Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Asker olarak yaratılmış bulunan Türklerin her millete ücretli asker olarak çalıştığı bilinen bir gerçektir. Sf. 11

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nazariyeye göre, çobanlık ilkel çağlarda en esaslı bir toplum şeklidir. Tarih boyunca da bütün insanlık üzerinde etkisini göstermiştir. Çobanlığı yaratan da steptir. Stepler ise Asya’da ve Doğu – Avrupa’dadır. Fakat en büyük ve en elverişli step Asya’dadır. Ot’un hükmü ve nüfuzu burada her yerden üstündür. Ovalardan itibaren “kademe, kademe yüksek yaylalara kadar uzun bir mevsim bol ota maliktir. Bu bakımdan en iyi ve cins atlar orada yetişir.

    Atın varlığı bu insanların dünyanın her tarafına yayılmalarını sağlamıştır. İşte vardıkları sahaların iklim şartları onlar üzerinde en büyük etkiyi yapmış ve ırklar ayırımını ortaya getirmiştir. Sf. 6

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 6) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk inançları bakımından Zazalar, Türk toplulukları ile büyük benzerlikler gösterirler. Esasen Zazaların Türklüğü hususunda en önemli delillerden biri de budur.

    Bunlardan bir kısmı, Yaşar Kalafat tarafından Bingöl Zazaları arasında tespit edilmiştir:

    Gece tırnak kesmemek,

    Eşiğe oturmamak,

    Çocuğun üzerinden atlamamak,

    Çocuğun üzerinden bir defa atlanılmış ise tekrar bir defa daha atlamak; aksi halde çocuğun boyunun kısa kalacağına inanmak,

    Saç kılından yararlanmak,  

    Büyülü elma türü bir şeyler yedirmek,

    Ayetleri ters okumak,

    Damadı gerdek gecesi bağlamak

    Ağaca ip, çaput bağlamak,

    Taş yapıştırmak.

    Türklerin eski dini Şamanizm’de görülen birçok uygulama başta Tunceli olmak üzere, aynı şekilde bugün Zazalar arasında yaşamaktadır:

    Matem töreninde ölünün bindiği atın kuyruğunu keserek kurban etmek (Zazalarda ölü aşı vermek), Sf. 202

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zazalarda da bekâret bezi geleneği vardır.

    Zazalarda tek kadınla evlilik yaygındır. Boşanma yoktur ve kadınlara büyük saygı gösterilir. Bütün bunlar Orta Asya Türk âdetleri ile yakından alâkalıdır. ABD Harput Konsolosluğu tarafından 10.02.1908 tarihinde hazırlanan raporda Dersim’de boşanmaya müsaade olmadığı bildirilmiştir. Sf. 190

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim sancağında yaşayan insanların giyim ve kuşamları hakkında H.1310 tarihli Ma’muretü’l Aziz salnamesinde (Elazığ yıllığı) yer alan şu bilgiler oldukça önemlidir:

    “… Dersim ahalisi ekseriyetle başlarına beyaz veyahut siyah sivri keçe külah geçirir ve üzerine ipekten mensuc siyah puşi veyahut yazma sararlar. Derece-i iktidarlarına göre beyaz bezden yahut yünden şalvar ve arkalarına şabık tabir oluna bir nevi kısa ve kollu-kolsuz aba şalta giyerler. Ahalisi ser-i cesur dinç-divane ve silahşordur. Başlarının arka cihetine beş – altı  parmak saç uzatmak âdetlerindendir,” Sf. 182

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zazaların ahlakî özellikleri hakkında da, eğer eşkıyalık ve soygunculuk gibi özellikleri saymazsak, genelde iyi şeyler söylenmiştir.

    Bunlardan biri 1911 tarihli “Dersim Kürtlerinin! Dini” adlı makalenin yazarı İngiliz misyoneri Herry H. Riggs’dir. O, Dersimli Zazaların konuklarını aldatmamak ve soymamak için aşırı titiz olduklarını, verdikleri sözleri tutmada yüksek derecede bir dürüstlüğe sahip olduklarını kaydeder. Dersimli Zazaların en büyük meziyetinin cömertlik ve konukseverlik olduğunu ifade ettikten sonra şöyle devam eder:

    “… genelde ilkel, vahşi ama cana yakın, konuksever, cömert ve samimi bir halktır. Onların evindeki candan konukseverliğe hiçbir zaman başka bir yerde rastlamadım. Sıhhatli ve temiz yaşarlar.” Sf. 176, 177

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 94, 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1908 yılında ise, Dersim ve civarında bulunan aşiretler şunlardır:

    Mazgirt Kazası: İzolu, Şadili, Hıranlı, Şeyh Mehmedli, Şaruşağı, Çibanlı, Alanlı, Kureyşanlı, Yusufanlı, Şamuşağı…

    Kızılkilise Kazası: Şeyh Mehmedli, Arıllı, Kureyşanlı, Karsanlı, Lolanlı, Haydaranlı…

    Hozat Kazası: Karaballı, Ferhaduşağı, Aşağı Abbasuşağı, Pilvenk, Koçuşağı, Yukarı Abbasuşağı, Bahtiyar, Kırganlı…

    Ovacık Kazası: Kalanlı, Topuzlu, Beytuşağı, Arslanuşağı, Kavuşağı, Maksuduşağı, Demnanlı. Sf. 94, 95

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 94, 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marcel Leart adlı bir Ermeni yazara göre, “Zazalar,’ Müslümanlığı kabul etmiş Ermenilerdir.” Bu yazar, iddiasını desteklemek için bazı deliller de getirmiştir. Ermenice ile Zaza’ca arasındaki bazı ortak kelimeler ile bazı ortak âdetler, bunların arasında en kayda değer olanlarıdır..

    Bu iddiayı savunanlardan bir diğeri de 1914’te Dersim bölgesini gezen Molyneux-Seel’dir. Onun kaydettiğine göre, Dersimliler Ermenilikten dönmüştür.

    1908 yılında ABD Harput Konsolosluğu tarafından yazılan raporda Dersim Kızılbaşlarının Hıristiyan olduğu kaydedilmiştir.

    Bu iddialar, genelde ideolojik kaygılarla ortaya atılmıştır. Sf. 67

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk Dil Kurumu’na ait sözlüklerde de durum pek iç açıcı değildir. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğünün değişik baskılarında Zaza kelimesi;       

    • kaba,

    • ilkel,

    • yabanıl,

    • kekeme,

    • pezevenk,

    •kaba konuşan, dilsiz gibi anlamlara gelmektedir. Sf. 47

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zazalardan Kürtçülük faaliyetlerinde ilk bulunan ve ön plâna çıkan M. Nuri Dersimi (1890 – 1973)’dir. Ona göre Zazalar, Kürt’tür. Hatta bu tezi desteklemek için “Kürdistan Tarihinde Dersim” adlı bir kitap kaleme almıştır. Yine Dersimi’ye göre; “Dersimliler, Kürtçenin en eski lehçesi olan Zaza dilini konuşurlar. Sf. 25

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haklarında idam cezası verilen isyanın önderi konumundaki on bir kişi, 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda şafağa karşı asıldılar.

    1936 yılı içinde sürdürülen harekât, isyanın lideri konumundaki Alişer’in öldürülmesi ve Seyit Rıza’nın da idam edilmesiyle son bulmasına karşın tedip harekâtına 1938 yılında da devam edilmesi kararlaştırıldı. Amaç, Kürt hareketini bir daha kıpırdayamayacak hale getirmekti. Askeri birlikler Haziran ayında yeniden harekâta başladı. Silahlarını teslim eden ve karşı koymayan, fakat daha önce isyana katılmış olan Karaballı, Ferhat, Pilvank, Şeyh Memedan, Karaca Seyit Mazgirt ve Kureşan aşiretlerine bağlı ailelerin çoğu imha edilirken, bir kısmı da batı illerine gönderildi. Bunların barındıkları köyler de bir daha geri dönüşe imkân vermemek için yakılıp yıkılarak imha edildi.

    1938 yılında sürdürülen 2. Dersim harekâtı sırasında askeri birliklerden 33 kişi ölürken, 60 kişi de yaralandı. İsyancılardan ise 163 kişinin öldüğü belirlenirken, 866 kişi de yakalandı. Yakılan köy sayısı ise 60’tı. Sf. 482

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kış aylarının yaklaşması üzerine askeri birlikler son darbeyi vurabilmek ve isyanın önderi Seyit Rıza’yı yakalayabilmek için uğraşmaktaydı. Seyit Rıza’nın Koçan aşiretine ait Uzun Meşe bölgesinde bulunduğunun öğrenilmesi üzerine, buraya uçak ve topçu desteğiyle şiddetli bir saldırıda bulunuldu. Kozluca Muharebesi adıyla anılan bu çarpışmada Seyit Rıza çemberi yarmayı başarırken, küçük karısı Besi, oğlu Şeyh Hasan ve bin kadar adamını kaybetti.

    Bunun üzerine Seyit Rıza’ya haber gönderilmiş ve isteklerinin kabul edileceği, bunun için de görüşme yapılması isteği bildirilmişti:

    “Bu bölgelerde Türkler için kış mevsiminde savaşmak imkânsızdı. Bu sebeple çalışmalara ara vermek zorunluluğu vardı. Sükûnet mevsiminde hile yoluyla çalışmanın maslahata daha ziyade uygun olduğunu takdir eden ordu kumandanı: Munzur Dağları’nda mevzi almış olan Seyit Rıza’ya Erzincan Valisi vasıtasıyla haber göndererek, Dersimlilerin isteklerinin kabul edileceğini, şimdiden bütün orduya ateşkes emri verilmiş olduğunu, esasen Dersim’in münferit bazı aşiretleri müstesna diğer aşiretler üzerine henüz askeri harekât yapılmadığını, yapılmasına da lüzum görülmediğini ve vaki zararları tazmine hükümetin hazır olduğunu bildirerek, Seyit Rıza’yı Erzincan’a getirmeyi başarmış ve adamlarıyla birlikte tevkif ettirmişti (5 Eylül 1937).” Sf. 481

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tunceli’de Mart ayında başlayan olayların Nisan ayında genişlemesi üzerine Bakanlar Kurulu, 4 Mayıs 1937 tarihinde “tenkil harekâtına” karar verdi;

    “Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4.5.1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşalin huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır:

    1.Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Kecizeken, Sin, Karaoğlan hattına kadar şiddetli ve etkili bir taarruz harekâtıyla varılacaktır.

    2.Bu defa isyan etmiş olan bölgedeki halk toplanıp başka yere nakledilecektir.

    3.Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle yetindikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah, kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.”

    Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok sayıda adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdırSf. 480

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 480) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mehmet Aydoğan Kürt kaynaklarının görüşünü yazmış ancak kaynakları belirtmemiş:)

    “Silah toplamak bahanesiyle Yusufan Aşireti üzerine askeri bir müfreze gönderilmişti. Bu müfreze askerlerinden bazıları, fakir bir kızı taciz etmişlerdi. Bunu haber alan aşiret reisinin oğlu Fındık, askeri müfrezeye hücum ederek, bölge dışına püskürtmeye mecbur kalmıştı. Bu sebeple Mazgirt bölgesinde çarpışmalar başlamıştı.”

    Seyit Rıza’nın oğlu Bıra İbrahim Hozat’a gelerek, Abdullah Alpdoğan’la temasa geçmiş ve yapılmakta olan askeri harekâtın durdurulmasını babası adına dilemişti. Bıra İbrahim geri dönerken, Kurmay Şevket’in hazırlamış olduğu bir plan gereğince Bıra İbrahim, Kırgan aşireti dâhilinde Deşt Köyü’nde misafir bulunduğu evde gece uyurken öldürtülmüştü. Genç evladının öldürülmesinden müteessir olan Seyit Rıza, Kırgan aşiretinin merkezi olan Sin Köyü’nü kuşatarak katillerin teslimini istemişti. Türk generali bu haklı isteği yerine getirmedikten başka, Bıra İbrahim’in katilleri Kurmay Şevket’in emrine alınmışlardı.” Sf. 478

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1937 yılı 21 Mart’ında iki yıl sürecek kanlı çarpışmaların ilk kıvılcımı çakılmıştır: “Ağaların tahrikine uyan Demenan’lılar 21-22 Mart 1937 gecesi Kahmut Köprüsü’nü yaktılar ve karakola saldırıya başladılar. Bunun arkasında Seyit Rıza da Sin Karakoluna saldırdı (26 Mart 1937) Sf. 477

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 477) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1935 yılında ise Dersim’in “vilayet teşkilatına alınması” için bir kanun hazırlandı. Dersim’in isminin “Tunceli” olarak değiştirildiği bu kanun, Meclis’in 25 Aralık 1935 günkü oturumunda görüşüldü ve kanun kabul edildi.

    2884 nolu bu kanunun birinci maddesinde, yeni oluşturulan Tunceli iline “Korkomutan” rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olarak atanacağı; bu valinin aynı zamanda Dördüncü Genel Müfettişliğin de müfettişi olacağı hususu yer almaktadır. Bu kanunun maddeleri, 32. maddeye kadar hiç tartışmasız olarak kabul edilmiştir. 32. Madde’nin görüşülmesi sırasındaysa idam kararı yetkisinin Meclisten alınarak, bölgedeki vali ve kumandana devredilmesi konusu tartışılmıştır. Fakat bu tartışmalar hazırlanan kanun maddelerinin değiştirilmesini gerektirmemiş ve 32. maddenin tamamlayıcısı konumundaki 33. madde de kabul edilmiştir:

    “İdam hükümlerinin vali ve kumandan tarafından tecile lüzum görülmediği takdirde, infazı emrolunur.”  

    Meclis’te kabul edilen bu kanundan sonra, 4. Genel Müfettişliğe ve Tunceli Valiliği’ne General Abdullah Alpdoğan atandı. 4. Genel Müfettişlik karargâhı da Elazığ’a kuruldu. Böylece Elazığ ve Bingöl denetim altına alınarak, Dersim’in çevreden yardım alması da önlendi. Sf. 476

    “Başta Seyit Rıza olduğu halde, Yukarı Abbasan, Ferhadan, Karabalyan aşiretleriyle, Bahtiyar, Yusufan, Demenan, Haydaran ve kısmen de Kalan aşiretleri kuvvetli ve sıkı bir ittifak yapabilmişlerdi.

    Ovacık, Koçan, Şemkan, Mazgirt ve Pülümür aşiretleri tamamen tarafsız ve yalnız kendini savunma konumunda kalmaya, Hozat aşiretleri ise hükümete teslim olmaya karar vermişlerdi. Bu aşiret reisleri Elaziz’e gelmiş, Alpdoğan’a sığınmış, hükümetin her türlü teklifini kabul edeceklerini bildirmişti.” Sf. 476

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Raporun son bölümündeyse askeri hazırlıklar ele alınmakta ve şu görüşlere yer verilmektedir:

    “1. Kaza kaymakamlarına ve nahiye müdürlüklerine geçici olarak subay tayinleri (verilecek talimat dâhilinde askeri inceleme yapmak maksadıyla) yapılmaktadır.

    2. Yakınlardaki askeri birliklerin tatbikatları Dersim içinde yapılmalıdır.

    3. Uçakların talim uçuşları Dersim üzerinde yapılmalıdır.” Sf. 474

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Doğaldır ki böylesi geniş kapsamlı ve uzun vadeye yayılmış bir işin bütçesi de olacaktır. Hazırlanan bu geniş kapsamlı raporda, birinci yıl yapılması düşünülen çalışmalar için bütçeye 1.200.000 Lira tahsisat konması istenmektedir.” 

    “Bu tahsisatın yarısı askeri nakliyat için, diğer yarısı da Dersimlilerin batıya nakilleri içindir. Batıya sürülmesi düşünülen ve çeşitli aşiretlere mensup bu ailelerin sayısı ise 347’dir.”

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472, 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Askeri harekât esnasında münferit evlerin yakılması lazımdır. Geçit ve boğazlarda bulunan köylerin yıkılması ve bu köylerin hükümet denetimine yakın köylere nakilleri, sarp yerlerde inşa edilen köylerin de aynı suretle yıkılması ve nakilleri gereklidir.” Sf. 472

    “Bu arada harekâta başlandığı andan itibaren devlet dairelerinde görev yapan ‘yerli’ memurların değiştirilmesi istenmekte ve yerli memurlar Dersimlilerin casusudur’ denilmektedir.” Sf. 472, 473

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472, 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • ”Dersim’in bilhassa kuzey bölgeleri (Ovacık ve Nazimiye) öteden beri hükümete karşı cephe almıştır. Bu bölge çapulcuların yuvasıdır. Halen hükümete karşı küstah vaziyetini muhafaza eden Yukarı Abbasuşağı reisi Seyit Rıza ile Haydaran aşiretinin reisleri Hıdır ve Kamer Ağalar ve hükümete en çok karşı duran aşiretler de bu bölgededirler. Tarıma hiç müsait olmayan bu bölge halkının batı vilayetlerine sürülmesi Dersim’in ıslahı için güçlü bir tedbir kabul edilmiştir. Bu iki ilçenin nüfusu 11.742’dir.” Sf. 472

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472) kitabından birebir alınmıştır.