Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    6. Müslümanlara Silah Taşıma İzninin Verilmesi

    Kanunlara göre Kürtler, silah taşıma hakkına sahip değiller, ancak hükümet bu konuda onlara baskı yapmadığı gibi destek vermektedir. Köylerde, şehirlerde, hatta Van’da Kürtler, ellerinde silahla dolaşıyorlar. Hristiyanların ise silah bulundurmaları yasaklanmıştır. Bu da Hristiyanların korumasızlığını ve Kürtlerin eşkıyalıklarını arttırmaktadır. Sf. 168

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 168) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Mahkemelerde görünen davalarda verilen ifadelerin tamamı yalandır. Polisler, komiserler, jandarmalar, mahkeme şahitleri, kaymakamlar, mutasarrıflar, vali ve gazetelerden anlaşıldığı kadarıyla bakanlar da dâhil olmak üzere herkes yalan söylüyor. Türkiye’de adalet yoktur, burada zorbalık, güç kullanma ve rüşvet hâkimdir. Sf.166

    Vergiler toplanırken tahsildarlara zaptiyeler yardım ediyor. Onlar da hediye aldıklarından tahsildarların tarafını tutuyorlar.

    Tahsildarların neredeyse tamamı, Müslüman olup, varlıklı ve etkin olan şehir sınıfının temsilcileri (aralarında memurlar da vardır) veya Kürt ağaları ile beyleridir. Ondalık vergisini toplama hakkını elde ederken çok büyük miktarda kapora vermek gerekmektedir. Sf. 167

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 166, 167) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    Hükümet, Ermenilerin Müslümanlara daha fazla bağımlı olması için bu durumdan istifade etmiş ve özellikle Hamidiye birliklerindeki Kürt yetkililere, Ermenileri kontrol altında tutma ve Ermeni fedailerine karşı koyma görevi verilmiştir. Kürtlere bütün Ermenilerin hükümete karşı olduğu ve onları yakından takip etmek gerektiği fikri telkin edilmiştir. Böylece sadece ismen devletin hizmetinde görünen ve keyfî hareket eden aşiretlere, iç düzenin korunması görevi verilmiştir, yani onlara keyfi hareket hakkı tanınmıştır. Kürtler yollarda gelip geçenleri durdurarak onların fedai olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Örneğin benim Rusya’ya gönderdiğim haberci, Livili Aşireti Reisi Kulihan Bey tarafından durdurulmuştur. Hâlbuki haberci, kavas kıyafetinde ve zaptiyenin refakatinde olup, Van valisinin buyruğunu da yanında bulunduruyordu. Buna rağmen o, adı geçen Kürt tarafından bir günlüğüne alıkonulmuş ve daha sonra Erciş kaymakamının emriyle salıverilmiştir. Böyle bir durum hükümet tarafından son derece doğal karşılanıyordu, çünkü Kürtlere düzeni sağlama görevi verilmişti. Bu uygulamadan dolayı görevler suiistimal ediliyor ve Kürtler ellerindeki iktidarı şahsi düşmanlarından öç almak için kullanıyorlardı.

    Ermeni halkı (reaya) güçlü Kürt yetkilileri tarafından baskı altına alınıyor ve onların bütün isteklerini yerine getiriyorlardı. Ermeniler, kendilerini koruyan (yani soymayan) aşiret reisine bilinen o vergiyi ödüyor, karşılıksız olarak ona çalışıyorlardı. Küçük bir itaatsizlik durumunda da aşiret reisi, onların evini, bazen de bütün köyü soyuyor, insanları öldürüyordu. Hükümet ise buna karşı hiçbir önlem almıyordu. Kızlara tecavüz edilmesi de, sıradan bir olaydı. Örneğin bana Kürt aşiret reisi Fatih Bey’in (Malazgirt civarı) yönetimindeki köylerde, evlenen bütün güzel Ermeni kızlarla ilk geceyi geçirme hakkına sahip olduğu söylenmişti. Cinayetler, köylerin yıkımı, hayvanların kaçırılması, sıradan bir olaydı. Örneğin Hasköy’de (Muş vadisi) son on yılda Kürtlerin yaptıkları hırsızlıklara 1000 lira değer biçmek mümkündür. Aynı süre zarfında bu köyde 9 kadın kaçırılmış, 6 kadına tecavüz edilmiş, 23 kişi öldürülmüştür. Sf. 162

    Livili aşireti ise idaresinde yeterince Ermeni köylüsü olmadığından toprakları bizzat işlemek zorunda kalmıştır. Özellikle Eşref köyünün yıkımı göze çarpmaktadır. Olaylardan önce bu köy, çok büyük olup, bahçe ve üzüm bağlarıyla doluydu. Söylenene göre de köyde 250 zengin hane mevcuttu. Günümüzde ise köy tamamen yıkılmıştır. Köyler harabelere dönüşmüş, tarlalar ile üzüm bağları bakımsız hâle gelmiş, ağaçlar kesilmiş, kilise de dâhil olmak üzere bazı binalar bu köyü 1895’te soyan Emin Paşa Hayderanlı’nın eşkıyalarının ahırlarına dönüştürülmüştür. Sf. 163

    Emin Paşa’nın soyduğu Eşref civarındaki 12 köyde 590 haneden sadece 65 hane kalmıştır. Ailelerin bir kısmı Rusya’ya kaçmış, 360 civarında aile ise işçi olarak çalışmaya başlamıştır. Bu ailelerden hiçbiri harap olmuş köylerine dönmek istemiyorlar. Bunun iki nedeni var: En başta bunlar, fakirlik yüzünden tarlaları işletme gücüne sahip değiller, ikinci olarak da onlar Kürtlerden korkuyorlar (bu bilgileri bölgede halkla yaptığım konuşmalar sırasında edindim). Sf. 163

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 162, 163) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 23 R. I. Termen, 1907 Yılında Van, Bitlis ve Diyarbakır Vilayetlerine Yapılan Araştırma Gezisinin Raporu.)

    1. Kürtlerin Hâkimiyeti

    Ele alığımız bölgelerin (Van ve Bitlis vilayetleri) halkını, toplum yapısı olarak ikiye ayırmak mümkündür: Aşiretler ve reaya.

    Aşiretler, akraba birkaç köyden oluşan topluluklardır. Her aşirette boy aristokrasisi mevcut olup, söz konusu aristokrasinin en yaşlı üyesi, aşiretin reisi kabul ediliyor ve kendi idaresindeki köylerde neredeyse sınırsız iktidara sahip oluyordu, Böylece aşiret reisi, bir boyun başkanı konumunda olup, aşireti bağımsız bir şekilde yönetiyor ve komşularıyla savaşıyor. Diğer bir deyişle bu sistem, ortaçağdaki feodal yapıya, aşiretler ise Türk İmparatorluğundaki küçük krallıklara benzemektedir.

    Reaya, herhangi bir sosyal yapıya sahip olmamakla birlikte her aile kendi hayatını bağımsız bir şekilde sürdürüyor. Kürtlerin neredeyse tamamı aşiretler etrafında örgütlenmiştir. Hristiyanlar ise reaya konumundadırlar.

    Söz konusu anormal sosyal yapı, birçok soruna neden oluyor. Günümüzde ise hiçbir medenî devletin buna izin vermesi mümkün değildir. Ancak Türkiye’de biz tam tersini görüyoruz. Türkiye böyle bir yapıya izin vermekle kalmıyor, bu yapıyı kabul ediyor ve destekliyor, örneğin Hamidiye birlikleri, söz konusu aşiret yapısına göre oluşturulmuştur. Aşiret reisleri yarbay, albay, hatta general gibi en yüksek unvanları almışlardır. Hâlbuki terbiye, eğitim ve ahlak açısından bunların cahil Kürt çobanlarından hiçbir farkları yoktur. Hatta onlardan daha kötü durumdadırlar, çünkü keyfi hareket ve zorbalığa alışkınlar. Sf. 161

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 161) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 22 Rusya İmparatorluğu’nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General-Kvartirmeysterma Gönderdiği 6 Kasım 1906 Tarihli Rapor.)

    Genel olarak Kürt aşiretleri her gün başka bir yeri soyuyor ve bu faaliyetleri neredeyse tamamen cezasız kalıyor. En büyük zararı silahsız reaya, yani Ermeniler, Nasturiler ve Kürtler görüyor. Söz konusu reaya sınıfının durumu gerçekten de çok ağır. Onlar toplu bir şekilde Türkiye’den göç etmek istiyor ve kurtuluşlarını Rusya ile İran’a göç etmekte görüyorlar. Ancak Türkiye’deki Ermeniler ile Nasturilerin Rusya’ya gidişi Türk Hükümeti tarafından yasaklanmıştır. Sf. 156

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 19 Rusya İmparatorluğu’nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General-Kvartirmeysterna Gönderdiği 12 Haziran 1906 Tarihli Rapor.)

    İstanbul’dan sürgün edilen çok sayıda siyasi, Van’a geldi. Onlar arasında subay ve askerler çoğunluktadır. Polis ve jandarmanın kontrolünde olmalarına rağmen bunlar Müslüman halk arasında propaganda yapmaya çalışıyor ve onları Türk İmparatorluğu’nun yaşadığı bütün felaketlerin kaynağı olan sultana karşı aynen Araplar gibi ayaklanmaya çağırıyorlar. İlginçtir ki, onlar beyanlarında Müslümanların Ermenilerle birleşerek tiranlığa son vermeleri ve ülkeyi fakirlikten kurtarmaları gerektiğini belirtiyorlar. Ermeni devrimcileri hiçbir faaliyette bulunmuyorlar. Sf. 151

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 151) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 17 Rusya İmparatorluğu5nun Van’daki Konsolos Yardımcısı R. Termen’in Kafkasya Askerî Bölge Karargâhı General- Kvartirmeysterına Gönderdiği 6 Mart 1906 Tarihli Rapor.)

    Son dönemlerde devrimcilerin yeniden hareketlendikleri görülüyor, iki hafta önce Ermeni devrimcilerin Kayseri’deki Türk camiine bomba attıkları haberi alındı. Bu haberin doğruluğu hâlâ onaylanmasa ve büyük gizlilik içerisinde tutulsa da olayı duyanlar heyecanlanmışlardır. Sonraki Cuma günü, Van’ın en önemli imamlarından, valinin de ruhanisi olan Molla Said, camide okuduğu hutbede Müslümanları ticaret ve zanaat konularında tembel olmakla suçlamış ve Van’da ticaret ile bütün zanaat dallarının Ermenilerin elinde olduğunu söylemiştir. Güya Ermeni düşmanlığı içeren bu konuşmanın yayılması, Ermenileri tedirgin etmiş ve bir sonraki Cuma günü, Ermenilerin çoğu, camide daha kışkırtıcı konuşmaların yapılmasından korktuklarından dükkânlarını açmamışlardır. Ancak bu sefer böyle konuşmalar yapılmamış, imam da Van’dan ayrılmıştı (valinin onu cezalandırdığını ve sürgün ettiğini söylüyorlar). İhtilalci komiteler (Taşnaklar ve Armenakan) beyannameler yayımlıyorlar. Taşnakların beyannamesinin tercümesini sonraki posta ile göndereceğim. Armenakancıların beyannamesini de bulmaya çalışacağım. Taşnaklar, kendi beyannamelerinde Ermenilerden, Türklerle karşı karşıya gelmekten sakınmalarını ve anlaşmazlıklara sebebiyet vermemelerini istiyorlar. Sf. 147

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 147) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 11 K. N. Smirnov, “1904 İlkbaharındaki Sason Olayları”, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Haberleri.)

    İhtilalin bütün masraflarını, yurtdışındaki Ermeniler üstlenmiştir. Eskiden saat tamircisi olan Türk Ermeni’si Antranik’in başkanlığında Türkiye’de ve yurtdışında yaşayan 300 Ermeni’den oluşan çete ise ihtilalci kadronun temelini oluşturuyordu. Sf. 130

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 130) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge; 11 K. N. Smirnov, “1904 İlkbaharındaki Sason Olayları”, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Haberleri.)

    Objektif istatistiki bilgilere göre, altı milyon nüfusa sahip Asya Türkiye’sindeki 9 vilayette (Erzurum, Van, Bitlis, Harput, Diyarbakır, Sivas, Halep, Trabzon ve Adana) yaklaşık 900 bin Ermeni yaşıyor. Bu rakam söz konusu vilayetlerdeki nüfusun ancak yüzde 15’ini veya 1/6’dan daha azını oluşturuyor. Sf. 127

    Ermeniler en yoğun şekilde beş kazada (Möküs, Erciş, Adilcevaz, Karçigan, Bargiri) yaşıyorlar. Söz konusu beş kaza, onları ayıran Van Golü ile birlikte 67 bin nüfusun 41 bininin (yani yüzde 61 inin) Ermeni olduğu bir bölgeyi oluşturuyor. Bundan başka Van vilayetinin 7 ayrı kazası ile Bitlis vilayetinin 2 kazası, kesintisiz bir bölge teşkil etmemesine karşın, Ermenilerin 1/5 i (185 bin) burada yaşıyor. Buraların nüfusunun yüzde 65’i Ermeni’dir. En yüksek oran (yüzde 74) Van kazasındadır. Sonuç itibariyle yalnızca Van ve Muş sancaklarında Ermeni nüfusu, Müslümanlardan daha fazladır. Sf. 128

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 128) kitabından birebir alınmıştır.

  • Belge10; Genelkurmay Başkanlığı Yarbayı Tomilov’un Asya Türkiye’sine yaptığı ziyaretin raporu; (1904)

    Bitlis’teki İngiliz konsolos yardımcısının benimle konuşması sırasında dile getirdiği aşağıdaki görüş çok ilginçtir: “Ermenilerin çok sayıda itici özelliği mevcuttur. Onlar, sevilmek için yaratılmamıştır. Ancak onların çok acı çektiğini kabul etmek gerekmektedir. Gerçi güç Müslümanların değil de Ermenilerin elinde olsaydı, Müslümanların durumu, Ermenilerin şimdiki durumundan çok daha kötü olurdu.” Sf. 125

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Yönetimin bu zayıflığı, düzenli bir devlette olmaması gereken uygulamalara yol açmıştır, ihtilalci hareketlerle mücadeleyi polis veya ordu değil de halk üstlenmiştir. Türklerle Kürtler ortak düşman olan ve Avrupa’nın desteğiyle ayaklanarak Kürdistan’da güya kendi bağımsız devletlerini kurmak amacını güden Ermenilere karşı harekete geçmişlerdir. Sf. 99

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • 8Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

     Aynı dönem zarfında Van vilayetinin tamamında Kürtler ayaklanmış ve bir kez daha Ermenilerin yerleşim yerlerinden geçerek, onların çeşitli taşınabilir mallarına vergi toplama bahanesiyle el koymuşlardır. Ancak bu sefer, daha kanlı olaylar yaşanmıştır, çünkü onlar, ölen arkadaşlarının öcünü almışlardı. Bazı köyler harap olmuş ve ateşe verilmiştir. Özellikle İdarî merkezler büyük zarar görmüştür: Erciş kazasındaki Okants, Çatah kazasındaki Tuh, Erçek nahiyesindeki Erçek vs. Bu karışıklıklar sırasında Ermeni köylerinin hepsi tamamen boşaltılmıştır. Halkın bir kısmı, dağlara, bir kısmı ise Van Gölü’nün adalarına kaçmıştır. Nüfusun bir kısmı ise Kürtlerin yanına sığınmıştır. Sf. 105

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 105) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Bununla birlikte Müslümanlar da dâhil olmak üzere Türkiye’nin köylü nüfusunun tamamının Kürtlerin keyfî hareketlerinden yeterince korunamadığını belirtmek gerekmektedir ki, Kürtler arasında bugün de hırsızlık, soygun, hayvan kaçırma ve buna benzer hareketler, suç değil, onurlu bir davranış ve yiğitlik olarak kabul ediliyor. Sf. 93

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Din adamları, dinî faaliyetlerin yerine millî fikirlerin propagandasını yapıyorlar. Son yıllarda Ermeni hareketinin bu denli gelişme göstermesinde Ermeni okullarındaki din adamlarının yaptıkları vaazlar önemli rol oynamıştır. Ermenilerin dinî duyguları genel olarak çok zayıftır. Sadece halk değil, din adamları dahi dindar değillerdir. Kiliseler genelde boş olmakla birlikte ancak bayram günlerinde ve daha çok kadınlar sayesinde doluyorlar. Sf. 92

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 92) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 6; V. T. Maevskiy, Van Vilayeti. Askerî-İstatistikî Tasvir, Kafkasya Askerî Bölge Karargâhının Yayını, Tiflis 1901 – Etnografik Deneme –  Ermeniler.)

    Ermeniler, tasarruf yapmak konusunda istisnai ve olağanüstü bir yeteneğe sahiptirler. Öyle ki günlük ihtiyaçlarını minimum düzeye indirmeyi her zaman başarmışlardır. Yeme-içme, giyim-kuşam ve eğlence konularında yeterli servete sahip olsalar bile aşırılığa kaçmaz ve çok mütevazı bir hayat yaşarlar. Genlerinden gelen bu alışkanlıkları sayesinde ticarete çok yatkındırlar. Gerçekten de onlara rakip olabilecek Rumların olmadığı şehirlerde ticarî sınıfın büyük bir kısmını Ermeniler oluşturmaktadır. Bunlar uygun her fırsattan yararlanarak büyük bir ustalıkla halkı sömürmeyi başarıyor ve bunu yaparken Kürt, Türk ve Ermeniler arasında bir ayrım gözetmiyorlar. Soydaşları olan köylülerin ihtiyaçlarına da ilgisiz kalıyorlar. Ermeni köylülerin ifadelerine göre herhangi bir yerde öşürü toplayan memur Ermeni kökenliyse, o memur mutlaka halkı fazla vergi toplamakla tehdit etmektedir. Ermeni memurların yaptıkları, Türk memurlarının en kötü rüşvet olaylarından dahi daha korkunçtu. Sf. 91

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Doğu eyaletlerdeki Kürtlerin hırsızlığa yatkın, görgüsüz ve kaba olduklarını kendileri de dâhil olmak üzere herkes kabul ediyordu. Dersim’de bulunduğumuz sırada Türk subayı tercümanım ile yaptığı konuşmada onların korkunç derecede kaba ve görgüsüz bir halk olduğunu belirtti. Yanımızda duran Kürtler de içtenlikle “İşte bu gerçekten doğrudur Biz çok kaba ve görgüsüz bir halkız” dediler. Soylu Kürt aristokrasisi de aynen sıradan bir göçebe gibi kendi soyunun eksikliklerini kabul ediyordu. Bitlis’teyken bizi evinde kalmaya davet eden bölgenin zenginlerinden Hacı Necmeddin, neredeyse her cümleye şu sözlerle başlıyordu: “Biz Kürtler, Ermeniler gibi değiliz, kaba ve görgüsüzüz. Bizleri hoş görün.” Sf. 87, 88

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 87, 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    …Suç vakaları konsolos raporlarında ileri sürüldüğü gibi çok sık meydana gelmiyor. Bununla birlikte Kürtlerde başkasının mülkiyetini kullanma eğilimi mevcuttur ve özellikle de Şii Kürtler bunu bir suç olarak görmüyorlar. Onlar, Hz. Ali’nin taraftarlarının öğretisine dayanarak zenginlerin mal fazlalığını fakirlerle paylaşmaları gerektiğine, bunu yapmadıkları takdirde ise bunu yapmaları için onlara karşı güç kullanılabileceğine inanıyorlar.

    …Tenha dağ boğazlarında yaşayan Kürt ailelerinin bazıları, ıssız bölgelerden geçen her yolcuyu soyma fırsatından memnuniyetle yararlanmaya hazırlar. Sf. 85

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Kürtlerin yaşadıkları köylerde nadiren cami bulunuyordu. Onlardan namazlarını doğru kılmalarını beklemek bile yanlış olur. Göçebe hayatın hâkim olduğu yerlerde ise onların her hangi bir dine mensup olduklarına dair yegâne gösterge, kilden yapılan mezar anıtlarıdır. Sf. 85

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Kürtlerin kullandıkları dil ve dinî inançlarında büyük farklılıklar mevcuttur… Dinî konularda aralarında büyük farklar vardır. Zaza dilinde konuşanlar, çoğunlukla Şii, Kurmani dilini konuşan Kürtler ise Sünni’dirler. Kızılbaşlar gibi çeşitli Kürt grupları ise putperestliğin kalıntılarını da içeren karışık bir dine mensuplar. Sonuç olarak onların hepsi “kötü” Müslümandı.

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 85) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Belge 5; “Genelkurmay Başkanlığı Albayı D. V. Putyata’nın Küçük Asya Hakkındaki Notu”)

    Konuyla ilgili yukarıda verdiğimiz kısa özetten de anlaşılacağı üzere Türkiye’deki vergiler, halk için ağır bir yük olmadığı gibi, üretim açısından Asya Türkiye’sinden daha zengin olan ülkelerdeki vergilerden daha fazla değildir. Ayrıca bedelli hariç, ülkenin Hristiyan ve Müslüman nüfusu arasında toplanan vergiler açısından hiçbir fark mevcut değildir. Emlak ve öşür vergisi ile ilgili yapılan şikâyetlerin temelinde ise bu vergilerin miktarından ziyade miktarı belirleme ve toplanma usulleri yer alıyordu. Ancak bu konuda da sadece Ermeniler zor durumda değillerdi. Sf. 84

    Alıntı; Türkiye’de Ermeni Meselesi (Rus Genelkurmay Başkanlığı Belgeleri) – Hazırlayan; Mihail Bashanov, Çeviren; İlyas Kemaloğlu (Kamalov), (Türk tarih Kurumu Yayınları 2013, Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.