Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yalçın Küçük
-
İhtilalci, kedisinden önceki nesiller arasında köprüler aramaz, uçurumlar görür. Tarihçi ise kendi pratisyenleri olarak gördüğü ihtilalcileri arasında ilmikler atmaya çalışır. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yön Dergisi böylece Kemalizm’e evrensel nitelik kazandıracağına inanan, bütün bunları sosyalizme açılan kapı olarak ileri sürüyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 437) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Yön Dergisi, Milli Demokratik devrimci ve cuntacı, Doğan Avcıoğlu’nun.
-
Tarihsizlik yoksulluk demek. Ve sormak gerek; Türkiye’nin kaç tane yazılmış edebiyat tarihi var. Yazılmış edebiyat tarihi olmayan bir ülkenin dünyaya edebiyatçı çıkarmaya çalışması bir ham hayaldir. Bir reklamdır. Türkiye’nin kaç tane yazılmış düşünce tarihi var? Sistematik olmaktan çok uzak, çözümsel derinlikten çok yoksun Hilmi Ziya’nın Çağdaş Düşünce tarihi yakın zamanlara kadar ancak Hacı Bayramdaki MSP…
-
Kemalizm’in en büyük ideoloğu Şevket Süreyya Bey’dir. Kemalizm adını Mustafa Kemal’e; ideolojisini Şevket Süreyya’ya borçludur. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.
-
İktisadın ilk kitabı sayılan Adam Smith’in Ulusların Zenginliği’nin, çok gelişmiş fakat az bakılmış bölümlerinin birisinin başlığı şöyle oluyor: «Roma İmparatorluğu’nun Yıkılmasından Sonra Kent ve Kasabaların Yükselişi ve İlerlemesi Üzerine». Burada şunlar yazılı, «Hiçbir büyük ülke, burada kaydedilmeli, bir tür Manüfaktür yapmadan yaşayamaz ve yaşamadı ve bu yüzden bir ülkenin manüfaktürünün olmadığı söylendiği zaman, bundan, daima…
-
Baharatı, ipeklileri, yünlü kumaşları, esir Slav kızlarını başka bir limanda satmayacak olduktan sonra bunları taşıyan kadırgaları zapt etmenin ne anlamı olabilir? Enternasyonalist ölçüde çalmak satmayı; korsanlık ise ticareti doğuruyor. Sf.113 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.
-
Arapça «rızk» kavramından doğuyor. «Rızk», tanrının herkese ayırdığı nimet, anlamına geliyor. İstatistik anlamda, «dağılım» kavramını karşılıyor. Rızk’ını taştan çıkarmak için bilmediği ve dönüşü belli olmayan yollara düşen tüccar risk alıyor. Bu risk ölüm de var. Sf. 113 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 113) kitabından birebir alınmıştır.
-
Osmanlının en parlak bilim adamı ya da devlet adamlarından önemli bir bölümünün aslında tüccarlar olduğu bilinir. Sf. 115 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 115) kitabından birebir alınmıştır.
-
Neden mi? «Çapkın erkek» erkeklerin karikatürü, en ilkeli, en az gelişmişi ve en yoksulu olduğu için. «Çapkın Erkek» tipinin ne kadar sığ, ne kadar fakir ve komik olduğunu algılayabilmek için Aşk-ı Memnu’da Behlül’ü gözler önüne getirmek yeter. «Çapkın erkek» mutlak eksikli bir insandır ve çapkınlıkla kendisini kanıtlamaya çalışmaktadır. Hâlbuki yaptığı, gelişmemiş kişiliğini tüketmekten başka bir…
-
Hamam böceği atölyesi açmak için bir binanın bir katını tutmak yetiyor: Birkaç masa, birkaç sandalye ve bir telefon. Bu üretim araçları sağlanınca hamam böceği üretme teknolojisi çok basit oluyor. Her sabah saat ondan akşam yediye kadar bir odada oturup hiç hareket etmeden, bir yemek arası ve bol sigara ile sürekli olarak telefona bakmak yetiyor. Böylece…
-
Manüfaktür kelimesi Latince manus; el ve farture; yapmak kelimelerinden oluşuyor. Elle yapmak anlamında. Sf. 101 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985, – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.
-
Burada bir parantez gerekiyor. Türkiye’nin yakın geleceğinden, çok uzak olmayan geleceğinden, son derece, iyimser olduğumu belirtmeliyim. Türkiye özellikle son yirmi yılında, her türlü aşağılık kompleksini açığa çıkartan, bir pratikler zenginliğini yaşadı. Şöyle de söylenebilir: Bu ülkenin yanlış yapma dehasına hâlâ bir açık kapı bırakmakla birlikte, düşünülebilecek yanlışların çoğunu «hep birlikte» yaşadık ve geride bıraktık. Önümüzde…
-
Aynı şekilde. Tembel ile ahmak arasında da baba- oğul veya ikiz kardeş ilişkisi var. Ahmak her zaman tembeldir. İşi tembelliğe vuran ise, bir süreç içinde, ahmak olur. Ve ahmak, yüzünden anlaşılır. Beyin, ahmağın yüzündedir. Ahmağın yüzü yumuşaktır ve hafif kaygandır. Makar Devuşkin ahmaktır. Makar’ın yüzü yumuşaktır. Şiddet yoktur. Son on yıl içinde Türk aydını tembelleşti.…
-
Türkiye’de en taze ve en ön sırada yer alan yeteneklerin tıp, mimarlık, mühendislik, işletme türünden alanlara gitmesi 1990’lar Türkiye’sini karartan bir eğilimdir. Bu alanlarda etkin olabilmek için fazla yetenekli olmaya hiç gerek yok. Fakat yetenekli olanlar matematik, fizik, tarih ve filoloji türünden alanlara gitmeli.. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985…
-
.. Nasıl sezgi bilgi öncesiyse, siyaset, bilim ötesidir. Siyaset bilimdir. Siyaset ortaya konmamış yasaları sezmek ve formüle etmeden uygulamaya koymak demektir. Büyük bilim adamları, bilimde ihtilal yapanlardır. Büyük siyasetçiler, toplumda ihtilal yapanlardır. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 352, 353) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ne kadar onursuz ve ahmakça bir aşk! Çünkü içinde şiddet yok, başlangıç aşaması olan ilgide ise tenkit yok. Tam tembel ve ahmaklara göre bir aşk. Sf. 261 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 261) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sabahattin Ali Konya’da öğretmenlik yaparken, Mustafa Kemal’e hakaret dolu bir şiir okuduğu gerekçesiyle mahkûm oluyor. .. Bu şiirin bir dörtlüğü şöyledir. “Asarlar mı hâlâ hakka tapanı?” “Mebus yaparlar mı her şaklabanı?” “Köylünün elinde var mı sabanı?” “Sıska öküzleri dirilmiş midir?” ve başka iki mısra; “İsmet girmedi mi hala hapise?” “Kel Ali’nin boynu vurulmuş mudur?” Sabahattin…
-
Sınıflı toplumlarda kültürel birikim mülksüzlerde değil mülk sahiplerindedir; bir eğilim olarak proletaryada değil burjuvazidedir. Eğer mekân ikilemi kullanılacak olursa, kültürel birikim köyde değil kenttedir. Üçüncü olarak seks ayrımı yapılacak olursa, kültür kadında değil erkekte birikmiştir. Ve ne yazık ki böyledir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 322) kitabından…
-
İster özgür veya isterse özgürleşme süreci içinde bir kadın bir takım maddi olanaklar için bir evlilik kuruyorsa veya maddi konfordan ayrılamadığı için evliliğini bozamıyorsa “gizli orospu” tanımı ortaya çıkıyor demektir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Çapkın erkek” erkeklerin en karikatürü, en ilkel’i, en az gelişmişi ve en yoksulu olduğu .. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.