Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Nektar Hovnani Gasparyan’ın Tanıklığı (D. 1910, Ardvin, Tandzot Köyü)

    “Yabancılar bize yardım etmek istemediler; Ruslar bize yardımda bulundular. Şunu da söylemeliyim ki bütün Türkler kötü değildir; onların içinde de iyileri vardır. O İttihatçıların tertiplediği bir olaydı; yoksa halk iyiydi ve biz Türklerle hep iyi ilişkiler içerisindeydik. Şu da bir gerçek ki, onların arasında da iyi insanlar bulunmaktadır.” Sf.294

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 294) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ğukas Abroi Karapetyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Moks Bölgesi, Arnabat Köyü)

    Biz Cezire’nin Dekabra Köyü’nde 18 gün kaldık. İyi kalpli bir Kurmanci aile bizi evine aldı; bize yemek verdi. Onların babalarının ismi Muhammed’di. O beni çok sevdi ve yanında sakladı. Bir adam gelip, beni kendisine vermesi için efendime üç kuruş teklif etti; ama efendim beni ona vermedi. O aile bizi yanında sakladı. Hepimize yeni Kürt isimleri koydular. O şekilde kurtulduk. Sf. 249

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 249) kitabından birebir alınmıştır.

  • Azniv Aslanyan’in Tanıklığı (D.1908 Van, Arcak Bölgesi, Kharakonis Kûyü)

    Ermeniler, Türkler ve Süryaniler birbirleriyle uyumlu bir şekilde barış içinde yaşıyorlardı. Zanaatkâr olarak marangozlarımız demircilerimiz vardı. Süryaniler arasında zanaatkâr yoktu; onlar ticaretle iştigal ediyorlardı. Türklerin de Ermenilerle ticari ilişkileri vardı. Kürtlerin ise hiç kimseye faydası yoktu; birbirlerini dövüp öldürürlerdi. Sf. 234

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 234) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nişan Sukyasi Abrahamyan’ın Tanıklığı (D. 1908, Van, Alcavaz [Artske] Bölgesi, Ziraklu Köyü)

    O şekilde aralarından çıkıp tarlalara düştüm. Aynı yaşta genç erkeklerin sıraya dizilip öldürülmüş olduğunu gördüm. Kafalarını kesip düz bir çizgi halinde yan yana dizmişlerdi; vücutlarını da başka düz bir çizgi oluşturacak şekilde dizmişlerdi. Meğer bunlar askere çağrılan Ermeni gençleriymiş. Onların üzerinde iğrenç şeyler yapılmıştı. Birinin gözü çıkarılmış, burnu kesilmiş, kulağı kesilmiş, baldırlarında cepler açılıp elleri içine sokulmuş, organları ağızlarına sokulmuş... Ben o cesetlerin üstünden geçiyordum. Cesetler içlerine hava doldurulmuş gibi şişmişti. Sf. 230, 231

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 230, 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yervand Simoni Şirakyan’ın Tanıklığı (D. 1907, Van)

    1914’te savaş başladığında Doğu Ermenistan ve Tiflis Ermenileri bir gönüllüler ordusu kurup Rus ordusuyla birleştiler. Osmanlı kendi ordularında da 60.000 Ermeni vardı; bunu duyunca Ermenileri ordudan çıkardılar; amele taburları kurup onları katletmeye başladılar. Sf. 220

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Patrik Avetisi Saroyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    Antranik Van’a girmedi; çatışmadan sonra bu kez Vanlılar Türk evlerini yağmalamaya başladılar. Babam o yağma olaylarına katılmadı. O günlerde babam elimden tutup kaleye çıkmıştı; bir açıklıkta 15 tavuk yumurtası gördü. Onları bir mendilin içine koyup eve götürdük. Annem babamın üstüne güldü; “Kervan gitti; tüy getirdi” diye, zira çok az bir şeydi o. Sf. 215

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 215) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    Osmanlı imparatorluğunda Ermenilere Karşı baskıcı bir siyasetin güdülmediği ve Ermenilerin durumlarının çok iyi olduğu dönemler de olmuştur. Ermeniler Türklerle barış ve huzur içinde yaşayabilirlerdi.

    Meşrutiyetin ilanından sonra 18-45 yaşlarındaki Ermeni erkeklerini askere almaya başladılar. Birçok Ermeni 50 altın ödeyip askerlik yapmaktan kurtuldu. Ağabeylerimden biri Paris’e gitmeye hazırlanıyordu, diğer ağabeyim de İsviçre’ye. Ama karışıklıklar baş gösterdi. Kürtler şehrin yollarında yolculara saldırıyorlardı. Yağmacılık Kürtlerin doğasında vardı. Hükümet ise onlara engel olmuyordu.

    Şehrin çok iyi üç hamamı vardı. İnsanlar sabahtan gider; orda yıkanır; yemek yer; akşam da geri dönerlerdi. Kızların vücut güzelliğini görmek için sık sık hamama görücü gidildiği de olurdu. Orda görüşmeler, sohbetler yapılırdı. Biz kendi evimizde büyük bir teknenin içinde haftada bir kere yıkanıyorduk. Evimizin yakınında bir kuyu da bulunuyordu. Her sokağın iki yanında dereler vardı. Bizim binada tuvalet vardı. Hijyen şartları sağlanmıştı. Sf. 213

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 213) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    Ev ve sokak giysilerimiz vardı. Dışarı çıkarken giyinip kuşanırdık ve ben hep “Sen beni sakla bohçada, ben seni saklayayım insan içinde” özdeyişini hatırlıyorum. Annem renkli atlastan yapılmış, eteğine kadar inen kırmızı, mor ve beyaz renkte bluz giyerdi. Annemin kadife bir mantosu vardı. Saçlarını omuzlarına bırakırdı; ama başında yazma olurdu. Babam mavi ya da siyah şapkayla redingot giyerdi; elinde baston, üstünde de bir yelekle altın köstekli bir saat olurdu. Bize Trabzon’dan tütün gelirdi. Yolculuklar gerçekleştiriyorduk. Yazın, gölde bir burun olan ve üstünde çadırlar olan Artamet’e gidiyorduk. Sf. 212

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    Bizim orda kayısı iriliğinde kiraz yetişirdi. Kavun ve karpuz dışında meyve boldu Kayısı pırıltılı, lezzetli ve tatlı olurdu. Boş vakitlerimizde meyve bahçelerinde oyun oynar, göl kıyısına yüzmeye giderdik. Kıyı şehre 25 kilometre mesafedeydi. Annem her sabah erkenden arabasıyla gider göle girerdi; ben de onunla birlikte giderdim. Kıyı çok güzeldi. Varağa, Narek ve Aziz Grigor Manastırlarına giderdik. Gölde gezinti için tekneler ve buharlı gemiler vardı. Artamet’ten Bağeş’e elma götürüp oradan, üstüne oturulabilecek büyüklükte karpuz getirirlerdi. Sf. 212

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    “Van’da ilk defa Levon Şant’ın “Eski Tanrılar” oyunu sahnelendi. Annem, babam, beni ve Gurgen’i oyunu seyretmeye götürmediler. Ben ve Gürgen güzel giysilerimizi arabanın içine koyduk ve akşam giyinip onların arkasından gittik. Biletin fiyatı bir altındı. Babam bizi görünce şaşırdı, ama ses çıkarmadı.

    O piyes Kentronakan Okulunda sahneye kondu. Oynayanlar amatör tiyatro topluluklarıydı; ama batılı yazarların eserleri de oynanıyordu. Zarifyan Van’a gelmiş ve şaşırmıştı. Oyunculardan biri Ler Kamsar’dı. Vanlılar tiyatro sever insanlardı. Daha sonra pedagoji okulunun yanına 700 seyirci kapasiteli bir salon inşa ettiler.

    Orda sergiler, konferanslar ve parti toplantıları düzenliyorlardı.

    “Aşkhatarık” ve “Vantosp” gazetelerini alıyorduk. Annem eğitimliydi. Bize Victor Hugo’nun “Sefillerini anlatıyordu. Van’da okuma yazma bilmeyen erkek yoktu. Bizim Sandıkhtyan öncü bir okuldu. Sf.212

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 212) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    “Yedi okulumuz vardı: Ulusal okul Sandıkhtyan Okulu’ydu; ben orda öğrenim gördüm. Yetimhane de vardı. İki yıllık ve dört yıllık yükseköğrenim kurumları da mevcuttu; orda, köy okullarını bitirenler öğrenim görürlerdi. Kentronakan Okulu da vardı.

    Öğretmen kadrosu çok geniş değildi. Onların çoğu İstanbul’da öğrenim görmüştü. Mesela benim ağabeylerim 7 ve 9 yaşlarında İstanbul’a öğrenim görmeye gitmişlerdi. Onlar daha sonra mimarlık eğitimi almak için Paris’e gideceklerdi. Ben yedi yaşımda anaokuluna gittim. Bütün öğretmenlerimiz tanınmış simalardı; Ermenice, coğrafya, hukuk, fizik, müzik, resim dersleri veriyor, vatanseverlik şarkıları öğretiyorlardı.” Sf.212

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Siranüş Simoni Tütüncüyan’ın Tanıklığı (D. 1906, Van)

    “Evimiz iki katlıydı. Her kat 5-6 metre yüksekliğindeydi. Dam düzdü; üstüne kayısı sererdik; kayısının rengi sarı gökyakut rengine çaldığında ağzına koysan dilinin üstünde erirdi. Birinci katta ekmek deposu vardı. Ekmeği iki haftada bir pişirirlerdi. Bitişiğinde kiler vardı. Sırlı kapların içinde yiyecekler muhafaza edilirdi. Üzümü ise asardık. Karşısında mavi bazaltla kaplı bir oda bulunurdu; orda hamur işlerini saklardık. O odada gazla yakılan tandırlar vardı. Deniz kumuna gömülmüş ve Şahbağ şarabıyla dolu insan boyu küplerin bulunduğu bir bodrumumuz vardı. Tatlılar da orda saklanırdı. Rokfordan daha kaliteli bir peynirimiz vardı; o peynir yeşil sebzelerle birlikte saklanır ve kabının ağzı kapanıp kuma gömülürdü. Bir odunluğumuz da vardı.

    Kauçuk ayakkabı ve bot giyerdik. Güzel giysilerimiz İstanbul’dan gelirdi. Birinci katta yazlık ve kışlık yemek odaları vardı. Duvarlarda tablolar, pencerelerde perdeler bulunurdu. Khırimyan Hayrik’in resmi, misafir odamızın duvarına asılı dururdu.

    İkinci katta 250 kişi alabilen dev kare bir odamız vardı. Gönüllü birlikleri geldiklerinde General Nikolayev 15 gün misafirimiz oldu ve bizim evde bir şölen düzenlendi. O odada birçok koltuk ve yeşil kadifeyle örtülmüş kanepe vardı; koltukların uçlarında ise yaldızlı aslanlar bulunurdu. Masanın üstünde bir dürbün ve Ani Harabeleri’nin fotoğraf albümü konulmuştu. Bir balkondan Van Gölü, diğerinden de göğün mavisine gömülmüş Süphan Dağı görünürdü; güneyde Toroslar’ın başlangıcı, kuzeyde de Şahbağ Köyü ve Akırvıti, meşhur Mher’in Agravi Kar [Karga Taşı] ve beyaz görünen çiçek tarlası vardı. Türkler daha sonra oradan saldırıya geçeceklerdi.

    Dört hizmetçimiz, aşçımız ve arabacımız vardı. Bir ahırımız vardı. İki Arap atımız, ineklerimiz ve Darman Köyü’nde koyunlarımız vardı. Hizmetkâr Ağo’nun düğünü bizim evimizde ışıklar içinde yapılmıştı. Evin ortasına bir avize asılmıştı. Avrupa’dan getirtilmiş bir gramofonumuz ve Ermenice plaklarımız vardı.

    Yaşlılara ve akrabalara büyük bir saygı ve sevgi gösterilir, söylediklerine kulak verilir ve onurlandırılırlardı. Evimizde kötü söz söylenmezdi. Herkes birbirini severdi.

    Van’da üç tiyatro topluluğu vardı. Bizim özel ziyaretçi kabul günlerimiz vardı. Babamın adı Simon’du. Diyarıntaraç yortusunda yüz kadar misafir ağırlardık. Asma dallarını ateşe verir, üstünden atlardık.

    Yazın Varağa Manastırı’na giderdik. O, köylerden ziyarete gidilen kutsal bir mekândı. Ermeni Milleti orda toplanıp şarkı söyler ve dans ederdi.

    Van’da yedi kilise vardı. Ayrı okulları ve hastaneleri olan Katolik ve Protestanlar da vardı. Ama Gregoryenler çoğunluktaydı.” Sf. 211

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sımbat Davti Davityan’ın Tanıklığı (D. 1905, Van, Narek Köyü)

    Köyde büyük bir zeytinyağı fabrikamız vardı. Sf. 202

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ağasi Garegini Kankanyan’ın Tanıklığı (D. 1904, Van)

    “Babam oyma ustası-zanaatkârdı. Yeteneğiyle ün salmıştı. Sipariş veren kişiyi karşısına oturtup gümüş kutu üzerine onun resmini yapabilirdi. Annem, Van Sandukhtyan-Maryamyan Ortaokulu’nda öğretmendi. Van’ın ilk bayan öğretmenlerindendi”. Sf. 201

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 201) kitabından birebir alınmıştır.

  • Manvel Marutyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Berdaşen Köyü)

    Babamın, içinde tabancalar ve tüfekler bulunan bir sandığı vardı. Bütün amcalarımın tabancaları vardı; zira Kürtlerin saldırabileceği korkusu her zaman mevcuttu. Silah getirenler, Rusya’dan silah taşıyan Daşnaklardı. Çünkü onlar durumun alevlenebileceğini hissediyorlardı.” Sf. 198

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • Manvel Marutyan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Berdaşen Köyü)

    “Annem Fransızca bilirdi. Sesi güzeldi. Bizim Van’ın güzel şarkıları vardı; o şarkıları Komitas yazıya döktü ve Şahmuradyan söyledi. “Dile Yaman”,”Vardın i Batsvi”, “Mokats Mirzari’, “Aleksiyanos”, vs. Van’da dört sesli bir koromuz vardı.” Sf. 197

    “Babamın beş erkek kardeşi de kumaş tüccarıydı. Erciş’te büyük bir mağazaları vardı. Babam ve küçük amcam köylerimizle ilgileniyorlardı; büyük amcam ise şehrin belediye başkanıydı. Onu halk seçiyordu. Üçüncü kardeş Van belediye başkanıydı. Türkler ve Ermeniler 21 yaşından itibaren oy veriyorlardı. Otuz beş yaşında ise yirmi yıllığına seçiliyorlardı. Köyümüzün evlerini biz inşa ediyorduk; köylüye de tohumluk, saban demiri, saban, koyun ve inek verirdik. Ürünü ise yarı yarıya paylaşırdık. Bütün köylerimizde kiliseler ve papazlar, okullar ve öğretmenler bulunurdu. Onların maaşlarını biz öderdik.

    Teyzemin kocası Vostan Şehri’nin belediye başkanıydı. Onu öldürdüler; zira kendisi Kürt ayak takımının şehre girmesine izin vermemişti.

    Geçmişte yüksek mevkilerde Ermeniler bulunurdu. Türkler asker, polis olur, eşek üstünde dolaşan meyve satıcısı olurdu. Ermeniler ise tüccar ve zanaatkâr olurlardı.”  Sf. 197

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 197) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tovik Tovmasi Bağdasaryan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Hayots Dzor’un Hindistan Köyü)

    “Ermeni Soykırımı’nın sebebi Ermenilerin Türkler ve Kürtlerle eşit şartlarda yaşamak istemesiydi; ama Şeriat onlara bu hakkı vermiyordu. Bunun dışında, Türkiye’deki en zeki millet yüksek bir kültüre sahip olan Ermenilerdi; mimarlar, besteciler ve tüccarlar hep Ermenilerdi. Ermenilere muhtariyet vermemek, yeni bir Bulgaristan yaratmamak için onlar her yola başvurarak Ermenileri ortadan kaldırmak istediler.

    Türklere karşı takındığımız tutum şudur ki, biz olanları asla unutmayacağız. Ama Türk halkı ne yapabilirdi ki; zira bizi herkesten evvel üst düzey Türk yöneticiler katletti. Biz onların yaptıklarını asla unutamayız. Biz, topraklarımızı geri vermeleri için haklarımızı talep etmemiz gerektiğini çocuklarımıza öğretmeliyiz.” Sf. 195

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tovik Tovmasi Bağdasaryan’ın Tanıklığı (D. 1901, Van, Hayots Dzor’un Hindistan Köyü)

    “Birçoğu İncil’in adını kendi ebeveyninden duymuştu ve Öğretmenden ders almaya geliyordu. Biz, şarkı söyleyerek öğrenelim diye harfleri sesleriyle değil, “ayb” “ben” “gim” diye adlandırarak öğreniyorduk. Bu metotla Doğu’da Kuran’ı da öğretmişlerdi.” Sf.192

    “Köyümüzün Kürtleri Ermenilerle kardeş gibiydiler. Biz Ermenilerle Kürtler arasında kardeşlik ilişkileri vardı. Ermeniler Kürtçe, Ermenice konuşurlardı; Kürtler de öyle. Ermeniler Kürtlerle beraber çalışır, ürünü hasat ve harman eder, kaşıklarını birbirlerine ödünç vererek yemek yerdi. Kürtler içeri girdiğinde zavallı Ermeniler Bey’in önünde eğilir, atına yem verirlerdi. O yüzden de Kürtler Ermenilere iyi davranırlardı. Ama sonra, Kürtler Ermenileri katletmeye başladılar.

    Ermenilerin güçlü ve zengin olduğunu bilen Hükümet Kültlerden oluşan Hamidiye Alaylarını kurdu; bunlar Ermenilerin başına büyük bir bela oldu.

    Osmanlı zaptiyeleri köylere gidip vergileri topluyordu; ama Kürt Beyleri geldiğinde Ermeniler evlerini terk ediyorlardı. Gelen aslında dehşetti.” Sf. 192, 193

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 192, 193) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Satenik Nazari Petrosyan’ın Tanıklığı J (D. 1908, Muş, Gümgüm Köyü)

    “Türkler geldi. Biz yürüyerek Kharberd’e [Harput] gittik. Bütün köylerin Ermenileri göç etmişlerdi. Ali Efendi beni kendi evine götürdü; bana kendi o Türk ailesi Malatya’ya gitti. Türk öldü. Karısı beni dutunu satın almaya gönderdi. Gidip baktım: iki kız analarıyla oturmuş. Onlar beni götürüp giysiler giydirdiler. Anne ve kızları beni sevdiler. Türk annem bana baktı.”  Sf.145

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hayrik Manuki Muradyan’ın Tanıklığı (D; 1905 Şatakh (Çatak) Cınuk Köyü)

    “Göç yolunda bize Kostantin Hambardzumyan liderlik ediyordu. Bizim 5.000 kişilik bir ordumuz vardı. Ordu birkaç bölüme ayrıldı; bir tabur vadinin sol tarafından, diğeri önümüzden, sonuncusu da arkamızdan ilerledi. Böylece kırk bin Ermeni Van’ı terk ettik. Biz, İttihatçıların Simko’nun çetesine rüşvet verdiğinden haberdar değildik. Onlar yolumuzu tutmuş ve kapatmışlardı. Khoy yoluyla gidip Kafkasya Ermenileriyle birleşecektik; ama mecburen Salmast’a gittik.” Sf. 185

    “Mezopotamya’ya vardık. Orda, İngilizler Nakhrumar Çölü’nde çadırlarda kalıyorlardı. Hindistan Ermenileri bize maddi yardımda bulundular, doktor ve İngilizce öğretmenleri gönderdiler. 1918’de İngilizler ordumuzu sömürge ordusuna çevirdiler. Irak’ta kurtuluş savaşı başladı. Iraklı Araplar İngilizlere karşı ayaklandı. İngilizler Ermenilerin Araplarla çatışmasını istedi.” Sf. 186

    Kostya’dan sonra kervanımızın komutanı Levon Şağoyan’dı. O sadece altıncı sınıftan mezundu; ama çok zeki bir adamdı. Şağoyan şöyle dedi: “Biz yabancı bir ülkedeyiz; Araplara karşı savaşmayız.” İngilizler öfkeden kudurdular; Ermeni Manda’sından vazgeçmeye hazırlandılar. Bu haber Şeyh’e de ulaştı. Bedevi çadırlarımıza doldu. Bize: “Merhaba! Siz çok yaşayın!” diyorlardı.

    Süryaniler ise Araplara karşı savaşıyorlardı. Ama Araplar onların kökünü kazıdılar.” Sf. 186

    Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 185, 186) kitabından birebir alınmıştır.