Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (İnsana Karşı Kültür) kitabında Jules Henry memnuniyet elde etmek için kültürü zorlarken insanların “en önemli probleminin”, “kendiyle yaşamayı öğrenmesi” olduğunu yazmıştır. Sf. 101

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 101) kitabından birebir alınmıştır.

  • Protein açısından eksik olsalar da Bena Benalılar tavukların dışkı yediğine inandıkları için ne tavuk ne de tavuk yumurtası yerdi. Lâkin favori besinleri olan domuzlar zaten dışkı yiyordu. Sf. 85

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • Etnik merkeziyetçiliğin kökleri insan aklının temel davranışlarında yer almaktadır; yabancılardan korkmak ve onlara şüpheyle yaklaşmak. Sf. 83

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tazmanyalı kadınların diğer halk toplumlarındaki kadınlara kıyasla gıda arayışında daha fazla risk aldığı muhtemeldir. Tam tersine erkeklerin ise yaşamlarını sürdürme adına yaptıkları faaliyetlerin hiçbirinde elle tutulur risk yoktur.

    Kadınların ekonomideki hayati rollerine ve aldıkları riske rağmen, Tazmanyalı kadınlar erkekler tarafından kötü muamele görmüş ve daha kaliteli gıdalara ulaşmaları engellenmiştir. Tazmanyalı kadınlar kötü gıdaları almak konusunda şikâyetçi değildi, bunun yerine ilk Avrupalı ziyaretçilere kocalarının göstermiş olduğu kötü davranış biçiminden yakınıyorlardı. Sf. 74

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 74) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cesaret ve agresiflik eğilimli genlere sahip bireylerin zürriyeti, genleri pasif ve çekingen olanlara kıyasla daha fazla olacağı söylenir. Sf.63

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zararlı bir inanç ya da uygulama, bireyin fiziksel ve akıl sağlığını tehlikeye atacaktır. Tütün içmek bir örnek, ölüme sebep olabilecek yüzlerce tabudan herhangi birini ihlal etme korkusuyla yaşamak da başka bir örnek olabilir. Sf. 33

    Alıntı; Hasta Toplumlar (İlkel Düzen Efsanesine Bir Meydan Okuyuş) – Robert B. Edgerton, Ç; Harun Turgut (Berbat bir çeviri), (Buzdağı Yayınevi,  3. Baskı, Şubat 2016 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi ayrıdır ve anlatıyor: Koluyla işaret ederek, “bunlar kuluçka makinaları” dedi. Yalıtılmış bir kapıyı açıp raflar dolusu deney tüpünü gösterdi. “Bu hafta kullanılacak yumurtalar. Kan sıcaklığında bekletiliyorlar; erkek gametlerse” dedi ve başka bir kapıyı açtı. “Otuz yedi yerine otuz beş derecede bekletilmek zorundalar. Tam kan sıcaklığı kısırlaştırır. Termojene sarılı koçlar kuzu doğurtmaz.” Sf. 402

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 402) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bakkal Mektebi” de deniyordu. Mezunlarının çoğu, bakkaliye işlerini sürdürüyorlardı. Bizim zamanımızda üniversite olmuştu ve bizi hızla attılar.

    Tayyip Erdoğan’ın artık bir yüksekokul diploması olmadığına emin olabiliriz.

    Kılıçdaroğlu ve Bahçeli de Ankara Akademisinin (1) “bakkal mektebi” sayıldığı zamanda Akademi’den çıktılar. Sf. 396

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 396) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2022); Bu okullar Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunan 3 yıllık, devam mecburiyeti olmayan İkisadi ve İdari Bilimler Akademileri. 1981 Yılında çıkan YÖK Yasası sonucunda bu okullar ön lisans okulları sayıldılar.

  • Birinci sonuç şudur: Bilim, akademik dünya içinde geliştiği ölçüde, en çok doktora tezleriyle gerçekleşiyor Kuşkumuz yok, bilimin, akademik dünya dışında da geliştiğini biliyoruz. Belki daha çok ve benim alanımda ise hiç kuşkusuz daha çoktur. Ancak akademik evrende bilimin gelişmesi söz konusu ise bu, öncelikle doktora tezleriyle olmaktadır. O halde doktora tezlerini ciddiye almak ve her doktorada bir “tez” aramak durumundayız. Sf. 394

    Tekrar ediyorum: Türkiye’de bilim yapılır ve buradan ikinci sonuca geçiyorum. İkinci sonucumuz, tarihi kökleri olan bir yanılgıyla ilgilidir. Ve şudur, “bilim adamı eşittir öğretim üyesi” ya da daha çok sevdiğimiz sözcükle “hoca” diyoruz. Yanlıştır, ayrıca masraflı ve bozucudur; çünkü, buradan “kitapsız hoca” kategorisini icat ediyoruz. Ve bu yolla öğretim üyelerinin bir kısmını, “kitapsız hoca” yapıyoruz ve aşağılıyoruz. Aşağılanmadan kurtulmak üzere de, son zamanlarda yükseköğretim kuramlarında pek çoğu pek değersiz kitaplar çıkarıyoruz. Buradayız. Sf. 395

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 394, 395) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, mübadele, ilk çözümlemede, bir servet transferidir. En zengin Yunaniler, Trabzon, Kayseri ve Antalya’da yaşıyordu ve buralara seçkin Sabetayistler yerleştirildiler ve büyük zenginliklere kondular. Karakaşzade Rüştü’nün Selanik Sabetayistlerini reddetmesi, büyük zenginliklerin yerli Sabetayistlere kalmasını sağlamak içindir. Etkisiz ve önemsiz olduğunu biliyoruz. Kayseri’deki İbrani asıllı Sabancı ve Has’lara gelince, Adana’ya indiler; zenginliklerinin oluşumunda Ermeni mülkleri önemlidir. Buradayız. Sf. 387

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 387) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir “tarih” daha yazmak istiyorum, çok kısa, Fitne kitabımda var, bir, John Kennedy, İsrael’in atom bombası yapmakta olduğunu öğrenmişti, önlemek istedi ve kararlıydı, 1963 yılında öldürüldü. İki, Katili mi, bilinmiyor; İsrael ve Ben Gurion’a bağlayanları biliyoruz; Ben Gurion böyle bir adamdır ve ben de bu görüşteyim. Üç, Yerine, yardımcısı Lyndon Johnson geçmişti ki, Yahudi değildir, ancak, Who is Who in fewish History içinde adı ve yeri bulunmaktadır. Yahudilere hizmet etmiş bir adamdır.

    Tabii 1964 seçimini kazandı, artık seçilmiş başkandır. Bundan sonraki seçime Robert Kennedy aday oldu, ön seçimlerde büyük başarılar elde ediyordu ve Haziran 1968 tarihinde öldürdüler. Sf. 385

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 385) kitabından birebir alınmıştır.

  • Efendileri benim yazdığım konusunda ciddi bir iddia vardı, hiç önemsemedim; bu kitapların yayınlanması, üstelik büyük bir sermaye grubunun yayınevi tarafından çıkarılması çok değerlidir. Ben Efendiye yardım ettim, fazla yardım etmiş olabilirim, ben buyum ve herkese yardım ediyorum. Çok önemli, Türk tarihinde pek mühim bir kapı açıyorduk; Hürriyet Gazetesi ve Doğan Kitap yolumuzu meşrulaştırıyorlardı, yaptıkları budur. Sf. 380

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 380) kitabından birebir alınmıştır.

  • Buradaki ayrı sözünü çok abartmamak durumundayız, İstanbul yakasında, Teşvikiye ve Anadolu yakasında İlahiyat Fakültesi camilerini bilirler. Anadolu yakasında, Karacaahmet, Bülbülderesi ile Nakkaştepe mezarlıklarını tercih ederler. Şimdi Kilyos Mezarlığı’nda yerleri var. Cebeci Asri Mezarlık’ta bölümlerini tespit edebiliyoruz. Sf. 371

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 365, 371) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din eleştirisi her türlü eleştirinin temelidir. Sf. 365

    Din: İnsan Olamamış/İnsanlıktan Çıkmış Olanın Öz-Bilinci’dir. Sf. 365

    Allah: insanın Belirsiz ve Bozulmuş imajı. (Engels, Collected Works 3, p. 465)

    İnsanın kendi özü, tasavvur edilebilecek herhangi bir Tanrının hayali özünden çok daha harika ve yücedir; Tanrı dediğimiz, eninde sonunda yalnızca insanın kendisinin belirsiz ve bozulmuş bir imgesidir. Sf. 366

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 365, 366) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1952 yılında, 13 Şubat’ta Türkiye Nato’ya girmişti ve bunu, Günseli Başar’ın “Avrupa Güzeli” seçilmesi izliyordu ve Türkler için bir ödül sayıldığını hatırlıyoruz. Sf. 340

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünya yükseliyordu, her şey iyi gidiyordu, çok yüksekteydik ve ancak bir eksiğimiz vardı, bir “Nobel” ödülümüz yoktu ve hep birlikte Yaşar Kemal’i Cambridge’e göndermiştik. İngilizce öğrene­cekti, ödülü mutlak alacaktı, İngilizcesi de olsun istiyorduk. Open house’da bazen bu konu da açılıyordu; Yaşar Kemal giderken ne bi­liyorsa işte “aynen öyle” dönmüştü; sorduğumuzda, “kabahat öğret­mende” diyordu, “ben ona Türkçe öğrettim ve o bana İngilizce öğ­retemedi”, ekliyordu. Koca Yaşar, bizi çok güldürüyordu; içimizin güldüğü şahane yıllardan geçiyorduk. Sf. 337

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Davalar, Selimiye’de açıldı ve ben o sırada kendimi bir yeniçeri çavuşu olarak görüyordum. Osmanlı’da azapları modern lümpenlere benzetebiliriz, hep kaybetmişler, şanslarını denerler; Osmanlı bunları en ileriye sürüyordu. İlk güçlükte kaçarlar, yeniçeri çavuşu arkada bekler, kaçanlara palalarını indirir, ileride ve arkada parçalanma kaçınılmazdır. Selimiye’de ben yeniçeri çavuşuydum; işini hep ciddiye alan birisiydim. Bilinmektedir. Sf. 329

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Son toplantıyı, Köşk’ün karşısında, komite üyeleri için inşa edilmiş evlere nerede ise bitişik, geniş bir evde yapmak istiyordum. Son anda anahtarı alamadım, bir terslik olmuştu. Toplantıyı başka bir yerde yaparken, Aziz Bey ile yan yana oturuyorduk, “Aziz Bey, canım sıkıldı, tarihi bir yerde yapacaktık…” dediğimi hatırlıyorum. Aziz Bey, bazen mizah da yapıyor, yüksek sesle, “üzme canını Yalçın” demişti, “bizim kı..mızın değdiği yer tarihtir”, açıklamasını böyle bitirdiler. Bana çok ikna edici gelmişti; o günden beri kendimi daha tarihsel görüyorum. Oturacak yer seçmiyorum. Sf. 328

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 328) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1952 yılında Mısır’da genç subaylar Kral Ömer Faruk’u tahttan indirdiler ve “cumhuriyet” kurdular. Başlarında Albay Nasır vardı, yobazları asıyordu; sömürgecileri kovuyordu ve emperyalizmin, daha önce “bizim” dedikleri servetleri millileştiriyordu, Süveyş baştadır. Ve bu Nasır ciddi bir insan izlenimini veriyordu, dünyada sayıldı; ilk defa biliyoruz. Sf. 304

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 304) kitabından birebir alınmıştır.

  • Obama Rejimi ise, Partiya Karkeran Kürdistan’ı terörist örgütler listesinden çıkarma kararı almak üzeredir ve bu durumda merkezi Mezopotamya’da konuşlandırılmalarını bekleyebiliriz. Öyleyse, Washington’un Kemalize Kürtler’e, Barzani Kürtlerinden daha çok güvenmeye başladığı belli olmuştur ve normal karşılıyorum. Böylece “silah bırakma” davası, tarihe kavuşmak zorundadır. Sf. 289

    Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 289) kitabından birebir alınmıştır.