Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • Moğollar yıkıyorlar, öldürüyorlar ve öldürecek insan bulamadıkları zaman ölüleri öldürüyorlar.  Gittikleri yerlere ölüm ve yıkım götürdüler. Daha ilerisine korku gönderdiler. Allahları yoktu, Allahsız’dılar. Dinselleri sevmezdiler, dinsizleştirdiler. Sf. 88 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbn el-Esirden aktaracağım son hikâye şudur, birisi anlatıyor, on yedi kişi bir yoldalar ve karşılarına atı üzerinde bir Moğol çıkıyor, “durun” diyor, duruyorlar ve “birbirinize bağlanın” emrini veriyor ve bağlanıyorlar. Ama bir kişi, “O sadece bir kişi ve peki, neden öldürmüyor ve kaçmıyoruz” diyerek, isyan çağrısı yapıyor. Aldığı cevap, “we are afraid,” korkuyorlar; amma nasılsa…

  • Peki, bu kadar mı, veba, “Büyük Salgın”, Yüzyıl Savaşlarından on bir yıl sonra, 1348 yılında başladı ve aralıklarla en az yüz elli yıl sürdü; nüfusun çeşitli hesaplara göre, üçte biri ile yarısı kırıldı, aynı nüfus düzeyine ancak yüz elli yıl sonra ulaşıldığını biliyoruz. Bu dönemde Katolik Kilisesi, Papalık da diyebiliriz, o kadar öyle ki, 1378…

  • Büyük toprak sahipleri, vebanın bir daha gelmeyeceğini düşündükleri zamanlarda, kaybettikleri feodal haklarını geri alabilmek için baskıya ve zor kullanmaya başladılar. Bu ise, çok büyük düzensizliklere ve köylü isyanlarına yol açtı. On dördüncü yüzyılın sonuna doğru Osmanlı kuvvetleri Balkanlar’a yerleşirken, Avrupa köylü ayaklanmaları ile yanıyordu. Sf. 49 Burada durmuyor, ölülerle cinsel ilişkiye girdiler ve bu ilişkilerde…

  • Bu sonuncu kategorinin bir kısmı korunuyordu, yalnız yıllardır kendilerini, Tanrının seçkin hizmetkârları olarak tanıtmışlardı ve salgını, işlenmiş günahlara karşı Tanrının ilahi bir cezası olarak gösterenler çoğunluktaydı; hastaların yardımına koştuklarında Tanrının bunları koruyacağı ve dolayısıyla vebanın bulaşmayacağını göstermeleri gerekiyordu; dine güven böyle sağlanabilirdi, böyle yaptılar ve hepsi öldüler. Ölümde demokratizasyon derken, bunu kast ediyorum.” Diğer kanıtlarına…

  • Böyle bir uyumu bulmak herhalde zor olmalıdır; 1348 ile 1431 yılları arasında, dokuz önemli veba salgını oldu, kayda geçenler bun­lardır. Bu tarih dönemi, Osmanlı’nın en hızlı fetih dönemine denk ge­liyordu; bunun anlamı, şehirler fethedilmeden önce veba tarafından kırılmış oluyordu. Bir mukavemet olmaması normaldir. Sf. 37 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım,…

  • Herbert Adams Gibbons, İstanbul’a bir görevle geldiğinde, herhalde böyle bir çalışma yapacağını hiç düşünmemişti. 1916 yılında, Oxford Üniversitesinden “The Foundation of the Ottoman Empaire” teziyle doktorasını aldı. Sf. 32 Gibbons’un, çalışmasının ilk bölümünün başlığı, “Osman: A New Race Appears in History” olup, Ragıp Hulusi, bunu “birinci mebhas” ve “Osman: Tarihte Yeni Bir Irk Zuhur Ediyor”…

  • Fatih, Konstantinapol’ü fethetmemiş olsaydı da yine Fatih’tir. Kapısında ölüm beklerken hülya kurabiliyordu. Osmanlı düzeninin doruğudur ve belki de Osmanlı bu dorukta bitmiştir. Sf. 18 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 18) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hepsi, sultanları “çok güçlü” çizerler. En güçlüleri dahi, bir anlamda, zavallıdır; Mehmet, sadrazamı Çandarlı Halil’in Bizans’ın casusu olduğunu biliyordu, dokunamamıştır ve kinini içine attığı kesindir. Güçleri anlıktır. Mehmet’i de tahta bir çıkardılar ve bir indirdiler. Çeliğe su verdiler. Oğlu Bayezid, babasının katili idi, kendi oğlu Selim’in verdiği zehirle öldü. Bayezid bir zehirleme uzmanı idi, zehirlendi.…

  • Geleneksel olarak “Osmanlı” ki “Osmani” ya da “Osmanist” anlamındadır, halkına “Türk” demek çok yanlıştır ve demediler, evvelinde “Atamanlı” bilindiler ve öncüleri Türk idiler, yepyeni bir kavim. Sf. 11 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonunda, İsrael Devleti, 14 Mayıs 1948 tarihinde kuruldu, ancak, bundan iki haftadan daha kısa bir zaman öncesinde de, İstanbul’da “Hürriyet Gazetesi” yayına başladı. Sf.369 Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin İbrani asıllı olduğunu ve gazetenin ilk günlerinde bir “Yahudi Gazetesi” iddiası o kadar yaygındı ki Simavi bir başyazı ile bunu yalanlamak zorunda kalıyordu. Yalanlasa da, bu düşünceyi…

  • Tan Olayı, Türkiye’de komünist tehlikesi olduğu konusunda İngiliz ve Amerikan yöneticilerini uyarmak için düzenlendi. Zincirli Hürriyet Olayı, Truman Doktrinini haklı göstermek için planlandı. Solcu Profesörler Olayı, Marshall Planı’ndan önemli bir pay almak için sahneye kondu. Şubat 1948: CHP’nin İlkokullara Din Dersi Ve İlahiyat Fakültesi Kararı 2 Nisan 1948: Solcu Profesörler Üniversite’den Çıkarıldı 4 Ocak 1949:…

  • Belki de şu yeterlidir, Şemsettin Günaltay’ın hitabesinin bir bölümü şudur:  ”İlk mekteplerde din dersleri okutturmaya başlayan Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanların namazlarını öğretmek, ölüklerini yıkamak için imam-hatip kursları açan bir Hükümet’in başkanıyım. Bu memlekette, Müslümanlığın yüksek esaslarını öğretmek için İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümet’in başkanıyım.” Demek ki, 1949 yılının ortasına geldiğimizde, artık ilkokullara din dersi…

  • Türkiye politikasında, Londra’da, politikacılar ve yüksek kamu görevlileri birlikte ele alındığında, iki parti vardı; bunlardan birisi, Türkiye’de tampon devlet kurmak isteyenler ve diğeri ise Türkiye’yi tampon devlet olarak kurmak isteyenlerdi, Churchill bu ikinci partinin lideridir. Bu ikinci parti, ayrıca, Türkler ile Araplar arasına bir “tampon Kürt Devleti” gereğine inanmaktadır. Bunun çok açıklıkla ifade edildiğini görüyoruz.…

  • Anadolu Türklerine ilk komşu Türkler, Azerilerdir. Öyleyse, Sevres’deki Ermenistan ve muhtemel Kürt Devleti Projeleri’nin, Anadolu Türkleri ile Azeriler ve oradan da İç Asya Türklerinin arasına bir duvar çekme işi olduklarını kolaylıkla söyleyebiliriz. Sf. 329, 330 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329, 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu söyleyebiliyoruz, Birinci Dünya Savaşı başladığında, Büyük Britanya, Panislamizm ve Pantürkizm’den çok korkuyordu. Tabii, Birinci Dünya savaşı sona erdiğinde, Londra, Osmanlı gücünü, bizim Kemalist tarihte okuduğumuz ölçüde görmüyordu, Sf. 329 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Olson, İngiliz ajanlarından söz ederken, a former minister in a cabinet of Mustafa Kemal’s government during the period 1921-1924, diyordu ve ezcümle, 1921-1924 yıllarında, Mustafa Kemal’in kabinesindeki bir bakanın da, İngilizler için casusluk yaptığını haber veriyor.  Mustafa Kemal Hükümeti’ndeki bu ajan-bakan, İngilizlere sürekli olarak, “Ankara never really thought of employing large military forces to…

  • Tarih rastlar mı, Koçgiri Ayaklanmasının en şiddetli olduğu tarihte, Ankara’da Meclis’te içinde “Türk” ve “Müslüman” geçmeyen bir manzume “İstiklal Marşı” olarak kabul ediliyordu, 12 Mart 1921 tarihindedir. Aynı şekilde, Musul-Revanduz’u, Özdemir Komutasındaki Türk kuvvetlerinin, Türk “Gerillaları” diyebiliriz, İngilizlerin ağır hava bombardımanı altında, teslim ile boşalttığı tarih, 23 Nisan 1923 idi ve kesintiye uğramış olan Lozan…

  • Kürtlerin asimilasyonu da, Yahudilerin Kudüs’te toplanmaları ve dolayısıyla İsrael Devleti de Hamit ile başlamaktadır. Sf. 325 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sykes, sonradan değişikliklere uğrasa da, Türkiye’nin en son ve kullanılabilir parçalanma haritasını yaptı ve Balfour Deklarasyonu’nu hazırlayanlar arasında yer aldı. Lloyd George, İsrael Devleti’nin temellerini attı, Musul’a el koydu ve Yunanileri İzmir’e çıkarttı ve orada bıraktı. Böylece, istemese de, kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyeti’ne bir zafer hazırladı ve büyük bir moral gücü kazandırdı. Özet, budur. İzmir’e,…