Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Evrim bu hileyi pediatristlerden çok önce keşfetmişti. Doğum sırasında kadınların yaşadığı dayanılmaz acılar düşünüldüğünde aklı yerinde hiçbir kadının bir daha doğurmak istemeyeceği varsayılabilir. Sf. 309

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sekiz dakika süren kolonoskopinin en kötü ânında 8, son dakikasında 7 puan acı çektiğini bildiren bir hasta, prosedürün genelini puanlaması istendiğinde 7,5 puan acı hissettiğini belirtir. Yirmi dört dakika süren bir kolonoskopi testinde en yüksek acı puanı yine 8 iken, hasta uygulamasının son dakikasındaki acıyı 1 puan olarak değerlendirir ve testin ortalama acı puanı sorulduğunda 4,5 cevabını verir. Kolonoskopinin üç kat daha uzun sürerek toplamda çok daha fazla acıya neden olması, hastanın hafızasında hiçbir iz bırakmaz. Anlatıcı benlik deneyimleri biriktirmez, ortalamalarını alır.

    Peki, hastaların tercihi daha kısa ve ağrılı bir kolonoskopi mi, yoksa daha uzun ve dikkatli bir uygulama mıdır? Hastaların iki farklı benliğinin farklı beklenti ve istekleri olduğundan bu soruya tek bir yanıt vermek mümkün değildir. Deneyimleyen benliğe sorduğunuzda muhtemelen kısa süren kolonoskopiyi tercih edecektir. Anlatıcı benlikse son anlarla en kötü anların ortalamasını alacağı için uzun kolonoskopiyi seçecektir. Anlatıcı benliğe kulak verecek olursak doktorlar gerekmediği hâlde testin son etabını uzatıp bilinçli olarak hafifçe canınızı acıtırlarsa, deneyimin tümünün daha az travmatik geçeceğini söyleyecektir. Sf.308, 309

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 308, 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pek çok deney bu kararları alan tek bir benlik olmadığına işaret ediyor. Aksine kararlarımız içimizde sürekli çelişen ve çatışan farklı oluşumlardan doğuyor.

    2002’de Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan Daniel Kahneman’ın çığır açan çalışmasında gönüllülerden üç aşamalı bir deneye katılmaları istenir. Deneyin “kısa deneme” olarak adlandırılan etabında katılımcılar ellerini bir dakikalığına 14 °C ısıda su dolu bir kaba sokarlar. Bu sıcaklık seviyesi deneklere acı vermese de rahatsız edebilecek bir soğukluktadır. Altmış saniye sonra deneklere ellerini çıkarmaları söylenir. “Uzun deneme” etabına gelindiğindeyse katılımcılardan diğer ellerini aynı ısıda su dolu başka bir kaba yerleştirmeleri istenir. Ancak altmış saniyenin sonunda kaba gizlice sıcak su ilave edilerek ısı 15 °C seviyesine getirilir. Sıcak su ilave edildikten otuz saniye sonra katılımcılara ellerini sudan çıkarmaları söylenir.

    Kimi katılımcılar deneye “uzun deneme” etabıyla başlamıştır. Deneye hangi etaptan başlamış olurlarsa olsunlar, katılımcılar ilk iki etabı tamamladıktan tam yedi dakika sonra deneyin üçüncü ve en önemli kısmına geçerler. Katılımcılardan ilk iki etaptan birini tercih ederek tekrarlamaları istendiğinde katılımcıların yüzde 80’i daha az acılı olduğunu ileri sürerek “uzun denemeyi” tekrarlamayı tercih eder.

    Bu basit soğuk su deneyi, liberal dünya görüşünü temelinden sarsar, İçimizde en az iki farklı benliğin olduğunu ortaya çıkarır: Deneyimleyen benliğimiz ve anlatıcı benliğimiz. Deneyimleyen benliğimiz anbean değişen bilincimizdir. Deneyimleyen benliğimiz için “uzun deneme”nin daha kötü olduğu aşikârdır. Sf. 306, 307

    Anlatıcı benlik iki denemenin sürelerinin farklı olmasına hiç dikkat etmez, sürece karşı kördür. Sonuçta iki denemeden birini tercih etmesi gerektiğinde “suyun biraz daha ılık” olduğuna kanaat getirdiği “uzun deneme”yi seçer. Sf. 307, 308

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 306 ile 308 arası ) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan beyni tabiri caizse kalın bir sinir kablosuyla birbirine bağlı iki yarıküreden oluşur. Sağ yarıküre bedenin sol tarafını kontrol eder, sol görme alanından gelen verileri işler ve vücudun sağ tarafındaki uzuvların hareketlerinden sorumludur. Sol yarıküre içinse bu işleyişin tam tersi geçerlidir. Bu nedenle beyinlerinin sağ yarıküresinde felç geçirenler zaman zaman bedenlerinin sol tarafını görmezden gelirler (saçlarının yalnızca sağ tarafını tarar)

    İki yarıküre arasında çok keskin bir ayrım olmasa da duygusal ve bilişsel farklar bulunur. Pek çok bilişsel etkinlik iki yarıkürede de gerçekleşmesine rağmen yoğunlukları aynı değildir. Örneğin sol yarıküre konuşma ve mantık yürütmede çoğu zaman daha büyük rol oynarken sağ yarıküre uzamsal (1) bilgiyi işlemede daha baskındır. Sf. 303

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 303 ) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2017); Uzamsal zekâ; görsel zekâ da denilebilir.

  • Felsefeyi, uygulamalı incelemeyi arzu ederseniz, robo-rat [ro-bot-fare] laboratuvarlarına bir uğrayın derim. Robo-rat sıradan bir deney faresinden minik bir farkla ayrılır. Bilim insanlarının beyindeki duyu ve ödül merkezlerine yerleştirdiği elektrotlar sayesinde kelimenin tam anlamıyla kumandayla kontrol edilebiliyorlar. Kısa bir eğitim sürecinden sonra araştırmacılar, fareyi sadece sola ya da sağa yönlendirebilmekle kalmıyor, merdivenleri tırmanmasını, çöpleri koklamasını, yüksekten atlamak gibi sıradan farelerin yapmayı sevmediği davranışları sergilemesini bile sağlayabiliyorlar. Sf. 298

    Homo sapiens üzerinde yapılan deneyler, tıpkı fareler gibi insanların da yönlendirilebildiğini ve insan beynindeki doğru noktaların uyarılmasıyla aşk, öfke, korku ya da depresyon gibi karmaşık duyguların bile yaratılabileceğini ya da ortadan kaldırılabileceğini gösteriyor. Sf. 299

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 298, 299) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bugün beyin tarama yöntemleri sayesinde insanların istekleri ve kararları daha kendileri bile fark etmeden öngörülebiliyor. Dev bir beyin tarayıcısına sokulan katılımcılarla gerçekleştirilen bir deneyde deneklere diledikleri zaman basabilecekleri iki buton verilir. Beyindeki nöral aktiviteyi gözlemleyen bilim insanları, katılımcılar henüz butona basmadan, hatta tercihlerinin farkında bile olmadan çok önce, tercih edilen düğmeyi belirlemeyi başarırlar. Beyindeki nöral aktiviteler, karar verme bilincinin henüz oluşmadığı ânın birkaç yüz milisaniye öncesinden başlayarak kararın verilmesine birkaç saniye kalana dek gerçekleşir.

    Sağ ya da sol butona basmak şüphesiz bir tercihtir. Ancak bu özgür bir tercih değildir. Buradan yola çıkarak özgür iradeye duyduğumuz inancın hatalı bir mantığa dayandığını söyleyebiliriz. Zincirleme bir biyokimyasal tepkime sağ butona basmak istememe neden olur, içtenlikle sağdaki butona basmak istediğimi hissederim. Buraya kadar doğru. Gerçekten de basmak isterim ancak insanlar bir yanılgıya kapılarak basmak isteyişimi istemeyi tercih ettim olarak yorumlar. Bu tamamen yanlıştır. İsteklerimi tercih etmem, onları sadece hisseder ve bu hislere göre davranırım. Sf. 296, 297

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 296, 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kutsanan “özgürlük” kelimesi, tıpkı “ruh” gibi elle tutulur herhangi bir anlamdan yoksundur. Özgürlük sadece insanların uydurduğu hayali hikâyelerde vardır.

    Özgürlük son darbeyi evrim teorisinden alır. Evrim nasıl ebedi ruhlarla asla bağdaşmayacaksa özgür irade fikrini de sindiremez. Eğer insanlar özgürse, doğal seçilim onları nasıl şekillendirmiş olabilir? Sf. 295

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 295) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geçtiğimiz yüzyılda bilim insanları Sapiens’in kara kutusunun kapağını araladı ve orada ne ruh, ne özgür irade, ne de “benlik” bulamadı, aynı fiziksel ve kimyasal yasalara tabi genler, hormonlar ve nöronlar gerçekliğin geri kalanına hükmediyordu. Sf. 294

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Radikal İslam ise sosyalizmden çok daha kötü bir noktada. Henüz Sanayi Devrimi’ni bile yakalayamamış İslam ülkelerinin genetik mühendisliği ve yapay zekâ hakkında söyleyecek pek bir sözü olmamasına şaşırmamak gerekiyor. Sf. 287

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yüzyıl önce zamanın ruhunu yakalayabilen sosyalizm, sonrasında yeni teknolojilere ayak uyduramadı. Leonid Brejnev ve Fidel Castro, Marks ve Lenin’in buhar makineleri çağında ürettikleri fikirlere tutunmayı sürdürerek bilgisayarların ve biyoteknolojinin gücünü kavrayamadılar. Liberaller ise bilgi çağına daha iyi uyum sağladı. Sf. 287

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 287) kitabından birebir alınmıştır.

  • Pek çok toplum ne olduğunu anlayamadığından ilerleme trenini kaçırdı. Dayananda’nın Hindistan’ı ve Mehdi’nin Sudan’ı buhar makineleri yerine Tanrı’yla meşgul olmaya devam ederken sanayileşmiş İngiltere tarafından işgal edilip sömürgeleştirildiler. Sf. 286

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih çoğu zaman geçmişe tutunan kitleler yerine ileri görüşlü bir grup yenilikçi tarafından şekillendirilir. Sf. 283

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı öldü, uzun sürense cenazeyi kaldırma süreci. Radikal Müslümanlar 21. yüzyılı tam olarak kavrayamadıklarından liberalizm açısından gerçek bir tehdit oluşturamıyor, etrafımızda gelişen yeni teknolojilerin yarattığı görülmemiş tehlikeler ve fırsatlar hakkında kayda değer bir fikir geliştiremiyorlar. Sf. 281

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 281) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunun üzerine NATO, Sovyetler’in konvansiyonel silahlarla saldırması durumunda, topyekûn nükleer saldırıyla yanıt vereceklerini beyan eden MAD doktrinini benimsedi.

    “Saldırırsanız, bu savaştan kimsenin canlı çıkmasına izin vermeyiz,” diyerek tehdit ediyordu liberaller. Sf. 278

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 278) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2017); MAD; İngilizce kısaltma; Mutually Assured Destruction: Karşılıklı garantili yok olma, olarak tercüme edilebilecek bu askeri doktrin, nükleer silahları kullanma tehdidiyle iki tarafı da büyük risk altında bırakarak bir savunma stratejisi geliştirmeyi amaçlar. Soğuk Savaş’ın seyrini belirlediği düşünülen teori, fikren II. Dünya Savaşı’na dayansa da 1960’larda ABD Savunma Bakanı Robert McNamara tarafından resmi olarak ilan edilmiştir. Bu durum için “dehşet dengesi” de denilmişti.

  • Nazizm, evrimsel hümanizmin ırkçı teoriler ve aşırı milliyetçi duygularla evliliğinden doğmuştur. Her evrimsel hümanist ırkçı olmadığı gibi, insan türünün evrimleşme imkânını barındırdığına inanmak da polis devleti ve toplama kampları kurma isteğiyle eş anlamlı değildir. Sf. 269

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 269) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyalist hümanizmse bambaşka bir yaklaşımı tercih eder. Sosyalistler, başkalarının deneyimlerini göz ardı edip kendi hislerimize odaklanmamızı önerdiği için, liberalleri suçlar. Sf. 264

    Küresel barış, milletlerin kendi farklılıklarını yüceltmesiyle değil, tüm dünyadaki işçilerin birleşmesiyle tesis edilebilir; sosyal uyum, her bireyin narsistçe kendi derinliğinde kaybolmasıyla değil aksine, başkalarının ihtiyaç ve deneyimlerini kendi isteklerinin üstünde tutmasıyla sağlanabilir. Sf. 264

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 264) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demokratik seçimler yalnızca dini inanç ya da ulusal efsaneler gibi belli ortaklıkları paylaşan toplumlarda uygulanabilir. Seçimler temelde anlaşan insanlar arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için bir yöntem olarak kullanılabilir. Sf. 262

    Muhalif kampların sonuçlara saygı duymak için bir gerekçesi olmadığı bu gibi durumlarda, demokratik seçimler hiçbir derde devâ olamayacaktır. Sf. 263

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 262, 263) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2017); Seçimler basit bir dört işlemdir, elma ile armut toplanamayacağı gibi, İslamcılarla mesela dinsizler ya da laiklerin oylarının toplanması da doğru bir işlem olmayacaktır.

  • Hümanizm üç temel kola ayrılır. Ortodoks inanç, her bireyin kendine özgü bir iç sesi ve asla tekrar edilemeyecek deneyimleri olduğuna inanır. Sf. 260

    Özgürlüğe yaptığı vurgu nedeniyle hümanizmin Ortodoks kolu “liberal hümanizm” ya da basitçe “liberalizm” olarak da bilinir. Sf. 260

    19. ve 20. yüzyıllarda hümanizm hızla toplumsal destek ve siyasi güç kazandıkça birbirinden tamamen farklı iki yeni yan ürün verir: Sosyalist ve komünist hareketleri kanatları altına alan sosyalist hümanizm ve en ünlü destekçisi Naziler olan, evrimsel hümanizm. Bu ikisi de insan deneyiminin anlam ve otoritenin tek kaynağı olduğu konusunda liberalizmle hemfikirdir. İki akımın temsilcilerinin de insan bilincinin sınırlarını aşan bir güce ya da ilahi kanunlarla dolu kitaplara inancı yoktur. Sf. 260, 261

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 260, 261) kitabından birebir alınmıştır.

  • 19. yüzyılın başında modern eğitim sisteminin baş mimarlarından Wilhelm von Humbolt, varlığımızın amacını “olabildiğince çok deneyimin süzülerek bilgeliğe dönüşmesi,” olarak açıklar. Ayrıca, “Hayatın zirvesi her şeyin tadına bakmaktır,” der. Bu söz hümanizmin ana sloganı bile olabilir, değil mi? Sf. 251

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarih boyunca peygamberler ve felsefeciler, büyük kozmik plana duyulan inanç olmazsa, düzen ve birliğin yok olacağını iddia etmişlerdi. Bugünse kozmik bir tasarıya inanmaya devam edenler, küresel düzen karşısındaki en tehditkâr unsurlardır. Allah’tan korkan Suriye, seküler Hollanda’dan çok daha şiddet dolu. Sf. 233

    Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 233) kitabından birebir alınmıştır.