Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Enver Paşa, her şeyde olduğu gibi bunda da ifrat kararını iltizam etti (aşırılık kararını lüzumlu gördü).  Latin harfleri şeklinde, Arap harflerini birbirleriyle birleştirmeksizin, yan yana yazmak usulünü ileri sürdü.  Bunu aklına koydu ve ısrara başladı. Sf. 150

     Bu zihniyetle orduya emir verilmişti.  Ayrı harflerle, munfasıl (fasılalı, aralıklı) harflerle yazı yazılacak; bütün askeri muhabere (haberleşme) evrakı; emirler, raporlar vesaire hep böyle yazılacak, başka yazı olmayacak.  Yazan ceza görecek.  Hattâ iş o şekli almıştı ki askeri haritalar bile, Askerî Matbaada yeniden bu harflerle bastırılmaya başlanmıştı.

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.

             

  • Hüseyin Cahit, Tanin Gazetesinde, hiç yazıları olmayan Arnavutların Lâtin harflerini kabul etmelerini alkışlayan bir makale neşretmiş ve bu münasebetle bazı imalarda bulunmuştu. 

    …  “Arnavudun kitabını manda yutmuş” gibi latifeler halk dilinde dolaşırdı. (1)

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 149) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2008); Arnavutlar Avrupa’nın en geri kalmış milleti!  Sebeplerinden biri de yazı veya alfabeleri olabilir mi?

  • O zaman bir yazı derdimiz vardı.  Eski Arap harfleri ile yazımızdaki güçlükler herkesçe malûmdu.  Biz, yeni nesil, aynı zamanda bu yazının ıslahı ile de uğraşıyorduk: ekseriyetle sadalı (sesli) harfleri çoğaltarak okumanın kolaylaştırılmasını, pek ülfet edilmemiş (alışılmamış) olan Arabî, Farisî kelimelerin kullanılmasını ve terkiplerinin mümkün olduğu kadar az kullanılmasını istiyorduk.

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mirliva; Tuğgeneral, Miralay; Albay,  Kaymakam;  Yarbay…

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1-2 Ağustos gecesi Yeniköy’de Sadrâzam ve Hariciye Nazırı Sait Halim Paşa’nın yalısında toplanan ve Enver Paşa, Cemal Paşa, Talat, Cavid ve Halil Beylerden mürekkep bir kısım vekiller heyeti hemen vaziyeti müzakere ile (durumu görüşerek) Osmanlı ordusunun seferber hâle vaz’ına (duruma getirilmesine) ve aynı zamanda; Umumî Harb’de Türkiye’nin bitaraf kalacağının .. karar verdi.  …  2 Ağustos 1914 ..  Seferberliğin birinci günü Temmuzun yirmi biri olan (eski tarih – yeni tarihle 3 Ağustos 1914 pazartesi günüdür)  20 Temmuz 1330 da İmza

    Almanya ile yaptığımız 2 Ağustos 1914 tarihini havi (içeren) ve sonradan tamamına vakıf olduğum ittifak muahedesinin (ahitleşmesinin, anlaşmasının) metni şudur:

    1. İki âkid taraf (antlaşmayı imzalamış iki taraf), Avusturya-Macaristan’la Sırbistan arasında zuhur eden (ortaya çıkan) şimdiki harbe karşı kat’i bir bitaraflık muhafazasını (tarafsızlığın korunmasını) taahhüt ederler.

    2. Rusya, … Almanya’nın da harbe duhulünü (girmesini) mecburî kılarsa, bu husus Türkiye’nin harbe iştiraki için bir sebep teşkil edecektir.

    4. Tehdide maruz olacak Osmanlı topraklarını Almanya lüzumunda silahlı müdafaa eylemeyi taahhüt eder. 

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 103 ile 107 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazen Enver Paşa’da mistik bir ruh hali sezerdim.  O âdeta kendisini bazen, bu vatanı kurtarmağa memur edilmiş semavî bir murahhas gibi telâkki ediyor (algılıyor) görünürdü. 

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Liman Paşa’nın Odesa’ya asker ihracı (asker çıkartılması) teklifini suya düşürdük.  Liman Paşa, belki bu gayretlerimden dolayı, (Türkiye’de beş Sene) başlığıyla yazdığı kitabında benden entrikacı diye bahsetmiştir. 

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 82) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye’deki Alman askerî heyeti başında bulunan Müşir Liman Von Sanders Paşa, bizi Almanya’ya sıkı bağlamak istiyordu.  Alman sefiri Von Wangenheim ise, bir Türk-Alman dostluğu ve hatta ittifakı düşünüyordu.

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Maliye Nazırı Cavid Bey bilâkaydüşart Fransa taraftarıydı.

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 73) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üçlü İtilaf denilen Fransa, Rusya ve İngiltere..  Üçlü İttifak denilen Almanya, Avusturya, İtalya..

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 70) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fransız Generali Boman jandarmamızı tensik (düzene koyma, düzeltme) ediyordu.  Almanlarla çatışmaması için de jandarmamız Harbiye Nezareti emrinden alınarak dâhiliye vekâletine rapt olundu (bağlandı)

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 57, 58) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2008); İlginç, orduyu Almanlar eğitiyor iken Jandarmayı Fransızlar eğitiyorlar. Jandarma Duyunu Umumiye hükümleri gereği kuruldu ve eğitildi, jandarma teşkilatının kurulmasını halkın olası isyan girişimine karşı düşünmüş olabilirler çünkü Duyunu Umumiye uygulamalarının halkı yoksullaştıracağını biliyorlar.

  • Edirne’nin istirdadından (geri alınmasından) sonra, bu hatanın tamiri için hususî bir teşkil ile (özel bir oluşum ile) Binbaşı  (Süleyman Askerî ) merhum 1913 senesi Haziranı’nda Garbî Trakya’ya geçmiş ve merkezi (Gümülcine) olmak üzere bir (Garbî Trakya Muvakkat İslam Hükümeti) namıyla bir hükümet teşkilinle muvaffak (başarılı) olmuştu. Sf. 31

    Bu esnada Cemal Paşa ile buluşarak (Türk-Bulgar) ittifak muahedesi (birlik antlaşması) hazırlandı.  Sulh muahedesine istinaden 1913 senesi Eylülü’nde garbî Trakya Bulgaristan’a teslim olundu ve Garbî Trakya Muvakkat (geçici) Hükümeti’nin mevcudiyetine nihayet verildi (varlığına son verildi).

    Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sabis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 31, 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • La Vieille France, 21 Ekim 1920 tarihli sayısında, içinde aşağıdaki paragrafın bulunduğu son derece önemli bir Rusça doküman yayınladı.

     “Siyon Bilginlerinin Protokolleri” ile Haham Raeichhorn’un 1869 yılında Prag’da hahambaşı Simeon-ben-Ihuda’nın cenaze töreninde mezarı başında yaptığı konuşması arasında çarpıcı benzerlikler var.  Bu konuşmayı yayınlayan Readcliffe, bunu açığa vurduğu için bedelini hayatıyla ödemişti.  Reichhorn’un konuşmasını Readcliffe’e aktaran Sonol ise ondan kısa bir süre sonra bir düelloda öldürüldü.  Haham tarafından tasarlanan bu fikirler, çok daha geliştirilmiş bir şekilde Protokoller’de yer alıyor.”  Sf. 341

     1. Biz İsrail’in bilginleri, her yüzyılda bir olduğu gibi bu defa da, Yahova’nın bize söz verdiği dünya hâkimiyeti planımızın ilerlemesini ve düşmanımız Hıristiyanlık karşısında kazandığımız zaferleri gözden geçirmek için Sanhedrin’de toplandık.

     3. … Altın sayesinde birçok isyankâr vicdanı satın alabilir, tüm paraların değerlerini ve bütün ürünlerin fiyatlarını ayarlayabilir ve tüm ülkelere borç verebiliriz ve böylece tüm ulusları merhametimize terk edebiliriz.

     4. En önemli bankalar, dünyadaki ticaretin tamamı ve tüm hükümetlerin kullandığı krediler şimdiden bizim ellerimize geçmiş bulunmaktadır.

     5. Diğer büyük güç basın, malum ideallerimizi ara vermeksizin tekrarlayarak, bunların yegâne gerçekler olarak kabullenilmesini başarıyla sağlamıştır.  Tiyatrolar da aynı amaca hizmet etmektedirler.  Basın ve tiyatro her yerde bizim kurallarımıza boyun eğmektedirler.

     6. Demokratik Yönetimi aralıksız överek, Hristiyanları politik kamplara ayıracağız, uluslarının bütünlüğünü parçalayacağız ve her yerde anlaşmazlık tohumları ekeceğiz.  Güçlerini tüketeceğiz ve bu sayede, Bankamızın Kanunları önünde hep birlikte ve kutsal amacımıza adanmış bir şekilde diz çökecekler.

     7. Hristiyanları, ahmaklıklarını ve kibirlerini kullanarak savaşlara sürükleyeceğiz.  Birbirlerini kılıçtan geçirerek, insanlarımızı yerleştireceğimiz yerler açmak için dünyayı bizim adımıza temizleyecekler.

    9. Tedavüldeki altını kâğıt parayla değiştireceğiz.  Kasalarımız tüm altını emecek ve bizi her şeyin efendisi yapacak olan paranın değerini istediğimiz gibi ayarlayacağız.

    10. Aramızda, fanatik taraftarlarımızmış gibi davranacak ve kalabalıkları ikna etme yeteneğine sahip çok miktarda hatip bulunduracağız.  Bunları, insan ırkının saadetinin korunması için nelerin değişmesi gerektiğini anlatmak üzere, kalabalıkların arasına salacağız.  Altın ve pohpohlama sayesinde, kendilerini Hıristiyan kapitalizmini yok etmeye adayacak olan işçi sınıfını kazanacağız.  İşçilere rüyalarını dahi görmeye cesaret edemeyecekleri ücretler için söz vereceğiz, fakat aynı zamanda tüm temel ihtiyaçların fiyatlarını da aynı oranda artıracağız.  Böylece hâlâ daha muazzam kârlar elde ediyor olacağız.  Sf. 342, 343

    13. Kendi insanlarımızı şimdiden önemli pozisyonlara yerleştirdik.  Yahudi olmayanlar arasında her konuda bilgi sahibi olan avukatlar ve vicdanların bekçisi olan doktorlar yetiştirmeliyiz.

    14. Tüm yukarıdakilerden başka, eğitimi tekelimiz altına almalıyız.  Bu sayede işimize yarayacak her türlü fikri yayabilir ve çocukların beyinlerini bize uygun bir şekilde biçimlendirebiliriz.

    16. Hıristiyan hükümdarlar, hırs ve kibirle doludurlar.  Etraflarını lüksle ve çok sayıda askerle çevrelemişlerdir.  Biz, budalaca isteklerini karşılamaları için onları parayla donatacağız ve bataklıklarında kalmalarını sağlayacağız.

    17. Oğullarımızın Hıristiyan kızlarla evlenmelerine engel olmayalım.  Bu evlilikler sayesinde onların tüm kilitli odalarına girebiliriz.  Eğer kızlarımız Hıristiyan erkeklerle evlenirlerse, Yahudi annenin çocukları olacağı için, bu da en az o kadar faydalı olacaktır.  Özgürce seks yapmayı teşvik edelim.  Böylece Hıristiyan kadınlarını, dini prensiplerinden ve bunların uygulamalarından uzaklaştırabiliriz.  Sf. 344

    19. Hıristiyan dünyasının tüm sınıflarını yıkarak, tüm Hristiyanları kölemiz yapacak olan devrimi salıvereceğiz.  Böylece, Tanrı’nın halkına vermiş olduğu söz yerine getirilmiş olacaktır. Sf. 345

    “Avrupa’da büyük bir entelektüel akım yoktur ki, içinde Yahudiler büyük çapta yer almasın.  İlk Cizvit Yahudi’ydi; Doğu Avrupa’yı ürküten gizemli Rus diplomasisini düzenleyen ve prensiplerini kuranlar da Yahudi’ydi; 1848’deki büyük devrim –gerçekte ikinci ve en büyük ıslah hareketi olacak olan ve İngiltere’de hâlâ daha çok az bilinen- tamamen Yahudiler’in himayesi altında gerçekleştirildi; Almanya’daki hemen hemen tüm profesörlük makamları Yahudiler’in tekeli altındadır.  Neander, ruhani Hıristiyanlığın kurucusu ve aynı zamanda Berlin Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü; bir Yahudi, Heidelberg’de Arapça profesörü olan Wehl; o da bir Yahudi. Sf. 349

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 340 ile 349 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Vecize: “Tüm Yahudiler Bir Yahudi İçin, Bir Yahudi Tüm Yahudiler için”

    Bir Yahudi, Yahudi inancının ışığı –hakkın yegâne dini olduğu için- tüm dünyada parlayacağı an gelmeden önce, hiçbir durumda bir Hıristiyan’la, bir Müslüman’la dost olmayacaktır.  Sf. 339

    Bizim milliyetimiz babalarımızın dinidir ve biz başka milliyet bilmeyiz.

    Bizler yabancı ülkelerde yaşıyoruz ve kendi maddi ve manevi değerlerimiz tehlike altındayken, bize tamamen yabancı bu ülkelerin değişik ihtirasları ile ilgilenemeyiz.

     Yahudi öğretisi, İbranilik, tüm dünyayı baştan sona kaplamalıdır.  Kader sizi nereye götürürse götürsün, dünyanın her tarafına dağılmış da olsanız, kendinizi “Seçilmiş Irk” olarak addetmelisiniz. İsrail’in dünya üzerinde örmekte olduğu ağ gün geçtikçe genişliyor ve Kutsal Kitabımızın ön gördüğü muhteşem kehanetler nihayet gerçekleşiyor.

     Kudüs’ün, tüm ulusların ve tüm dinlerin ibadethanesi olacağı ve Yahudi tanrısının sancağının, dünya üzerindeki en uzak kıyılara dikileceği an çok yakın.

     Her durumdan yararlanmayı bilelim.  Sf. 340

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 340) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siyonistlerin yapamayacakları tek şey, gizli programlarını değiştirmektir.  Bu program onları – dünyayı bağlamaya çalıştıkları gibi – bağlar.  Bu yüzden, programın altında gizlenen her türlü şeyi fark edebilmek için programa tüm detaylarıyla hâkim olmak gerekir.  Bunu yapan kişi, Siyonizm’i yerinden kımıldatarak, gizlediği her şeyi açığa çıkarmaya çalışacak kaldıraca sahip demektir.  Eğer akıllı ve yürekli ise hiçbir şeyden korkmasına gerek yoktur. Sf. 335, 336      

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 335, 336) kitabından birebir alınmıştır.

            

  • Fabian Cemiyeti sosyalistlerden oluşur.  Bu yüzden amacı, toprak ağalarının ve sanayicilerin elindeki sermayeyi onlardan alarak, ortak faydalar için halka vermek ve toplumu yeniden yapılandırmaktır.  Ülke kaynakları tüm halk tarafından eşit olarak, ancak bu sayede adaletli bir şekilde paylaşılabilir.

    Bundan dolayı, cemiyet topraklar üzerindeki özel mülkiyeti kaldırmak; endüstriyi anayasal yöntemlerle, toplum yararına idare edilebilecek şekilde halka devretmek; üretim, dağıtım ve hizmet faaliyetlerinin işleyişini özel menfaatler değil kamu menfaati doğrultusunda düzenlemek için çalışır.  Sf. 295

    Cemiyet adını, Hannibal’a karşı savaşan ve en sonunda İ.Ö. 215 yılında yenmeyi başaran Romalı Diktatör Fabius’tan alır.

    “Doğru zamanı Fabius’un, Hannibal’a karşı savaşırken yaptığı gibi büyük bir sabırla beklemelisin ve doğru zaman geldiğinde büyük bir güçle saldırmalısın.  Aksi halde bekleyişin boşuna olacaktır.”

     Fabian Cemiyeti, İngiltere’nin dini, ekonomik, sosyal, politik yapılarına seri halinde bir dizi yayınla sürekli saldırarak kırk yıl bekledi ve 1924 yılında Fabian Cemiyeti’nin evladı olarak da adlandırılan İşçi Partisi hükümetiyle iktidarı ele geçirdi.  Sf. 296

     P.E.P., Marks and Spencer mağazalar zinciri yöneticisi olan, Fabian Cemiyeti Başkanı Israel Moses Sieff’in önderlik ettiği bir grup Fabien tarafından hazırlanarak öne çıkarılan, Yahudi hakimiyetinin gerçekleşmesini amaçlayan planların propaganda merkezine benziyor.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 295, 296) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Kuruluş 1860)

    Uygun bir şekilde itiraf etmek gerekirse; eğer Judaizm bir tarikatsa, 1860 yılında kurulan Alliance Israelite Universelle onun genel merkezi olarak kabul edilebilir.

    1841 yılında dünya, Peder Thomas’ın Şam’da korkunç şekilde öldürülmesi haberiyle sarsılmıştı.  Yapılan ciddi soruşturmalar, dini ayinlerine insan gerektiği için bu cinayeti işlediklerini soruşturma komisyonuna itiraf eden üç Yahudi’nin mahkûmiyetiyle sonuçlanmıştı.  Sf. 285 Bu yüzden A.I.U. hangi ülkede olursa olsun gizli Kahal Kuralları ya da kendi toplumunun koyduğu kuralların otoritesi altında yaşayan tüm Yahudiler’in, hükümet temsilcisi olma amacına yöneldi.  Sf. 286

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 286, 289) kitabından birebir alınmıştır.

                                                                                          

  • (Yahudi Masonluğu)

    (Kuruluş Yılı 1843)

    B’nai B’rith’in anlamı (Covenent’in Çocukları) dır. Covenent, Musa şeraitine göre 1 Ocak’ta kutlanan dini bayramın fiilen kutlanması anlamındadır.  Bu yüzden I.O.B.B. sadece Yahudiler’in üye olmasına izin verir.

    Bu örgüt, 1843 yılında Henry Jones önderliğinde birkaç Alman Yahudi’si tarafından New York’ta kuruldu.

    Birçok cemiyet gibi I.O.B.B. de, politik faaliyetlerini cömertlik ve hayırseverlik palavralarıyla gizledi. 1917 Devrimi sırasında I.O.B.B.’nin Rusya Grand Master’ı Sliozberg’di.  Sliozberg 1917’deki ilk devrimin lideri Kerensky’nin ilham aldığı insanlardan bir tanesiydi.  Gerçek adı Aron Kirbiz olan Alexander Kerensky üvey babasının adını almıştı.  Sf. 282, 283

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 282, 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halkın kralını tanıması ve sevmesi için, kralın çarşı pazarda halkla iç içe olması gerekir.  Bu durum birbirine perçinlenmesi zorunlu olan iki gücün birliğini pekiştirir ki, bunlar şimdi bizim tarafımızdan terör yoluyla birbirinden ayrıldı. Sf. 266, 267

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 266, 267) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanları itaatkâr olmaya alıştırmak için, tevazu derslerinin tekrar tekrar öğretilmesi ve bu nedenle lüks malların üretimini azaltmak zorunludur.  Bu sayede lükse özendirerek bozduğumuz ahlaki değerleri yeniden yükselteceğiz.  Sf. 262, 264

    Sarhoşluk da kanunen yasaklanacak ve alkolün etkisiyle hayvana dönüşen kişi insanlık suçu işlemiş gibi cezalandırılacak. Sf. 264

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 262 ile 264 arası) kitabından birebir alınmıştır.