Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Zazalardan Kürtçülük faaliyetlerinde ilk bulunan ve ön plâna çıkan M. Nuri Dersimi (1890 – 1973)’dir. Ona göre Zazalar, Kürt’tür. Hatta bu tezi desteklemek için “Kürdistan Tarihinde Dersim” adlı bir kitap kaleme almıştır. Yine Dersimi’ye göre; “Dersimliler, Kürtçenin en eski lehçesi olan Zaza dilini konuşurlar. Sf. 25

    Alıntı;  Zazalar ve Türklük (Koç Heykelli Mezarların İzinde) – Ali Rıza Özdemir,  (Kripto Kitaplar, 1. Baskı Şubat 2010, Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.

  • Haklarında idam cezası verilen isyanın önderi konumundaki on bir kişi, 18 Kasım 1937’de Elazığ’ın Buğday Meydanı’nda şafağa karşı asıldılar.

    1936 yılı içinde sürdürülen harekât, isyanın lideri konumundaki Alişer’in öldürülmesi ve Seyit Rıza’nın da idam edilmesiyle son bulmasına karşın tedip harekâtına 1938 yılında da devam edilmesi kararlaştırıldı. Amaç, Kürt hareketini bir daha kıpırdayamayacak hale getirmekti. Askeri birlikler Haziran ayında yeniden harekâta başladı. Silahlarını teslim eden ve karşı koymayan, fakat daha önce isyana katılmış olan Karaballı, Ferhat, Pilvank, Şeyh Memedan, Karaca Seyit Mazgirt ve Kureşan aşiretlerine bağlı ailelerin çoğu imha edilirken, bir kısmı da batı illerine gönderildi. Bunların barındıkları köyler de bir daha geri dönüşe imkân vermemek için yakılıp yıkılarak imha edildi.

    1938 yılında sürdürülen 2. Dersim harekâtı sırasında askeri birliklerden 33 kişi ölürken, 60 kişi de yaralandı. İsyancılardan ise 163 kişinin öldüğü belirlenirken, 866 kişi de yakalandı. Yakılan köy sayısı ise 60’tı. Sf. 482

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 482) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kış aylarının yaklaşması üzerine askeri birlikler son darbeyi vurabilmek ve isyanın önderi Seyit Rıza’yı yakalayabilmek için uğraşmaktaydı. Seyit Rıza’nın Koçan aşiretine ait Uzun Meşe bölgesinde bulunduğunun öğrenilmesi üzerine, buraya uçak ve topçu desteğiyle şiddetli bir saldırıda bulunuldu. Kozluca Muharebesi adıyla anılan bu çarpışmada Seyit Rıza çemberi yarmayı başarırken, küçük karısı Besi, oğlu Şeyh Hasan ve bin kadar adamını kaybetti.

    Bunun üzerine Seyit Rıza’ya haber gönderilmiş ve isteklerinin kabul edileceği, bunun için de görüşme yapılması isteği bildirilmişti:

    “Bu bölgelerde Türkler için kış mevsiminde savaşmak imkânsızdı. Bu sebeple çalışmalara ara vermek zorunluluğu vardı. Sükûnet mevsiminde hile yoluyla çalışmanın maslahata daha ziyade uygun olduğunu takdir eden ordu kumandanı: Munzur Dağları’nda mevzi almış olan Seyit Rıza’ya Erzincan Valisi vasıtasıyla haber göndererek, Dersimlilerin isteklerinin kabul edileceğini, şimdiden bütün orduya ateşkes emri verilmiş olduğunu, esasen Dersim’in münferit bazı aşiretleri müstesna diğer aşiretler üzerine henüz askeri harekât yapılmadığını, yapılmasına da lüzum görülmediğini ve vaki zararları tazmine hükümetin hazır olduğunu bildirerek, Seyit Rıza’yı Erzincan’a getirmeyi başarmış ve adamlarıyla birlikte tevkif ettirmişti (5 Eylül 1937).” Sf. 481

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 481) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tunceli’de Mart ayında başlayan olayların Nisan ayında genişlemesi üzerine Bakanlar Kurulu, 4 Mayıs 1937 tarihinde “tenkil harekâtına” karar verdi;

    “Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4.5.1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşalin huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır:

    1.Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Kecizeken, Sin, Karaoğlan hattına kadar şiddetli ve etkili bir taarruz harekâtıyla varılacaktır.

    2.Bu defa isyan etmiş olan bölgedeki halk toplanıp başka yere nakledilecektir.

    3.Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle yetindikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah, kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.”

    Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok sayıda adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdırSf. 480

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 480) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mehmet Aydoğan Kürt kaynaklarının görüşünü yazmış ancak kaynakları belirtmemiş:)

    “Silah toplamak bahanesiyle Yusufan Aşireti üzerine askeri bir müfreze gönderilmişti. Bu müfreze askerlerinden bazıları, fakir bir kızı taciz etmişlerdi. Bunu haber alan aşiret reisinin oğlu Fındık, askeri müfrezeye hücum ederek, bölge dışına püskürtmeye mecbur kalmıştı. Bu sebeple Mazgirt bölgesinde çarpışmalar başlamıştı.”

    Seyit Rıza’nın oğlu Bıra İbrahim Hozat’a gelerek, Abdullah Alpdoğan’la temasa geçmiş ve yapılmakta olan askeri harekâtın durdurulmasını babası adına dilemişti. Bıra İbrahim geri dönerken, Kurmay Şevket’in hazırlamış olduğu bir plan gereğince Bıra İbrahim, Kırgan aşireti dâhilinde Deşt Köyü’nde misafir bulunduğu evde gece uyurken öldürtülmüştü. Genç evladının öldürülmesinden müteessir olan Seyit Rıza, Kırgan aşiretinin merkezi olan Sin Köyü’nü kuşatarak katillerin teslimini istemişti. Türk generali bu haklı isteği yerine getirmedikten başka, Bıra İbrahim’in katilleri Kurmay Şevket’in emrine alınmışlardı.” Sf. 478

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1937 yılı 21 Mart’ında iki yıl sürecek kanlı çarpışmaların ilk kıvılcımı çakılmıştır: “Ağaların tahrikine uyan Demenan’lılar 21-22 Mart 1937 gecesi Kahmut Köprüsü’nü yaktılar ve karakola saldırıya başladılar. Bunun arkasında Seyit Rıza da Sin Karakoluna saldırdı (26 Mart 1937) Sf. 477

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 477) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1935 yılında ise Dersim’in “vilayet teşkilatına alınması” için bir kanun hazırlandı. Dersim’in isminin “Tunceli” olarak değiştirildiği bu kanun, Meclis’in 25 Aralık 1935 günkü oturumunda görüşüldü ve kanun kabul edildi.

    2884 nolu bu kanunun birinci maddesinde, yeni oluşturulan Tunceli iline “Korkomutan” rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olarak atanacağı; bu valinin aynı zamanda Dördüncü Genel Müfettişliğin de müfettişi olacağı hususu yer almaktadır. Bu kanunun maddeleri, 32. maddeye kadar hiç tartışmasız olarak kabul edilmiştir. 32. Madde’nin görüşülmesi sırasındaysa idam kararı yetkisinin Meclisten alınarak, bölgedeki vali ve kumandana devredilmesi konusu tartışılmıştır. Fakat bu tartışmalar hazırlanan kanun maddelerinin değiştirilmesini gerektirmemiş ve 32. maddenin tamamlayıcısı konumundaki 33. madde de kabul edilmiştir:

    “İdam hükümlerinin vali ve kumandan tarafından tecile lüzum görülmediği takdirde, infazı emrolunur.”  

    Meclis’te kabul edilen bu kanundan sonra, 4. Genel Müfettişliğe ve Tunceli Valiliği’ne General Abdullah Alpdoğan atandı. 4. Genel Müfettişlik karargâhı da Elazığ’a kuruldu. Böylece Elazığ ve Bingöl denetim altına alınarak, Dersim’in çevreden yardım alması da önlendi. Sf. 476

    “Başta Seyit Rıza olduğu halde, Yukarı Abbasan, Ferhadan, Karabalyan aşiretleriyle, Bahtiyar, Yusufan, Demenan, Haydaran ve kısmen de Kalan aşiretleri kuvvetli ve sıkı bir ittifak yapabilmişlerdi.

    Ovacık, Koçan, Şemkan, Mazgirt ve Pülümür aşiretleri tamamen tarafsız ve yalnız kendini savunma konumunda kalmaya, Hozat aşiretleri ise hükümete teslim olmaya karar vermişlerdi. Bu aşiret reisleri Elaziz’e gelmiş, Alpdoğan’a sığınmış, hükümetin her türlü teklifini kabul edeceklerini bildirmişti.” Sf. 476

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Raporun son bölümündeyse askeri hazırlıklar ele alınmakta ve şu görüşlere yer verilmektedir:

    “1. Kaza kaymakamlarına ve nahiye müdürlüklerine geçici olarak subay tayinleri (verilecek talimat dâhilinde askeri inceleme yapmak maksadıyla) yapılmaktadır.

    2. Yakınlardaki askeri birliklerin tatbikatları Dersim içinde yapılmalıdır.

    3. Uçakların talim uçuşları Dersim üzerinde yapılmalıdır.” Sf. 474

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 474) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Doğaldır ki böylesi geniş kapsamlı ve uzun vadeye yayılmış bir işin bütçesi de olacaktır. Hazırlanan bu geniş kapsamlı raporda, birinci yıl yapılması düşünülen çalışmalar için bütçeye 1.200.000 Lira tahsisat konması istenmektedir.” 

    “Bu tahsisatın yarısı askeri nakliyat için, diğer yarısı da Dersimlilerin batıya nakilleri içindir. Batıya sürülmesi düşünülen ve çeşitli aşiretlere mensup bu ailelerin sayısı ise 347’dir.”

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472, 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Askeri harekât esnasında münferit evlerin yakılması lazımdır. Geçit ve boğazlarda bulunan köylerin yıkılması ve bu köylerin hükümet denetimine yakın köylere nakilleri, sarp yerlerde inşa edilen köylerin de aynı suretle yıkılması ve nakilleri gereklidir.” Sf. 472

    “Bu arada harekâta başlandığı andan itibaren devlet dairelerinde görev yapan ‘yerli’ memurların değiştirilmesi istenmekte ve yerli memurlar Dersimlilerin casusudur’ denilmektedir.” Sf. 472, 473

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472, 473) kitabından birebir alınmıştır.

  • ”Dersim’in bilhassa kuzey bölgeleri (Ovacık ve Nazimiye) öteden beri hükümete karşı cephe almıştır. Bu bölge çapulcuların yuvasıdır. Halen hükümete karşı küstah vaziyetini muhafaza eden Yukarı Abbasuşağı reisi Seyit Rıza ile Haydaran aşiretinin reisleri Hıdır ve Kamer Ağalar ve hükümete en çok karşı duran aşiretler de bu bölgededirler. Tarıma hiç müsait olmayan bu bölge halkının batı vilayetlerine sürülmesi Dersim’in ıslahı için güçlü bir tedbir kabul edilmiştir. Bu iki ilçenin nüfusu 11.742’dir.” Sf. 472

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Liderlerin batıya sürgün edileceğinin harekâtın sonuna kadar ifşa edilmemesi gereklidir. Aksi takdirde liderler arasında anlaşmalar ve birleşmeler görülecek, liderler adamlarını mukavemete teşvik edeceklerdir.

    Liderler bir daha Dersim’e dönmeyecek ve kaçamayacak şekilde batıya yerleştirilmelidir.

    Liderlerle birlikte ailelerinin de gönderilerek, tekrar liderlik sisteminin oluşmasının önüne geçilmesi istenmektedir.” Sf. 472

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 472) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1936 yılında yapılan bu çalışmanın kapağının sol üst tarafında, “T.C. Dâhiliye Vekâleti, Jandarma Umum Kumandanlığı, III. Ş, 1 Ks, Sayı 55058” yazıları yer almaktadır. Bu yazıların biraz alt tarafına rastlayan kısımda ise “Gizli ve zata mahsustur” ortalarda bir yerde ise büyük harflerle “DERSİM” yazısı bulunmaktadır. Ancak böylesi bir belgeye “Gizli” kaydı konmakla da yetinilmemiş ve yalnızca belirli kişilere gönderilmek üzere çok az sayıda basılmış; bu durum kitabın kapağının sağ alt köşesinde de belirtilmiştir: “Kayıt altında yüz tane basılmıştır.” Sf. 471

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 471) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birçok yerde sürdürülen askeri harekât Mutki bölgesinde yaşayan Baban aşireti üzerine de yöneldi. Baban aşiretinden isyana katılan herkesin yok edilmesine karar verilirken, 2. Tümen Komutanlığı 5 Temmuz 1927 tarihinde şu emri yayınladı:

    Tedip (terbiye etme, edeplendirme) harekâtı, verilen emir ve plan dâhilinde yapılacaktır. Tedibat sırasında şu hususlar göz önünde bulundurulacaktır:

    a. Askere silah atanlar bu işi köyce yapmışlarsa, bunların köyleri yakılır ve hayvanları müsadere edilir.

    b. Bunlar, köyden bir kısım halk ise bu işlem yalnız bunlara uygulanır ve diğerlerine çok iyi muamele edilir.

    c. Askeri kuvvet karşısında silahlı olarak çekilen ve kaçanlar takip edilir,, yakalanır ve yok edilir. Sf. 443

    d. Bunları koruyanlar ve gizleyenler yakalanarak Harp Divanı’na yollanır ve evraklar Tümen’e gönderilir.

    Kıtalar, bu tedip harekâtı dışında silah aramak, hükümetçe istenilen kişileri yakalamak, dağlı köylülerin ovaya nakli gibi hususlarla meşgul olmaz. Bu işleri, uygun gördüğü zamanda sivil idareler kendi jandarmaları ile yaparlar.” Sf. 444

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 443, 444) kitabından birebir alınmıştır.

  • Said’den sonra sorguları yapılan öteki sanıkların hemen tümü, ayrıntılar hariç, benzer sözlerle isyanın planlı olmadığını, dine karşı girişilen kısıtlamalar ve medreselerin kapatılmasına tepki olarak doğduğunu söylediler. Sf. 422          

    Örneğin hareketin önde gelenlerinden Hanili Salih Bey, isyanın planlama değil, üzüntü sonucu birdenbire doğduğunu söylüyordu. Salih Bey, Kürtlük dâhil, hiçbir siyası akımdan haberli olmadığını, din uğruna tepkilere katıldığını fakat tepkinin genel isyana dönüşebileceğini hesaplayamadığını söylüyordu. Salih Bey, olaydan bir ay önce Şeyh Said’i evine davet ettiğini, bu davetin eski bir dostluktan kaynaklandığını ancak siyasi bir konunun konuşulmadığını daha sonra da savaşa katılmadığını belirterek beraatını istiyordu. Sf. 422, 423

    Şeyh Abdullah, “benim katkımla yakalandı” dediği kayınbabasından sonra ikinci sıradaki kişi olarak 47 idam mahkûmu arasında yer alıyordu. Sf. 423

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 422, 423) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Şeyh Sait); -Yusuf Ziya’yı tanırım. Benim köyüme geldi. Orada meseleyi açtı. ‘Bir Kürdistan kurmak üzereyiz’ dedi. Muhaldir (hayal ürünüdür) dedim. Fikrim bunu kabul edemiyordu.” Sf. 421

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 421) kitabından birebir alınmıştır.

  • – Türklerle neden ilişki kurmuyordunuz?

    – Eğil, Ergani taraflarında Türkleri de davet ettim. Dinimize çalışalım dedim.

    – Sizinle beraber isyan ettiler mi?   

    – Tutan tutuyor, tutmayan tutmuyordu.

    – Ergani’de kimler vardı?

    – Şevket Efendi, Hamit Ağa ve Hacı Hüsnü Efendi vardı.

    – Bunlar Türk mü, Kürt mü?

    – Türk’türler, onlar da katıldılar.  Sf. 421

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 421) kitabından birebir alınmıştır.

  • – Buyurdunuz ki imam şeriattan saparsa isyan vaciptir. Bunun şartı yok mu? 

    – Şartını bilmiyorum. Şer’an vaciptir deniliyor.

    – Bu halin imamdan kaynaklanmasına bir Müslüman isyan eder mi?

    – Benim niyetim böyle değildi. Şeriye şartlarını uygulamazsa dedim.

    – Demek ki siz, şeriattan sapma olduğu için kıyam etimiz. Amacınız ne idi?

    -Kitap, kıyam vaciptir diyor. Kitap; cinayet, zina, müskirat durumları yasaklıyor. Hepimiz Müslümanız. Türk, Kürt ayrımı yoktu. Sf. 414

    – İsyanı tek başınıza başlattığınıza inanmıyorum. Herhalde sizi teşvik edenler vardır.

    Ne içerden, ne de dışardan teşvik eden yoktur. Hariçten dediğim yabancılardır.

    – Demek ki ayaklanma ve isyanı yalnız zat-ı âliniz düşündü.

    -Evet, benim fikrimde vardı. Bilim adamlarını, düşünce sahiplerini göreyim dedim. Din kalkmış, maneviyat unutulmuştu. Bunları isteyelim dedim. Öyle ümit ediyorduk.  Sf. 417

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 417) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yargıç soru sorarken olağanüstü ya da “Şeyh Efendi” diye hitap ediyor, onu saygın yere koyuyordu.

    Yargıçla Şeyh Said arasında geçen diyalogu, tutanakların açıklanan kısmından özetleyerek sunulmaktadır:

    – İsyan hareketini nasıl düşündünüz? Size ilham mı geldi?

    -Hâşâ, ilham gelmedi. Kitaplarda gördüm ki, imam şeriattan saparsa isyan vaciptir. Hükümete şeriat sorununu anlatmak istedik. Hiç olmazsa bir kısmının uygulanmasını isteyecektik. Allahu Teâlâ’nın kaderi beni bu işe düşürdü. İçine bir düştüm, bir daha çıkamadım. Sf. 414

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 414) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kalabalık isyancı grubuna ilişkin iddianame kısaydı. Siyasi içerikten uzak, “kriminal bir suçlama” niteliğindeydi. Sf. 413

    İddianamede, bütün dünyanın bildiği bir isyanın çıktığı anlatılıyor ama nedeni açıklanmıyordu. İsyanın iç ve dış kışkırtmalar sonucu meydana geldiği de anlatılıyordu. İddianamenin sonunda isyanın amacı “din siperi altında irticai bir bölücülük hareketi” olarak tanımlanıyordu. Sf. 414

    Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 413, 414) kitabından birebir alınmıştır.