Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- DİNDIŞI AHLAK
- “HAZLARI SÖZ KONUSU OLUNCA, TANRI DA, TEHDİTLERİ DE, VAATLERİ DE KİMSEYİ BAĞLAMAZ”
- “BİZZAT İNCELEMEKTENSE, BAŞKASININ SÖZÜNE İNANMAK DAHA KOLAYDIR”
- “YARATTIKLARININ ÖĞRENMELERİNİ İSTEDİĞİ ŞEYLERİ, KENDİLERİNE İLHAM EDEBİLİRDİ”
- “TANRISI HAKKINDA AYNI FİKİRLERE SAHİP OLAN YA DA OLABİLEN İKİ KİŞİ YOKTUR”
about
Kategori: Yalçın Küçük
-
(İsmail Beşikçi anlatıyor;) Devletin ajanı Kürtler, neler yapmazlar? “Bugüne kadar dört önemli polis sorgusundan geçtim. Beni yakalayan ve sorgulayan polislerin büyük bir kısmı Kürt kökenli idi. işkence yapanlar da öyle? Bir ara yine büyük bir öfke ve hışımla şöyle dedi: -Ben 27 yaşındayım. Kürdüm. Ben bu işlere karışmıyorum. Sen Çorumlusun. Kürtlerle uğraşmak senin neyine gerek.…
-
İpi çeken celladın öldüren sayıldığı görülmemiştir. Sf. 571 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 571) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ermek, Tanrı’ya yaklaşmaktır. Tanrı, üşümez. Üzülmez. Korkmaz. Sevmez. Yaşamaz. Tanrı, ölümü canlandırmaktır. İlkel için ölüm günlüktür. Tanrı’yı yaratmak, aynı zamanda ilkeli yaratmaktır. İlkellik, Tanrısal büyüklüklerin baskısı altında sonsuz küçük zaman ve mekânda sadece canlı olabilmektir. İlkel için yaşam şiddettir. Eren için ölüm, en şiddetli teorik çözüm’dür. Egemen ilkel’dir. Egemen, yaşamı bilmeyendir. Tanrı, yaşamı tadamayandır. Egemenlik…
-
Bin Dokuz Yüz Yirmi Yedide, Türkiye, üzerine her sözün yazılabileceği bir düz tahtadır. İdeoloji, birikmiş şiddettir. Egemen ideolojinin eşiğinde şiddet vardır. Yeni imaj, mutlaka şiddetle kakılıyor. Sf. 630 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ön yargısız insan olur mu? Ön yargısı olmayan insanın kafasının içi, her halde, bir curcunadır. Bilim adamı, ön yargılıdır. Sf. 494 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 494) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mantık, tarihten çıkıyor. En güçlü ispat, belgelerin değil, mantığın ikna gücüdür. Sf. 524 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 524) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hain, kendisine güvenilen ve kritik bir anda bu güveni haksız çıkaran bir eylem içine giren kimsedir. Kavramsal olarak Ethem böyle bir tanımın çok dışına çıkıyor. Sf. 528 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 528) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ölüm, ilkel için çok kolaydır. Ölmek, eren için sonsuz basit oluyor. Ölüm, yaşamı bilenler için çok zor görünüyor. İlkel, yaşamı bilmeyendir. İlkel, öldürmenin seyrine doyamıyor. Eren, yaşamı aşandır. Düşünün dışında, yaşamayandır. Sf. 628 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 628) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Harbord Misyonu yazıyor;) Yakın Doğu’da bu deyişin yaygın olduğu yazılıyor; “Bir Ermeni hiç bir zaman hukuken yanlış olmaz ve hiç bir zaman da ahlaken haklı olmaz”; Türkiye ve Rusya Ermenistanlarında Ermeniler böyle anlatılıyor. Sf. 436 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
-
Rusya Ermenistan’ının başkenti Erivan’dır; Erivan’da Ermeniler değil Müslümanlar çoğunluğu meydana getiriyor. E. H. Carr, incelediğim bu zamanda, Gürcülerin, Tiflis’te, başka her kentten daha çok, Ermeni yaşadığını ve Ermeni nüfusunun Gürcülerden fazla olduğunu kaydediyor. Ermeniler, kendi başkentinde azınlık ve kendilerini hiç sevmeyen bir başka milletin başkentinde ise çoğunluktadırlar; sevilmemeleri, bölgenin tüccar «sınıfını» oluşturmalarından kaynaklanıyor.. Bölgede parayı…
-
İki: Harbord Raporu, beklenebileceği gibi, Ermeni kıyımlarından söz ediyor. Bunlara, «örgütlü resmi katliamlar», organized official massacres, adını veriyor. Sultan Hamid’in tahta çıkışından sonra her birkaç yılda bir tekrarlandığını ileri sürüyor; 1895, 1908 Van ve Adana, 1909 Kilikya, tarihlerinden sonra 1915 «trajedisini» dile getiriyor. 1914 yılında, Türkiye Ermenistan’ında Ermeni nüfusunun 1,5 milyon olarak tahmin edildiğini bildirdikten…
-
Abdülhamit zamanından beri aranan ve yaşanan bir türkifikasyon sürecidir. Türklük düzeninin çöküşe geçtiği bir zamanda, türkifikasyon, ortadan kaldırma ve deportasyonu da içine almak durumunda kalıyor. Sf. 436 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
-
Harbord Misyonu, bu kurtarmaya gittiği kurban millet hakkında oldukça olumsuz bilgiler ve değerlendirmeler de veriyor. Raporu, dikkat çekici yapan özelliklerden birisi budur ve bu raporda şu yargı da yer alıyor: «Pek çok saygıya değer nitelikleri, kültürü ile ırk ve din açısından dayanıklılığı bir kenarda, Ermeniler de, temas haline geldikleri diğer ırklara kendilerini sevdiremiyorlar.» Rapor, Kafkas…
-
Misyoner tarihine göre bu da bir yaşamdır; fakat daha kötüsü geliyor. 1843-1844 yıllarında Kürtler, «Türk otoritelerin onayı» ile Nestoryanlar üzerine iki cepheden saldırıya geçiyorlar. Böylece, Kürdistan Nestoryanları’nın Timur Lenk’ten bu yana yaşadıkları en çirkin ve en kanlı katliam, the bloody massacre, «the ugluest which the Nestorians o Kurdistan had experienced since the ravages of Timur…
-
Türkiye’de Amerikan misyonerlerinin en önemli merkezinin Harput olduğunu saptıyor. Amerikan misyonerleri, Van, Bitlis, Erzurum ve Mardin’i de eylem alanı seçiyorlar. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.
-
Gerçek, Mustafa Kemal’in pozisyon değiştirmede, sadakat ve benzeri türden hiç bir kaygıyı kendisine bir engel yapmamasında aranmalıdır; bu, birinci noktadır. Büyük Britanya işgal kuvvetlerinin onayı ile geldiği Doğu’da yepyeni bir durumla karşılaşıyor; işgalciler onaylarını geri alıyorlar ve Kemal’in İstanbul’a çağrılmasında ısrar ediyorlar. Muhtemelen Malta’ya gönderecekler; tam bu sırada, bir Amerikan ittifakı ihtimali beliriyor. İstanbul’da Wilson…
-
Yalnız bir sorun var; Sivas Kongresi delegeleri, manda sözcüğünü sevmiyorlar ve bu sözcükten çekiniyorlar. Bunun üzerinde tartışmalar oluyor; Rauf’un yazdıklarına göre, mektup-raporundan sonra Sivas’a gelen Vasıf, “manda”nın isminden korkmayalım, isterseniz buna ‘müzaheret’ diyelim» diyor; sözlüklerde «müzaheret» yardım anlamına geliyor. Sf. 422 Sivas’taki Milli Kongre’nin açıklamalarında, Kemal‘in açıklama ve taahhütlerinde geçen, Eski Türkçe ile «yardım», manda’yı…
-
Amerika Senatosu, Wilson’un kurtarıcı gördüğü Cemiyet-i Akvam sözleşmesini reddediyor.. Manda kurumu, bu sözleşmenin ortaya çıkardığı yapılardan birisidir; bu kurum yıkılınca özel olarak bu bölgedeki manda sistemi de çöküyor. Sf. 423 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.
-
Türkiye mandası fikri, Türkler’in istemesinden ve daha doğrusu yalvarmasından doğuyor; Sivas Milli Kongre’si de, kendisine yapılan bir manda önerisini kabul edip etmemeyi tartışmıyor. Tam tersine, kendisine önerilmemiş olan bir mandaya davetiye çıkarıyor. Sf. 429 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 429) kitabından birebir alınmıştır.
-
1914 yılında, Türkiye’de 627 Amerikan okulu ve bunlarda da 34 bin öğrenci olduğunu saptıyor, Sf. 430 Osmanlı döneminde Amerikalıların, İstanbul ve Beyrut’tan başka, Tarsus, Maraş, Antep, Harput, Merzifon ve Kayseri’de kolejleri bulunuyor. Saydığım bu yerler, Ermeniler’in yoğun olarak yaşadıkları yerleşim birimleridir ve bu kolejlerin hepsi de misyonerler tarafından kurulup yaşatılıyor. Sf. 430 Alıntı; Türkiye Üzerine…