Kategori: Yalçın Küçük
-
Bir: Türkiye Komünist Partisi’nin ne dün ve ne bugün Kemalizm’den bağımsız bir tarih ve toplum görüşü olmadı. TKP, özünde, tümüyle Kemalist’tir; somutta, edebiyat ve sanat ile daha renkli ve dış politikada sosyalist sistemle daha çok uyumlu bir çizgi istiyor. Sf. 299 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 –…
-
“TİP’in kontrolündeki bir öğrenci kulüpleri federasyonu”, Fikir Kulüpleri Federasyonu’nu anlatıyor. 1950 yılları ortasında, Siyasal Bilgiler Fakültesi içinde kurulmuş ve ülke çapında sesini duyurmuş olan Fikir Kulübü, 1960 yılından sonra diğer fakültelere yayılıyor. 1960 yıllarının ortalarında, yükseköğrenim gençliğinin demokrat ve kütlesel örgütü Türkiye Milli Talebe Federasyonu’nun yerini almaya başlıyor. Sf. 314, 315 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler…
-
21 Şubat 1962 ve 9 Mart 1971 girişimlerinde sonuç, kaybedenlerin emekliliği oluyor; 21 Mayıs 1963 girişiminin sonunda Talât Aydemir ile Fethi Gürcan’ın asılmalarında, sivil güçlerle bağlantı kurmalarının ve kendilerinin de bir tur sivilleştirilmiş subaylar olmalarının etkisi var. 1960 yıllarının sonları yaklaşırken, bunlar, birikmiş deneyimler olarak duruyorlar. Sf. 355 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın…
-
Tezi yazıyorum; büyük yürüyüşlerde küçük sürtüşmeleri ön plana çıkarmak, yürümemek isteğini anlatıyor. Önemli olan, bu sürtüşmelere rağmen, yürüyebilmektir. Her büyük yürüyüşte, Türkiye türünden, büyük pratik dalgalar arasında yaşayan bir ülkede, her yürüyüşün yepyeni yürüyüşçülerle yapıldığı bir toprakta, sürtüşmelerin varlığını çok doğal karşılamak gerekiyor. Sf. 357 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları,…
-
17 Mayıs 1971 tarihinde Efrail Elrom’un kaçırılması ve Balyoz Harekâtı’nın başlatılmasından sonra, adı duyulmuş ya da duyulmamış ilericilerden gözaltı ya da tutuklanma deneyimlerini geçirmeyen pek az kimse kalıyor. Sf. 362 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 362) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sarper ve İnönü, Türkiye’yi, Amerikan Dış Politikasına bağlayan en önde gelen iki kişidir. Türko-Amerikan bağlantısının çözülmesinde yalnızca olumsuz ‘katkıları oldu. Sf. 152 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 152) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kapitalist dünyada önem, bir fiyat sorunudur. Kapitalist dünyada fiyat, bir önem sorunudur. Sf. 158 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir parantez açmam gerekiyor; Türk Ordusu’nda kurmay subaylık kurumunun yol açtığı bir şanssızlığa işaret etmek durumundayım. Hep bir karar veren değil, karar için çeşitli almaşıkları hazırlayan bir plancı türünden yetişiyor. «Kurmay», hep başkasına karar hazırlayan kimse oluyor. Karar verme alışkanlığını kazanamıyor. Sf. 181 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…
-
Tezi yazıyorum: Mustafa Kemal Paşa’nın erken ölümü, Kemalizm’in daha uzun ömürlü olmasına yol açtı. Sf. 109 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Hiçbir zaman yazılmayan, hafızalara işlenen bu prensip kararları şöyleydi: 1.İhtilâl kansız olacak, suçlular özel bir mahkemede yargılanacaklar. 2.Meclis dağıtılacak. 3.Bütün partiler kapatılacak, 4.Askerî bir idare kurulacak. 5.Süratle bir «İnkılâp Meclisi» teşkil edilecek ve Askeri Cunta ile beraber memleketi idare edecek. 6.Yeni bir Anayasa hazırlanacak. 7.Dinin politikaya alet edilmesi, din istismarı derhal önlenecek, uluslararası bir İslâm…
-
27 Mayıs, Türkiye’de demokratik devrim sürecinin en ileri aşamasıdır. Sf. 77 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tezi yazıyorum: 27 Mayıs, 1940 yılları ortalarından itibaren süregelen bir demokrasi akımının yönetimi almasıdır. Yönetimi almada, Silâhlı Kuvvetler içinde çalışan bir gizli örgütün önemli ve sonuç alıcı rol oynamasını abartmamak gerekiyor. Artık Türkiye’de Silâhlı Kuvvetlerin şu ya da bu ölçüde katılımı olmadan bir yönetim değişikliği düşünülemez; bunun kabul edilebileceğini umuyorum. Sf. 79 Alıntı; Türkiye Üzerine…
-
Dr. Kocabaşoğlu, 27 Mayıs Rejimi altında radyoyu incelerken önce şu saptamayı yapıyor: “27 Mayıs hareketinin radyoya ilişkin önemli buyruklarından birisi ‘Radyomuzda yayınlanmakta olan reklâmlar da dâhil, bütün programlarda, şiirlerde, hüzün, keder, melâl verici kısım ve unsurlar bulunmayacaktır’ şeklinde ‘ivedi ve mühim’ buyruktur.” İhtilâlciler hüzn’ü yasaklıyorlar. Hükümeti almanın doğal coşkusuyla, artık yalnızca neşeli günlerin geldiğini düşünebiliyorlar.…
-
Generalliğe terfi ettiği gün, “Yahu bu iş çok ucuzladı, ben de general olursam, herkes olur…” diyecek kadar sat ve samimi idi. Sf. 100 Türkiye’de askerlerden, özellikle popüler generallerden şeklen faydalanmak, son yıllarda Moda olmuştu. Fikir alanında oldukça kuvvetlenen Türk solcuları da bu modaya uyarak Paşa’nın pesine düştüler. Paşa’nın psikolojik durumu sola kaymaya çok müsaitti; yenik…
-
Orhan Erkanlı’nın da anlatacakları var. Bir bölümü şöyle; “1950 seçimlerini DP kazanınca zamanın kumandanlarının grup halinde İsmet Paşa’ya gelerek ‘Paşa’m Ordu emrinizdedir.’ dedikleri ve samimiyetle Paşa’dan emir bekledikleri, Paşa’nın bu teklifleri reddettiği bir hakikattir.” Diğer bölümü de şöyle: “Başka bir subaylar grubu adına bir heyetin Kristal Gazinosu’nda, Bayar ve Menderes’le görüşerek ‘genç subaylar sizinle beraberdir,…
-
9 Subay Olayı’nda, zamanın gizli örgütün başkanı olan Yarbay Faruk Güventürk de tutuklanıyor. Bunu da o kadar önemli görmüyorum. Daha önemlisi var; Yarbay Güventürk dâhil diğer tutuklu subaylara, tutuklanma sırasında, üstlerinin yardımı kayda değiyor. Hemen her yerde, yüksek rütbeli subaylar, gizli örgüt mensuplarını, yönetime vermek yerine korumayı seçiyorlar. Binbaşı Ata Tan’ı tutuklamak için görevli Albay,…
-
Financial Times’ın önde gelen kadro elemanlarından Türkiye uzmanı David Tongue Ecevit’le görüşüyor ve izlenimlerini Hasan’a anlatıyor. Hasan Cemal de Günlüğü‘ne alıyor; David Tongue’un Ecevit değerlendirmesini aktarmam gerekiyor: “Ecevit bu rejimin daha uzun sürmesinden yana gözüküyor sanki. Çünkü kısa sürede sona ermesini kendi kişisel parti içi hesapları açısından uygun görmüyor. Kişisel bir yaklaşım var”. Bir İngiliz…
-
Hasan Cemal, hangi zincirin halkaları olduğu konusunda görüşlerini açık etmiyor. Yalnız Ecevit’in ne düşündüğünü açıklıyor: “Terörün üstüne kararlılıkla gidiliyor olmasından memnun”. Gerçekten çok açık oluyor. Devam ediyor: “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konuşmasında Evren Paşa’nın orduya sızmalar’dan söz etmesinin üstünde durdu. Bu konunun ciddiyetle izlenmesinin, yarım kalmamasının büyük önem taşıdığına işaret etti”. Daha açık olabilir mi?…
-
Tezleri açarak tekrarlayabiliyorum; devlet ile demokrasi arasında bir nitelik farkı yok. Ancak demokrasi gerçekleştiği ölçüde devlet gücünü daha yavaş uygulayabiliyor. Katılım, devletin çelişkileri bastırma işlevini ortadan kaldırmıyor; hızı azaltıyor. Sf. 51 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.