Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Marx, ateizm’i, Tanrıyı yerinden ederek, teorik hümanizm ve komünizm’i de, özel mülkiyeti ortadan kaldırarak pratik hümanizm’in yolunun açılması olarak görüyordu. Başka bir deyişle, dinin ortadan kaldırılması insanın özgürleşmesi ve güçlenmesidir. Tersi de doğrudur; kendisine güvenini kaybetmiş insan, dindar ve aşırı dindardır. Marx’ın görüşü budur. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başlangıcı bir yere “seküler” dinsellik diyebileceğimiz bir mekanizma ya da imalâtı koyabiliriz; “trafik canavarı” veya “enflasyon canavarı” ve hatta “borsa düşse kâbusu”, hepsi dinselliğin kaynağındadırlar. Cismani işleri kontrol dışı kaynak ve otoritelere bağlamak, yavaş yavaş yobaz yaratmaktır. 12 Eylül ile birlikte animist (ruhcu, yeniden canlanmacı) edebiyatı da buraya koyabiliriz; hepsi insan aklına saldırı oldular. Sf. 75

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 75) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın çok güzel olması için çok büyük olması gerekmiyor ki. Sf. 68

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Koyu dinsellik ile judaize tarikatların eksiğini tv’ler ve magazin tamamlamaktadır.

    Din ve magazin, birlikte bozuyorlar. Tekeliyet için insanı bozmak esastır ve bozucuların bozulduklarına tanıklık ediyoruz. Kuantum fiziğine uygun düşüyor ve buradan devam ediyoruz. Sf. 65

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihi olayları bir tarafa atarak ortaya çıkardığı insanlar açısından, 1905-1925 harikadır ve ama “tarih” olarak da, burada, 1905 Rus, 1909 Jön-Türk, Çin, İran, Meksika Burjuva-Devrimleri ile Rus Sosyalist Devrimi ve Türk Burjuva-Demokrat Devrimi de var. Sf. 59

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.

  • En değerli ürün, ortak olandır.

    Ortaklık sevmektir ve sevmek, ortaklıktır.

    Ortak iş, bir ahlaktır. Sf. 42, 43

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 42, 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Resim yapmasını bilmiyorum. Yazarken resim yapmaya özen gösterdim.

    Beste yapamam. Yazılı dilimizi müzikal yapmaya çalışıyorum.

    Bu dili seviyorum. Çünkü Annemden duyduğum dildir.

    Bu nedenle, bir balerinanın beli misli esnetmeyi ve inceltmeyi deniyorum.  Sf. 43

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabii imam-hatip mezunlarının beni okumalarını kesinlikle istemiyorum. Çünkü imam-hatip, din bilgisi vermek için kurulmamış, okumayı ve öğrenmeyi ortadan kaldırmak için kurulmuşlardır.

    Bir imam-hatip mezununun tek özelliği artık öğrenme kabiliyetini kaybetmesidir.

    Bunun için kuruldular.

    Öğrenme kabiliyetleri yoktur. Sf. 23

    Öğrenmeleri imkânsızdır.

    Şemsettin Günaltay bu nedenle başlattı. Süleyman Demirel bunu bildiği için çoğalttı. Öğrenmeyi durdurdular. Öğrenme kabiliyetini kuruttular. Sf. 23

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir Nisan Ayında, 1960 yılındadır, Menderes, Sovyetler Birliğine gideceğini açıkladığı zaman, Koca İsmet Paşa, “Fatin ile Adnan Bey, tehlikeli bir oyun oynuyorlar” demişti, tarihe not düşmüştür. Düşürüleceklerini ve öldürüleceklerini biliyor muydu, bilmiyorum. Sadece bu notu gün yüzüne çıkarıyorum.

    Tarih mi yazılıyor, birisi ölümü tarihe düşürmüştür. Ben sadece çıkarıyorum. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kennedy, Sovyetler Birliği’nin yaşayabilir, ayrı bir düzen olduğunu kabul ve ilan ettikten hemen sonra öldürüldü. Fesatçı Ben-Gurion, Kennedy’nin öldürüleceği zaman aralığında, başbakanlıktan ayrılma tedbirliliğini göstermişti. İsrael resmi tarihinde bu ani ve kısa ayrılık hâlâ bir “muamma” sayılmaktadır. Çözmüş oluyorum. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak ekonomi ve hürriyet ve hukuk cephesi bir yana, bizim muhalefetimiz burada yoğunlaşıyordu, şimdi her ikisini de, millici, Osmanist ve ekspansiyonist (yayılmacı) görüyorum. İsrael gizli kayıtlarına göre, Zorlu, Menderes’i yönetmektedir ve İsrael’den uzak tutuyordu. Her ikisi de, Amerikan şemsiyesi altında, Osmanlı İmparatorluğu peşindedirler. Sf. 19

    Burada bir “Yeni Tarih” var.

    Fitneye göre, her ikisi de ölümü hak ettiler. Sf. 19

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chomsky, merkezi Türk olan Osmanlı Devleti projesinin sona erdiğine işaret etmişti. Son, akepe hükümeti ile birlikte gelmiştir. Türk-Likud Partisi, nam-ı diğer akepe, İsrael’in sınırının Van’ın kuzeyine kadar uzamasını kabul etmiş ve bunun için kurulmuş, hükümete getirilmiştir. Sf. 17

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrani asıllı Müslümanların kapısındayız.

    İbrani asıllı Orgeneral Kenan Evren İslam’ın altın çağını açtı.

    İbrani asıllı Orgeneral Özkök, akepeyi hükümete oturttu.

    Kök, öz ya da oz olarak, kenandadır. Sf. 17

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Plütokrasi narsist’tir.

    Kendi şekline hayrandır. Sf. 13

    Alıntı; Gizli Tarih (Fitne) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 2. Baskı Ekim 2010 – Sf. 13) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhurbaşkanı güzel Türkçemize titizdir ve bu çok sevindiricidir. Ancak bizim dilimizde sıfatın isim olarak kullanılması kural olarak yoktur ve çok ayrık durumlarda rastlayabiliyoruz. Güzel Türkçemiz’de “ilki başlatmak” yoktur, bu televizyoncuların bozuk Türkçe’sidir; “ilki başlatan” veya “ilke imza atan” türünden söyleyişleri, yadırgamak durumundayız. Şinasî, Agâh Efendi, Kemâl Bey, ülkemizde pek çok yeniliği başlatmışlardı, ancak, hiçbir kitabımızda bunlar için “ilki başlatmak” sözcüklerini kullanmıyoruz. Sf. 388

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 388) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böyle düşünmemiz için haklı nedenlerimiz var, bunlardan birisi, MİT Müsteşarı Atasagun’un, gazeteci Murat Birsel’in bir sorusuna verdiği cevapta gizlidir. Ş. Atasagun, gazetecinin, “MİT milli çıkarlar açısından Cumhurbaşkanını dinlemeyi hiç düşünmez mi” sorusuna, “MİT’in hedefi olmuş birinin Cumhurbaşkanı olması imkânsızdır” cevabını verebilmektedir.  Doğrusu böyle bir cevabı, “maksadı aşma” veya “haddini bilmeme” ya da “ulusal egemenliği hiçe sayma” olarak kabul etmek mümkündür yine de daha soğukkanlı olarak ele almak yerindedir. Sf. 327

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 327) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilim adamı kümesinin önemini inkâr etmek mümkün değildir, ancak bunu abartmanın, cehalete açılan en büyük kapı olduğunu söyleyebiliriz. Bilimsellik toplumsaldır; halka içerilmiş bir hâldir ve burada pek zayıfız, acı ama kaydetmek zorundayız.

    Bilimsel yasalar ve kurallılıklar, önce, doğada ve toplumda varlar; çıkarılmaları gerekmektedir. Bunları çıkarabilenlere “bilim adamı” demek yerindedir, ancak bunlar çıkarılmadan ve formüle edilmeden önce de varlar; öyleyse, kütlenin bunu öncelikle duymasını beklemek durumundayız. Sf. 325

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak “Oz-Gur” adı saçmadır; bunu, Türk Dil Kurumu’nda da İsrael’in güçlü olmasına bağlamak zorundayız.

    Oz-Gur’e, İbrani “Gur’un Kudreti” dışında bir anlam veremeyiz; nitekim Tevrat’a göre “Gur” güçlüdür.

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu durumda, hem Brüksel ve hem de Washington’un, Türkiye’de hak ve özgürlük ihlâli söz konusu olduğunda bunları yalnızca Kürtlerimiz’in hak ve özgürlükleri olarak anlamalarını daha iyi anlayabiliyoruz; amaç, Kürtlerimiz’in sempatisini kazanmaktır. Böyle bir sempati, hem muhtemel bir Amerika-Rusya çatışması için ve hem de bölge devletlerini terbiye etmek üzere emperyalizmin her zaman repertuarında tuttuğu Kürt devleti için de gereklidir; ilk Tanzimat’ı izleyen yıllar kazanılan sempatinin değerini gösteriyordu. Sf. 317

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rusyalı Albay’ın ortaya çıkardığına göre, bu savaşlarda, Türkiyeli ve İranlı Kürtler, hep Rusya kuvvetlerinin yanında savaşıyorlardı; bu saptama, benim Sırlar kitabımda formüle ettiğim, Türkoloji’nin Büyük Britanya ve Kürdoloji’nin Rusya esinli olduğu analizimle tutarlıdır. Büyük Britanya yerine Birleşik Amerika’yı koyarsak, simetriyi aktüel hâle getirmiş oluyoruz. Sf. 317

    Alıntı; Tekelistan I (İsimlerin İbranileştirilmesi) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 2. Basım Kasım 2006 – Sf. 317) kitabından birebir alınmıştır.