Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Abdullah Gül, 12 Eylül’den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul’da Metris Askeri Cezaevi’ne kapatılır!..

    ABD’nin en sevdiği İslamcı (!) tiplemesi içinde yer alan Gül, ABD, İsrail, İngiltere, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan’dan destek alarak Fazilet Partisi Genel Başkanlığına adaylığını koydu. Diğer adaylar, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener, Gül’ün lehine adaylıktan çekildi. Ancak kıl payı seçimleri kaybetti. Sf. 25

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • İngiltere’de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında “Kürt Araştırmaları Enstitüsü” olan tek yükseköğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi’nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunuyor! Başında, Abdullah Gül’e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır.

    İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi’nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir. Üniversite yayınlarında, Irak’ın kuzeyinden “Irak Kürdistanı” diye söz edilir. Sf. 24

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA tarafından; halifeliğini Suudi Kralı’nın yapacağı bir “İslam Enternasyonalizmi” yani “Amerikano İslam” daha moda deyişle “Light İslam” kurma amacıyla faaliyete geçirilen Rabıta örgütü, İstanbul’da kendine bağlı kuruluşları, yine kendi yayını olan “A World Guide to Organizations of Islamic Activites” adlı kitabında açıklıyordu. Sf. 17

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yıllarca Kayserili olduğunu söyleyen Gül Ailesi aslında Kayseri’ye 1915 yılında Siirt’ten göçmüştü. Aile; çevreye kendini Arap olarak tanıtmıştı. Oysa Araplıkla hiçbir ilgileri yoktu. Sf. 9

    Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kızılbaşlık: Şii mezhebinin bir yolunun mensuplarıdır. Şeyh Haydar, 12 dilimli kızıl taç, kızıl sarık giyer. Kızılbaş kabul edildikten sonra, İran’daki Safevi şahlarına tabi olan bu zümreye Sünniler, “Kızılbaş” der. İran’da “çarağ kuran”; Anadolu’da “tavşan yemezler”; Bakü’de “kan koyunlular”; Urmiye’de “Abdalbeyliler”; Kürdistan’da Gulyai”, Tebriz’de “Guran”, Karadağ’da “Şamlular”, Karabağ’da milliler”, Meşhed tarafında “Ali Allahiler” denir. Kızılbaşlar İran’da kendilerine “ehli hak”, Anadolu’da “Şah Sufi süreği” derler. Sf. 235

    Kızılbaşlık’ta inanç daha çok göreneğe ve ananeye dayanır. Esas, “Ali’yi Tanrı tanımaktır.” Sf. 235

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalgaylık: Kırım’da saltanat kavgalarına ve kardeş katline engel olmak için kurulmuş olan sistem. Moğol’da ulus hanedan arasında paylaştırılır. İlk kez Kırım’da Mengli Giray 1475’te büyük oğlu Mehmet’i, Kalgay unvanı ile veliaht yapar. Kardeşlerin taht mücadelesini önlemek için sağlığında böyle bir atama yapmış olmalıdır. Kurum yaşamıştır. Her han tahta geçtikçe kendinden büyük kardeşini, kendinden küçük kardeşini, o yoksa oğlunu Kalgay yapar. Bu “Cengiz Han kanunudur” denilip icat kutsallaştırılmıştır. Sf. 233

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.

  • Savaşlarda ele geçirilen güçlü kuvvetli esirler Orhan Gazi döneminde pençikoğlanı adıyla nefer olur, pençikoğlanı teşkilatı kurulur, Murat I zamanında Gelibolu ocağı adıyla ocak kurulur ve kapıkulu ocaklarının temeli atılır. Murat II zamanında çıkarılan devşirme kanunu ile Rumeli Osmanlı tebaası Hıristiyan çocuklarından 8-18 yaş arası gürbüz olanları devşirilir. Bu iş ile yeniçeri ağası ile acemi ocağı ağası (İstanbul ağası) meşgul olur (İsmail Haki Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.I). Sf. 221

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • Azap (1) Enveri’nin Düsturname adlı eserinde geçer. Azap, ok ve kancalarıyla düşman gemilerinin arkasına takılan Timur Paşa tayfalarıdır. Zanaatkâr ve köylü Türklerdir. Fatih bunları daha sonra sınır şehirlerinde ve kale birliklerinde kullanır. Dönmelerden oluşan akıncıların tam karşıtıdır. Sf. 220, 221

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 220, 221) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2020); Azaplar, savaşta en önde hücum eden yeniçerilerin arkasında bulunurlar ve geri dönen ya da kaçan yeniçerilerin kellesini keserlerdi. Yalçın Küçük, dava arkadaşlarından dönenler hakkında yazdıklarından dolayı kendisini azap askeri olarak tariflemiştir.

  • Bir yerin hasılatının belli bir miktarının görevli veya mazul (azledilmiş, görevden alınmış) şahsa tahsisidir. “Eyaletler artık vezirlere veriliyordu. Çünkü merkezde o kadar çok vezir türemişti ki, divanda bunlara yer bulmak imkânsızdı.” Sf. 220

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1844’te nüfus, 21 milyonu Müslüman, 14 milyonu gayrimüslim olmak üzere toplam 35 milyondur. İstanbul’un nüfusu ise 475 bini Müslüman, 416 bini gayrimüslim olmak üzere 891 bindir. Sf. 215

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahmud II, 1 Temmuz 1839’da ölür, yerine 16 yaşındaki oğlu Abdülmecit geçer (saltanatı 1839-1861).

    Tanzimatı Hayriye de denilen Tanzimat Fermanı bir hattı hümayun şeklinde (Gülhane Hattı Hümayunu) 3 Kasım 1839’da Mustafa Reşit Paşa tarafından yüksek bir kürsüden okunur. Sf. 214

    1838 Antlaşması gibi Tanzimat reformları da İngiltere tarafından dayatılmıştır. Tanzimat, vitrindeki Batılı görünüşe bakılarak, Batılılaşma hareketi diye hâlâ övülür. Hareketin baş mimarı Mustafa Reşit Paşa “büyük” sıfatıyla anılır. Yalnız bu Batılılaşma, sömürge ve yarı-sömürge haline getirilen bütün Avrupa dışı ülkede görülen cinsten bir Batılılaşma, bir uydulaşmadır. Sf. 214

    Tanzimat reformlarının gerçek mimarı Lord Startford’dur. Lord Stratford’un Türkiye Hatıraları adlı kitapta “Canning’in yardımıyla kabul edilmiş yasaları uygulamayan paşalar tepetaklak olurlardı,” denilmektedir. Sf. 214

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 214) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devletin yeni kurulacak askeri sistem için insan ve vergi kaynaklarına gereksinimi olduğundan, 1831’de Osmanlı’da ilk kez nüfus sayımı yapılır. Arabistan yarımadasından asker alınmadığı için, burası hariç, erkek nüfus sayılır. Sonuçta ülkede yaklaşık 4 milyon Hıristiyan’a karşı 8 milyon Müslüman bulunduğu anlaşılır. Sf. 212

    Dış ticareti geliştirmek için, tekel usulünü kaldırır, iltizam usulünün kaldırılması yolunda da incelemeler yaptırır. Karantina usulünü kabul eder. Posta kurumunu kurar.

    İlköğrenimi parasız ve zorunlu hale getirir. Paralı asker usulü yavaş yavaş tarihe karışır. Harbiye ve Tıbbiye kurulur. 1827’de ilk kez Avrupa’ya talebe gönderilir. İlk resmi gazete 1831’de çıkar. Sf. 212

    Yeni nezaretler (bakanlıklar) kurar. Sadrazama başvekil, defterdara maliye nazırı, sadaret kethüdasına dâhiliye nazın ve reisülküttaba hariciye nazırı adı verilir. Sf. 213

    “Türkiye’nin İdam Fermanı”

    Türkiye, 1838’de imzalanan Ticaret Anlaşması’yla, ileri Avrupa ekonomisinin açık pazarı haline geldi. Böylece ekonomi kendi yolunda devam edebilse mümkün görünen gelişme engellenmiş oldu. Sf. 213

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 212, 213) kitabından birebir alınmıştır.

  • Selim III zamanında harp sanayi, deniz ticareti ve Osmanlı bahriyesi gelişir.

    Dokuma sanayi gelişir, basımevleri kurulur, o zamanın teknik üniversitesi denebilecek bir yüksekokul meydana getirilir. Sf. 208, 209

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 208, 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devlet adamları şöyle derler: “Nizam-ı Cedit Kanunları hakkında şikâyet kabul olunmaz. İstanbul zengin yeridir, buraya fukara yakışmaz...” Sf. 208

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • 10 Temmuz 1792’de “Tecdid: Kanun-ı tımar ve zeamet” çıkarılır; Savaşa katılmayanların tımar hakkı ellerinden alınır, görevini layıkıyla yapanlara verilmesi mecburiyeti gelir.

    Birçoğu esnaflık, ticaret yapan yeniçerilerin askeri inzibat ve terbiyeden uzak kalmaması için haftanın belli günlerinde talim ve terbiye yapması kuralı getirilir.

    İrsad-ı cedid adlı yeni hazine oluşturulur. Tütün, kahve, şarap (ferman ve beratlardan alınan gelirler) ile 10 keseden fazla faizi bulunan gelirlerden vergi elde edilir. Sf. 204

    Yeni mülki taksimat yapılır. 28 eyalet vardır. Valinin 3 yıldan önce değiştirilememesi kararı alınır. Ayanı eskisi gibi halk seçecektir.

    Rüşvete karşı yasa çıkarılır. İstanbul’da Zahire (arpa, buğday gibi zorunlu yiyecekler) Nezareti kurulur: Zahire toplanması, dağıtımı işi yolsuzluk yapan tüccarların elinden alınıp, nezarete bağlanır. Selim III donanmaya çok hizmet verir, adeta denizcilik reformu yapar. Cevdet Paşa Avrupa dönüşü gördüklerini (vapur, tren, telgraf) Padişah’a aktarır. Dışişlerine hâlâ Reisülküttabın baktığı Osmanlı Avrupa’ya gönderilecek sefirlerin büyükelçi olmasına karar verir. Sf. 205

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 204, 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Murat III, İstanbul’dan hiç ayrılmayan ilk padişahtır. Cariyelerinin ve çocuklarının sayısı hakkında çeşitli söylentiler çıkmıştır, öldüğü zaman 49 çocuğunun hayatta olduğu, cariyelerinden 7’sinin hamile olduğu anlaşılmaktadır. Hammer “Harem eğlencelerinde o kadar az itidal gösterdi ki hasekilerin sayısı kırka, çocuklarının sayısı yüze, cariyelerinin sayısı beş yüze çıkmış, cariye fiyatı İstanbul’da yüz misline çıkmıştı,” der. Ölünce, 19 şehzadesi boğdurulmuştur. 800 yük akçe borcu çıkar, Enderun hâzinesinden ödenir. Sf. 172

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tımar sistemi XVI. yüzyıl sonlarına doğru büsbütün yozlaşır. Murat III’ten itibaren bozulma başlar, sadrazam ve serdar kişiler “eskiden büyük bir hikmet ile vaz olmuş” bulunan kanunları ihmal ederek “rüşvet sebebiyle” tımar sahiplerini gelişigüzel azleder. Sf. 171

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • XVIII. yüzyılda Osmanlı, bilinen Abbasi hilafet anlayışını canlandırır ve padişah bütün Müslümanların tek meşru halifesi olarak görülmeye başlanır. Bu görüş 1876 Anayasasının maddelerine yansır. Sf. 166

    Hatta XVII. yüzyıldan itibaren, padişahların şeriata aykırı hareket ettiklerine dair şeyhülislam tarafından verilen fetvalarla tahttan indirildikleri bilinir.

    Selim III’ün halli için Şeyhülislam Ataullah Efendinin verdiği fetvada, onun, “saltanat tahtında istiklalini kaybettiği, başkalarına alet olduğu, Müslümanlara karşı hareket ettiği için, hilafete layık olmadığı belirtilmiştir.” Sf. 166

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kanunname, Osmanlı İmparatorluğu’nda şer’i hukukun yanında idari, mali, cezai, çeşitli hukuk alanlarına ait olmak üzere padişahların emir ve fermanlarıyla konmuş olan kânun ve nizamları bir araya toplayan mecmualar veya bu kanunlardan belirli bir zümre veya alana ait olanlardan birine denir. Bazen kanun yerine “yasa” veya “yasak” ve kanunname yerine de “yasak-name” deyiminin kullanıldığı olur. Osmanlı imparatorluğunda genellikle “kamu hukuku” kuralları ve özellikle idare ve teşkilata ait olan nizamlarla bazı ceza işleri, doğrudan doğruya padişahların emir ve fermanlarının bir araya getirilmiş kanunnameler ile idare edilir. “Özel hukuk” alanı ve bu arada özellikle miras gibi bazı kişisel hukuk ve mali ilişkileri ilgilendiren medeni hukuk konulan şeklen ve resmen esaslarını mutlak biçiminde fıkıh kitaplarında bulan şeriat hükümlerine bağlı kalmaktadır. Sf. 165, 166

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 165, 166) kitabından birebir alınmıştır.

  • İzledikleri dinsel siyasete karşın, Büyük Selçuk İmparatoru ve halefleri zamanında eski Türk devlet teşkilatından ve örfi kaza normlarından birçok şey İslam hukukuna göre yasaktır. Moğol istilası birçok Türk-İslam devletlerinde milli geleneklerin daha fazla nüfuz ve önem kazanmasına neden olur. Moğollar ve Timurlular döneminde Türk ulusal devlet teşkilatının ve “yasanın” şeriattan ve İslami denilen devlet nizamlarından ayrı olarak egemen olduğu görülür. Bu devletlerde şer’i öşür ve zekât ile uzlaşan gayri İslami, Türk ve Moğol vergileri ile birlikte şeraite tamamıyla aykırı olan vergiler de cari olur. İlhanlılar ile birlikte Selçuklu devletinin de bir devamı olacak olan Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu yerlerdeki mali ve idari sistemlerde ise eski Türk devlet geleneklerinin kuvvetle hükümran olduğu gün geçtikçe daha fazla anlaşılmakta olan bir gerçektir. Sf. 165

    Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 165) kitabından birebir alınmıştır.