Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • “Ali Fuat Paşa eski fikrinde ısrar ediyor, Mebusların İstanbul’a gitmemesini sağlayarak, derhal ihtilal durumuna geçmeyi istiyor. Bu sert kararının dayandığı düşünce: “Bizde kamuoyu yoktur, bir veya birkaç kişi öne düşmelidir.””

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 355) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal’in Sivas’taki konuşmasını anlatıyor:)  

    “Meclis kesinlikle İstanbul’da toplanmasın. İstanbul Hükümetini millet gözünde gayrimeşru (meşru olmayan, haklı olmayan) gösterip, lağvetmek (ortadan kaldırmak) ve Eskişehir veya Ankara’da Milli Meclisi toplayıp, milli bir hükümet yapmak. Bu işleri başarmak için, ordu aracılığı ile bir devrim hareketine başlamak.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 349) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2007): Mustafa Kemal Paşa’nın bu beklentisi olmadı, Meclis-i Mebusan İstanbul’da toplandı, birkaç hafta sonra 15 Mart 1920’de İngilizler İstanbul’u işgal edip 16 Mart günü Meclis’i basıp ileri gelenleri tutukladılar ve Meclis’in Ankara’da toplanmasını sağladılar. Tarihimiz, Mondros Ateşkes antlaşması ile İngilizlerin ve diğerlerinin yurdumuzu işgal ettiklerini yazıyorlar, oysa o oluşum askeri ve sivil komiserlikler kurarak, Osmanlı’nın Ateşkese uyup uymadığını kontrol içindi, bir işgal değildi. Zaten İngilizlerin bütün Türkiye’de bir fırka askeri vardı. Aksi halde İstanbul bir yıl içinde iki kere İngilizler tarafından işgal edilmiş demektir ki böyle bir durum söz konusu değildir.

  • “30 Ağustos 1919’da Hacador Ağa, Ermeniler adına Kürtlere mektup yazıyor, uzlaşma ve Osmanlı’ya karşı birliktelik istiyor. Kürtlerin 4 Eylül 1919’da verdiği cevapta: “Muhaddedatı Osmaniye’ye (Osmanlı hudutlarına) saldırmayı mubah gören (uygun gören) Ermeniler ile Kürt milleti bir araya gelemez. Ermenilerin on misli fazla olan Kürt milleti, Ermeni himayesine giremez ve girmesi de imkânsızdır. .. bizim sizinle sakin bir şekilde yaşamamız gelecekteki şartlara bağlıdır…” derler.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 338, 339) kitabından birebir alınmıştır.

  • “4 Ekim 1919’da Birliklere şu emri verdim: “Asker bulunmaklığımız dolayısıyla, seçimlerle hiçbir ilgimiz yoktur. … fakat ilmen ve ahlâken istenilen şartlara sahip olmayan kişilerin de seçilmemesinin temini milletin ve memleketin selameti adına bizlere borçtur. Bu konuda gayret edilmesini rica ederim.””

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 314) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007): Kâzım Paşa da antidemokratik seçimden yana.

  • “Mustafa Kemal’in Ankara Valisi’nin yakalanması için kullandığı Keskinli Rıza Bey 1926 yılı Ocak ayında, yani bu olaydan altı yıl sonra, Cumhurbaşkanı Gazi Paşa’yı da dağa kaldıracağı suçlaması ile Ankara’da İstiklâl Mahkemesi tarafından asılmıştır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ekim 1919’da Konya Valisi Cemal Bey, mahkûmları silahlandırıp yabancıların müdahalesini sağlamaya çalışmışsa da, Refet Paşa’nın baskısı ile İstanbul’a kaçmış. .. Konya’da İngiliz ve Fransız temsilcileri Refet Rey’i ziyaret ederek, Milli Harekata karşı tamamen tarafsız olacaklarını teyit eylemişlerdir. (onaylamışlardır)“”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 303) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2022): Konya’da olan şey bazı kişilerin orada bir Bolşevik hükümet, Şuralar Hükümeti kurma isteğidir. Tabii ki İngiltere de Fransa’da bunu istemez.

  • “Bugün de 28 Eylül.1919’da 13. Kolordu Komutanlığından gelen bir şifreden (gizli yazıdan), Kürtlerin de Paris Konferansına, istiklâllerini (bağımsızlıklarını) kurtarmak için girişimde bulundukları anlaşılıyor. Rumlar ve Ermeniler daha önce bu marifeti yapmışlardı, sersemlik sırası Kürtlere gelmiş. Oysa Bölgemizdeki Kürtler böyle bir girişimin, Ermenistan hesabına olacağını öğrenmişlerdir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 300) kitabından birebir alınmıştır.

  • “26 Eylül 1919’da İngiliz askerleri Eskişehir’den çekiliyorlar.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993): Emperyalist İngiltere galip geldiği bir savaştan sonra Türkiye’nin bir bölümünü, hem de orada hiçbir direniş veya zorlama yok iken terk ediyor.

  • “Üryanizâde Cemil Molla, Padişah’a haber göndermiş: “Padişahı için canını feda eden Sadrazamlar görülmüştür, fakat Sadrazam uğruna canını feda eden Padişah ilk olarak kendileri görülüyor.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 296) kitabından birebir alınmıştır.

  • “General Harbord; “ABD, sermayesi ile Türkiye’ye yardım etmek ister. Bunu iyi kabul edeceğinizi, şimdiye kadar görüştüğümüz idarecilerden ve halkınızdan anladık. Fakat bu sermayeyi korumak için bir miktar da asker getirmek ister.” der. (Karabekir Paşa cevaben;) “Sermayeyi Türklerin yağma etmesinden mi korkuyorsunuz? Yoksa bir yabancı devletin saldırısından mı? Eğer Türklerden korkuyorsanız, bu büyük bir haksızlıktır ve bizi hiç tanımamaktır. .. Asırlarca bağımsız yaşamış bir millete askerle hâkim olmak mümkün müdür? Meselâ şu bulunduğumuz Erzurum’a hâkim olabilmeniz için en az üç yüz bin süngü gerekir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Karabekir, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben yazmış🙂

    “Trabzon’da güçlü bir el bulundurmak konusundaki kanaatimde ısrar ederim. Orada güçlü dimağlar (zeki insanlar) çok olabilir, fakat kalplerin ihtirası ve şahsi menfaatler ile dolu olması, çoğu zaman güzel dimağların zekâ ürünlerini istenmeyen sonuçlara götürebilir.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 251) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Mustafa Kemal’in 15.9.1919 tarihli telgrafından sonra; Bu yeni talimatla, yarbay rütbesindeki askerler, sivil bürokrasiye de amir oluyor ve itaat etmezlerse millet namına (millet adına, mahkeme gibi) tevkif (tutuklama) hakkına sahip oluyorlar. Belirli insanların tutuklama yetkisi Kolordu Kumandanlarının altına kadar inerse, millet namına diye neler olur bilinmez?”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 229) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bilhassa (özellikle) ajanslarda, gazetelerde, ağızdan hücumlar hep Mustafa Kemal Paşa’ya idi. Ahlakı, ihtirası hakkında her gün ağız dolusu laflar da söylendiğini kendisi de biliyordu. … Olayların icat edildiğini ve Mustafa Kemal Paşa’nın bu şekilde oldu-bittilerle diktatörlüğe yürüdüğünü, zamanında Erzurum’da iken Elazığ Valisi Ali Galip’i öldürmek istediğini, onun da şimdi buna (Mustafa Kemal’e)karşı hareketi (Sivas Kongresini dağıtmak için bir faaliyeti oldu) aralarındaki kişisel işi milli işe karıştırdıklarını, Kemal Paşa’nın Dâhiliye Nazırına yazdığı telgrafın, kişisel intikam duygusuna milleti alet edeceği… Söyleniyordu. .. En hafif söylentiler, “Bu adam İstanbul Hükümetinden ve Padişahtan intikam almak için milleti sürüklüyor.” idi.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 221) kitabından birebir alınmıştır.

  • “27 Ağustos 1919’da İsmet’ten gelen mektup; “Eğer ABD’nin gelmesi suya düşerse, İngiltere için bugünkü taksim durumunu düzenlemekten başka yapılacak bir şey yok gibidir ki İngilizlere diğerleri bu konuda yardım edecekler, karşı çıkmayacaklardır. Eğer Anadolu’da halkın Amerikalıları diğerlerine tercih ettikleri şeklinde ABD milletine başvurulursa çok yararı olacaktır deniliyor ki ben de tamamıyla bu kanaatteyim. Bütün memleketi parçalanmadan bir Amerika’nın murakabesine (denetimine) bırakmak, yaşayabilmek için en ehven (daha zararsız) çare gibidir. Duadan başka elimizden bir şey gelmez. Malatyalılar bana mebusluk teklif ediyorlar sen ne dersin?” (1)

    İsmet mektubunda şunları da yazıyor, “İstanbul’da can güvenliği endişesi arttıkça Ferit Paşa her giden Bakan’ın yerine daha aşağısını bulmakta devam edecektir.””

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (1993) İsmet Paşa, bu mektubu İstanbul’dan yazıyor. 1926‘da İnönü Başvekil iken, Karabekir idam ile yargılanacak.  

  • ” 27 Ağustos 1919’da Ali Fevzi Paşa; ” … Padişah ve Hükûmet İngiltere’nin himayesini kabul etmişlerdir. Fakat milletten korkarak henüz ilan etmiyorlar. İzzet Paşa ve taraftarları ise Amerikan mandası istiyorlar.” diyor. Bizim ise, kararımız, .. Nihayet çaresiz kalınırsa istiklâlimiz mahfuz kalmak (Bağımsızlığımız saklı kalmak) ve memleket parçalanmamak üzere Amerikan yardımına taraftar olmaktır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 140) kitabından birebir alınmıştır.

     

  • “Zamanında, İttihat ve Terakki’nin siyasi parti haline dönüşmemesi için ve bütün vatan evlatlarını meşruti idareye hazırlayarak tarihi görevini tamamlamasını, çok söyledim.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1993): Karabekir Paşa ihtilalci ve antidemokratik düşünceleri olan bir insan.

  • “Kürdistan’ı Ermenistan yapmak istiyorlar, fakat Kürt kardeşlerimizi çiğnetmeyeceğiz, diye, bütün Kürtleri şerbetlemiştim.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İngiltere’nin Türkiye’deki toplam askeri gücü, bir fırkadır.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2007); Bir Fırka yaklaşık 7.500 kişi olmalı.

  • “Mustafa Kemal Paşa Halit Bey’e (Deli Halit Paşa’ya) diyor ki; “Sen de ben de menkubuz (görevden alınmışız), İstanbul Hükûmeti bizi istiyor. Günün birinde Karabekir bizi tutuklayıp İstanbul’a gönderebilir. İkimizin istikbali (geleceği) aynı düşünmeye ve aynı çalışmaya bizi mecbur ediyor. Karabekir’e itimat etme (güvenme). Şu şifreyi (gizli parola) al, icabında doğrudan duruma hâkim olmayı sağla. Gerektiğinde talimatı ve işleri sana yazarım.” diyor. Bunu bana bizzat Halit Paşa 1924’de Ankara’da anlattı.“

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 78, 79) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (1993) Mustafa Kemal Trabzon Kumandanı Halit Paşa’yı Karabekir’e karşı kullandı. Deli Halit Paşa sonra Meclis’te feci şekilde öldürüldü.

  • “Erzurum Kongresi sırasında Mustafa Kemal Paşa aleyhinde müthiş propagandalar oluyordu. Mustafa Kemal Paşa, azlolunmasına ve kendisinin de askerlikten istifasına rağmen, ne üniformasını ne de Padişah kordonunu (Vahdettin’in Yaveri olduğunu simgeleyen bir kordon) atamıyordu. Erzurumlular nihayet (sonunda)  şu kararı bana, Müdafi Hukuk Reisi Hoca Raif ve azadan (üyelerden) Necati Bey vasıtası ile (aracılığıyla), Mustafa Kemal Paşa’nın ikametgahında (kaldığı yerde) tebliğ ettiler (bildirdiler); ..”Biz, Mustafa Kemal Paşa’nın kongreye gelmesinin bizim için iyi mi kötü mü olacağına karar veremedik. Aleyhte birçok sözler vardır. .. Siz girsin derseniz seçilecektir, onayınız yoksa kabul olunmayacaktır.” .. Askerlikten istifa ettiği halde hala üniforma ve yaver kordonu taşıması ihtirasına delilmiş. Kumandanlık üniformasını tahakküm (hükmetmek) için taşıyormuş. Bu cereyan (akım) Mustafa Kemal Paşa’nın kulağına da gidiyordu. Ve tabiatıyla ıstırap ve endişe içinde kıvranıyordu. Erzurum Kongresi olmadığı takdirde bir hiç olacağını kendisi de söylemişti. (1)

    Kongreye Mustafa Kemal Paşa başkan seçildi. Başkanlık kürsüsünde Miralay üniforması ve Padişah kordonu ile çıkması, kendisini uygunsuz bir duruma maruz bırakıyor. Gümüşhane delegesi Zeki Bey Başkanlık kürsüsündeki Mustafa Kemal Paşa’ya hitapla; ‘Paşa, önce arkanızdaki elbisenizi ve göğsünüzdeki kordonunuzu çıkartınız da sonra başkanlığa başlayın. Tahakkümden korkuyoruz.’ diyor. Kemal Paşa çok zor durumda kalıyor. O akşam üniformayı atmaya mecbur oldu.”

    Alıntı: İstiklâl Harbimiz – Kâzım Karabekir (Yüce Yayınları, 1990 – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1)(1993): Kâzım Paşa, Mustafa Kemal Paşa’nın Kongreye katılmasını ve hatta başkan seçilmesini istiyor. Zeki Bey Meclis’te de demokrat tavrını sürdürüyor.