Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Artık tek parti oldular ve seçimlere ihtiyaç duymuyorlar; ama bazen “seçimcilik” oynuyorlar. Aslında şimdiye kadarki uygulamalara seçim demek çok zor idi ve şimdi şeklen de sondayız. Bir, yüzde onluk seçim barajı, Eylülist diktatoryanın hükmüdür ve değiştirmediler. İki, 27 Mayıs Devriminden sonra milletvekili adaylarını, parti delegeleri seçiyordu ve bu usulü kaldırdılar, bu üçü karar veriyorlar. Kendi alanlarında diktatör oldular. Üç, her üçünün de il örgütleri bitmiştir, hiçbir il ve ilçe örgütü bir iş yapmazlar ve hiçbir işe yaramıyorlar. Paslandılar. Demek ki “parti” demek pek zordur ve seçim hiç diyemiyoruz. Bunlar, “bürokratik” kuruluşlardır. Sf. 164

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlker Paşa, hepimizin tutuklanması kapısını açan komutandır.

    Bu iktidara ortak olmuştur.

    Orduda tasfiye kapısını açtılar ve cumhuriyetin tasfiyesine katıldılar. Sf. 143

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Obama Doktrini, 11 Eylül 2014, Orta Doğuda bir himaye planı açıklamaktadır. Hedef, yobaz İslam’dır. Askeri güç, yetiştirilecek Kürtlerdir. Sf. 133

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dokunmadıkları bir tek ezan kaldı, Türkçe söyleniyordu, “Tanrı uludur, Muhammed Allah’ın kulu” ve bunu Arapçalaştırma işini, Demokrat Parti iktidarına bıraktılar. Ve Bayar-Menderes iktidarının ilk işi budur; yalnız, artık chp genel başkanı İsmet İnönü, oylamada, cehepe grubunu serbest bırakıyordu, reddedenler çok azdılar ve çoğu ezanın Arapçaya çevrilmesi lehinde oy kullandılar. Sf. 122

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 122) kitabından birebir alınmıştır.

  • İsmail Hakkı Paşa, Diyarbekir valiliğine atandığı zaman da yaptığı baskın ve tenkil hareketleri ile Eğil, Ahcankent, Botan ve Cizre Kürtlerini kılıçtan geçirerek emirlerine boyun bükmek zorunda bırakmıştır.” Bir sonuç çıkarıyoruz: “Bu şiddetli önlemler, Kürtleri, görünüşte sükûnete getirmişse de İstanbul Hâkimiyetine karşı Kürtler içlerinde büyük bir nefret başlatmıştır.” Her zaman böyle olmaktadır; öğrenmek ve öğretmek durumundayız. Sf. 243

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 243) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sıkılmayan bir yapısı ve ihanete düşkün bir mizacı var. Sf. 90

    Karabulutun cehepe’nin başına getirilmesi, akepe’nin iktidar yapılmasından daha hainâne ve tehlikelidir, öyle olduğunu teşhis ediyoruz. Bunda, dışarda, Aydın Doğan ile Uğur Dündar’ın ve içerde Mustafa Özyürek’in payları büyüktür. Güzel, paylardan İsrael’i buluyoruz. Sf. 90

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 90) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kılıçdaroğlu’nun Alevilikle bir ilişkisi yoktur ve bir Karay’dır. Davutoğlu ve Çiçek de Karay’dırlar; Yeni Cami inşaatı başlayınca, seçilen yere “Karaköy” dediler. “Karay” ya da “Karaim” Tarikatı’nın ya da dininin kurucusu, Annan bin Davut idi ve İbrani bir sözcük olan “annan”, Türkçe “bulut” anlamındadır ve bunlarda çoktur. Karabulut Kemal’in asıl soyadı bu idi, ailesinde yabancı isimler çoktur; eşinin önce pek çok sakladığı adı “silviya”, torunu “duru” ve damadı “nadir”, ki Medine ya da Hayber’e bağlayabiliyoruz, bunlardan birkaçıdır. Davutoğlu, Çiçek’e hep sevgi duymuştu, kardeş sevgisidir. Sf. 89

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • On Üçüncü Tez, Kemal Kılıçdaroğlu, bir tarikat müridi ve Fethullah Gülen’in kuludur. Cehepe’yi ortadan kaldırmakla görevli olduğunu, artık kendisi de saklamıyor ve bir misyoner misli kararlılıkla çalışmaktadır. Yaptıklarından sıkılmadığını anlıyoruz. Sf. 89

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok serbestçe ve kısa olmak üzere, şöyle çevirebilirim: Bir, emperyalizm ile sosyalizmi, burada “kolektivizm” deniyor, aynı tutuyor ve iki, insanın ruhsuzlaştığını ve atomize olduğunu ileri sürüyor. Batı’da hümanist demokrasi krizdedir; üç ve dört, parlamentarizmin dayanağı ise yalandır. Bu nedenle her tarafta, Orta Çağa dönüş teorileriyle karşılaşıyoruz. Sf. 71

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 71) kitabından birebir alınmıştır.

  • Machiavelli

    “Numa, Romalılar evcilleşmemiş ve tamamen vahşi oldukları için din icat etti ve Romalıların aklına ve kalbine Allah korkusu yerleştirdi. Romalılar o tarihe kadar Allah’tan hiç bu kadar korkmamışlardı. Korkmayı öğrendiler.”

    “Din, orduları yönetmede, halka ilham vermede, canilerin yaptıklarından utanmalarını sağlamada çok önemlidir. Dinle Roma, barışı bulmuştur.” Sf. 64

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 64) kitabından birebir alınmıştır.

  • Din yönetim içindir. Musa, Mısırdan çıktığı an, yönetmekle yükümlü bir halkı olunca derhal bir “din” buldu, yönetimi pek çok kolaylaştıran bir icattır. Diğer taraftan, hadis kitaplarını incelediğimiz zaman, bir yönetim sorunu tespit edilir edilmez bir ayet düştüğünü görüyoruz. Burada bir şaşmazlıkla karşı karşıya geliyoruz ve melekler, hiçbir halde gecikmiyorlar. Demek ki, tekrarlıyorum, dinler yönetim içindedirler ve cumhuriyetler kapitalizme ulaşınca, devrimlerin irreligiosity coşkusu çabuk sönüyor ya da söndürülüyor, “dine dönüş” yerini almaktadır. Sf. 47

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ama yapıyoruz ve insanoğlunun en harika icatlarından birisi olan dilin serüvenlerinden biliyoruz; insan olarak kolay olana yatkınız. Aç kaldığımızda ve yiyecek bulamıyorsak, kendimizi yemeye başlarız ve vücudumuzun yağlarını yiyeceğimizi düşünürüz; hayır, yağ yemek zordur. Karaciğerimizi, eklemlerimizin etrafındaki kıkırdakları yeriz, çok kolaydır. Kolay olanı biliyoruz ve seviyoruz. Sf. 42

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 42) kitabından birebir alınmıştır.

  • Entelektüel ve felsefi planda ise ben tesadüfün varlığına inanmakta güçlük çekenlerin arasında yer alıyorum. Bana göre tesadüf, henüz açıklanamayan ilişkiler ya da beraberliklerdir.

    Materyalist, maddenin diline güvenen canlıdır. Sf. 41

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalnız, yine de çemberi daralıyor ve bu açıdan baktığımızda Erdoğan’ın işi zorlaşıyor; üzülmeye başladığımı saklamıyorum. Amma ve lâkin, Yüce Gök’e şükürler olsun, Doğu Perinçek ve Soner Yalçın varlar; her vesileyle, yardımına yetişiyorlar. Hiç yalnız bırakmıyorlar; Erdoğan’ın en sıkıntılı zamanlarında, hemen yanındadırlar. Yüce Gök’ten, hizmetlerinin karşılıksız kalmamasını diliyorum; çolukları ve çocuklarını düşünüyorum. Sf. 17

    Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • Biz bu sözcüğü, aslı “haste”, pek çok zaman olduğu üzere, Farisi’den alıyoruz, Farisi’de “hastan” fiilinden geliyor, yorulmak, yaralamak, dermansız kalmak ve yapmak anlamındadır. İranlılar, bizde ki “hasta” sözcüğü için “bimar” ve “mariz” kelimelerini kullanırlar ki, bu sonuncusu Türk argosunda, “hasta” ve “dengesiz” hale getirmek anlamları var. Ancak İran’da “hastahane”, bizdeki anlama da gelmektedir. Demek ki, “hastayem” yorgunum anlamındadır; hastalık, yorgunlukla hissedilmektedir. Sf. 360

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 360) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ekleyebiliriz, Israel’de önemli bir “Kürt Yahudi’si” topluluğu var, Kürtçe konuşuyorlar, Kürt düğünleri ile evleniyorlar; bakan ve genelkurmay başkanı çıkarıyorlar. Bu Kürt-Yahudi nüfusunun arttığını biliyoruz. Sf. 331

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 331) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye Yahudilerinin en “hikmetli” kadrolarının, hahamlarının, “günah” saydıkları için Alyans Üniversel İsraelit okullarına, kısaca “alyans” mekteplerine, karşı çıktıklarını unutuyoruz. Hâlbuki bu okulların kuruluş nedeni, Yahudiler’in yoksul ve Osmanlı Türklerinden daha cahil ve yeteneksiz olmaları idi, başta Osmanlı, diğer Müslüman ve bazı geri Hıristiyan ülkelerde yönetime gelebilmeleri için bir ihtiyaç sayılıyordu; bilmek istemiyoruz. Sf. 291

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 291) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tabii burada, pek dindar Dostoyevskiy’nin kumara ve şehvete aşırı ve frenlenemez düşkünlüğünü tekrar not etmek zorunda kalıyoruz; yeridir. Sf. 288

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 288) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevski şöyle devam etti:

    “Siz sağlıklı insanlarsınız; o mutluluğun nasıl bir his olduğunu, biz epileptiklerin nöbetten bir saniye önce duyduğu mutluluğun derecesini tahmin bile edemezsiniz. Muhammed, cenneti gördüğünü, orada bulunduğunu, kitabı Kuranda inanarak anlatıyor. Tüm zeki ahmaklar ise, kendilerinden pek emin, onun yalnızca bir yalancı, bir şarlatan olduğunu düşünür! Ama hayır, Muhammed yalan söylemiyor! O da benim gibi, sara nöbetinden hemen önce cenneti gerçekten de görmüştür. Bu haz bir saniye mi, bir saat mi yoksa aylar mı sürüyor, bilemiyorum, ama şu sözlerime inanın, yaşamın sunabileceği hiçbir mutluluk onun yerini tutamaz.” Sf. 284

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 284) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevskiy’nin hayatı ise sanki para isteme için bir vesiledir; bazı tanınmış epileptik misli paraya da aşırı düşkündür. Hep para istediğini biliyoruz. Sf. 283

    Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.