Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Zazalar
-
1924 Anayasasıyla yasal çerçeveyi, 1925 Şark Islahat Planı’yla ise siyasal ve toplumsal amaçlarını belirlediler. Başbakan İsmet İnönü, bunu şöyle formüle etmiştir: “Vatan toprağı üzerinde yaşayan herkesi Türk ve Türkçü yapacağız. Türk ve Türkçülüğü kabul etmeyenleri sistemli biçimde kesip atacağız.” Sf. 16 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım,…
-
Sütü, yoğurdu, tereyağını tüketmesek de, ayranı içerdik. İçine ekmek doğrar, etrafına oturur yerdik. Biterse, tekrar doldurur, tekrar kaşıklardık doyana kadar. Ayrandan çorba pişirirdik, çortan ve tarhana yapardık. Sf. 201 Çayımız yoktu, kimse çay içmezdi, bilmezdi bile yiyecek şekeri de, İstanbul’dan memlekete dönenler okkalık, iki üç okkalık yuvarlak tahta kutularda, ağızda hemen eriyen cinsten, Türkçe “peynir…
-
Üç, 14 Şubat 1921 tarihinde, Merkez Ordusu çerçevesinde tertiplenen Altıncı Süvari Alayı, Ümraniye’ye sevk edildi. Mart Ayı bidayetinde (başlangıcında), isyancı şefler, Kürt köylerinde “hükümet Ermeniler gibi bizi de kırmak istiyor” propagandasını yapmaya başladılar. 5 Mart 1921 tarihinde, Alişan Bey, “İstanbul Hükümeti, Kürtlere beylik veriyor ve Ankara itiraz ediyor”, bildirileri dağıtıyordu. Ve 6 Mart 1921 tarihinde…
-
Petros Stepani Voskeriçyan’ın Tanıklığı (D. 1905, Severek) Ben Severek’te (Severak, Ermenice Sev: Siyah, kara-averak: harabe anlamında) 1905’te doğmuşum. Sf. 436 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 436) kitabından birebir alınmıştır.
-
Haykaz Acemyan’ın Tanıklığı (D. 1892, Kharberd [Harput]) Dersim isyankârdı. Osmanlı Dersim’e giremezdi. Birinci Dünya Savaşı sırasında Dersimlileri silah altına aldılar; ama onlar savaşmadılar; silahlarını alıp evlerine döndüler. Öyle ki, onlar hep silahlıydılar. Sf. 375 Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları,…
-
(Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme – Ermeniler.) Bununla birlikte Müslümanlar da dâhil olmak üzere Türkiye’nin köylü nüfusunun tamamının Kürtlerin keyfî hareketlerinden yeterince korunamadığını belirtmek gerekmektedir ki, Kürtler arasında bugün de hırsızlık, soygun, hayvan kaçırma ve buna benzer hareketler, suç değil, onurlu…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Doğu eyaletlerdeki Kürtlerin hırsızlığa yatkın, görgüsüz ve kaba olduklarını kendileri de dâhil olmak üzere herkes kabul ediyordu. Dersim’de bulunduğumuz sırada Türk subayı tercümanım ile yaptığı konuşmada onların korkunç derecede kaba ve görgüsüz bir halk olduğunu belirtti. Yanımızda duran Kürtler de içtenlikle “İşte bu…
-
(Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”) Kürtlerin yaşadıkları köylerde nadiren cami bulunuyordu. Onlardan namazlarını doğru kılmalarını beklemek bile yanlış olur. Göçebe hayatın hâkim olduğu yerlerde ise onların her hangi bir dine mensup olduklarına dair yegâne gösterge, kilden yapılan mezar anıtlarıdır. Sf. 85 Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri)…
-
Diğer halklarla komşuluk etmeleri, Ermenilerin hayat tarzlarını etkilemiş olmasına rağmen, bu durum tam anlamıyla asimile olmalarına neden olmamıştır. Ancak Asya Türkiye’sinin bazı yerlerinde, örneğin Ermenilerin toplam nüfusun önemli bir bölümünü oluşturdukları Bitlis ve Diyarbakır vilayetlerinde dahi Ermeniler, Kürtlerle o kadar sıkı münasebetler tesis etmişlerdir ki, kendi ana dillerini unutmuş ve sadece Kürtçe konuşmaya başlamışlardır. Hatta…
-
Belge 3 – A. M. Kolübakin, “Erzurum Ovasından Kığı, Palu, Çarsancak Üzerinden Harput’a Uzanan Operasyon Hattı (Çapakçur Üzerinden Palu’ya Uzanan Kuzey Kolu)”, Asya Türkiye’sinin Askerî ve İstatistikî Analizi İçin Malzemeler, Harput Kazası (Mamuretü’l-Aziz) – Harput Kazasının İstatistiki ve Etnografik Analizi e) Kazadaki Siyasi ve Sosyal Durum Ele aldığımız bölgede yaşayan farklı halkların konumuna baktığımızda siyasi…
-
Belge 3 – A. M. Kolübakin, “Erzurum Ovasından Kığı, Palu, Çarsancak Üzerinden Harput’a Uzanan Operasyon Hattı (Çapakçur Üzerinden Palu’ya Uzanan Kuzey Kolu)”, Asya Türkiye’sinin Askerî ve İstatistikî Analizi İçin Malzemeler, Sf. 39 (Palu’daki siyasi ve ekonomik durum) … Birkaç zengin Ermeni’nin etkisi burada o kadar büyüktür ki, bunlar çok zengin ve yetkin Müslüman aileleri…
-
Yine Mehmet Şerif’in Varto Tarihi (Sf. 34-35) de; “Büyük Halik cismani şekilde ilk önce Adem’i yaratmış, Muhammed Alinin nurunu ona emanet bırakmış, bu nur bütün peygamberleri dolaşarak Abdülmuttalip’de ikiye ayrılmış nübüvvet kısmı hazreti Muhammed’e ve imamet kısmı da hazreti Aliye geçmiş, bu bölünen nur Fâtıma’da tekrar birleşmiş İmam Hasan ve İmam Hüseyin ile 12 İmamda…
-
‘‘Tanrı kâinatı yaratmazdan önce Muhammed, Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve 12 İmam’ın ruhlarını yaratmış kendi nurundan bunlara nur vermiş. Bunların hatırı için cihanı ve diğer ruhları yaratmıştır.” diyor ve sonra Kur’an’dan ayet getirmek suretiyle bu inanışı İslami bir şekilde yorumlamaya çalışıyor.” (Sf. 36) “Alevi ve Bektaşilere göre dünya var olmadan önce yeşil kandildeki Remzi Elest’de…
-
Zira gerek Porikli Derviş ve gerek Göbürgeli Baba, Bektaşilerde hizmet etmiş olduklarından Caferi mezhebi ile Bektaşilik arasındaki bazı farklar dolayısıyla bunu bir Bektaşi inanışı olarak da düşünmek mümkün olur. Mesela bu ayrılıklar arasında en mühimi Bektaşilerde babalık belden değil elden gelir. Yani veraset sureti ile babadan oğula geçmez Hizmet ve liyakat ile teslim taşma ve…
-
(Veysi Turan’ın ‘Nazım Ve Nesir Hazreti Virani Baba’ adlı kitabının 78 ve 79 sayfaları) Nazar eyle eya talip, Alidir cümle zat ullah Ali şanında saddakna, Ali nuruna eyvallah Ali ateş, Ali bad, Ali ab, Alihak Ali Fikir, Ali Akıl, Ali aşk ve hayatullah Bu nazmı ile Viranî; Alinin Allah’ın kendisi olduğunu tasdik ederek Ali nuru…
-
Yine Porikli dervişe göre Ali, ay; Hasan ile Hüseyin de Şehper, Şehper diye belirtilen yıldızlar olduğuna göre gün’ün yani güneşin de açıklanması gerekir. Bu da her halde Sünni akidelere aykırı geldiği ve Kur’an’ın açık anlamında adı geçmediği ve Hristiyanlıktaki teslis (üçleme) şüphesini uyandıracağı korkusu ile adı gizlenen Hızır’dır. Aralarında “Ah Muhammed, Hızır” diye adlandırılan bu…
-
Uzun müddet Hacı Bektaş dergâhında hizmet ettikten sonra köyüne dönen ve çevresinde oldukça saygı toplayan Pülümür’ün Fem köyü halkından Porikli (1) Derviş adında okuryazar olmayan bir zatın söz arasında açıkladığına göre: “Âlem bir kubbedir. Bu kubbenin altı duman üstü dumandır. Havada yalnız bir ışık, bir nur, bir yeşil kandil vardır. Bu kandil hazreti Fatıma’dır ve…
-
Dersim’in Kızılbaş Zazalarının gizli kutsal kitabı Dürrü Meknun’dur. Sf. 405 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz, (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 405) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dokuz senelik Pülümür Kaymakamlığım ve iki yıldan fazla Tunceli Valiliğim esnasında uzun bir zaman aralarında kendilerine çok yakın ve dost olarak bulunduğuma rağmen, inanışları ve ayinleri hakkında hemen hemen hiçbir şey öğrenemediğimi ve sır denilen şeyi; (muhip) yani dini inanışlarına saygı besleyen biri olarak tanınmama rağmen çözemediğimi açıklamak zorundayım. İnanışları ve ayinleri hakkında bu kesin…
-
Halk inançları bakımından Zazalar, Türk toplulukları ile büyük benzerlikler gösterirler. Esasen Zazaların Türklüğü hususunda en önemli delillerden biri de budur. Bunlardan bir kısmı, Yaşar Kalafat tarafından Bingöl Zazaları arasında tespit edilmiştir: Gece tırnak kesmemek, Eşiğe oturmamak, Çocuğun üzerinden atlamamak, Çocuğun üzerinden bir defa atlanılmış ise tekrar bir defa daha atlamak; aksi halde çocuğun boyunun kısa…