Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Bu bilgi düzeyi İsa’nın resmi bir hahamlık eğitimi gördüğünü ve haham olarak tanındığını göstermektedir. Bu, kelimenin tam anlamıyla İsa’yı bir haham olarak gören gelenekle de örtüşmektedir. Fakat eğer İsa, kelimenin tam anlamıyla bir haham idiyse, bir evlilik muhtemel değil, o tam olarak kesindi.

    Sözlü anlatıma dayanan Yahudi Talmud kanunu bu konuda oldukça kesindir:.

    “Evlenmemiş birisi bir öğretmen olmayabilir.” Sf. 392

    Bu bölüm elbette ki Kana (cana) da yapılan, bilinen bir hikâye olan nikâh olayıdır. Sf. 393

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 392, 393) kitabından birebir alınmıştır.

  • Markos, Roma rejimini temize çıkarmak ve yaptıklarını örtbas etmek için Mesih’in ölümünden sorumlu olarak bazı Yahudileri tutmuş olabilir. Bu icat sadece diğer İncillerin yazarları tarafından kabul edilmekle kalmamış, ilk Hıristiyan kiliseleri de böylesi bir düzenleme yolunu âlimlerin belirttiğine seçmişlerdir. Böyle bir icat olmaksızın ne kilise ne de İncil hayatta kalabilirdi. Luka İncili, göre M.S. 80’li yıllarda yazılmıştı. Luka’nın kendisi bir doktordu. Luka, yazdığı İncil’i Romalı yüksek seviyedekilere sunmak üzere, o sıralar Romanın yöredeki merkezi olan Kayseri’de yazdı. Sf. 387

    Dördüncü İncil, Yeni Ahit’in en son yazılanıdır. M.S. 100 yılı civarında o zaman bir Yunan kenti olan Selçuk Efes’te derlenmiştir. Dördüncü İncil, birçok farklı özellik gösterir. Hz. İsa’nın doğuşuyla ilgili bir anlatım yoktur, başlangıç genelde gnostik karakterdedir. Sf. 388

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 387, 388) kitabından birebir alınmıştır.

  • M.S. 6. yılında durum daha da kritik hale geldi, ülke idari olarak Yahudiye (Judaea) ve Celile (Galilee) olmak üzere ikiye ayrıldı.

    Celile’nin kralı, Herod Antipas oldu. Fakat Yahudi’ye ruhani ve dünyevi bir merkez olarak, Kayseri’de Roma’lı bir vali tarafından direkt olarak Roma kanunlarıyla yönetildi. Roma rejimi zalim ve despottu. Rejim, Yahudiye’nin kontrolünü ele geçirmek için üç binden fazla asiyi topluca çarmıha germişti. Tapınak yıkılmış ve kirletilmişti. Halk ağır vergi yükünün altına sokulmuştu. Sık sık işkence uygulanıyor ve halkın birçoğu çıkış yolu olarak intiharı seçiyordu. Bu devletin işleri, M.S. 26-36 yılları arasında yönetimde bulunan Partius Pilotus tarafından daha kötü duruma getirilmişti. Sf.381

    M.S. 66 yılında mücadele başladı. Yahudiye’nin bütünü, organize bir isyanla Roma’ya karşı ayaklandılar. Ayaklanma bazı yönleriyle 1956’da Mecari’lerin Ruslara karşı mücadele-sini anımsatacak şekilde inatçı ve ümitsizdi. Yalnızca Kayseri’de 20.000 Yahudi, Romalılar tarafından katledildi. Dört yıl içinde Roma lejyonları Kudüs’ü işgal edip şehri yakıp, yıktılar ve tabii ki Süleyman Tapınağını da yıktılar. Bununla beraber, Masada Dağındaki kale, Celileli Yahudi’nin adamları tarafından üç yıl daha Romalılara karşı direndi. Yahudiye’deki ayaklanma sonrası, Yahudiler kitleler halinde Filistin’den çıkarıldılar. Sf. 383

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 381 ile 383 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • İncil kitaplarından ikisi olan Matta ve Luka; İsa’nın soyu ve doğuşu hakkında biri diğerine göre açıkça söylemek gerekirse tuhaflık sunar. Neredeyse belirgin hiçbir şey yoktur, mesela; Matta’ya göre, İsa Davud’dan Süleyman’a geçen bir soydan gelmiyorsa, krallığa yasal hakkı olmayan bir aristokrattı. Diğer yandan Luka’ya göre, Hz. İsa’nın soyu Davud’dan geldiği için statüsü bir dereceye kadar yükseltilmişti. Ve yine Markos’un görüşüne göre “fakir marangoz”, menkıbesi gerçekleşmiş oluyordu. Kısaca her iki şecere de oldukça uyumsuzdur. Bu şecereler oldukça farklı bireylere dayandırılmış olabilirdi. İncil’ler arasındaki zıtlıklar sadece İsa’nın şeceresi ve atalarıyla sınırlı değildi. Luka’ya göre İsa, doğumunda çobanlar tarafından ziyaret edilmişti. Matta’ya göre, krallar tarafından ziyaret edilmişti. Luka’ya göre İsa’nın ailesi Nasıra’da yaşamıştı. İsa’nın ailesi buradan -tarih kayıtlarına göre hiç gerçekleşmeyen bir nüfus sayımıdır- Beytüllahim’e geçer. Hz. Isa Beytüllahim’de bir ahırda yoksulluk içinde doğdu. Fakat Matta’ya göre, İsa’nın ailesinin hâli vakti her zaman iyi olmuştu ve İsa bir evde dünyaya gelmişti. Sf. 373

    İncil’ler üzerinde çalıştıkça, çelişkilerin çokluğu ortaya çıkmaktadır. İncil’ler, çarmıha germe günü hakkında bile hemfikir değildir. Yuhanna İncil’ine göre, çarmıha germe Yahudilerin fısıh bayramından önceki gün meydana gelmişti.

    Markos, Luka ve Matta İncil’lerine göre, çarmıha germe, bir gün sonra olmuştu. İncil’ler İsa’nın karakteri ve kişiliği hakkında da hemfikir değildirler. Sf. 373

    Birinin kötü tasvir ettiği şahsiyet, diğerine göre iyidir. Mesela Luka’da koyun gibi uysal, kurtarıcı Hz. İsa, Matta da barışçıl değil, kılıç kullanan güçlü ve haşmetli bir kral diye anlatılır. Sf. 374

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 373, 374) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dört İncillerde geçen uğursuz anlaşılmaz kadın Magdalena belki de gerçekte İsa’nın karısıydı. Belki de onların evliliğinden çocukları oldu.

    Çarmıha gerilmeden sonra, Magdalena belki de en azından bir çocukla beraber Fransa’ya kaçırıldı. O sıralar Fransa’da bazı Yahudi topluluklar yerleşmişti. Ve Magdalena orada mülteci olarak kabul edildi. Belki de İsa’dan direkt olarak gelen bir kan bağı mevcuttu. Belki de bu kan bağı ulu “Sangreal” (Kraliyet Kanı) idi ve kendisini dört asır bozulmamış şekilde saklayarak önemli bir şecere oluşturmuştu. Sf. 367

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 367) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Dul kadının oğlu” Bu unvan bazı idealist ve gnostik sapkınlar tarafından daha önce kullanılmıştı, gnostik sapkınlar bazen kendi kâhinleri, peygamberleri, bazen de İsa için bu lakabı kullanmışlardır. Sonradan bu lakap Farmasonlukta üstün tutulan bir unvan olmuştur. Sf. 333

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 333) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı anlatımlara göre, Kâse; İsa ve havarileriyle Son Akşam Yemeğinde içtikleri bardak veya kâseydi.

    Diğer geleneksel söylemlere göre ise Kâse; İsa’nın çarmıhtan cesedini alarak kendi mezarına koyan engin havari Arimethea’lı Yusuf’un çarmıhta iken İsa’nın kanını doldurduğu kâseydi. Bir diğer söylenceye göre de Kâse her ikisini birden kapsıyordu. Sf. 329

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Gizli Evraklar” da büyük harflerle yazılmış hayret verici bir not vardır: .

    “Bir gün Bünyamin’in nesli topraklarını terk etti; bazıları kaldı. İki bin yıl sonra VI. Godfroi (de Bouillon) Kudüs kralı oldu ve Sion tarikatını kurdu. Sf. 319

    Hıristiyanlık devrinin başlamasıyla Bünyamin Kabilesi Tuna ve Ren yöresine yerleşti. Buradaki bazı Toton kabilelerle evlendiler Ve sonunda şimdiki Merovenj’lerin atası olan Sikamlorian Franklarını oluşturdular. “Manastır Vesikaları” na göre, Merovenj’ler Arcadia’dan gelen Bünyamin Kabilesinin soyundandılar. Diğer bir deyişle Merovenj soyundan gelen Plantaıd ve Lorraine aileleri sonuç olarak semitik ve İsrail soyundan gelmekteydiler. Sf. 319

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra Merovenj hükümdarları Tevrat’taki hahamlar gibi birden fazla karıya sahiptiler. Sf. 281

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 281 kitabından birebir alınmıştır.

  • Frank tarihçiler ve anlatılanlara göre Merovenj iki babalı olarak doğmuştu. Merovenj’in annesi Kral Clodio’dan hamile kaldığı zaman denildiğine göre okyanusta yüzmeye gitti. Kadın, suda bilinmeyen deniz ötesi yaratık “Quinotaur” a benzer, dört ayaklı Neptün tarafından ya baştan çıkarıldı ya da tecavüze uğradı.

    Bu yaratık kadını ikinci defa hamile bıraktı. Merovenj doğduğu zaman damarlarına bir Frank hükümdarının kanı ve esrarengiz bir su yaratığının kanı aktı. Böylesi fantastik hikâyeler sadece eski zamanlarda yaygın değildi, sonraki Avrupa geleneğinde de vardı. Sf. 273

    Merovenj’ler kendi kökenlerinin Hz. Musa yerine Hz. Nuh’tan geldiğine inanıyorlardı. Bu savı Kitab-ı Mukaddes’teki bilgilere dayandırıyorlardı. Bu görüş bin yıl sonra Avrupa Farmasonluğunda tekrar gündeme geldi. Sf. 276

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 273 ile 276 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 14. Madde: Bütün kabuller bir mason mertebesi olan 13. Gül Haç Konsili tarafından kararlaştırılır. Unvanlar ve görevler Sion Manastırı’nın Büyük Üstadı tarafından verilir. Üyeler vazifelerine ömür boyu seçilirler. Sf. 249

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • 121 kişilik asil bir topluluğun oluşturduğu gizli bir cemiyet olan Sion Manastırı, Godfroi de Bouillon tarafından 1099 yılında Kudüs’te kuruldu. Sf. 246

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 246) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mesela, metin birçok yerde “Mason Krallığı” ve “Mason Krallığı” na başkanlık edecek olan “Sion kanından gelen kral”ın ortaya çıkışından bahsetmektedir. Metinlerde kurulacak krallığın “Kral Davud’un hanedan kökleri” üzerine olacağından bahsedilmektedir. Metin, Yahudilerin kralının gerçek papa ve uluslararası kilisenin de patrik olacağından bahseder. Ve metin, anlamı gizli bir cümleyle son bulur. “Davud’un neslinden bazı kişiler krallar ve varislerini hazırlayacaklar… Sadece kral ve ona kefil olan üç kişi geleceği bilecek”. Sf.219, 220

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 219, 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylece Protokoller’in metni bir cümleyle son bulur; “33 derecede Sion temsilcileri tarafından imzalanmıştır”. Niçin anti-semitik sahtekâr böyle bir cümleyi yazmıştır? Neden bu kişi bütün Yahudileri ayrı tutarak sadece birkaç Yahudi’yi suçladı. Sf.219

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sergei Nilus takma ismini kullanan alçaklığı ile tanınan biri vardı. 1903 yılında Nilus, tehlikeli bir suikasta dikkat çeken oldukça tartışmalı bir belgeyi Çar’a sundu. Nilus bu sırrın ortaya çıkarılmasından dolayı kendisine saygı duyulacağını umduysa da, büyük hayal kırıklığına uğradı. Çar kızgın bir şekilde belgenin uydurma olduğunu söyleyerek belgenin bütün kopyalarının yakılmasını emretti. Nilus sarayda gözden düştü ve çalışmaları yasaklandı.

    Belgenin bir kopyası elde mevcuttur. 1903’de bir gazetede yayınlandı, fakat pek ilgi çekmedi. 1905’de tekrar yayınlandı, fakat bu sefer ünlü mistik filozofu Vladimir Solovior’un kitaba yazdığı bir ekle beraber yayınlanmıştı. Bu noktadan belge ilgi çekmeyi başardı. Sonraki yıllarda bu bulgu 20. yy’ın en kepaze kitaplarından biri oldu. Doküman bir küçük dinî kitapçık, broşür veya birçoğunun iddia ettiği gibi bir sosyal ve politik program niteliğindeydi. Belge farklı adlar, başlıklar altında çıkmıştı, en çok bilinen ismi “Sion Ulularının Protokolleridir. “Protokoller”i sözde özellikle Yahudi kaynaklar yayınlamıştı. O zamanlar anti-semitik tutumlarıyla bilinen birçok kişi bunun “uluslararası bir Yahudi komplosu” olduğunu söylemiştir. Sf. 216

    Mesela, Protokoller 1919’da, Beyaz Rus Ordusu’ndaki birliklere dağıtıldı ve bu birlikler, iki yıl içinde 1917 Devrimi’nden sorumlu tuttukları 60.000 Yahudi’yi öldürdüler. Protokoller 1919’da Almanya’da Nasyonal sosyalist parti propagandacısı ve sonradan ırk teorisyeni şefi Alfred Rosenberg tarafından herkese dağıtılmıştır. Hitler “Kavgam” kitabında protokolleri kendi fanatik önyargılarını harekete geçirmek için kullanmıştır. Bu protokoller sayesinde Hitler, söylediklerini kitlelere sorgusuz sualsiz kabul ettirmiştir. İngiltere’de Marnine Post Gazetesi “Protokollerde yazılanlara güvenilebileceğini aşılamıştır. 1921 yılında Times Gazetesi önce Protokolleri ciddiye almıştır; fakat sonra hatasını kabul etmiştir. Uzmanlar ve biz protokollerin bugünkü haliyle bozuk hileli ve sahte olduğuna inanmaktayız. Bunun yanında, protokoller hâlâ Latin Amerika, İspanya, İngiltere’de anti-semitik propaganda amacı olarak elden ele dolaştırılmaktadır. Protokoller, tüm dünyayı idareleri altına almaya yönelik bir projeden başka bir şey değildir.

    İlk okunduğunda “protokoller” afişte yazılmış kısa notlardan ibaret Makyavelist programa benzemekteydi. Bir grup insan protokollerde “yenidünya düzeni” kurulmasını ve kendilerini de bu düzenin uygulayıcı despotları pozisyonunda görmekteydiler. Protokol metni, Batı Dünyası’ndaki sosyal, ekonomik, politik kurumları kontrol altında tutmak için Farmasonluk ve benzeri örgütleri devlet organlarına sızdırarak anarşiyi, düzensizliği artırıcı ve bazı rejimleri devirmeye adamış çok başlı bir komployu desteklemektedir. Protokollerin ismi belli olmayan yazarları açıkça “yüzyıllardır meydana gelen olaylar kimsenin tahmin edemediği politik bir plana göre” bütün insanları güttüklerini belirtmişlerdir. Sf. 217

    Günümüz okuyucusu için, “protokoller”, Ian Fleming’in romanlarındaki James Bond’un düşmanı spectre benzeri bazı hayali örgütler tarafından amacından saptırılmış görünebilir. Bununla beraber, Protokoller ilk yayınlandığı zaman 1897’de Basel’de toplanan Dünya Yahudi Kongresi tarafından derlendiği iddia edilmiştir. Bu iddia kanıtlanamamasına rağmen sürmektedir. ‘Protokollerin ilk kopyalarının Fransa’da yazıldığı bilinmektedir. Ve 1897’de Basel’deki Yahudi kongresinde tek bir Fransız delege dahi yoktur. Üstelik ‘Protokoller’in bir kopyası Basel Kongresi’nden tam on üç yıl öncesinden, yani 1884 yılından beri elden ele dolaşmaktaydı. Protokollerin 1884 yılında ortaya çıkan kopyası mason locasına bağlı birisinin elinden çıkmıştır. Papus da aynı tarihlerde Loca’ya kayıtlıdır. Ve sonradan Büyük Üstat olmuştur. Sf. 218

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 216 ile 219 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Memphis; Kenti’nin dinsel ayinindeki Ormus, MS. 46 yıllarında yaşamış Mısırlı bilge bir kişiydi. Bu kişi kâfirlik, putperestlik ile Hıristiyan sırlarını birbirine karıştıran ve Gül Haç’ı kuran kişiydi. Bir diğer 18. yy Masonik ritüelinde birçok yerde “Sion Kayalığı” referans olarak gösterilmiştir. Aynı “Sion Kayalığının “Manastır Vesikaları”ndaki bahsinde anlatıldığına göre Godfroi de Bouillon “kraliyet geleneği”ni Avrupa’daki baskılarını sürdüren diğer hanedanlara “model” olması için oluşturmuştur. Önceleri “Sion Kayalığı”nın Kudüs’ün güneyindeki Sion Dağı olduğunu sanmıştık. Godfroi Kudüs’ün güneyindeki “yüksek tepe” ye tarikat barınağı olması için manastır inşa ederek burada bir tarikat oluşturdu. Sonraları burası Sion Manastırı’na dönüştürüldü. Sf. 209

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu mektup Papa XII. Clement tarafından ve ismi bilinmeyen bir haberciye hitaben yazılmıştı. Mektubun içeriğinde papa, masonik düşüncenin sapkınlık üzerine kurulduğunu ve daha önce bizim de defalarca rastladığımız gibi Hz. İsa’nın ilahi vasfını kabul etmediklerini açıklamaktaydı. Ve papa biraz daha ileri giderek, Farmasonluğun arkasındaki yol gösterici “dolap çevirenler” ile Luther’ci reformizmi kışkırtanların aynı olduğunu söylemiştir. Sf. 208

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • Allegorik çalışmalar birçok kişinin elde edemeyeceği ilişkileri bir tek kelimeyle açıklamaya yetecek avantaja sahiptir. Bu çeşit çalışmaları herkes elde edebilir, fakat çalışmaların içerdiği anlam seçkin bir sınıfa hitap eder. Halk kitlesi dışında gönderici ve alıcı birbirlerini anlarlar. Bazı çalışmaların açıklanamaz başarısı kullanılan kinaye sanatının kalitesinden gelmektedir. Kinaye sanatı sadece bir moda olmakla kalmayıp aynı zamanda ezoterik batıni iletişim şeklidir. Sf. 205

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Guercino batini konularda uzmandı.

    Guercino, aynı zamanda gizli cemiyetlerin özelliklerini de biliyordu. Yaptığı diğer tablolardan bazı özel masonik karakterlere ait temaları da işlemiştir. Guercino’nun masonlarla olan ilişkisi, locaların İngiltere ve İskoçya’da faaliyete geçmeden yirmi yıl öncesine dayanmaktaydı. ‘Üstadın Yükselişi’ tablosu direkt olarak Süleyman Tapınağı’nın mimarı ve kurucusu Hiram Abitt (Hiram Usta)’in masonik hikâyesiyle ilgilidir. Tablo, Hiram’ın hikâyesinden yaklaşık yüzyıl önce yapılmıştı. Ve tablonun genellikle Masonluk usûllerine göre yapıldığına inanılmaktadır. Sf. 204

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısaca Nostradamus’un kehanetlerinden çoğu tümüyle keramet ve ilham olmayabilir. Kerametler, harekete başlanması için gizli mesaj, şifreler, yönergeler veya bir tür planlar olabilir. Şüphe yok ki Nostradamus’un kehanetleri tümüyle keramet olmayabilir. Kehanetlerde Tapınak Şövalyeleri, Merovenj Hanedanı ve Lorrain Sarayının tarihine gönderme vardır. Sf. 189

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.