Kategori: Yalçın Küçük
-
“Prens, özel teşebbüs ile önce toplumu oluşturacak entitelerin (niteliklerinin) gelişmesini istiyor. Müslüman ve Müslüman olmayan halklara bir yönetim özerkliği, Adem-i Merkeziyet (Merkezden idare olmaması) verilmesini istiyor. Bireyci eğitime, bireyci aileye ve yerinden yönetim şekline taraftardır. …bir noktada Le Play’den ayrılıyor Le Play ve yandaşları çalışmalarını saha çalışmasına yöneltirken, Prens’te bu yoktur. Sabahattin, 1906 yılında yeni hareketinin…
-
“Bir akımın kişilik kazanabilmesi için, iki yönden ayrışması gerekiyor. Bunlardan birisi, daha sonradan o akımı oluşturan canlıların kendilerini “ayrı” düşünmeleri oluyor. Bu, akımın “ayrışma bilincidir” . Bir de toplumun diğer canlılarının bu akımı “ayrı” düşünmesi zorunludur. Bu ise bir akımın kişilik kazanması için gerekli toplumsal bilinçtir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin…
-
BAKKAL’IN YORUMU (1995, 2008): Hoca’ya göre, Birinci Dünya Savaşı’nda yöneticiler İslam ülkelerinin kendilerinden yana cihat edeceklerini zannediyorlar. Bunun hayal kırıklığı laisizmi pompaladı. Müslüman devletlerinin Osmanlı Devleti üzerinde yıkıcı etkileri oldu. Cumhuriyetin ilk on-on beş yılında Musul ve Hatay gibi önemli sınır tartışmaları da laiklik düşüncesine ivme kazandırıyor. Yalçın Küçük’ün bu görüşlerine katılıyorum ancak Laikliğin ivme…
-
“Osmanlı döneminde Türk gericiliğinin temellerini atan iki prens ,… Prens Sait Halim Paşa ile Prens Sabahattin’dir. Prens Sait Halim Paşa, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu. 1863 Kahire’de dünyaya geliyor. Özel öğretmenden yabancı dil öğreniyor ve İsviçre’de üniversite öğrenimi görüyor. 1912 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetine Kâtibi Umumi (Genel Sekreter) oluyor. Birinci Dünya Savaşının başladığı zaman…
-
“Ziya, hiçbir zaman ciddi Durkheim’ci olmadı ve sosyolojik sayılabilecek bir çalışma yapmadı. Yükseköğrenimi olmayan, yalnızca birkaç yıl Baytar Lisesinde okumuş Ziya, … Üniversite’de Profesör oluyor. Öğrenciler bir heyet yapıp Fakülte Müdürü ve Maarif Nazır’ına Ziya’yı şikâyet ettiler. Ziya görevinden alınıp Diyarbakır’a İlköğretim müfettişi oldu. Ziya, Enver için yazdığı şiirleri Mustafa Kemal için de hemen hemen…
-
“Birinci Tez: Türk gericiliği aydın düşmanlığıyla başlar. İkinci Tez: Türk aydını, memur olarak doğduğu için, Türk gericiliği bürokrasi düşmanıdır. Üçüncü Tez: Türk gericiliği Tanzimat düşmanıdır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 589, 590) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Bizim ihtilâllerin “düşünür”ü yok! Son yüz elli yıldır Türkiye’de birçok ihtilâller yaşandı, Türkiye’nin bir tek ihtilâlci düşünürü oldu mu? Avrupa ve Rusya’da yıkmakla işe başlayan aydın, Türkiye’de kurmak için doğdu.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 560, 561) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2008): Türkiye’deki ihtilallerin…
-
“Dine karşı en şiddetli tepkiyi II. Mahmut gösterdi. Bektaşi tekkelerini dağıttı,… Kavuklu mezar taşlarını bile kırdırttı. Kemalizm, din kurumuna değil dinin bazı kurumlarına cephe aldı…. Her iki hareket de hiçbir zaman teorik bir özellik kazanmadı.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 562) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN…
-
“Hareket Ordusu, ne düzenli bir Ordudur, ne de düzenli bir Ordunun parçası, tümüyle gönüllülerden kurulan, sayısı ve yönetimi çok milli olmayan tam bir silahlanmış halk topluluğudur. Resmi ordu ile bir ilişkisi yok. …yalnızca, İttihat ve Terakki’nin militanı olan bazı genç subaylar bulundular. Yer yer birlikte komuta ettiler.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük…
-
“Mustafa Kemal Bey: Erkân-ı Harp Kolağası (Kurmay Yarbay), 1926’daki İzmir suikastı sırasında Cumhurbaşkanı. Pirlepe’li Fethi Bey (Oyar): Erkân-ı Harp Binbaşısı, İzmir Suikastı öncesinde Başbakan. İzmir’li İsmet Bey (İnönü): Erkân-ı Harp Kolağası, İzmir suikastı sırasında Başbakan. …Vehbi Paşazade Süleyman Askeri Bey: Erkân-ı Harp Kolağası, Teşkilat-ı Mahsusa (Özel Teşkilat, MİT, Özel Harp Dairesi gibi) Başkanı. Ohri’li Eyüp…
-
“Ahlaklı olabilmek için mutlaka kavga etmek gerekiyor, çünkü kavga bir hareketi içeriyor. Duran bir nesnenin ahlaklı olup olmadığına karar vermek imkânsızdır: çünkü ahlak mutlaka bir harekette ortaya çıkıyor. Ancak her hareket de, ahlak araştırmasının alanına girmiyor, yalnızca iradi (bilinçli) olan hareketler bir ahlak sisteminin içinde oluşuyor. Ahlak iradi hareketlerin başlatıcısıdır. Ahlakın kaynağını akılda bulmak imkânsızdır. …
-
(İlber Ortaylı’dan alınmış:) “Akif, Trablusgarp Savaşı sırasında Sırat-ı Müstakim’de, “Osmanlı ve İslam Muhibbi (seveni) Almanlara Açık Mektup” yayınlıyor.” “Biz mahvolursak doğunun anahtarı Almanların değil rakiplerinin eline geçecektir. Doğuyu korumak ve uygarlaştırmak, doğuya doğru Osmanlı ile birlikte gitmek, Doğu’yu al! Ticaret ve sanayi için kazanmak… işte kendisini bilen Osmanlı ve Alman Hükümetleri için büyük bir program.” Alıntı:…
-
“Ahlak yalnızca harekette vardır. Hareketsiz olanın ahlakı yoktur.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 541) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Dünyanın her yanında ve tarihin her kesitinde yenilikçiler, içinde yaşadıkları toplum için bir tür acayip yaratıklardırlar.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 551) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Dış savaşta, bir eğilim olarak sıradan er ölürken, iç savaşın belli başlı kurbanları seçkinler arasından çıkıyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 553) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Halit Ziya’ya (Uşaklıgil) göre Tevfik Fikret, pek az okur bir şairdir. Az bilen ve felsefi gelişmelerden habersiz bir şairdi. Birincilikle bitirdiği Galatasaray’dan aldığı ansiklopedik bilgiler, bir insan sevgisini ve insan sevgisinin zorunlu uzantısı olan Tanrısızlığa açılmayı sağlamaya yetiyor. Çok bilen şair var mı? Veya çok bilen şair olabilir mi? Nazım ne kadar biliyordu?” Alıntı:…
-
“1940 Yıllarında Yeni Sabah Gazetesi “Şair Tevfik Fikret’in eserlerini yakmak lâzım” başlıklı yazıyı yayınladı. Cevabını Tan Gazetesinden Sabiha Sertel verdi. Kamplaşma mahkemeye kadar uzadı. Yaşamında yargılanmamış olan Tevfik Fikret, öldükten yıllar sonra yazdıklarından dolayı mahkeme önüne çıkmak zorunda kalmıştı.“ Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 531)…
-
“Siyaset, eylem halinde felsefedir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 517) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Cevat Şakir’in Resimli Ay’da çıkan bir yazısından dolayı; Zekeriya Sertel ile birlikte Ankara İstiklâl Mahkemesinde yargılandığı ve mahkûm olarak Bodrum’a sürüldüğü doğru. Ancak, Cevat Şakir’in politikaya pek ilgisi yok. Üstelik kendi ifadesinden de anlaşılıyor, Cevat Şakir bir politik dergide, yazmadığı bir yazıdan dolayı mahkûm olmuş. Cevat Şakir Abdülhamit’in ünlü Paşalarından Şakir Paşa’nın oğludur. İngiltere Oxford…
-
“Beşir Fuat Türkiye’ye materyalizmi getirmeyi bir görev bildi. … maddiyun akımının başlatıcısı oldu. Fizik ve kimya yasalarının insan vücuduna ve topluma olduğu gibi uygulanabileceğine inanıyor ve savunuyor. Vali babası ile bulunduğu Adana’da, çocukluğunda, Cizvit Okuluna gidiyor, papazlardan ders alıyor. Tıp öğrencilerinin yeterli ölçüde ceset bulamamaları nedeni ile araştırma yapamadıklarını düşünüyor, vücudunun, deney yapmaları için tıp…