıktan şeyhülislamlığa gelen ilk kişi olacaktı. 5 Nisan 1746’da Osmanlı Devleti’nin altmış beşinci şeyhülisla­mı olacaktı. Fakat görevinde 6 ay 20 gün kalabilecek, azledilecekti. Mekke kadılığını isteyecek, Sultan I. Mahmud isteğini olumlu karşılayacak, ama Mekke’ye giderken yolda vefat edecekti. Moşe ben Rafael Abravanel,…

  • Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın işlerinden sorumlu danışmanı Mehmet Akif Beki’nin “Erdoğan’ın Harfleri” adlı kita­bından bir aktarma yapmak istiyorum: “Başbakan Erdoğan, Musa Peygamber soyundan geliyor. Abdullah Gül de yoldaşı ve iktidar paylaştığı kardeşi Harun’a benziyor.” (Milli­yet gazetesi, 30 Mayıs 2003) Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran…

  • Sabetay Sevi’nin torunu olduğunu söyleyen Ilgaz Zorlu’yu dinleyelim: “(Sabetayistlerin) Masonluk ve Melamîliğe karşı gösterdikleri il­gi bizleri şaşırtmamalıdır. Nitekim adı geçen organizasyonlarda üst kademelere kadar gelmeleri de bunun bir örneğidir. Melamilerin Sabetay Sevi’nin fikirdaşı olan Niyazi Mısrî’ye karşı duydukları il­giyle beraber Sabetaycılar bu tarikata intisap etmeye başladılar. Melamîlik’e Yalılar bölgesindeki evini tekke haline getirerek maddî destek…

  • Mihaylo Miço Latoş, 1806 yılında Hırvatistan’da Plaşki’de, le­vazım çavuşu Sırp bir baba ile Polonyalı bir anneden doğdu. Ma­tematik ve resimde çok başarılı olduğu için öğretmenleri tarafın­dan Avusturya İmparatorluğu Harp Okulu’na burslu öğrenci ola­rak gönderildi. Dört yıl eğitim aldığı harp okulundan kaçarak, 1826’da Osmanlı topraklarına sığındı, iki yıl çeşitli işlerde çalıştıktan sonra, İs­tanbul’da yeni açılan askerî…

  • Halifebaba Turgut Koca İttihatçıları: “Bektaşiler”, “Masonlar”, “Melamiler” ve “Mason-Bektaşiler” başlıkları altında toplamıştı. Bizi ilgilendiren, listenin “Mason-Bektaşiler bölümü; bakın Halifebaba Turgut Koca’ya göre İttihatçıların içinde kimler “mason- Bektaşi’ydi? “Enver Paşa, Ali Fethi (Okyar), Kazım (Karabekir) Paşa, Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi, Salah (Cimcoz) Bey, Ethem Ruhi (Balkan), Dr. Miralay Mehmed Ali Bey, İhsan Namık Bey, Ahmed Bedevi…

  • Özetle, kına yakmadan, nazardan korunmaya; adak olarak horoz kesmekten, muska yazmaya; ağza tükürmekten, sünnete; gelin hamamından, lohusa yatağına kadar bugün Anadolu’daki birçok örf ve âdet Yahudilerde de vardı!.. Bektaşilikteki “takiye” anlayışı Sabetayistlerin zaten yaşam zorunluluğuydu. Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 278) kitabından…

  • Peki, niye böyleydi? Kabaladaki Mesih inancı gereği Sabetay Sevi’nin “ahlaksız bir ortam yaratması”; fahişeyle evlenmesi inanılmayacak olaylar de­ğildir aslında. Çünkü Mesih’ten önce toplum o kadar ahlaksız ola­cak ve çürüme yaşayacaktı ki, Mesih geldiğinde bunların hepsini düzeltecekti! Daha önce de basite indirgeyerek yazdım; Mesih Hz. İsa’yı ör­nek gösterdim: Domuz yenmiyorsa, Mesih gelince yenecektir. Sünnetliyse, Mesih gelince…

  • İran kökenli musahiplik törenleri iki aile arasında yapılıyordu: Musahip olan çiftlerden erkekler baş açık, yalın ayak yere uzan­mışken kadınlardan her biri musahip erkeklerin çıplak ayaklarını uzun kefen etekleriyle örterler. Bu hareket onların bacı-kardeş olmalarını simgeler. Nitekim musahip ailelerine nikâh düşmez. Çocukları bile birbirleriyle evlenemez. Durumu böyle benimsemek istemeyen kimi kötü düşünceliler, durumu istedikleri yöne çekmektedirler.…

  • (Abraham Galante yazıyor;) “Eski tarihi incelersek zaman içinde bu törenin gözlemlendiğini ve izlerine bugün bile rastlanıldığım, ön Asya’daki bir ekol mensubu grup tarafından uygulandığını görürüz. Kızılbaş ya da Tahtacı olarak tanınan bu grup mensupları kendilerini bu tuhaf içki âlemlerine ver­mek için büyük mumların söndürüldüğü gece törenleri düzenlerdi.” “Garip tesadüf! Biz bu satırları yazarken, İstanbul’da yayımlanan…

  • Bu kuzu bayramı hakkında Sabetay zümresi mensuplarından Karakaşzade Rüştü, 1924 ‘tarihinde Vakit gazetesi muhabirine şu izahatı vermişti: “Kuzu Bayramı 22 Adar’da (Mart ayında) yapılır. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebe­tiyle ve hususî merasimle yenir. Bu merasimde en aşağı ikisi erkek iki­si kadın olmak şartıyla evli dört kişinin…