Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 3. Celse Hafidir (Gizlidir).

    Sevr Muahedenamesi (Antlaşması) Hakkında, İstanbul’da Tevfik Paşa’ya Çekilen Telgraf;

    Mehmet Akif Bey (Ersoy) (Burdur);  “Sadi; Şarkın en hâkim şairi Sadi der ki : «İnsan daima doğru söylemelidir. Her söylediği doğru olmalıdır. Fakat her doğruyu her vakit söylememelidir.” Bendeniz o telgraf müsveddesinde bugün söylenilmesi muvafık olmayacak birçok hakikatler gördüm. İcap eden yerlerde gayet şedit bir lisanla ifade edilmiş…”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 3 Hafidir. Sf. 147 ile 153 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Müdafai Milliye Bütçesi Çerçevesinde Askerlik Şubelerinin Durumu Görüşülüyor.

    (Askerlik Şubelerinin bütçesi olarak Hükûmet 252.600 lira teklif etmiş, Encümen 136.820 lira vermiş.)

    Hamdi Namık Bey (İzmit); “… cümlemizin malumudur ki ahzı asker (asker alımı) şubeleri bir suiistimalât (kötüye kullanımlar) ocağı olmaktan başka bir şey değildir. Memleketi ahlaksızlığa ve irtikâba (rüşvet almaya) sevk eden yegâne bir dairedir. … bir nüfus memuruna mülki amir soru sorabilir, fakat ahzı asker şubeleri reislerine değil azil ve işten el çektirmek hatta sual sormağa bile salâhiyeti yoktur…. Bu şubelerin lağvını (ortadan kaldırılmasını) teklif ediyorum.” Sf.152

    Oylamaya konuluyor, red ediliyor.

    Hamdi Namık Bey; “-.. tayini esami ile (isim okuyarak) reye koyunuz. .. Memleketin başına musallat olan bu belayı kaldırınız!” (Reis, Red edildi diyor.) (Göz göre göre bunu yutmayız sesleri)

    Tahsin Bey (Aydın) ;”Zulüm ve irtikâp (rüşvet) isteyenlerle istemeyenlerin meydana çıkması için tayini esami ile olsun.” (1) Sf.154

    Hâriciye Vekili Bekir Sami Bey’in Londra’ya Görevli Gitmesi Nedeni İle Yeni Vekil Olarak Muhtar Bey Seçiliyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 152 ile 154 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Reis bu teklif daha önce reddedildiği için senesi dolmadan teklif edilemez diyor. Oysa ilk teklif askerlik şubelerinin lağv edilmesi, ikinci teklif ise ödeneklerinin tamamen kesilmesi ile ilgili. Reis punduna getirip reddettiriyor.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Diyarbekir Mebusu Kadir Bey’den Soru Önergesi: “Mahkemede Devam Eden Davalarda Kumandanların Cezalandırma Yapmasına Kim Yetki Verdi.” Diyor.

    “-Adliyede rüyet edilmekte olan (görüşülmekte olan) davalar için cephe kumandanlarının müdahalesi, nef’i (sürgün) ve teb’ide (terbiye etmeye) teşebbüsü hangi maddei kanuniye ile vazife ve salahiyetleri dâhilinde olduğunun Müdafai Milliye vekiline sual olunmasını teklif ederim.”

    (Mazhar Müfit Bey bu konuda somut örnek veriyor; “Elaziz’li Hacı Kaya’nın kardeşini Elcezire (Osmaniye) Kumandanı sürgün etmiş, konu da mahkemelikmiş.” diyor. Başbakan Fevzi Paşa, bakarız diyor.) Sf.148

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 147 ile 155 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Milli Aşireti İsyanı ve Aşiret Mallarının Yağmalanması Görüşülüyor.

    (Diyarbakır Mebusu Kadri Ahmet Bey’in önergesi. “Milli Aşiretinin isyanının bastırılmasından sonra alınan mallar ne oldu?” Diyor.)

    Fevzi Paşa (Heyeti Vekile Reisi, Başbakan) (Kozan); “- ..Milli Aşireti Reisi İbrahim Paşa İsyanı üzerine vuku bulan tedibatta (edeplendirme hareketinde, terbiye etme cezalandırma hareketinde) umum Milli Aşireti emval (mallar) ve ganaiminin (ganimetlerinin) yağma edilerek onun bunun elinde kaldığını bu kere memleketime mezun (izinli) gittiğim zaman anladım…. bir takım emvalin gerek bize muavin (yardımcı)  olan aşair (aşiretler) eline geçmesi, gerekse kıtaat (askeri birlikler) tarafından elde edilmiş olması muhtemeldir.”

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Refet Paşa’ya Demircili Mehmet Efe’nin Mallarını Ne yaptığı Soruluyor:

    Maliye Vekili Ferit Bey; “-… Refet Paşa Hazretleri’ne bir telgraf çektim dedim ki; Ne aldınızsa bana bildirin. O cevaben dedi ki; Aldığımız elli bin liradır ve o elli bin lirayı da harekât esnasında sarf ettim. … sonra kasanın Refet Paşa tarafından (Tam burada Reis Maliye Vekilinin sözünü kesiyor)

    Reis ; “Ferid Bey burada kalsın beş dakika teneffüs” Sf.147

    2. Celse; Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Reis; “Celse küşat edildi (toplandı). Söz Maliye Vekili Ferid Bey’in.”

    Ferit Bey (Çorum); “-Riyaset Odasında.”

    (Maliye Bakanı Ferit Bey Mustafa Kemal’in yanında)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Gökbayrak Taburu Meselesi Görüşülüyor.

    (Fevzi Paşa çok yararlılıkları oldu ancak halktan zorla yardım topluyorlar. İlgilenmeye devam ediyoruz diyor.)

    Heyeti Vekile Başkanı Fevzi Paşa (Kozan); “..Yunan tebliği resmilerinde (resmi yazılarında) sarahaten (açıklıkla) beyan ediliyor ki, İnönü’de biz muharebe ederken (savaşırken) gerilerimizde bulunan çetelerin vaki olan (gerçekleşen) taarruzatı (saldırısı) bizi geri çekilmeye mecbur ediyordu. Bu tabur nizami bir Alay’a dönüştürülmüştür.” (1) Sf.144

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 147 ile 155 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Gökbayrak Taburu Çerkez Ethem’in sosyalist birliği. Kuvayı Seyyare bazen de Kuvayı Milliye olarak adlandırıldı.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Adana Cephesine Yardım Yapılması Konusu Görüşülüyor.        

    İsmail Safa Bey (Mersin); “-..Adana cephesiyle Hükümetin alakası şimdiye kadar maalesef az olmuştur ve zannederim ki askeri bütçenin oraya hiç alakası yoktur, veyahut pek azdır. … Oraya tahsis edilen elbise mateessüf (esef ederim ki, üzülerek belirteyim ki), daha gözü açık olan ve yol üzerinde, güzergâhta bulunan kumandanlar tarafından alınmıştır. Sf.142 … O cephe maaş da almıyor.” Sf.144

    Fevzi Paşa ve Savuma Bakanı haklı buluyor, bu şikâyeti dikkate alacaklarını vadediyorlar.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8 Şubat 1920 (1337) tarihinde 147. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Tunalı Hilmi Bey’in, Teşkilâtı Esasiye Kanununun İngilizce, Almanca ve Fransızca Yayınlanmasına Dair Takriri (önergesi) Kabul Edildi.  Sf.132

    Fevzi Paşa İmzalı Heyeti Vekile Tezkeresi Kabul Edildi Ayıntap Gaziayıntap Oldu. Sf.132

    Heyeti Vekîle’nin Görevini Belirten Kanunun Özel Encümeni’ne Seçim Yapıldı

    (Encümeni Mahsusa Heyetinin çoğu yurtdışında olduğundan yeni üyeler seçildi. En fazla oy alanlar; 1- Hüseyin Avni Bey 2- Bursa Mebusu Emin Bey 3- Canik Mebusu Nafiz Bey 4- Çorum Mebusu Fuat Bey) Sf.133

    Müdafai Milliye Bütçesi Görüşmeleri; (Tekâlifi Milliye tartışılıyor) (1)

    Tahsin Bey (Aydın); (Önce ordumuzu bu mükemmel hale getiren Fevzi Paşa’ya teşekkür ederim diyor. Askerler vatandaşın arabasına, odununa vs. zorla el koyuyor diyor.) “- ..birgün Paşa Hazretlerinin ikametgâhı önünden koşu mahalline ayrılan yoldan gidiyordum. Yine süvari bir asker bir arabacıyı önüne katmış kırbaçlayıp gidiyor. Bu adamların… Kemal Paşa Hazretlerine de hürmetleri yok.” (Bir askeri de ağır yük götürürken gördüğünü söylüyor ve ekliyor:) “-.. biliyorsunuz ki bizde efrat (erat, rütbesiz askerler) yüzde on fıtık illeti ile maluldür (hastalıklıdır).”

    (Hüseyin Avni Bey, Erzurum’da Şark cephesinde Tekâlif-i Harbiye,. yani harp vergisi uygulaması, zorla elinden alma şeklinde yapılmış, vatandaşın parası verilmemiş, Fevzi Paşa ben kefilim verilecek diyor.) Sf.139

    Tunalı Hilmi Bey; “-Neferlerin zabitan maiyetinde (subayların emrinde) hizmetçilikle izzeti nefislerini büsbütün alçaltıyorlar. Ahali adam olsun da kendisini ezdirmesin, bunu böyle kolayca söylemek nerde. (Askerlere ilk talimlerinde hizmetçilik aleyhine bilgi verilsin diyor.)

    (Anarşist mi yapıyorsun sesleri.)

    (Tunalı Hilmi teklifini geri almak zorunda kalıyor.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 147, Celse: 1, – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996); Tekâlif; Osmanlı da bir tür vergi, ne amaçla alınırsa o amaca harcanma ve işin bitiminde de vatandaşa iade edilme şartı var.

  • 7 Şubat 1920 (1337) tarihinde 146. İçtima 1. ve 3. Celse Hafidir (Gizlidir), Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    1920 Bütçesi Görüşülüyor.

    1. ve 3. Hafi celseler hakkında hiçbir malumat (veri) yok.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 146, Celse: 1. ve 3. Celseler Gizlidir, – Sf. 102 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Şubat 1920 (1337) tarihinde 145. İçtima 3. Celse Hafidir (Gizlidir):

    Londra Konferansına Gidecek Heyet İle İlgili Görüşmeler;

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “… Bundan dolayı sulh muamelatı (barış işlemleri) için gönderilecek heyetin doğrudan doğruya Meclis’ten intihabını (seçilmesini) arz etmiştim. Şimdi Hükümet bir liste veriyor ki, bazı arkadaşlarımızın – Hüsrev Beyin de buyurduğu veçhile (söylediği gibi) – kanaatlerinin hilâfında (karşısında) olarak, kendilerini heyeti murahhasa meyanında (delege heyeti içerisinde) gösteriyor. Gerek Mahmut Esat Bey; gerek Yunus Nadi Bey bunda mahzuru siyasî (siyasi sakınca) olduğunu dermeyan ettikten (açıkladıktan) sonra kanaatlerinin hilâfında olarak şimdi Hükümetin bunları namzet (aday) göstermesindeki manayı bendeniz anlayamadım. … Heyeti İcraiye’nin (hükümetin) murahhasları (delegeleri) intihaba salâhiyetleri (seçmeye yetkileri) yoktur.

    4.Celse Başlangıcı Hafidir;  

    Londra Konferansına gidecek heyet tartışılmaya devam ediliyor;

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “…  Türkiye Büyük Millet Meclisi memleketin bir karış müstakil (bağımsız) toprağı kalsa bile onun üzerinde yine istiklâl davasını idameye (yaşatmaya) azmetmişlerdir. Binaenaleyh İstanbul’da tamamen bizimle hemkanaat (aynı görüşte) olanların mevcudiyetini zannetmek maatteessüf (üzgünüm ama) doğru değildir. 

    Salih Efendi (Erzurum) Bir kaç gün evvel Zâtı Devletleri bir müzakerede söylemiştiniz ki, umum düveli mutelife (bütün itilaf devletleri) hariciye nezaretlerine Anadolu’da bir Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül etmiştir diye yazdık. 15 günden beri İstanbul… konferansa adam isteniyor… istenmiyor. Acaba ihmal buyurup da oraya yazmadınız mı ki, sulh konferansına adam göndereceğiz veya gönderilecektir?

    Mustafa Kemal Paşa Hazretleri (Devamla) — Bütün bu noktai nazarları tatmin edecek işler yapılmıştır efendim.

    4.Celse açık celseye geçildi: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    İzin Tezkeresi.

    Mustafa Kemal imzalı bir hükümet tezkeresi ile Adana Mebusu Zeki Bey’e yurtdışı görevi için izin isteniyor. Sf.101

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 145, Celse: 3 ve 4 Gizli Celseler, – Sf. 81 ile 101 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 5 Şubat 1920 (1337) tarihinde 145. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey 

    Frenginin Men’i Hakkındaki Kanun

    Kanun kabul edildi, bir ek madde konularak, bel soğukluğu hastalığı da bu kapsama alınsın diye, reddedildi. Sf.89

    2.Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Tedariki Nakliye Kanunu Görüşülüyor.

    (Hüseyin Avni Bey’in teklif ettiği bir kanun.) Sf.100

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 145, Celse: 1, – Sf. 81 ile 101 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 4 Şubat 1920 (1337) tarihinde 144. İçtima Hafidir (Gizlidir) ?. Celse,

    (İki Celse yapılmış, arada 1920 yılı bütçe görüşmeleri da yapılmış)

    Londra Konferansına Gidecek Sulh Murahhas Heyeti Hakkında Heyeti Vekile Tezkeresi

    Fevzi Paşa (Müdafai Milliye Vekili) (Kozan); “…  Bekir Sami Bey, Yusuf İzzet Paşa, Muhtar Bey, Cami Bey, Nafıa Müsteşarı sabıkı Muhtar Bey, Muvaffak Bey, Adanalı Niyazi Bey, Düyunu Umumiye Müfettişi Rıza Bey, Münir Bey, İzmir Mebusu Mahmud Esat Bey.“ 

    (Çok uzun ve ayrıntılı görüşmeler var.)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima Hafidir (Gizlidir); 144, Celse: ?, – Sf. 72 ile 80 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Şubat 1920 (1337) tarihinde 143. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Nahcivan’dan Gelen Mektup Okunuyor  (Erzurum’dan çekilmiş bir telgraf var, çok duygulu.)

                “BMM Riyaseti Celile’sine;

    (Ermeni zulmünden bahsediyorlar, Şark hareketi bizi çok rahatlattı diyorlar.) “-..  ama, Azerbaycan’ın bizleri Ermenilere hediye ettiği sözü çıktı. .. Biz neyiz? Satılık mal gibi başka bir millete hediye olur mu? … Hani ya komünizmde milletler kendi mukadderatlarına (geleceklerine) sahip olacaklardı? … Sözleri mi doğrudur, özleri mi? ..Paşa Hazretleri muhatabım siz değil Büyük Millet Meclisidir. Bunca kanlar ve kurbanlardan sonra, bizi sizde mi Ermeni yapmak istiyorsunuz?

    (Cevabınızı gözyaşlarımızla bekliyoruz diye bitiyor.) Sf. 62

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 143, Celse: 1, – Sf. 38 ile 71 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 3 Şubat 1920 (1337) tarihinde 143. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Heyeti Vekîle’nin Görev ve Yetkilerini Belirleyen Kanun Yapmak İçin Encümen Seçimi Yapıldı. Sf.69

    2.Celse. Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Muallimlerin (Öğretmenlerin) Askerlikten Tecili Hakkında Kanun;

    (2. Madde görüşüldü, Meclisin hoca mebusları her caminin imam, müezzin vs. görevlilerini de mu maddeye dâhil etmek istiyorlar.) Sf.71

    3.Celse Hafidir (Gizlidir); Hiçbir bilgi yok.

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 143, Celse: 1, – Sf. 38 ile 71 arası) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Kemal Paşa dış siyaset ile ilgili açıklama yapıyor:

    Mustafa Kemal Paşa (Ankara); “…  Evvelâ burada harice ifşası (açıklanması) menafii millet (millet menfaatleri) ve memleketimiz için gayet muzır (zararlı) olan birçok şeyleri daha bir kaç gün evvel buraya avdet etmiş (dönmüş) bulunan Hariciye Vekilimiz Bekir Sami Bey’e Moskova Rus Umuru Hariciye Komiseri Çiçerin aynen söylemiştir. Binaenaleyh, işte bu ihbarat (ihbarlar) maatteessüf içimizden çıkabiliyor ve nasıl bir kanal ile oraya gidebiliyor? Yine mevsuk (vesikalı, belgeli) istihbaratımız vardır ki celsei hafiyelerimiz (gizli oturumlarımız) muntazam (düzenli) raporlarla İstanbul’da İngilizlere tevdi edilmektedir (verilmektedir). ..  Binaenaleyh, teklifim dünkü söylediğim sözleri daha açık ve katî ifadelerle tavzih etmek (açıklamak) için ufak bir heyet, on beş kişilik, intihap ederseniz (seçerseniz) muvafık (uygun) olur kanaatindeyim.

    Dr. Adnan Bey (Dâhiliye Vekili) (İstanbul); “Efendim Halk İştirakiyyun Fırkasının (TKP’nin) muhtelif yerlerde şubeler teşkil ettiklerini tabiî memurlarımız olan mutasarrıflar, valiler haber veriyorlar. Bunlar arasında da memur bulunanlara derhal mani olunmasıdır. Yalnız bunlardan maada (başka) asıl muzır (zararlı) ve hafi (gizli) olarak teşkilât olduğunu ve bu teşkilâtın başında bir zatın bulunduğunu istihbar ettik (haber aldık) ve bu adamı tevkif ettirdik (tutukladık) ki bunun doğrudan doğruya Mustafa Suphi ile alâkası olduğunu haber aldık. Muhaberatını tuttuk ve kendisini tevkif ettik.

    Memduh Bey (Sivas); “… Malûmu âliniz, vaktiyle Meclisimizde bir Halk Zümresi (Bolşevik, kollektivist bir gurup) vardı ve zannediyorum ki bu Halk Zümresi de reisi muhteremimizin arzusu ile olmuş, harice karşı bir siyaset takibi için yapılmıştı. Bendeniz intisap etmiştim (katılmıştım). ..  heyeti faale azasından (bu heyetin faal üyelerinden) bir zat da, demin ismi okunan Nâzım Bey ve biri de Şeyh Servet Efendidir. .. Bir vakit geldi ki bizim Şeyh Servet Efendi bize günde filân yere geliniz, dedi. Bendeniz, bir de Karesi Mebusu Basri Bey, bir de Şükrü Beyefendi ki Mehmed Şükrü Bey de müessislerdendir (kurucularındandır).”

    İstiklâl Mahkemesi’nin bu evrakı, incelenmek üzere şubeye gidiyor.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 45 ile 51 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Bekir Sami Bey Rusya’dan dönmüş, Ruslarla anlaşmaya varmışlar, Sovyetler ülkelerinin dışında komünizme destek olmayacaklar, önce Çerkez Ethem ve Yeşil Ordu’su, sonra Mustafa Suphi şimdi de TKP ve nazım Bey var sırada.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi.

    3.Celse Hafidir (gizlidir)

    Tokat Mebusu Nâzım Beyin masuniyeti teşriiyesinin ref’ine (yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına) dair Ankara İstiklâl Mahkemesi Riyaseti tezkeresi.

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 3 Gizli Celse, – Sf. 45 ile 51 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 2.Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    1920 Bütçesi görüşülüyor, geçen yılın bütçesi

    Vehbi Bey (Karesi); “-..Maliye Vekili beyefendiden soruyorum, kürrei arz (dünya) üzerinde aşar namıyla ve bizim tarzda eğer bir vergi mevcut ise çıksın burada dermeyan etsin (açıklasın).” 

    Maliye Vekili Ferit Bey; “-Çin’de ve Hindi Çini de.” Sf. 51

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1 Şubat 1920 (1337) tarihinde 142. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Hariciye Vekili Bekir Sami Bey’in Beyanatı

    Hariciye Vekili Bekir Sami Bey (Amasya) (1) ; “-…Dönüşümüzde, Batum’da, Fransız, İngiliz, Amerika, İtalya kruvazörleri hazır olduğu halde, bir Gürcü taburu, benim hakkımda değil, heyeti muhteremenizin (saygıdeğer heyetimizin) hakkında rasimei selamı (Resmi selamlamayı) ifa ettiler (yaptılar). İtalyan vapuruna Osmanlı bayrağı çekildi ve ben de sayenizde kemali istirahat ve emnü (emin olarak) afiyetle Samsun’a geldim.” (sürekli alkışlar) Sf. 38, 39

    Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 142, Celse: 1, – Sf. 38, 39) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1996): Bekir Sami Bey, Çerkez asıllı hatta Çerkez Milliyetçisi. Rusya’ya görevli gidilirken gizlene gizlene gittik diyor. Hasta ve yorgun olduğundan açıklamasını sonra yapacak. Ve çok ilginç bir şey anlatıyor. Bütün düşmanlarımız kendisine ve heyetimize saygılı davranmış.

  • 31 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 141. İçtima 1. Celse, Reisi Evvel Celalettin Arif Bey.

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Amasya Mebusu Ragıp Bey Ve Arkadaşlarının Takriri Yani Önergesi:

    (Mustafa Kemal Paşa bu görüşmeleri okutmak istemiyor. Hüseyin Avni Bey kürsüye çıkıyor.) 

    Mustafa Kemal Paşa; “-…Meclisle Heyeti Vekile arasında, her noktada itimadı tam (tam bir güven) olduğunu bütün düşmanlarımıza bildirmekte müttehit olalım (birlik olalım) . Bunu ihlal edersek herhangi bir fikrin her ne şekil ve suretle olursa olsun intişarını (yayınını), bugün için manafii mülke (ülke yararına) ve memlekete muzır (zararlı) görürüm. (şüphesiz sesleri, hacet yok, takrir okunmasın sadaları) . Ondan sonra arzu ederseniz okutturursunuz.” (okunsun sadaları)

    Hüseyin Avni; “-Takrirde acaba ne var?”

    Yahya Galip (Kırşehir); “-Kim bilir ne münasebetsiz (uygunsuz, gereksiz) şeyler!”

    Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “-Efendiler! Münasebetsiz şeyi Mebus vermez. (gürültüler) Senin kadar onun da aklı vardır. Benim de imzam var o takrirde. Görmeden, okumadan münasebetsizdir demek nedir? Sizin kadar da biz de salâhiyettarız (yetkiliyiz) .  … Paşa Hazretleri ilk evvela kendileri vuku bulan müracaatı reddetti, dedi ki, burada Kemal Paşa yoktur, burada TBMM Reisi vardır. … Demek ki müracaat doğrudan doğruya BMM’nedir. ... Takrir (önerge) okunmasın ne demektir? Yazılmış bir takrir neden okunmasın?    Benden yüksek salahiyet, yüksek akıl iddia etmek kimsenin hakkı değildir.     …Büyük Millet Meclisi’ne vaki olan müracaatta, ilk evvela Hükûmet BMM’ni içtima ettirecekti yarı gecede. Biz müstemirren (kesintisiz olarak) geceli gündüzlü burada hazırız. (gürültüler)  .. Tevfik Paşa’ya vuku bulan müracaatta; heyeti toplar, müzakere eder (görüşür) cevabını veririz demişti.  İstanbul’da bizi yirmi dört saat bekleye idi. .. Ben zatı şahaneye tahsisatı seniyenizi takdim edeceğiz. Bunu söylemeyi münasip (uygun) görmedim. … Efendiler, verilmiş şeyin, cevabın yanlış olduğunu iddia ediyorum. (şiddetli gürültüler)

    Mustafa Kemal Paşa (Çok sinirleniyor ve kaba konuşuyor. 1996) “-.. Dün evvelki gün neye söylemedin? Bunları izah etmedin Efendi!”

    Hüseyin Avni; “-.. Beş altı arkadaşa bu kadar vasi (geniş) salahiyet verilmiş değildir. … Niye bağırıyorsunuz? .. Benim de sizin kadar akıl ve hakkım vardır.”          

    İhsan Bey (Cebelibereket); “-Erzurum’dan geldikten sonra çok akıllı oldunuz! Evvelce böyle değildiniz!”

    Hüseyin Avni: “-Ben hâkim’im efendi!”

    Muhittin Baha Bey; “-Saray hâkimisin!”

    İhsan Bey (Devamla); “-Muvaffak (başarılı) olmayacaksınız zamirinizi (gizli niyetinizi) ortaya koymaya.”

    Hüseyin Avni; “-Efendi! Ben Kuvayı Milliye’nin temeliyim. Gözünü aç efendi! Ben hiçbir isnat (atılı suç) kabul etmem. BMM’nin gayesinden başka bir şeyi kabul eden alçak ve lanetleme olsun!  …Vaki olacak muhaberattan (haberleşmelerden) benim haberim olmalıdır diyorum!” (gürültüler)

    Hamdi Namık Bey; “-Muhaberattan haberdar etmiyorlar mı?” 

    Hüseyin Avni; “Neticei mukarrerat (kararların sonucu) tebliğ olunuyor.  … Meclisi Âli’nin reyinin inzimamını (eklenmesini) istiyorum. Buna razı değil misiniz? (gürültüler) ben böyle istiyorum, siz istemezseniz pekâlâ başka, istemeyin.”

    Fuat Bey (Çorum) “- İn aşağı haydi! İstemiyoruz.”

    Mustafa Kemal Paşa; ” Efendiler! Bu son söz üzerine Meclisi Âli’nize gayet acı bir hakikati söylemek mecburiyetindeyim.” (1) “İçinizde sizin hafiye (casus) vardır! Efendiler! En gizli celsenizde cereyan eden hayatı millet ve memlekete müteallik (millet ve memleket hayatına taalluk eden, dayanan) en gizli noktalar ecanibe (ecnebilere, yabancılara) raporla verilmiştir. (gürültüler, kahrolsun sesleri) Binaenaleyh bu memleket (gürültüler) beyhude (boş) yere vaziyeti ığlak etmeyiniz (durumu üstü kapalı geçmeyiniz).  … Efendiler! Bu takrire vazı imza edenler içinde hafiye vardır.” (şiddetli gürültüler) (Kimdir? Söyleyiniz! Rica ederiz sesleri, kahrolsun, lanet olsun sesleri)        …

    Yahya Galip Bey (Kırşehir) “-… öyle zamanlarda böyle bir takrir vermeyi, ben hiçbir zaman hüsnüniyetle kabili tevfik (iyi niyete uygun) göremem. (Bravo sesleri)  .. nasıl olur da içimizde bazı efendiler ecnebi parası alırda millete hıyanet eder. Bu alçaklıktır, onlar buradan çıkmalı …. Bolşeviklerden para almışlar.”

    Bir Mebus  “Kim?”

    Yahya Galip Bey (Kırşehir); “Bolşevik olanlar hep almış! Bolşevik olan herifler meydanda işte. Ecnebi parası almışlar.”

    Muhittin Baha Bey; “-…diyorlar ki BMM haberdar olmadıkça İstanbul’la muhavere (haberleşme) edilmesin. İşte takririn müeddası (iddia ettiği şey) bu.”

    Hüseyin Avni Bey; “Ne var bunda

    Muhittin Baha Bey; “- … memleketin menafii âliyesine  (yüce menfaatlerine), yüzde bir ihtimal ile bir hakikatin söylenmesi muzır (zararlı) olursa o hakikat söylenmez….”

    Ziya Hurşit Bey (Lazistan); “-O halde bizim burada ne işimiz kalıyor?”

    Hüseyin Avni Bey; “-Rica ederiz! … daha buraya niye geliyoruz?”

    Muhittin Baha Bey; “-Heyeti Vekile İstanbul’a demiş ki biz sizi tanımıyoruz. Siz bunu kabul ediyor musunuz?”

    Hüseyin Avni; “Ediyoruz!”

    Muhittin Baha; “- ..Meclis’in dikkatine arz edilen bu kararı bir takrirle neden zayıflatmak istiyorsunuz?”

    Hüseyin Avni; “-Hiç kudretten düşmez, artar, millet yapıyor Meclis yapıyor derler.”

    Muhittin Baha Bey; “-Heyeti Vekile burada okudu ve siz kabul ettiniz. Fakat efendiler o zaman sesinizi çıkartmadınız. …”

    Hüseyin Avni; “Alkışladık! Biz alkışladık, kıymetini arttırdık, biz arttırdık. Gözünüzü açın!”

    Muhittin Baha Bey; “-Yapamadığınız veyahut hazırlanamadığınız için.” 

    Hüseyin Avni; “Teessüf ederim (üzüntülerimi iletirim) size. Namusum üzerine söz söyleyenler namussuzdur!”

    Salih Efendi (Erzurum); “-Muhittin sus! Hüseyin otur! Namus kelimesi üzerine söz söylenmez. Sonra tabanca patlar!”

    Hüseyin Avni; “-Heyeti Umumiye’nin (tüm meclisin) namusu muhkemdir (sağlamdır). Gözünü aç! Ben bir teşkilatla iktifa etmiş (yetinmiş) değil, ben Kuvayı Milliye’nin temeliyim! Sen uyurken benim bayrağım parlıyordu. Benim gayem hâsıl olmuştur (amacıma ulaştım).”

    Muhittin Baha Bey; “Bırak Salih Efendi! Hakaret reddolunur, muhayyerdir! (seçmece, beğenmece, hayırhah)” (şiddetli gürültüler)

    Hüseyin Avni; “-Ben şerefim ile yaşar bir insanım! Ben Hüseyin Avni’yim! (Gürültüler) Ben BMM’nin azasıyım! Şahsiyat (kişiselleştirme) kabul etmem.” Sf. 25        

    Celalettin Arif Bey celseyi tatil ediyor.

    2. Celse: Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey

    Neşet Bey (Kangırı, Çankırı); “-Paşa hazretleri! .. buyurdunuz ki, bu Meclis’te hafiye vardır. … rica ederim, kimse o hafiye meydana çıksın. O şaibeden kurtulalım.” (Celsei hafiyede olsun sesleri)

    Hüseyin Avni; “Celsei hafiyeye (gizli celseye) lüzum yok. Aleni olsun herkes meydana çıksın!”

    Mustafa Kemal Paşa; (2) “-.. zannederim bununla iktifa edilmek (yetinmek) bu dakika için daha muvafıktır (uygundur). Hiç şüphe yok ki yakın zamanda bu Meclisi Âlimizce malum olacaktır. .. bugün bir isim, iki isim söyleyebilirim. Fakat bunu söylemekle teşvişi muamelat edeceğimize (işlemleri karıştıracağımıza) ihtimal vardır. Hiç şüphe yok ki; bunlar nasılsa Heyeti Âliye’niz ile temasta bulunan kimselerdi.”

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Amasya Mebusu Ragıp Bey ve Arkadaşlarının Takriri Okunuyor:

    (İstanbul ile yapılan görüşmelerin, mecliste oluşturulacak bir encümence (komisyon tarafından) yapılmasını istiyorlar. Takriri imzalayanlar Meclis’in demokrat ve ilerici mebusları: Amasya Mebusu M. Ragıp Bey, Tokat Mebusu Nazım Bey, Mersin Mebusu Selahattin Bey, Kangırı Mebusu Neşet Bey, Genç Mebusu Celal Bey, Erzurum Mebusu Hüseyin Avni Bey, Erzurum Asım Bey, Karahisarısahip Mebusu Mehmet Şükrü Bey, Genç Mebusu Fikri Faik Bey, Kangırı Behçet Bey, Malatya Mebusu Fevzi Bey, İçel Mebusu Naim Bey, Kastamonu Hüseyin Sabri, Yozgat İsmail Fazıl Paşa, Konya Mebusu Kâzım 1996)  Sf. 26

    Selahattin Bey (Mersin); “-..Gayet açık söylüyorum efendiler; ben bu memleketin kırk iki yaşına gelmiş, nüfuz ve haysiyetiyle yaşamış bir adamıyım… tecavüz edilmiştir Efendim, vazıülimza olanlar (imza sahibi olanlar) meyanında (içinde) hafiye vardır denilmiştir. … Hükümet Reisi buyurdular ki, bu Meclis’e emniyet edilemiyor, hafiye vardır. İşte Efendiler! Bu, Meclis’in şeref ve haysiyeti için mühim bir noktadır. … Bu kürsü söz söylemek ve hakkı müdafaa etmek içindir. Hükümet ittihazı karar ederken (bir karar oluştururken) Meclis’i daima haberdar etsin demek cürüm müdür (suç mudur)? Kabahat midir, kusur mudur?”

    Yahya Galip Bey; “-Bugün için muzırdır.”

    Selahattin Bey; “-Bir daha bu Mecliste bir yere imzamı atamayacağım, korkuyorum!” ….

    Hamdullah Suphi Bey; “-..murakabe etmezseniz (denetlemezseniz) muti (itaatli) ve münkatı (kesilmiş, son bulmuş) bir heyet halinde görünürseniz, şerefimiz ve şerefiniz yoktur. (alkışlar, bravo sesleri)

    Mazhar Müfit Bey (Hakkari); “- ..Evvela bu meclisin bir şeref ve haysiyeti vardır. … buna tahammül edilemez .. bu hafiye tahkikatı (araştırması) ikmal edilinceye kadar bendeniz bu kürsüye çıkıp da söz söylemeyeceğim.”

    Hüseyin Avni; “- …bizim hükümete itimadımız vardır ….Böyle hayati bir meselede, yaptıktan sonra söyleyeceğine, yapmazdan evvel söylesin diyoruz. Bunda tefrikaya (ayrılığa) delalet eder, hafiyeliğe delalet eder ne var?…Başta Paşa Hazretleri olmak üzere beni herkes bilir. Ben namuskârane bu gaye arkasında çalışırım.”      

      İhsan Bey (Cebelibereket); “-Maksadın hükümete geçmektir. Valilik almadığın için yapıyorsun.” (3)

    Hüseyin Avni Bey; “-Onu size reddederim. Vali olmak, Hükümete geçmek BMM’nin azalığından büyük değildir. Mebusluk Vekillikten daha büyüktür. Vali olmak tenezzüldür (aşağı inmektir) Efendiler bu söz kendi mevkiini bilemeyen, takdir edemeyen adamın ağzından çıkmıştır. Ben öyle şeyler kabul etmem, namussuzum böyle bir şey arzu etmiş isem!”  

    Başbakan Fevzi Paşa hükümeti için güvenoyu istedi, Meclis güvenoyunu verdi.

    Sadrazam Tevfik Paşa İle Olan Görüşmelerin Bir Encümence Yapılması Hakkında Ragıp Bey ve Arkadaşlarının Takriri Görüşülmeye Devam Ediyor.

    (Mersin Mebusu Selahattin Bey, Kemal Paşa’nın hafiye iftirası konusunda bir takrir veriyor.)

                “Riyaseti Celile’ye,

      BMM azayı kiramı meyanında (üyeleri arasında), hükümetçe malum bazı hafiyeler (casuslar, gizli adamlar) bulunduğu Riyaseti Celile’ce bildirildiğine göre, hafiyelikle müttehen (itham edilen) eşhasın (şahısların) tespiti ve haklarında derhal Meclis’çe tahkikat-ı kanuniyeye (yasal araştırmaya)  tevessül olunmasını (yönelinmesini) ve fakat Meclisin şahsiyeti muhteremesine (saygın kişiliğine)  ve vazifesine bu mahiyetle dahli tarizin (rahatsız edici müdahalenin) veya tahdidin (sınırlamanın) ortadan kaldırılması ve Meclis’in kanaatlerini izahındaki serbestîsinin takyit buyurulmamasını (Meclis’in görüşlerini bildirmesinde kayıt altına alınmamasını) arz ve teklif ederim.

                                                                             Mersin Selahattin” 

    (Bu takrir (önerge) okununca Mustafa Kemal Paşa kürsüye çıkıyor ve Selahattin Bey’e karşı saldırıya geçiyor. Selahattin Bey’in Meclis’e sonradan katıldığını söylüyor:)

    Mustafa Kemal Paşa; “-….malumu aliniz (yüce bilgilerinizce) Selahattin Bey bu Meclis’in içine gelirken İngiliz Sefarethanesinden (elçiliğinden) geçerek, İngiliz torpidosuna binmiştir.”

    Selahattin Bey; “-Evet, İngiliz torpidosu ile geldim.”

    Mustafa Kemal Paşa “-Ve ilk yaptığı şey, vazifei milliyesi ve vataniyesiyle meşgul olan bir arkadaşı yerinden oynatmak ve onun yerine geçmektir. Binaenaleyh kendileri haddizatında (aslında) fena bir adamdır demek istemiyorum, ancak bu zihniyetlerle içimize geldiği için bazı vaziyetlerimizi (durumumuzu) bu suretle görmektedir.”

    Selahattin Bey; “-…Çok teessüf ediyorum ki (çok üzülerek söylüyorum ki) şahsım için söz söyleniyor. Allah bu günü gösterdi. Esef ederim (üzüntümü belirtirim).  .. Evet, ben İngiliz Sefaretinin hazırladığı bir torpido çeker ile Samsun’a geldim. Beni gönderen Hâriciye Nezaretince, isimlerini söylemek istemediğim zevatı âliyedir (yüce kişilerdir). .. o zaman Hükümetle Anadolu arasında mevcut olan uçurumun ıslahı için ve müsait (uygun) ve mutedil (ılımlı) bir vaziyette meseleî milliyenin halli için gönderildim.  Paşa Hazretleri bunu bilmez değillerdir. Fakat benim şahsıma bir leke kondurmak istiyorlarsa serbesttirler. Heyeti Temsiliye’yi (Sivas Kongresi sonrası Müdafai Hukuk anlayışına sahip yönetimden bahsediliyor) arzu ediyor ve Meclisi arzu etmiyor dediler. Allah’tan korkmalı…. Bir Heyeti Temsiliye’nin vücuduyla bir memleketin idaresi kabil olacak ve memleketin, milletin bir Meclisi Âlisi’ne razı olmayacak kadar basit şahsiyetli bir insanı ben tasavvur (tasarlamak) etmiyorum ki şu mecliste bulunsun..” Sf. 30, 31 

    Mustafa Kemal Paşa;“-Mütalaatınızı muhtevi (içeren) raporumuz mevcuttur.”

    Selahattin Bey; “- ..Meclisi Âli’nin bir şubesine veriniz, tetkik etsinler. Efkâr (fikirler) ve mütalaatım (görüşlerim) bir meclisi millinin teşkiline muarız (karşı) olduğunu tazammun (kapsadığını kabul) ediyorsa, bugün beni bu meclisin içinde çalıştıran, beni bu meclise iltihak (dâhil) ettiren zatı devletleridir (devletli şahıslarıdır, Paşa’dır) . … Rica ederim burada her söz söylemek isteyenler eğer böyle lekelenirse bu meclis içerisinde oturmayalım. Burası milletin evi ise pekâlâ rica ederim serbest olalım. Bu nedir? Ayıptır!  Anlayamıyorum; herhangi bir mesele için bir arkadaş bir sual sorsa alnına bir damga vuruluyor ve üzerine bir çamur atmak için bir tertip görüyorum. Allahtan korkalım, Allahtan. .. Benim şahsiyetim hakkında niçin tariz olunuyor (dokunaklı söz söyleniyor). …Benim zihnim vardır, bu, işleyecektir. Bunu kabul buyurunuz. Burası Meclisi Âlidir ve burası birinin evi değildir. Hepimizin evidir. .. Efendiler! Burası hepimizin evi olduğuna göre şerefimize, haysiyetimize ilişmeyiniz, rica ederim!”

    (Reis hükümetten hafiye konusundaki bilgileri isteyip gerekeni yapacağız diyor.)

    Güven oylaması sonucu açıklandı; İlk Başbakanımız Fevzi Paşa Hükümetine 134 kişinin tamamı evet dedi.

    Heyeti Vekile Reisi Fevzi Paşa (Kozan); (Meclis’ Teşekkür ettikten sonra;) “Heyeti Âliye’nin fikri dâhilinde hareket edeceğiz ve en mühim mesaili (meseleleri) Heyeti Âliye’nize arz edeceğiz.”  (alkışlar)

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 26 ile 38 arası) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1) (1996): Kemal Paşa, Melis’e danışmadan İstanbul’a gönderilen ve adeta darbe muhtırası şeklinde olan yazışmaları eleştirdiği için çok kızıyor ve Hüseyin Avni Bey’e saldırıya geçiyor.

    BAKKAL’IN YORUMU (2) (1996): Kemal Paşa isim vermeye gerek yok, hükümet gereğini yapacak diyor.

    BAKKAL’IN NOTU (3) (1996): Bu Topçu İhsan yıllar sonra Bahriye Vekili iken yaptığı yolsuzluktan yüce divana çıkmış ve hüküm giymiştir.

  • 31 Ocak (Kanunusani) 1920 (1337) tarihinde 141. İçtima 1. Celse, Reisi Evvel Celalettin Arif Bey.

    Yeni Bir Başkent Belirlenmesi Hakkında Hükûmet Tezkeresi.

    (Hükûmet 28 Kânunusani (Ocak) 1337 (1921) günü yaptığı toplantıda bir kararname çıkartıyor.)

    “İnayeti Hak ile (tanrının yardımıyla) İstanbul’un bilakaydüşart istirdadına (kurtuluşuna) muvaffakiyet (başarı) dahi hasıl olsa, onu bir merkezi merasim (tören merkezi) olarak muhafaza edip (koruyup) milletin asıl merkezi olarak bir merkezi tespit etmek gerekir….”

    (Kararnamede, inşaata derhal başlanarak 1337 kışında yeni başkente taşınmalıyız diyor. Mecliste bunun için bir komisyon oluşturulması kararı alınıyor. Hâriciye Vekili Ferit Bey bu kararnameyi Meclise izah ediyor.) Sf.4, 5

    Hasan Basri Bey (Karesi); “-Başka iş kalmadı mı Efendim?”

    Memduh Bey (Karahisarışarki) “-Bu siyaseten muzırdır (zararlıdır). Bir merkezi hükümet (hükümet merkezi) tayin eder de asıl olan merkezi hükümetimizden feragat etmiş olursak, Misakı Milli hudutlarımızı da feda etmiş oluruz.”

    Tunalı Hilmi “-… Allah bana Anadolu’da bir merkezi İslam, bir payitahtı Osmanî tesis etmeği nasip etmesin.” (etsin, âmin sesleri) Sf. 8

     Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 08 (31.01.1920 / 28.02.1921) (TBMM Matbaası 1959 yılı 3. Baskı – Devre;1 Sene;1, İçtima; 141, Celse: 1, – Sf. 26 ile 28 arası) kitabından birebir alınmıştır.