Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Herodot “İranlılar kadar yabancı memleketlerin adetlerini kapan bir millet yoktur. Bunlar Medlerin giyinişini üstün kabul ederek bunu almışlar. Harpte, Mısırlılar gibi göğüs levhası taşırlar, her hangi bir sefahet (sefih, aşağılık) haber alırlarsa, onu hemen benimserler” demektedir. Sf. 125

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Kürtler de Kürdistan dedikleri zaman Çemişgezek’i (yani (Dersim’i) murat ederler” diyor. Sf. 120

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şerefname’den başlayarak birçok yazarlar Kürtleri dört ana bölüme ayırmaktadırlar. Onlar da: Lur, Kelhur, Guran, Gurmançlardır.

    Lur ve Kelhurlar bugün, Türkiye sınırları dışında İran ve Irak’ta bulunmaktadır.

    Guranlar ile (ki bunlara, İslâm Ansiklopedisi Zazalar da diyor.) Gurmançların çoğunluğu Türkiye sınırları içindedir.    

    Aslına bakarsak Guranlarla Gurmançlar da aynı soydandır. Zira Guran Farsça (An) çoğul eki almış Gurlar demektir.

    Gurmançlara gelince, bunlar da şişman ve kocamanda olduğu gibi sonuna büyültme eki (Man) almış yine Gurlardan başkası değildir. Türk ve Türkman’da olduğu gibi, Gur da Gurman olmuştur. Sf. 103

    Şu halde kelimenin aslı “Gur” dur. Kürt kelimesinin kökü de yine Gur’dan gelmedir. Bundan önceki bölümlerde açıklandığı gibi eski Türkçemizin bâzı lehçelerinde (T) çoğul ekidir. Gur-an nasıl Fars çoğul eki almış Gurlar ise Gurt da (T) Türk çoğul eki almış Gurlar demektir. Sf. 103

    Gur; Türkçe’de, büyük ve ulu demektir. Moğollar Tarihi (s. 46 da) Gürhan, muazzam han anlamınadır.    ’

    Timoçin, önceleri Gürhan lakabını taşırken sonraları Cengiz unvanını almıştır. Sf. 106

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 103 ile 106 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonraları Gurların yerini alan Türklerin, Türk sözü de yine sarsılmaz, ulu ve kuvvetli demektir.

    Bu anlam birliğinin nereden geldiğini arayalım. Türk sözünün asıl kökü Tur dur (K) eki eski Türkçede özellikle Macar, Kurt, Ermeni, Gürcü gibi Doğu – Anadolu ve Kafkas Uruklarında ve L.İ.R. Türkçesi konuşan uluslarda çoğul ekidir. Sf. 107 

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 107) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türklüklerinde şüphe bulunmayan Uygurlar için de “Uygurların öz Türkçe bir dilleri olduğu gibi kendi aralarında konuştukları zaman ayrı bir-ağız dahi kullanırlar. Bunlar harf den ibaret Türk yazısını kullanırlar. Kitaplarını mektuplarını onunla yazarlar. Bundan başka Uygurların ve Çinlilerin ayrı bir yazıları daha vardır. Defterlerini senetlerini bununla yazarlar. Sf. 99

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 99) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ortada bir Hint göçü, bir İran göçü, bir Çin göçü yoktur. Aksine olarak her çağda buralara uzanan göçlerin Türkler tarafından yapıldığı görülmektedir. Orta – Asya’da özellikle Türkistan’da çok eski çağlarda kurulmuş bir medeniyetin varlığı bu gün oralarda yapılan kazılarla gün ışığına çıkmış bulunmaktadır. Bu medeniyete sahip insanlar gördükleri her hangi bir yaşama zorluğu karşısında tamamen veya kısmen yerlerini bırakmak zorunda kalmışlardır. Sf. 93

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 93) kitabından birebir alınmıştır.

  • Erkek Kamışı Anadolu’da tamamen bir Türk mezhebi olan Bektaşiliğe de girmiş bir semboldür, Erenköy Bektaşi dergâhının çeşme lülesinin Erkek Kamışı şeklinde yapıldığı söylenmektedir. Sf. 91

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunlardan birçoklarına göre “İranlılarla Hintliler, Arya adı altında toplu bulundukları bir çağda kendilerini Asya’ya götürmüş olan göçün anısını hâlâ sakladıklarını” ileri sürmüşlerdir.

    Cermen dilcilere göre, Avrupa’dan Asya’ya doğru bir muhaceret Arya dilini yaymış ve Hindistan’a kadar dayanmıştır. Doğum yeri de Cermenlerin bulunduğu, kayın, meşe, dişbudak ağaçlarının çok okluğu, kuzey – doğu Avrupa’dadır. Sf. 84 

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu işte de yine en eski kaynak olan tarihin babası Herodot’u ele alalım; “Manais oğlu Atis zamanında bütün Lidya’da büyük bir açlık hüküm sürüyordu. Lidyalılar bir zaman için felâketi çekmişler, fakat geçmediğini görerek buna karşı gelmek için muhtelif oyunlar icat ettiler. Kimi aşık kemiğini, kimi topu, kimi zarı keşfetti. Çare, açlık duymamak için, bir gün oyunlara dalmak, diğer bir gün yemek, içmek ve oyun oynamak idi. Bu şekilde on sekiz yıl geçti. Sf. 77

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 77) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sümerlerde an-dıngır, Tanrı (Tengrı) demektir. An, aynı zamanda gök anlamına da geldiğinden An-dıngır, Gök Tanrı mânâsını da taşır. Buna sadece Anu da derler. Sf. 58

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zeki Velidî Togan (giriş s. 20 – 2i de) : “İranlılar gibi Yahudiler de bütün milletleri kendi neslinden türemiş gibi göstermek için çeşitli urukların adlarını kendi ananelerince bilinen isimlerle birleştirmişlerdir. Sf. 39

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Asker olarak yaratılmış bulunan Türklerin her millete ücretli asker olarak çalıştığı bilinen bir gerçektir. Sf. 11

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu nazariyeye göre, çobanlık ilkel çağlarda en esaslı bir toplum şeklidir. Tarih boyunca da bütün insanlık üzerinde etkisini göstermiştir. Çobanlığı yaratan da steptir. Stepler ise Asya’da ve Doğu – Avrupa’dadır. Fakat en büyük ve en elverişli step Asya’dadır. Ot’un hükmü ve nüfuzu burada her yerden üstündür. Ovalardan itibaren “kademe, kademe yüksek yaylalara kadar uzun bir mevsim bol ota maliktir. Bu bakımdan en iyi ve cins atlar orada yetişir.

    Atın varlığı bu insanların dünyanın her tarafına yayılmalarını sağlamıştır. İşte vardıkları sahaların iklim şartları onlar üzerinde en büyük etkiyi yapmış ve ırklar ayırımını ortaya getirmiştir. Sf. 6

    Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 6) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk inançları bakımından Zazalar, Türk toplulukları ile büyük benzerlikler gösterirler. Esasen Zazaların Türklüğü hususunda en önemli delillerden biri de budur.

    Bunlardan bir kısmı, Yaşar Kalafat tarafından Bingöl Zazaları arasında tespit edilmiştir:

    Gece tırnak kesmemek,

    Eşiğe oturmamak,

    Çocuğun üzerinden atlamamak,

    Çocuğun üzerinden bir defa atlanılmış ise tekrar bir defa daha atlamak; aksi halde çocuğun boyunun kısa kalacağına inanmak,

    Saç kılından yararlanmak,  

    Büyülü elma türü bir şeyler yedirmek,

    Ayetleri ters okumak,

    Damadı gerdek gecesi bağlamak

    Ağaca ip, çaput bağlamak,

    Taş yapıştırmak.

    Türklerin eski dini Şamanizm’de görülen birçok uygulama başta Tunceli olmak üzere, aynı şekilde bugün Zazalar arasında yaşamaktadır:

    Matem töreninde ölünün bindiği atın kuyruğunu keserek kurban etmek (Zazalarda ölü aşı vermek), Sf. 202

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zazalarda da bekâret bezi geleneği vardır.

    Zazalarda tek kadınla evlilik yaygındır. Boşanma yoktur ve kadınlara büyük saygı gösterilir. Bütün bunlar Orta Asya Türk âdetleri ile yakından alâkalıdır. ABD Harput Konsolosluğu tarafından 10.02.1908 tarihinde hazırlanan raporda Dersim’de boşanmaya müsaade olmadığı bildirilmiştir. Sf. 190

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dersim sancağında yaşayan insanların giyim ve kuşamları hakkında H.1310 tarihli Ma’muretü’l Aziz salnamesinde (Elazığ yıllığı) yer alan şu bilgiler oldukça önemlidir:

    “… Dersim ahalisi ekseriyetle başlarına beyaz veyahut siyah sivri keçe külah geçirir ve üzerine ipekten mensuc siyah puşi veyahut yazma sararlar. Derece-i iktidarlarına göre beyaz bezden yahut yünden şalvar ve arkalarına şabık tabir oluna bir nevi kısa ve kollu-kolsuz aba şalta giyerler. Ahalisi ser-i cesur dinç-divane ve silahşordur. Başlarının arka cihetine beş – altı  parmak saç uzatmak âdetlerindendir,” Sf. 182

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 182) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zazaların ahlakî özellikleri hakkında da, eğer eşkıyalık ve soygunculuk gibi özellikleri saymazsak, genelde iyi şeyler söylenmiştir.

    Bunlardan biri 1911 tarihli “Dersim Kürtlerinin! Dini” adlı makalenin yazarı İngiliz misyoneri Herry H. Riggs’dir. O, Dersimli Zazaların konuklarını aldatmamak ve soymamak için aşırı titiz olduklarını, verdikleri sözleri tutmada yüksek derecede bir dürüstlüğe sahip olduklarını kaydeder. Dersimli Zazaların en büyük meziyetinin cömertlik ve konukseverlik olduğunu ifade ettikten sonra şöyle devam eder:

    “… genelde ilkel, vahşi ama cana yakın, konuksever, cömert ve samimi bir halktır. Onların evindeki candan konukseverliğe hiçbir zaman başka bir yerde rastlamadım. Sıhhatli ve temiz yaşarlar.” Sf. 176, 177

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 94, 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1908 yılında ise, Dersim ve civarında bulunan aşiretler şunlardır:

    Mazgirt Kazası: İzolu, Şadili, Hıranlı, Şeyh Mehmedli, Şaruşağı, Çibanlı, Alanlı, Kureyşanlı, Yusufanlı, Şamuşağı…

    Kızılkilise Kazası: Şeyh Mehmedli, Arıllı, Kureyşanlı, Karsanlı, Lolanlı, Haydaranlı…

    Hozat Kazası: Karaballı, Ferhaduşağı, Aşağı Abbasuşağı, Pilvenk, Koçuşağı, Yukarı Abbasuşağı, Bahtiyar, Kırganlı…

    Ovacık Kazası: Kalanlı, Topuzlu, Beytuşağı, Arslanuşağı, Kavuşağı, Maksuduşağı, Demnanlı. Sf. 94, 95

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 94, 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • Marcel Leart adlı bir Ermeni yazara göre, “Zazalar,’ Müslümanlığı kabul etmiş Ermenilerdir.” Bu yazar, iddiasını desteklemek için bazı deliller de getirmiştir. Ermenice ile Zaza’ca arasındaki bazı ortak kelimeler ile bazı ortak âdetler, bunların arasında en kayda değer olanlarıdır..

    Bu iddiayı savunanlardan bir diğeri de 1914’te Dersim bölgesini gezen Molyneux-Seel’dir. Onun kaydettiğine göre, Dersimliler Ermenilikten dönmüştür.

    1908 yılında ABD Harput Konsolosluğu tarafından yazılan raporda Dersim Kızılbaşlarının Hıristiyan olduğu kaydedilmiştir.

    Bu iddialar, genelde ideolojik kaygılarla ortaya atılmıştır. Sf. 67

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türk Dil Kurumu’na ait sözlüklerde de durum pek iç açıcı değildir. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğünün değişik baskılarında Zaza kelimesi;       

    • kaba,

    • ilkel,

    • yabanıl,

    • kekeme,

    • pezevenk,

    •kaba konuşan, dilsiz gibi anlamlara gelmektedir. Sf. 47

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.