Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Yalçın Küçük

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Yeniçeriler üniforma giymiyor. Bu da rahatlıkla firar etmelerini sağlıyor. Demek ki üniforma ölüme göndermeyi kolaylaştırıyor. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985- Sf.28) kitabından not alınmıştır.

  • “Yeniçeri Ocağı bir esnaf güruhudur, zamanına göre bir sermaye kesitidir, sermaye kesiminin silah kullanan bölümüdür. (1) Neden salt ve saf bir silahlı kuvvetler gerici olsun? Neden  .. Yeniçeri Ocağı bu denli gerici olsun ve bütün yenilik girişimlerinin, bütün yenilikçi akımların karşısına çıksın?   Bu neden, var; Sermaye gericidir. 1826 yılında lağvedilen (ortadan kaldırılan) Yeniçeri Ocağı ….…

  • “Tek başına eylem aydını büyütmez. Aydın, kafasıyla ve çok büyük bir inatla, toplumu değiştirmek için mücadele eden hayvandır. Tanımı kısaltmak gerekirse; Aydın, kafasıyla mücadele eden insandır.  Aydını tarihin diğer aktörlerinden ayıran en belirgin çizgi, mücadeleye kafasını koymasıdır.” Sf.15 “Türk aydını, çok uzun yıllar ölmekte olan bir İmparatorluğu yaşatmak için mücadele etti. Türk aydını kurtaramadı. Aydının hayal…

  • “Sevgi, sezmeye yardım eder. Her düşünüre gereklidir. Çünkü düşünür, bir anlama, düşündüğüne aşk olmuş kimsedir.   Türkiye’yi önemsemeyen kendisini küçümsüyor demektir. Sf.13 Her bilimsel çalışma aynı zamanda bir yöntem çalışmasıdır. Her ciddi bulgu bir yenice yönteme dayanır. Yöntemin yüzde yüz yeni olması mümkün değil, ancak yenice olabilir. Türk aydınını Türk eyleminin bir ürünü olarak ele almak,…

  • “Türk aydını başıyla yürüyor, ayağıyla düşünüyordu. Tersti; tersine çevirmeye başladım. Türk diline teorik bir anlatım gücü kazandırma çabalarımı burada da sürdürdüm.  Çok sesli sunmak istedim. .. Denediğim cümlelerde parantezsiz parantezlerle, dip notlarla, metin içi eklerle, çok sesli bir sunuşa yaklaşmak istedim. İlaçla beynimin çalışmasını yavaşlatmak zorunda kaldığım oldu.   Yazmak, benim için, öncelikle kafamı boşaltmaktır. Entelektüel…

  • “Mustafa Kemal gece gündüz içiyor, bol ve açık fuhuş yapıyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 537) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bakanlar Kurulu toplantısında Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç şöyle diyor; “Vekil beyler! Vekil beyler! Şu duvarların dili olsa da söylese, Demirel Hükümetlerine neler anlattığımızı. Son olarak şunu söyleyeyim; Sıkıyönetimsiz huzuru getiremezsiniz!”” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993 – Sf. 496) kitabından birebir alınmıştır.    

  • “Samet Ağaoğlu; “Demokrat Parti, yukarıda dediğim gibi yönetici kadro ve sivil-asker bürokrasinin halkla el ele vermesi hareketinden başka bir şey değildir.” diyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993 – Sf. 451) kitabından birebir alınmıştır.   

  • “1946 yılında yapılan gürültülü seçimden sonra faşist Recep Peker Başbakan oldu.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.445) kitabından birebir alınmıştır.   

  • “1947- 48 Yıllarında kişi başına günlük kalori tüketimi 2170, 1934-38 arasında ise 2560 idi. Protein tüketimi 79 gramdan 68’e indi, yağ tüketimi ise 48 gramdan 46 grama düştü.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1947 Yılında Sendika Yasası çıkıyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 443) kitabından birebir alınmıştır.   

  • “1931 ile 1940 dönemi devlet memuriyetinin gözde olduğu yıllardır. Devlet hizmetinde çalışmak maddi ve moral yönleri ile çekicidir.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Varlık Vergisi Yasası’na göre bir kurulun belirleyeceği vergiyi ödemek zorunlu. Ödeyemeyenler doğu illerinde çalışma kamplarına alınıyorlar. Faik Ökte (O dönemin İstanbul Defterdarı) “Gayrimüslim teşebbüs sahibinin sıkıştırılmasını sağlayanlar, sonra da fabrikayı elde edenler var. İsmet Paşa’nın kardeşi Hasan Rıza Temelli (1) zamanın İstanbul Valisi Lütfü Kırdar’a gelip giderdi. İdrofil Pamuk Fabrikaları sahipleri vergilerini ödeyemiyorlardı. İlgililerin sıkıştırılmaları…

  • “Türkiye’nin, yabancı sermayeyi daveti bir önemli politika haline getirmesi 1947 yılına ait bir gelişme. .. 1947 yılında özel kesimin, dış borçlarına Türkiye Cumhuriyetini kefil olarak teminat göstermesi ile başlıyor. Yani yabancı sermayeyi önce Menderes çağırmıyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 382 ile 402 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Zeybek talimi, Gazi’nin nezaretinde (gözetiminde) zeybek öğrenmek anlamına gelmiyor. Cumhurbaşkanı istiyor ve sofrada bulunanlar hep birlikte zeybek oynuyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 336) kitabından birebir alınmıştır.  

  • “İkinci Dünya savaşı başlamadan Hitler, Disiplin Bakanı Ribbentrop’u Stalin’e gönderiyor. Kremlin’deki görüşmeler sırasında Ribbentrop Stalin’e şunları söylüyor; “İngilizler Türk Politikacılarına rüşvet için 5 milyon İngiliz Lirası harcadılar. İşçi ücretlerinin ayda 30 lira olduğu bir zamanda . … belki de daha fazla verdiler… Stalin “Hayır! Sizi temin ederim ki (garanti veriyorum ki) daha fazla harcadılar!“” Alıntı:…

  • “Disiplin, yaşam biçiminden ve zamanın ısrarından doğuyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 322) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ömrü tarlada gezmekle geçen, kullandığı saat gün doğumu ile gün batımı olan, mevsim ise güz ve bahar arasında değişen bir kimsede disiplin olabilir mi? Eğer işçi sınıfında bir disiplin varsa bu, … her sabah belli saatlerde fabrikada olmak ve elini kolunu kayışa (dönen sistemlere) kaptırmamak için daracık bir yerde dikkatle durmak zorunluluğundan geliyor.” Alıntı: Türkiye…

  • 1940 Yılı Nisan ayında Köy Enstitüleri Kanunu çıktı. Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Lozan Antlaşmasına göre, Yüzellilikler (Osmanlı Hanedanına ait kişiler) hariç, Türkiye’de hiç kimseyi rahatsız ve hiç kimseye eziyet etmeyeceğini taahhüt ediyor. Fakat 25.9.1923’de çıkan Kanun, Milli Mücadele sırasında Milli hareket aleyhine bulundukları saptananların bir daha devlet hizmetine alınmayacakları açıkça belirtiliyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.