Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Basının rolü, ihtiyaçları zorunluymuş gibi göstermek, halkın şikâyetlerini dile getirmek ve hoşnutsuzluk yaratmaktır.  …  Yahudi olmayan devletler bu büyük gücü nasıl kullanacaklarını bilemediler ve bu muazzam güç bizim elimize geçti.  Basın sayesinde kendimizi perde arkasına gizleyerek halkları etkileme gücüne kavuştuk.  Her ne kadar okyanuslar gibi kan ve gözyaşı döktüysek ve birçok insanımızı kurban verdiysek de basın sayesinde altını elde ettik. Sf. 186

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • Amaçlarımıza ulaşabilmemiz için, savaşların mümkün olduğunca toprak kazançları ile sonuçlanmaması gerekir.  Sf. 184

     ..seçeceğimiz yöneticiler, yönetim sanatı alanında eğitilmemiş kişilerden oluşacaktır ve bu yüzden kendilerine danışmanlık yapacak olan, bütün dünya işlerini yönetmek amacıyla çocukluğundan beri özel olarak yetiştirdiğimiz zeki ve bilgili kişilerin elinde oyunumuzun piyonları haline geleceklerdir. Sf. 184, 185 

    Planladığımız; Darwinizm, Marxizm ve Nietzscheizmin başarılarını dikkatlice düşünün.  Sf. 185

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 184, 185) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özgürlük kavramının soyutluğu, bütün ülkelerde halkı, hükümetlerin, ülkenin sahipleri olan insanların kâhyası olmaktan öte bir şey olmadığına ve kâhyaların eski bir eldiven gibi, yenisiyle değiştirilebileceğine inandırmamızı sağladı.  Sf.183,184

    Hükümetlerin değiştirilebilir olması, bize onları atama yetkisi verdiği için, hükümetleri bize tabi hale getirdi.  Sf. 184

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183, 184) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2019); Bu durumda Osmanlı Devletinin yıkılması Siyonizm’e yaramış!

  • Zaferimiz, ihtiyacımız olan insanlarla ilişkilerimizde, daima insan düşüncesinin en hassas duyguları olan para, tamahkârlık ve ihtiyaçları için duyduğu açgözlülük olguları üzerinde çalışılarak daha da kolaylaştırılmıştır.  Bu insani zayıflıkların her biri bireysel gelişimi felce uğratmak için yeterlidir.  İnsanların eğilimlerine göre, istekleri yerine getirilerek, faaliyetlerine engel olunmuştur.  Sf.183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • …‘Özgürlük, eşitlik, kardeşlik’ sözcükleri, saflarımıza dünyanın her köşesinden birçok katılım sağladı.  Bayrağımızı büyük bir şevkle taşıyan tüm ordumuza ve bilinçsiz ajanlarımıza teşekkür ederiz.  Bu kelimeler her zaman,… Yahudi olmayan devletlerin tüm kurumlarını harap eden musibetler oldular. Sf. 183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi olmayanların, sözüm ona zeki bireyleri ve bilginleri bu sözlerin içindeki gerçek anlamları çıkaramadılar, … doğada hiçbir şeklide eşitlik olmadığını, hiçbir şekilde özgürlük olamayacağını, doğanın bizzat kendisinin zekayı, karakteri ve yeteneği farklı yarattığını görmediler.  Sf.182

    Bununla beraber hanedan yönetimleri her zaman bu fikirleri esas almıştır.  Zira baba, siyaset ile ilgili tüm bilgilerini oğluna aktarırdı. Bu sebeple hanedan mensubu olanlardan başkası bu bilgilere ulaşamaz ve bu nedenle ihanet edemezdi. Sf. 183

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 182, 183) kitabından birebir alınmıştır.

  • ..Yahudi olmayanlar, alkol yüzünden düşünme yetilerini kaybetmişlerdir.  Çocukları da klasizm ve ilk çağ ahlaksızlığı ile aralarına soktuğumuz özel ajanlarımız olan öğretmenler, hizmetçiler, zenginlerin evlerindeki mürebbiyeler, kâtipler ve Yahudi olmayanların sıkça gittikleri sefahat yerlerindeki kadınlarımız aracılığıyla zehirlenerek birer ahmak olarak yetiştirilmişlerdir. Sf. 181

    Tüm itaatsizliklerin ortadan kalkması için, merhametsiz olduğumuzu bilmek onlara yetecektir.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 181, 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Medeniyet, kitleler tarafından değil, yöneticiler tarafından ilerleyebilir.  Halk vahşidir ve eline geçen her türlü fırsatta bunu gösterir.  Halk hürriyeti ele geçirdiği anda, o hürriyet en çabuk şekilde vahşetin en üst derecesi olan anarşiye dönüşür. Sf. 180

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 180) kitabından birebir alınmıştır.  

  • Sonuç, yöntemleri haklı kılar.  Bu durumda, planlarımızı yaparken dikkatimizi, iyi ve ahlaka uygun olduğundan çok, gerekli ve faydalı olana çevirelim. Sf. 179

     Planlar ancak despot bir yönetici ile geniş, net ve ayrıntılı bir biçimde hazırlanabilir ve devlet mekanizmasının çeşitli bölümleri arasında dağıtılabilir.  Buradan zorunlu olarak çıkan sonuç şudur ki, herhangi bir ülke için tatminkâr bir hükümet şekli tektir.  O da sorumluluğun bir kişinin elinde toplanmasıdır.  Tavizsiz bir despotluk olmadan medeniyet olmaz.

     Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 179, 180) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hükmetmek isteyen kişi hem kurnaz hem de yapmacıklı olmalıdır.  Açık sözlülük ve dürüstlük gibi üstün insani nitelikler siyasette kusurdur.  Çünkü bunlar yönetimleri en güçlü düşmanlardan daha etkili ve kesin bir şekilde alaşağı ederler.  Bu nitelikler, Yahudi olmayanların yönetimlerine ait vasıflar olmalıdır.  Ve biz, katiyen bu vasıfları kendimize rehber edinmemeliyiz.

     Bizim hakkımız kuvvette yatar.   Sf. 178

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalabalığın bulduğu her türlü çözüm, ya tesadüfe, ya da politik sırlardan habersiz, gülünç bir takım çözümler ileri sürerek, yönetime nifak tohumları eken kalabalık çoğunluğa bağımlıdır.

     Siyasetin ahlak ile hiçbir ortak yönü yoktur.  Ahlaka uygun bir şeklide yöneten yönetici usta bir politikacı değildir.  Ve bu yüzden tahtı sallantıdadır.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eğer bir devlet kendini, kendi içindeki krizlerle tüketirse, ya da kendi içindeki ihtilaflar onu dış düşmanlar karşısında zayıflatırsa, telafi edilemeyecek kayıplara uğramış ve bizim hâkimiyetimiz altına girmiş demektir.  Tamamıyla bizim ellerimizde olan Sermaye Despotluğu, ona bir saman çöpü uzatır.  İster istemez bu çöpe sarılacaktır, aksi takdirde tamamen dibe vurur.  Sf. 177

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Özgürlük fikri gerçekleştirilmesi mümkün olmayan bir fikirdir.  Çünkü hiç kimse onu aşırıya kaçmadan nasıl kullanacağını bilmez. 

    Halkı düzensiz bir kalabalık haline getirmek için, belirli bir süre özerklik tanımak yeterlidir.  Bunu yaptığınız andan itibaren, aralarında çok kısa sürede sınıf çatışmalarına dönüşecek olan yıkıcı bir mücadele başlar.

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyan edeceğim şey, sistemimizin iki görüş noktasından hareket ettiğidir: kendimiz ve Yahudi olmayanlar.

    Dikkate alınması gereken bir nokta da, kötülük içgüdüleriyle dolu olan insanlarını sayısının, iyilerden çok daha fazla olmasıdır.  Bu yüzden onları yönetirken en iyi sonuçlar, soyut bilimsel tartışmalarla değil, şiddet ve yıldırma politikalarıyla elde edilir.

    Her insan iktidarı arzu eder ve eğer mümkün olsa herkes diktatör olmayı ister. Kendi refahını korumak uğruna, başkalarınınkini kurban etmeyecek insan gerçekten azdır.

    Otoritenin gevşeyen dizginleri, yaşamın bir kuralı olarak derhal bir başka el tarafından yakalanır ve bir araya getirilir.  Sf. 176

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 176, 177) kitabından birebir alınmıştır.

  • III. Protokol “Judaizm Sembolik Yılanı” sözüyle açılıyor. Sf. 171

    Sembolik yılanın rotası aşağıya çizilmiştir:  Yılanın ilk durağı, İ.Ö. 429’da Avrupa’da Perikles idaresindeki Yunanistan’dı. Yılan ilk olarak bu ulusun gücünü yiyerek başladı.  İkinci durak Augustus döneminde, yaklaşık olarak İ.Ö. 69’da Roma’ydı.  Üçüncü İ.S. 1552’ de V. Charles döneminde Madrid.  Dördüncü sırada, 1790’da, XVI. Louis döneminde Paris vardı.  Beşinci sırada 1814 yılında, Napolyon’un çöküşü sırasında Londra.  Altıncı olarak 1871 yılında Franco – Prusya Savaşı sonrasında Berlin vardı.  Yedinci sırada ise 1881 yılında St. Petersburg vardı.  Sf. 172

     Saldırgan Yahudi ırkının her zaman bir önceki şehri merkez olarak kullandığını iyi biliyoruz.  İstanbul, yılanın Kudüs’e dönmeden önce uğrayacağı en son durak olarak gösteriliyor.  Bu harita Türkiye’deki Jön Türk devriminden yıllarca önce çizildi. Sf. 173

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 131, 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ocak 1917’de Nilus, düzeltilmiş ve belgelenmiş olan ikinci baskıyı yayına hazırlamıştı.  Fakat kitap piyasaya çıkmadan, 1917 Martında devrim yapıldı ve Kerenski, Nilus’un kitabının tüm baskılarının imha edilmesini emretti.  1924 yılında Nilus, Kiev’de Çeka tarafından tutuklandı, hapsedildi ve işkenceye maruz kaldı.  Çıkarıldığı mahkemenin Yahudi başkanı ona bu muamelelerinin Protokolleri yayınlayarak, onlara tarif edilemeyecek zararlar verdiği için layık görüldüğünü söyledi.  Tahliye edildikten sonra bu defa Moskova’da yine Çeka ile yüz yüze geldi ve ev hapsinde tutuldu.  1926 Şubatında özgürlüğüne kavuştu ve 13 Ocak 1929’da sürgünde öldü.  Sf. 131

     Bilinen gerçeklerden çıkarılan ağırlıklı sonuç, Protokoller’in ilk kez 1897 yılında Basel’de, Modern Siyonizm’in babası sayılan Theodor Herzl başkanlığında yapılan Birinci Siyonist Kongresi’nde müzakere edildiğidir. Sf.168

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 131, 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1492 yılında, İspanya Başhaham’ı Chemor, merkezi İstanbul’da bulunan Grand Sanhedrin’e (Yahudi Parlamentosu) bir İspanyol kanununun kovulma tehdidi altındayken, tavsiye istemek üzere bir mektup yazdı.

     Aldığı cevap şöyleydi: (*)

     “Musa’nın yolundaki aziz kardeşim, katlanmak zorunda kaldığın talihsizlikleri ve endişelerini aktardığın mektubunu aldık.  Bu duyduklarınızın acısı içimize işledi.

     Büyük Baba ve Hahamın tavsiyeleri şunlar:

    1.İspanya Kralının seni Hıristiyan olmaya mecbur ettiğini yazdığına gelince, onun isteğini yap, aksi takdirde daha sonra istesen de yapamazsın.

    2.Mallarını yağma etme emrine gelince: evlatlarını tüccar yap, onlar da küçük küçük, Hıristiyanların mallarını yağmalasın.

    3.Canına kastetmek istemelerine gelince, evlatlarını doktor ve eczacı yap, onlar da Hristiyanların canlarını alsın.

    4. Sinagoglarını tahrip etmek istemelerine gelince, evlatlarını rahip ve kilise üyeleri yap, onlar da Hristiyanların kiliselerini tahrip etsinler.

    5. Şikâyet ettiğin birçok sıkıntı verici olaya gelince, evlatlarını avukat ve hukuk adamı olarak yetiştir ve onların devlet işlerini karıştırdıklarını ve Hristiyanları senin boyunduruğun altına sokarak, dünyaya egemen olmanı ve onlardan intikam almanı sağlamalarını izle.

     (*) Dipnotu:  Cevap, on altıncı yüzyılda yazılmış La Silva Curiosa adlı İspanyolca bir kitabın 156-157. sayfalarında basılı bir fotoğraf olarak ve altında şu açıklamayla bulundu: “Bu mektup Toledo arşivlerinde Salamanca Keşişi tarafından eski çağ İspanyol krallarına ait kayıtların araştırılması sırasında bulundu.”  Anlamlı ve dikkate değer bulduğum için buraya almak istedim. Sf. 128

     6. Sana verdiğimiz bu öğütlerden sapma, çünkü bunları yaparak, senin kadar utanç verici durumlara düştüklerini göreceksin ve gerçek güce ulaşacaksın.”

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 128, 129) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Geri kalanların hepsi aşağılık ve nefret edilenlerken, Yahudi ulusu Tanrı tarafından seçilmiş yegâne ulustur.”

     “Öteki ulusların tüm malları Yahudi halkının olacaktır ki, sonuçta hiçbir vicdan azabı duymadan el koyma yetkisi verilecektir.”

     “Bir Ortodoks Yahudi hiçbir zaman diğer uluslarla ya da insanlara karşı ahlaki prensipler içerisinde davranmak zorunda değildir.  Hatta tam tersi, genel olarak Yahudilere ya da kendisine bir menfaat sağlayacaksa daima ahlaka aykırı davranmalıdır.”

     “Bir Yahudi bir Goy’u (Goy murdar, ahlâksız, günahkâr demektir ve bu aşağılayıcı sıfat Yahudi olmayanlar için kullanılmıştır.) soymalıdır., hesap yaparken kandırmalıdır –ki o bunu anlamayacaktır- aksi taktirde Tanrı’yı utandırmış olur.”  (Schulchan Aruch: Chozsen Hamiszpat. 348.)

     “Yahudi’nin borçlu olduğu bir Goy ölürse ve varisleri bu borçtan haberdar değillerse, Yahudi borcu ödemek zorunda değildir.”  (Schulchan Aruch: Chozsen Hamiszpat.283,1.)

    “Nuh’un oğullarından birisi çeyrek lira dahi çalarsa ölümle cezalandırılmalıdır, fakat İsrailoğulları’na Goy’a zarar verme izni verilmelidir.  Kitapta yazan ‘Komşuna zarar vermemelisin’ Goy’a zarar vermemelisin anlamına gelmez.”  (Miszna, Sanhedryn, 57.)  Sf.119

     “Eğer birisinin, Yahudi’ye üç defa ihanet ettiğine şüphe yoksa ya da Yahudi’nin parasının Goylar’a geçmesine sebep olmuşsa yok edilmelidir.” Sf. 120

     “Eğer bir Goy bir başka Goy’u ya da bir Yahudi’yi öldürmüşse sorumludur, Fakat bir Yahudi bir Goy’u öldürmüşse sorumluluğu yoktur.  (Ibid,. VIII, 5.)

     Talmud’un yazarı bu iğrenç şekildeki ahlaksızca şifreleri yayınlayarak, kendi ulusunun yabancılarla mücadelesini daha da kolaylaştırmak için her türlü cürümü meşru kılıyor ve bunları, içeriğinin gizli kalması gerektiğini anlatarak kanunlaştırıyor.  Sf. 121

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 119 ile 121 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kol Nidre” bir Yahudi duasıdır ve ismini, bu ismi oluşturan kelimelerin açılımı olan “tüm yeminler” den alır.  Kaynağı Talmud’un tebliğleridir.  “Her kim ki, ettiği bütün yeminlerin ve içtiği bütün antların geçersiz olmasını dilerse, yılın başlangıcında şunu söylesin: Yıl boyunca edeceğim yeminler ve içeceğim antlar geçersiz olacaktır.” 

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dr. Levi; “Savaşlar, Yahudiler’in hasat zamanıdır.” diyen bir Yahudi’ydi.  Fakat hiçbir hasat sivil savaş kadar bereketli değildir.”  …  Ricardo; on dokuzuncu yüzyılda sisteme göre insanların eşit olduğu idealini ortaya koyan adam.  O da bir Yahudi’ydi.  Ve Ricardian, evrensel kapitalizmin müjdecisi.  …  Birçok Yahudi’nin neden doğal olarak komünist olduğunu açıklayan Weininger de -Yahudilerden nefret eden- bir Yahudi’ydi.  Komünizm yalnızca evrensel bir inanç değil, aynı zamanda gayrimenkul sahibi olmayı yadsıyan bir görüştür.  Özellikle toprak sahibi olmayı ve Yahudiler, evrensel olmaları nedeniyle, asla böyle bir şeye heves etmediler.  Onlar parayı tercih ederler.  Para güç sağlayan bir araçtır.  Komünistler güçleri, para olmaksızın yönetebilecekleri ve despotluklarının uygulayabilecekleri, yeterli seviyeye gelince parayı ortadan kaldıracaklarını iddia ediyorlar.  Nitekim Yahudi komünisti ve açık düşmanı sermayedar Yahudi’yi aynı dürtü kışkırtıyor. Sf. 67, 68  

    “Yahudi” Dr. Levy’nin verdiği yanıt şöyle:  …  Ulusal milliyetçi fanatizm de, en az Bolşevik coşku ve finansal zulüm kadar Yahudi kaynaklıdır. Sf. 70  …  Sadece bir şaka gibi görünüyor, fakat arkasında çok önemli bir gerçek gizleniyor.  Bu da, günümüzdeki her türlü fikir ve hareketin Yahudi kökenli olduğu…

    Alıntı; Siyon Liderlerinin Protokolleri – Sergius Nilus, Ç: İsmail Tulçalı – (Nokkitap 1. Baskı Temmuz 2004 – Sf. 67 ile 71 arası) kitabından birebir alınmıştır.