Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Ziverbey Köşkü’nde işkence görenlerden biri de Doktor Memduh Eren’di. Fenerbahçe’de oynayacak kadar iyi bir futbolcu olan Eren, psikiyatristti.

    Eren, günlerce süren Ziverbey Köşkü’ndeki işkence sorgulamalarının birinde tanıdık ses duydu. Günlerce kendisine işkence yapmayı sürdüren bu kişinin kim olduğunu bir türlü çıkartamıyordu. Ama sesi çok iyi tanıyordu. Sf.157

    Mahkemede kendisin savunurken. “Bir Galatasaray – Fenerbahçe maçında takımda oynuyordum. Final maçıydı, beraberlik Galatasaray’ı, galibiyet Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaktı. Maçın sonuna gelmiştik, sıfır sıfır berabere sürüyordu, birden top önüme düştü, kaleciyle karşı karşıya kaldım, dokunsam gol olacak ama ne var ki topun altında yeni açmış bir papatya vardı… Papatyayı ezmemek için topa vurmadım. Papatyayı ezmeyen ben, insanlara bomba atabilir miyim?” dedi.

    Serbest kalıp evine döndüğünde kendisine işkence yapan tanıdık sesi düşünüyordu.

    Eşine ilk sözü de:

    “Hanım şu kasetlerin hepsini getirsene” oldu.

    Memduh Eren, ünlü hastalarının konuşmalarını gizlice kayda alıyordu.

    Bütün kasetleri tek tek dinledi. Kendisine işkence yapanı ve sesini tanıdığı kişinin sesine benzeyen üç kaseti ayırdı. Saatlerce bu üç kaseti tekrar tekrar dinledi. Kendisine işkence yapan kişinin sesiydi. Bu kişi MİT yöneticisi Hiram Abas’tı. Sf.158

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 157, 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • 21 Nisan 1967 günü solun iktidara gelmesini engellemek için genç subaylardan oluşan faşist cunta darbe yaptı.

    Ancak darbe bu kez Türkiye’de değil, komşusu Yunanistan’da oldu. Darbenin arkasında CIA vardı. Gizli ordusunun kurulması ve güçlendirilmesi, Türkiye’yle paralellik gösteren Yunanistan, darbe sürecine özel harp metoduyla sokulmuştu.

    Çok geçmeden aynı yöntem Türkiye’de de uygulandı. Sf. 154

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • Necdet Güçlü cinayetinden sonra Fehmi Altınbilek, üsteğmenliğe terfi ettirildi ve Tunceli’ye atandı. İki yılı aşkın bu kentte görev yapan Altınbilek, TİKKO örgütü lideri İbrahim Kaypakkaya’nın yakalandığı ve işkenceyle öldürüldüğü operasyonu yapan ekibin başındaydı.

    Fehmi Altınbilek komutasındaki komandolar, 24 Ocak 1973 günü İbrahim Kaypakkaya’nın saklandığı Vartinik Köyüne operasyon düzenledi. Çıkan çatışmada örgütün liderlerinden Ali Haydar Yıldız öldürülürken, Kaypakkaya yaralı olarak kaçtı.

    Altınbilek, beş gün sonra bu kez Kaypakkaya’nın saklandığı başka bir köye operasyon düzenledi. Birinci operasyonda elinden kaçırdığı Kaypakkaya’yı bu kez yakaladı. Yaralı olan Kaypakkaya, saatlerce yalınayak karlar üzerinde yürütüldü. Ardından da işkenceli sorgulara alındı. Sonunda Kaypakkaya’nın param parça edilen cesedi “intihar etti” denilerek ailesine teslim edildi.

    Operasyondaki “başarısı” nedeniyle Fehmi Altınbilek’e takdirname verildi. Ardından yine terfi ettirilerek yüzbaşı yapıldı. Sf. 150, 151

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, Tıp Fakültesi’ni basan ülkücüler silahları nereden bulmuştu?

    Silahların ordu malı olduğu tespit edildi. Cinayette kullanılan “6815296” seri numaralı tabancanın jandarma Teğmen Fehmi Altınbilek’e, “6815248” seri numaralı silahın ise yine jandarma Teğmen Mustafa İlerisoy’a ait olduğu ortaya çıktı.

    Katil İbrahim Doğan bunu itiraf etti:

    -“Olaydan önce biri Teğmen Mustafa İlerisoy’a, diğeri arkadaşı Teğmen Fehmi Altınbilek’e ait iki tabancadan birini yanıma aldım. Diğerini de yanımızda olan Osman Durmuş’a verdim. Binaya girdikten sonra arkadaşlarımın rastgele silahı atarak dışarı çıktıklarını gördüm…” Sf. 149, 150

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 149, 150) kitabından birebir alınmıştır.

  • 25 Eylül 1969 günü 68 kuşağının liderlerinden Taylan Özgür öğle saatlerinde Beyazıt Meydanı’nda silahlı saldırıya uğradı. ABD Büyükelçisi Robert Kommer’in arabasını ODTÜ’de yakan solcu öğrenciler arasında yer alan Taylan Özgür olay yerinde yaşamını yitirdi. Saldırgan ise polisin gözü önünde yürüyerek çekip gitti. Tanıkların ifadelerinden Taylan Özgür’ün katilinin kim olduğu aynı gün belirlendi: Polis memuru Lisan Çakıcı.

    Yakalanan Lisan Çakıcının üzerinde Kommer’in arabasını yakmak suçundan yargılanan gençlerin listesi çıktı. Sf. 145

    Çakıcı, emniyet tarafından yurtdışına gönderildi. Sf. 146

    Taylan Özgür’ün ailesi katillerin bulunmasından umudunu kesmişken emekli Yarbay Talat Turhan, 1991 yılında kontrgerilla ile ilgili Çağdaş Gazeteciler Derneği’nde basın toplantısı düzenledi:

    “Taylan Özgür’ün öldürülmesinde Lisan Çakıcı adında bir polis memuru yargılandı ama bu yanlış. Taylan’ı vuran kişi bir üsteğmendi. Hasan Fehmi Güneş’in İçişleri Bakanı olduğunun ertesi günü makamına gittim ve elimdeki tüm dosyaları kendisine verdim. Hatta ben bu dosyaları verirken odada Ertuğrul Günay ve Uğur Mumcu da vardı.”

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 145, 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alparslan Türkeş ise siyasi arenada da boş durmuyordu. CKMP’nin 8-9 Şubat 1969’daki Adana kongresinde Türkeş, partiye dört yıldır süregelen değişikliğe daha uygun bir ad buldu: Milliyetçi Hareket Partisi. Sf. 142

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlginç olan ise ülkücü komando kamplarının Özel Harp Dairesi’nin kamplarının yakınında bulunmasıydı. Hatta yan yana…

    Kursta çoğunluğu Milli Türk Talebe Birliği üyesi 100 kadar gence judo, taş ve sopa kullanımı, bunlara karşı korunma, açlığa ve eziyete dayanma tekniği öğretiliyor. Sf. 142

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 142) kitabından birebir alınmıştır.

  • Militan örgütlenmeye giden ülkücüler, komünizme karşı şiddeti “meşru” sayıyorlardı. Onlara göre, devlet komünistlere karşı pasifti. Yükselen sol dalgayı önlemek için polis hiçbir şey yapmıyordu! O zaman onlar yapmalıydı!

    Bunun için 1967 yılının yaz başından itibaren “komando kampları” açtılar.

    Komando kampları fikri ise Özel Harp Dairesi’nin ilk başkanı Daniş Karabelen’e aitti.

    Ülkücüler bu kamplarda “eski subaylar” tarafından eğitimlere tabii tutuldular. Öğretilenlerin ise Özel Harp Dairesi’nde olası bir işgal durumunda komünistlere karşı savaşacak sivil unsurlara verilen eğitimden hiçbir farkı yoktu.

    İlk önce Ankara ve İzmir’de açılan bu komando kampları ardından İstanbul, Kayseri ve diğer illerde de faaliyete geçti.

    1968’e yazına gelindiğinde kampların sayısı 25’i bulmuştu. Türkeş’in hedefi ise yüz bin komandoydu. Sf.140, 141

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 140, 141) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Ağustos 1965’te yapılan olağan kongrede Türkeş de aday oldu. 698 oy alan şahin Türkeş CKMP’nin (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) yeni genel başkanı oldu. Sf. 140

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 140) kitabından birebir alınmıştır.

  • 27 Mayıs darbesinden hemen sonra çalışmalara başlayan, 1963’te İsmet İnönü tarafından Meclis’e sevk edilen tasarı, 644 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Yasası olarak 6 Temmuz 1965’te yürürlüğe girdi. Sf. 127

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 127) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tüm bunlar Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ı ve yeni ordu kadrosunu korkutuyordu. Harekete geçen Cevdet Sunay, devleti kurtarma planlarını yürürlüğe koydu!

    Devleti ellerinden kurtarmaya çalıştığı ise komünistlerdi!

    Bunun için bir genelge yayınlayarak Komünizmle Mücadele Metotları’nın askeri okullarda ders olarak okutulmasını istedi. Bu metotların tüm silahlı kuvvetler mensupları tarafından da okunmasını emretti.

    Ve devletin komünistlere karşı yeni silahı ise İslamcılardı!

    Cevdet Sunay’ın bu “kurtarma” planından sonra Komünizmle Mücadele Demeği 1963’te yeniden türedi. Dernek, daha önce illegal bir şekilde faaliyet gösteriyordu.

    Ülkenin her tarafında hızla şubeleri açıldı. İller yetmeyince bu kez ilçelere yayıldı. 1968’e gelindiğinde bu derneğin şube sayısı 141’e ulaştı.

    Her yerde Türkiye’nin “menfaatlileri” için devlet eliyle dinci demekler açılıyordu. Bu tür derneklerin sayısı artık on binlerle ifade ediliyordu.

    Her gün onlarca Kur’an kursu açılırken imam hatip okullarının sayısı da gittikçe arttı. İzinsiz faaliyet yürüten Kur’an kursu sayısının tahmini bile imkânsızdı.

    Düşman ise Özel Harp Dairesi’ninkiyle ortaktı: Komünistler. Sf. 125

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2016); Altmışlı yıllarda, dini derneklerin ve yobazlığın, yükselişini ve yayılışını yaşayarak gördük. Komünizmle Mücadele Derneği de dini tandanslıydı, kısa sürede İslamcılaşan MHP ve Ülkü Ocakları, Din Görevlileri Dernekleri, İlim Yayma Cemiyetleri dini sohbetlerle hep birlikte Türk insanını dindarlaştırıyorlardı. Yine aynı yıllarda kurulan Erbakan’ın Milli Nizam Partisi, devamı olan Milli Selamet Partisi, bunların gençlik kolları olan Akıncılar öte yandan MTTB yani Milli Türk Talebe Birliği, Gülen Cemaati, hepsi ama hepsi insanımızı dindarlaştırdılar. Altmışlı yıllarda yayınlanan iki kitap, Minyeli Abdullah ve Huzur Sokağı, zamanın Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitabı gibi okutuldu. Bu kitaplar bir parçacık inancı olanları gerici ve yobaz yapmak ve onlara ülkemizin Kur’an hükümlerine göre yönetilmesi gerektiği ideolojisini aşılamak için yazdırılmıştı bu kitaplar çok ama çok başarılı oldular. turban, tesettür ve ritüelcilik bu iki kitapla gençliğe yayıldı. Halk önce Cumhuriyet rejiminin korkusuyla bir parça uzak durdu ise de 12 Eylül’den sonra İslamcılık memleketimizin resmi ideolojisi olunca kitleler halinde dindarlaştılar. Türk ve Anadolu kültüründen gelenek ve göreneklerden uzak tam bir ruhani kafalı insanlar haline geldi halkımız.

  • Aynı şekilde Yunanistan gizli ordusu Koyun Postu da, Kıbrıs’ta Rumlar arasında örgütlenme yoluna gitti.

    NATO konseptine göre Amerika tarafından aynı amaçla oluşturulan Özel Harp Dairesi ile Koyun Postu’nun karşı karşıya gelmesi Yunanistan’ın gizli ordusunun liderlerinden George Grivas’ın 1955 yılında Rumlardan bir yeraltı örgütü kurmak için adaya geçmesiyle başladı. Kısa sürede adadaki Rum gençlere özel kamplarda gerilla eğitimi veren Grivas, Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Birliği EOKA örgütünü kurdu.

    EOKA’ya karşı Özel Harp Dairesi’nde görevli subaylar da gizlice ve başka kimliklerle adaya gidiyorlardı. Özel Harpçi subayların öncülüğünde Kıbrıslı Türkler de, bu sürede Kara Çete, 9 Eylül ve Volkan gibi Örgütler kurdular. Sf. 93

    Bozkurt kod adıyla Yarbay Rıza Vuruşkan, Ağrı kod adıyla Fazıl Küçük, Toros kod adıyla Rauf Denktaş ve Kıbrıslı Doktor Burhan Nalbantoğlu. Sf. 95

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 93 ile 95 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabri Yirmibeşoğlu, Fatih GüIIapoğlu’na 6-7 Eylül olaylarının Özel Harp Dairesi örgütlenmesi olduğunu anlattı:

    Sonra 6-7 Eylül olaylarını ele aldı.

    -Pardon Paşa’m anlamadım, 6-7 Eylül olayları mı?

    -Tabii. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp işiydi. Ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaştı... Sf. 92

    En önemlisi de Özel Harp Dairesi’nin subay ve astsubayları özel harp tekniklerini adada pratiğe dökmeleriydi- Bu durum Kıbrıs Harekâtı sonrasına kadar sürdü. Sf. 92

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yolgeçen, saldırılar başlamadan önce Taksim Meydanı,  Sıraselviler, Rum Kilisesi Aya Triada önünde kısa konuşmalar yaparak yağmacıları topladı. Her konuşmasında kendisini farklı derneklerin başkanı olarak tanıtan Yolgeçen konuşmaları boyunca omuzlarda taşındı. Yağmalamalar başladığında yine en önde o vardı.

    Sonunda 7 Eylül akşamı diğer öğrenci dernekleri ve Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin yöneticileriyle birlikte yakalandı. Burada, “Askerlik görevini yapmamış, askere gönderilmesi gerekiyor” denilerek Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından diğer zanlılardan ayrı tutuldu. Tuzla Piyade Yedek Subay Okulu’na götürüldü.

    Olaylar nedeniyle hakkında açılan davanın ilk duruşmasına yedek subay üniformasıyla geldi. İlk ifadesinden sonra avukatının isteği üzerine duruşmalardan muaf tutuldu. “Duruşmalara katılmasına gerek” yok karan o günkü şartlarda ve böylesi bir davada çok önemli bir ayrıcalıktı!

    Yolgeçen dava sonunda beraat etti. Askerliğini bitirdikten (!) sonra avukat oldu ve Adnan Menderes’in yanında görev yaptı. Darbeden sonra bu kez Süleyman Demirel’le sıcak ilişkileri başladı. Demirel, Yolgeçen’i Türk Hava Yolları Hukuk Müşaviri yaptı. Hep esrarengiz olaylarla anıldı. Sonunda Beykoz’da yine esrarengiz bir şekilde öldürüldü. Sf. 89, 90

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 89, 90) kitabından birebir alınmıştır.

  • Adnan Menderes hükümetinin tepkisi üzerine Yunanistan, Oktay Engin ve Hasan Uçar’ı 15 Haziran 1956’da serbest bıraktı. Zanlılar 21 Eylül 1956 günü de istihbarat teşkilatı tarafından Türkiye’ye kaçırıldılar. Yunanistan’da bomba davası sonuçlanınca Oktay Engin, azmettirici olarak 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı. Yunanistan yargı makamları cezasını çekmesi için Oktay Engin’i istedi fakat Türkiye vermedi. Sf. 88

    1967’den 197l’e kadar bu görevde kalan Engin, aynı yıl Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanlığı’na getirildi. Yedi yılı aşkın bir süre de bu görevde kalan Oktay Engin, Siyasi İşlerden Sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı’na atandı. Sf. 89

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 88, 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zorlu, Kıbrıs sorununun görüşüldüğü, Yunanistan ve İngiltere Dışişleri Bakanı’nın katıldığı Londra Konferansı’nda Türkiye’yi temsil ediyordu. Zorlu, konferans başlamadan önce İngiltere Dışişleri Bakanı Harold Macmillan ile ön görüşme yaptı ve konferansın başlamasından bir gün önce yani 28 Ağustos’ta Başbakan Adnan Menderes’le Londra’daki Türk Büyükelçiliği’nden şifreli, bir telgraf çekti: Sf. 87

    “…İngilizler Kıbrıs’taki anlaşmazlığı çözmek için, son çare olarak Yunanistan’a ödün verip, Kıbrıs’ta kendi kendine yönetime izin verebilirler. Bu hususta önümüzde yapılacak çok iş olduğunu görüyoruz. Biz ve gazetecilerimiz gayret göstermeyi sürdüreceğiz. Bu konuda ilgili yerlere sizin vereceğiniz emirlerin çok işe yarayacağına inanıyoruz.”

    Başbakan Menderes, daha sonra olayların başlamasından bir gün önce Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti Başkanı Hikmet Bil’le görüşerek Dışişleri Bakanı Zorlu’dan telgraf aldığını ve Londra’da zapt edilemeyen bir Türk kamuoyundan bahsedilmesini istediğini anlatır. Bu bilgi aynı gün Hikmet Bil tarafından Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin şubelerine iletilir. Sonraki gün de olaylar başlar.

    Olayların başlaması üzerine Londra’daki görüşmeler kesildi. Bomba atılması nedeniyle Yunanistan’ı suçlayan Dışişleri Bakanı Zorlu da olayları gerekçe göstererek Türkiye’ye döndü. Sf. 87

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları)

    Soruşturma sonunda (Selanik’te) sadece camların kırılmasına yol açan olayda bombanın konsolosluğun bahçesine dışarıdan değil içeriden konulduğu tespit edildi. O gece konsoloslukta görevli olan Hasan Uçar gözaltına alındı. Bir süre sonra da gerçek ortaya çıktı: Atatürk’ün evini Hasan Uçar ve Batı Trakya Türkeri’nden üniversite öğrencisi Oktay Engin bombalamıştı.

    Yunan soruşturmasına göre provokasyon amacıyla yapılan bombalama olayından Başkonsolos Mehmet Ali Balin de haberdardı. Sf. 84

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • CIA Başkanı Allen Dulles olaylar sırasında İstanbul’daydı.

    CIA Başkanı Dulles, MAH Başkanı Behçet Türkmen’e olaylardaki tahribat yöntemlerinin komünistlerin taktiklerine uygun olduğunu söylemişti! Sf. 83

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul Olayları)

    Başbakan Adnan Menderes de 12 Eylül günü Meclis kürsüsünde olayın komünistlerin kışkırtması olduğunu açıkladı! Sf. 82

    Bu özel mahkemelerin (Beyoğlu Özel Mahkemesi) iddianamelerinde 1.886 kişi tahrip, 1.622 kişi hırsızlık. 595 kişi yağma, 333 kişi tahrik, 21 kişi kundaklama ve 3 kişi dini kurumlara saldırmakla suçlandı. Tutuklananlar ayrıca yabancı devletlere karşı olan gösteri, ulusal çıkarları zedelemek, komünist propaganda, adam öldürme, sabotaj, baskın, tecavüz, hükümete hakaret ve orduya hakaretle suçlanıyordu. Sf. 82

    Sıkıyönetim Komutanı Nurettin Aknoz da gazetelerin genel yayın yönetmenlerini toplayarak tüm yayınlarında olayların komünistler tarafından yapıldığının yazılması talimatını verdi. NATO ve üyesi ülkeler, Meclis tartışmaları, sıkıyönetim ve hükümet aleyhine kesinlikle yazı ve haber yer almayacaktı. Sf. 83

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 82, 83) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbul’daki Rum ve Ermeni aileler 15 Ağustos 1955 sabahı evlerinin kapılarına ve duvarlarına çizilen haç figürüyle uyandılar. Bazılarının evleri de isle yani soba kurumu ile işaretleniyordu. Sf. 77

    Karabelen’in yeni görevine başladığı günlerde. 6 Eylül 1955’te DP Milletvekili Mithat Perin’in Ekspres gazetesinde Atatürk’ün Selanik’teki evine bomba atıldığı haberi yayımlandı. İkinci baskıyla manşet yapılan haberin devamında da “intikamının kesinlikle alınacağı” şeklinde tehditler yer aldı. Sf. 77

    Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.