Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Mesela, metin birçok yerde “Mason Krallığı” ve “Mason Krallığı” na başkanlık edecek olan “Sion kanından gelen kral”ın ortaya çıkışından bahsetmektedir. Metinlerde kurulacak krallığın “Kral Davud’un hanedan kökleri” üzerine olacağından bahsedilmektedir. Metin, Yahudilerin kralının gerçek papa ve uluslararası kilisenin de patrik olacağından bahseder. Ve metin, anlamı gizli bir cümleyle son bulur. “Davud’un neslinden bazı kişiler krallar ve varislerini hazırlayacaklar… Sadece kral ve ona kefil olan üç kişi geleceği bilecek”. Sf.219, 220

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 219, 220) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylece Protokoller’in metni bir cümleyle son bulur; “33 derecede Sion temsilcileri tarafından imzalanmıştır”. Niçin anti-semitik sahtekâr böyle bir cümleyi yazmıştır? Neden bu kişi bütün Yahudileri ayrı tutarak sadece birkaç Yahudi’yi suçladı. Sf.219

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 219) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sergei Nilus takma ismini kullanan alçaklığı ile tanınan biri vardı. 1903 yılında Nilus, tehlikeli bir suikasta dikkat çeken oldukça tartışmalı bir belgeyi Çar’a sundu. Nilus bu sırrın ortaya çıkarılmasından dolayı kendisine saygı duyulacağını umduysa da, büyük hayal kırıklığına uğradı. Çar kızgın bir şekilde belgenin uydurma olduğunu söyleyerek belgenin bütün kopyalarının yakılmasını emretti. Nilus sarayda gözden düştü ve çalışmaları yasaklandı.

    Belgenin bir kopyası elde mevcuttur. 1903’de bir gazetede yayınlandı, fakat pek ilgi çekmedi. 1905’de tekrar yayınlandı, fakat bu sefer ünlü mistik filozofu Vladimir Solovior’un kitaba yazdığı bir ekle beraber yayınlanmıştı. Bu noktadan belge ilgi çekmeyi başardı. Sonraki yıllarda bu bulgu 20. yy’ın en kepaze kitaplarından biri oldu. Doküman bir küçük dinî kitapçık, broşür veya birçoğunun iddia ettiği gibi bir sosyal ve politik program niteliğindeydi. Belge farklı adlar, başlıklar altında çıkmıştı, en çok bilinen ismi “Sion Ulularının Protokolleridir. “Protokoller”i sözde özellikle Yahudi kaynaklar yayınlamıştı. O zamanlar anti-semitik tutumlarıyla bilinen birçok kişi bunun “uluslararası bir Yahudi komplosu” olduğunu söylemiştir. Sf. 216

    Mesela, Protokoller 1919’da, Beyaz Rus Ordusu’ndaki birliklere dağıtıldı ve bu birlikler, iki yıl içinde 1917 Devrimi’nden sorumlu tuttukları 60.000 Yahudi’yi öldürdüler. Protokoller 1919’da Almanya’da Nasyonal sosyalist parti propagandacısı ve sonradan ırk teorisyeni şefi Alfred Rosenberg tarafından herkese dağıtılmıştır. Hitler “Kavgam” kitabında protokolleri kendi fanatik önyargılarını harekete geçirmek için kullanmıştır. Bu protokoller sayesinde Hitler, söylediklerini kitlelere sorgusuz sualsiz kabul ettirmiştir. İngiltere’de Marnine Post Gazetesi “Protokollerde yazılanlara güvenilebileceğini aşılamıştır. 1921 yılında Times Gazetesi önce Protokolleri ciddiye almıştır; fakat sonra hatasını kabul etmiştir. Uzmanlar ve biz protokollerin bugünkü haliyle bozuk hileli ve sahte olduğuna inanmaktayız. Bunun yanında, protokoller hâlâ Latin Amerika, İspanya, İngiltere’de anti-semitik propaganda amacı olarak elden ele dolaştırılmaktadır. Protokoller, tüm dünyayı idareleri altına almaya yönelik bir projeden başka bir şey değildir.

    İlk okunduğunda “protokoller” afişte yazılmış kısa notlardan ibaret Makyavelist programa benzemekteydi. Bir grup insan protokollerde “yenidünya düzeni” kurulmasını ve kendilerini de bu düzenin uygulayıcı despotları pozisyonunda görmekteydiler. Protokol metni, Batı Dünyası’ndaki sosyal, ekonomik, politik kurumları kontrol altında tutmak için Farmasonluk ve benzeri örgütleri devlet organlarına sızdırarak anarşiyi, düzensizliği artırıcı ve bazı rejimleri devirmeye adamış çok başlı bir komployu desteklemektedir. Protokollerin ismi belli olmayan yazarları açıkça “yüzyıllardır meydana gelen olaylar kimsenin tahmin edemediği politik bir plana göre” bütün insanları güttüklerini belirtmişlerdir. Sf. 217

    Günümüz okuyucusu için, “protokoller”, Ian Fleming’in romanlarındaki James Bond’un düşmanı spectre benzeri bazı hayali örgütler tarafından amacından saptırılmış görünebilir. Bununla beraber, Protokoller ilk yayınlandığı zaman 1897’de Basel’de toplanan Dünya Yahudi Kongresi tarafından derlendiği iddia edilmiştir. Bu iddia kanıtlanamamasına rağmen sürmektedir. ‘Protokollerin ilk kopyalarının Fransa’da yazıldığı bilinmektedir. Ve 1897’de Basel’deki Yahudi kongresinde tek bir Fransız delege dahi yoktur. Üstelik ‘Protokoller’in bir kopyası Basel Kongresi’nden tam on üç yıl öncesinden, yani 1884 yılından beri elden ele dolaşmaktaydı. Protokollerin 1884 yılında ortaya çıkan kopyası mason locasına bağlı birisinin elinden çıkmıştır. Papus da aynı tarihlerde Loca’ya kayıtlıdır. Ve sonradan Büyük Üstat olmuştur. Sf. 218

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 216 ile 219 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Memphis; Kenti’nin dinsel ayinindeki Ormus, MS. 46 yıllarında yaşamış Mısırlı bilge bir kişiydi. Bu kişi kâfirlik, putperestlik ile Hıristiyan sırlarını birbirine karıştıran ve Gül Haç’ı kuran kişiydi. Bir diğer 18. yy Masonik ritüelinde birçok yerde “Sion Kayalığı” referans olarak gösterilmiştir. Aynı “Sion Kayalığının “Manastır Vesikaları”ndaki bahsinde anlatıldığına göre Godfroi de Bouillon “kraliyet geleneği”ni Avrupa’daki baskılarını sürdüren diğer hanedanlara “model” olması için oluşturmuştur. Önceleri “Sion Kayalığı”nın Kudüs’ün güneyindeki Sion Dağı olduğunu sanmıştık. Godfroi Kudüs’ün güneyindeki “yüksek tepe” ye tarikat barınağı olması için manastır inşa ederek burada bir tarikat oluşturdu. Sonraları burası Sion Manastırı’na dönüştürüldü. Sf. 209

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu mektup Papa XII. Clement tarafından ve ismi bilinmeyen bir haberciye hitaben yazılmıştı. Mektubun içeriğinde papa, masonik düşüncenin sapkınlık üzerine kurulduğunu ve daha önce bizim de defalarca rastladığımız gibi Hz. İsa’nın ilahi vasfını kabul etmediklerini açıklamaktaydı. Ve papa biraz daha ileri giderek, Farmasonluğun arkasındaki yol gösterici “dolap çevirenler” ile Luther’ci reformizmi kışkırtanların aynı olduğunu söylemiştir. Sf. 208

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • Allegorik çalışmalar birçok kişinin elde edemeyeceği ilişkileri bir tek kelimeyle açıklamaya yetecek avantaja sahiptir. Bu çeşit çalışmaları herkes elde edebilir, fakat çalışmaların içerdiği anlam seçkin bir sınıfa hitap eder. Halk kitlesi dışında gönderici ve alıcı birbirlerini anlarlar. Bazı çalışmaların açıklanamaz başarısı kullanılan kinaye sanatının kalitesinden gelmektedir. Kinaye sanatı sadece bir moda olmakla kalmayıp aynı zamanda ezoterik batıni iletişim şeklidir. Sf. 205

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.

  • Guercino batini konularda uzmandı.

    Guercino, aynı zamanda gizli cemiyetlerin özelliklerini de biliyordu. Yaptığı diğer tablolardan bazı özel masonik karakterlere ait temaları da işlemiştir. Guercino’nun masonlarla olan ilişkisi, locaların İngiltere ve İskoçya’da faaliyete geçmeden yirmi yıl öncesine dayanmaktaydı. ‘Üstadın Yükselişi’ tablosu direkt olarak Süleyman Tapınağı’nın mimarı ve kurucusu Hiram Abitt (Hiram Usta)’in masonik hikâyesiyle ilgilidir. Tablo, Hiram’ın hikâyesinden yaklaşık yüzyıl önce yapılmıştı. Ve tablonun genellikle Masonluk usûllerine göre yapıldığına inanılmaktadır. Sf. 204

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 204) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kısaca Nostradamus’un kehanetlerinden çoğu tümüyle keramet ve ilham olmayabilir. Kerametler, harekete başlanması için gizli mesaj, şifreler, yönergeler veya bir tür planlar olabilir. Şüphe yok ki Nostradamus’un kehanetleri tümüyle keramet olmayabilir. Kehanetlerde Tapınak Şövalyeleri, Merovenj Hanedanı ve Lorrain Sarayının tarihine gönderme vardır. Sf. 189

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 189) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sion’un adı geçen Büyük Üstatlar listesi ilk ortaya çıktığı haliyle imkânsızdır. Orijinal şekliyle beliren listedeki isimlerin bazılarının entrikalı işlerde rol aldığı kesindi. Mesela, listedeki şahsiyetlerin çoğu ailevi ya da kan bağıyla birbirlerine bağlı kişisel tanışıklıkları olan insanlardı. Bu ailelerin şecereleri Manastır Vesikalarında verilmişti. Bazı ailelerin özel olarak Lorrain Malikânesiyle ilişkisi mevcuttu. Listedeki şahsiyetlerin çoğunun gizli cemaat ve tarikatlarla ilgileri vardı. Yine listedekilerin hepsi sözde Katolik olmalarına rağmen inanç olarak Katolikliğe karşıydılar. Ayrıca hepsi batıni düşüncelere kapılmışlardı. Sf. 179

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 179) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer Charles V’in ‘İskoç Ayini’ Farmasonluğun bir katkısı yoksa olmasının orijinal hali olması muhtemeldir. 1725’de Radclyffe, Paris’te, Avrupa kıtasında ilk mason locasını kurdu.

    On yıl sonra 1736’da yazılan bir kaynağa göre aynı yıl veya bir yıl sonra Radclyffe, tüm Fransız locaların Büyük Üstatlığına kabul edildi. Sf. 158

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer Sion kendisini “dışa kapalı gizli (hermetik) Farmasonluk” olarak ifade ettiyse, her büyük üstadın hermetik düşünce ve gizli cemiyetlere eğilimi var mıydı? Sf. 144

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • Aşağıdaki kişiler Gizli Evraklarda sırasıyla belirtilen Sion Manastırının Büyük Üstatlarıdır. Bunlara resmi olarak eski Fransızca’da ‘dümenci’ veya ‘denizci’ manasına gelen ’Nautonnier’ denirdi.

    Jean de Gisors                    1188-1220

    Marie de Saint – Clair            1220-66

    Guillaume de Gisors             1266-1307

    Edouard de Bar                   1307-36

    Jeanne de Bar           1336-51

    Jeanne de Saint Clair          1351-66

    Blanche d’Evreux                1366-98

    Nicolas Flamel                    1398-1418

    Rene d’Anjou                       1418-80

    Iolande de Bar           1480-83

    Leonardo da Vinci            1510-19

    Connetable de Bourbon       1637-54

    Ferdinand de Gonzague      1654-91

    Louis de Nevers                 1575 – 95

    Robert Fludd                        1595 – 1637

    J. Valentin Andrea               1637 – 1654

    Robert Boyle                        1654 – 1691

    Isaac Newton                     1691 – 1727

    Charles Radclyffe              1727 – 1746

    Charles de Lorraine           1746 – 1780

    Maximilian de Lorraine     1780 – 1801

    Charles Nodier                    1801 – 1844

    Victor Hugo                      1844 -1885

    Claude Debussy                  1885- 1018

    Jean Cocteau                      1918 –    Sf.139, 140

    Dante, Shakespeare, Goethe ve sayısız isimlerin birader oldukları belirtilmiştir. Bu kişiler üyeliklerinin devamı için düzenli olarak üyelik aidatlarını ödemişlerdir. Sf. 140

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 139, 140) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hıristiyan halk geleneğinde Magdalalı Meryem kendisini Hz. İsa’ya çırak olarak sunup, rehinden kurtulan bir fahişedir. Dördüncü İncil’de bahsedilen hikâyede Magdalalı Meryem kıyametten sonra Hz. İsa’yı görecek ilk kişidir. Magdala, Fransa’da bir aziz gibi övülen ve Ortaçağ menkıbelerine göre Kutsal Tası getirdiği söylenen kişidir. Sf.107

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tapınak Şövalyeleri zehir kullanmada büyük bir tecrübeye sahiptiler. Sf. 79

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vasco de Gama da tarikatın üyesi, Hz. İsa’nın şövalyelerindendi ve denizci Prens Henri tarikatın Büyük Üstatlarındandı.

    Hz. İsa’nın Şövalyeleri tarikatının gemileri, bilinen kırmızı haçlı bayraklarıyla denize açıldılar. Ve yine aynı Haçlı bayrak altında Christof Kolomb’un üç tane kadırgası Atlantik’i geçerek Amerika’yı keşfettiler. Kolomb’un kendisi tarikatın emekli bir üstadının kızıyla evlendi ve kayınpederinin günlük ve özel notlarına girdi. Sf. 77

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şövalyeler, kutsal toprakları kaybedince yeni merkezlerini Kıbrıs’a taşındılar. Fakat Kudüs’ün kaybedilmesiyle varlıklarına neden olan asıl sebepten büyük oranda mahrum kalmışlardı. Sf. 70

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Temizlik ve sağlık bilgileriyle ilgili günümüz modern kuralları tam olarak uygulanmaktaydı. O zamanlar herkes tarafından şeytan illeti olarak bilinen sara nöbetinin kontrol edilebileceğini tedavisinin mümkün olduğunu göstermişlerdir. Sf. 69

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 69) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şövalyeler zaman içinde en büyük sarraflardan olmuştu. Paris onların sayesinde Avrupa’nın finans merkezi olmuştur.

    Büyük olasılıkla bugün kullandığımız çek daha o devirlerde Şövalye Tarikatı tarafından bulunmuştu. Tapınak Şövalyeleri tahmin edileceği gibi sadece parayla çalışmıyorlardı. Şövalyelerin Yahudi ve İslam kültürü ile olan sıkı münasebetleri dolayısıyla, yeni buluşlar ve yeni fikirlerde odak haline gelmişlerdi. Gerçekten o çağın en yeni ve en ileri teknoloji tekeli Tapınak Şövalyelerinin elindeydi. O devrin en iyi teknolojisi, deri işçileri, taş ustaları, askeri mimarlar ve mühendisler tarafından yapılmaktaydı. Sf. 68

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarikatın politikayla olan ilgisi Hıristiyanlığın amaçları doğrultusunda belirlenirdi. İslam dünyası ile sahte bir ilişkileri mevcuttu. Müslüman liderlerden gördükleri ilgi Avrupalılardan gördüklerinden fazlaydı. Tapınak Şövalyeleri Batılıların Haşhaşın dediği Hasan Sabbah’ın fanatik esrarkeş tedaileriyle gizli ilişkilerini sürdürdüler. Haşhaşinler şövalyelere vergi ödediler ve onların hizmetlerini gördükleri Tapınak Şövalyeleri herhangi bir politik uyuşmazlık anında hakem görevi üstlendiler ve krallar bile yetkilerini onlara devrettiler. Sf. 67

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 67) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1127’de bu dokuz şövalye Avrupa’ya döndüler ve Aziz Bernard tarafından görkemli bir şekilde karşılandılar. Ocak 1128’de Troyes’de kilise konseyi toplandı. Champagne kontu, Hugues de Payen’e ait mahkemede Bernard önemli bir mevkie sahipti.

    Bu konsilde, Tapınak Şövalyeleri resmen tanındı ve dini-askeri bir tarikat olarak tanındı. Hugues de Payen’e Büyük Üstat lakabı verildi. Hugues de Payen ve adamları bundan sonra mistik askerler, savaşçı keşişler olacaklardı. Sert manastır disiplinini, kendilerinde var olan gayretli sıkı fanatiklikleriyle birleştirerek kendilerine ‘Hz. İsa’nın militanları” (İseviler) dedirtmişlerdir. Sf. 64

    Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael Baigent, Richard Leight, Henry Lincoln, (Nokta Yayınları, 3. Baskı Mart 2004 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.