Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Yalçın Küçük
-
Orta çağdan bugüne bir konuyu bilen kişiye doktor deniyor. Çünkü bilgi edinmenin en yüksek ve formel bilgi üretmenin ilk ve son mertebesi doktora oluyor. Bu yüzden, üniversiteler, önem verdikleri kişilere, devlet adamlarına, fahri profesörlük değil, fahri doktorluk unvanı veriyorlar. Sf. 460 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 460)…
-
Üniversitede, yeni bilgi üretmenin gerekli koşullarından olan mevcut bilgi envanteri yapılır ve verilir. Bu, tekrar ediyorum, bilgi üretmek için kesinlikle gereklidir; ancak kesinlikle yeterli değil. Neyin bilindiğini bilmek, mevcut bilginin sınırlarını tanımak demektir. Yeni bilgi üretmek ise bu sınırları kırıp aşmaktır. Tanımak statik, kırıp aşmak dinamiktir. Sf. 459 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük,…
-
Kapitalizm, devlet müdahalesini ortadan kaldırmıyor; daha da kaçınılmaz yapıyor. Kapitalizmin anarşik yapısı veri alındığında, kapitalist ekonomiyi devlet müdahalesi olmadan işletmek mümkün olmuyor. Sf. 456 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 456) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bilimsel yasalar ve bilimsel zorunluluklar, bizler farkına varmasak ta vardır. Farkına varmamak yalnızca yanlış yapmayı garanti eder; yoksa yasalar ve zorunlulukların ortadan kaçmasına yol açmaz. Kapitalizm devlet müdahalesini ortadan kaldırmıyor; daha da kaçınılmaz yapıyor. Kapitalizmin anarşik yapısı veri olarak alındığında, kapitalist bir ekonomiyi devlet müdahaleleri olmadan işletmek mümkün olmuyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın…
-
Neyin bilindiğini bilmek, yeni bilgi üretebilmenin ilk şartıdır. Mevcut bilginin sınırlarını tanımak demektir. Yeni bilgi üretmek ise bu sınırları kırıp aşmaktır. Tanımak statik, kırıp aşmak dinamiktir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 460) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hamdi Bey anlatmaya devam ediyor, eşi şair ve yazar Şükûfe Nihal Hanım ile birlikte; “Ah zavallı hayalperest!” bu adı bana 30 Ağustos 1934 gecesi sabaha karşı Dolmabahçe Sarayında Fatin Rüştü Zorlu’nun düğününde herkesin içinde Atatürk taktı.” Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 454) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cumhuriyetten önce Kılıçzâde Hakkı açıkça savunuculuğunu yaptı. Başbakan İsmet Paşa özel otomobilinde Limancı’yı at yarışlarına götürüyor. Sonra alnından öpüyor. “İsmet Paşa ile görüşmelerimizde, … Halk Fırkasına bağlı olduğumu, onun vereceği vazifeleri yapacağımı … faydalı olmaya çalışacağımı söyledim. İsmet Paşa Serbest Fırkaya her yerde amelenin taraftar olmasına dikkat etmiş ve ameleyi yeni inkılapta kazanamamaktan korktuğunu söyledi.…
-
Çünkü tarih, zenginlik demek. Tarihsizlik, yoksulluk demek. Ve sormak gerek: Türkiye’nin kaç tane yazılmış edebiyat tarihi var? Yazılmış edebiyat tarihi olmayan bir ülkenin dışarıya edebiyatçı çıkarmaya çalışması bir ham hayaldir. Bir reklâmdır. Şimdi sormak gerek: Türkiye’nin kaç tane yazılmış düşünce tarihi var? Sistematik olmaktan çok uzak, çözümsel derinlikten çok yoksun, Hilmi Ziya’nın Çağdaş Düşünce Tarihi,…
-
Serbest Fırka, Mustafa Kemal ile İsmet Paşa’nın Ahmet Hamdi Başar adında birisini tanımalarına yol açıyor. Serbest Fırka Tekellere karşı muhalefetini Liman İşletmelerine kadar uzatıyor. Serbest Fırkaya cevap yetiştirebilmek için, bir gün Dolmabahçe Sarayına, Mustafa Kemal ve İsmet Paşa, İstanbul Liman Müdürü Ahmet Hamdi Bey’i davet ediyorlar. Ahmet Hamdi Bey anlatıyor; “Meğer ben … Atatürk ve…
-
Ben aydını, çeşitli düşüncelerin değil, çeşitli eylemlerin ürünü olarak ele alıyorum. 1840 yıllarında Tercüme Odası kuruluyor. Türkiye’nin ilk büyük aydınları, Namık Kemal, Şinasi ve diğerleri hep tercüme odasında yetişiyor. Tercüme odasından doğan aydın için Türkiye’yi yabancılardan öğrenmek bir alışkanlık oluyor. Yeniçeriliğin kalkması hem Tanzimat diktatoryasını uygulayan aydınları ve hem de karşıtlarını .. müttefiksiz bırakır. Müttefik…
-
Kemalist aydın Tanzimat aydınının devamıdır. Teorik geleneği olmayan aydın bukalemun özelliği gösterir. Aydın, tepkinin çocuğudur. Türk aydını Batı’dan sanıldığı kadar ve yeterli ölçüde etkilenmemiştir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 442, 443) kitabından birebir alınmıştır.
-
Lider adam kullanmasını bilen adamdır. Mustafa Kemal bir liderdir ve adam kullanmasını hep bilmiştir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mütareke döneminde Ahali İktisat Fırkasının kurucusu oluyor. Milli Mücadelede de MM adıyla bilinen Müdafai Milliye Cemiyetinde çalışıyor. .. 1930 yılına girerken inançlı bir Cumhuriyet Halk Fırkası üyesi oluyor. “Atatürk’le Üç Ay ve 1930’dan Sonra Türkiye” ile “Yaşadığımız Devrin İçyüzü” adlı iki kitabı var. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı-…
-
Çaresizlik, düşünmenin anası sayılmalı. Sf. 379 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 379) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tarihsizlik yoksulluk demek. Ve sormak gerek; Türkiye’nin kaç tane yazılmış edebiyat tarihi var. Yazılmış edebiyat tarihi olmayan bir ülkenin dünyaya edebiyatçı çıkarmaya çalışması bir ham hayaldir. Bir reklamdır. Türkiye’nin kaç tane yazılmış düşünce tarihi var? Sistematik olmaktan çok uzak, çözümsel derinlikten çok yoksun Hilmi Ziya’nın Çağdaş Düşünce tarihi yakın zamanlara kadar ancak Hacı Bayramdaki MSP…
-
Kemalizm’in en büyük ideoloğu Şevket Süreyya Bey’dir. Kemalizm adını Mustafa Kemal’e; ideolojisini Şevket Süreyya’ya borçludur. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 383) kitabından birebir alınmıştır.
-
İhtilalci, kedisinden önceki nesiller arasında köprüler aramaz, uçurumlar görür. Tarihçi ise kendi pratisyenleri olarak gördüğü ihtilalcileri arasında ilmikler atmaya çalışır. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 430) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yön Dergisi böylece Kemalizm’e evrensel nitelik kazandıracağına inanan, bütün bunları sosyalizme açılan kapı olarak ileri sürüyor. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 437) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1996): Yön Dergisi, Milli Demokratik devrimci ve cuntacı, Doğan Avcıoğlu’nun.
-
Neden mi? «Çapkın erkek» erkeklerin karikatürü, en ilkeli, en az gelişmişi ve en yoksulu olduğu için. «Çapkın Erkek» tipinin ne kadar sığ, ne kadar fakir ve komik olduğunu algılayabilmek için Aşk-ı Memnu’da Behlül’ü gözler önüne getirmek yeter. «Çapkın erkek» mutlak eksikli bir insandır ve çapkınlıkla kendisini kanıtlamaya çalışmaktadır. Hâlbuki yaptığı, gelişmemiş kişiliğini tüketmekten başka bir…
-
İktisadın ilk kitabı sayılan Adam Smith’in Ulusların Zenginliği’nin, çok gelişmiş fakat az bakılmış bölümlerinin birisinin başlığı şöyle oluyor: «Roma İmparatorluğu’nun Yıkılmasından Sonra Kent ve Kasabaların Yükselişi ve İlerlemesi Üzerine». Burada şunlar yazılı, «Hiçbir büyük ülke, burada kaydedilmeli, bir tür Manüfaktür yapmadan yaşayamaz ve yaşamadı ve bu yüzden bir ülkenin manüfaktürünün olmadığı söylendiği zaman, bundan, daima…