Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Diyarbekir’in Osmanlı sancakları şunlardır: Harput, Ergani, Siverek, Nuseybin, Hısn-ı Keyf, Çemişkezek, Siird, Meyyâfârikin, Akçakale, Habur ve Sancar. Diyarbekir sancağı paşanın hükümet merkezidir. Bu sancakların hâkimi hep Osmanlı beyleridir.
    Yurdluk ve Ocaklık sancakları şunlardır: Sağman, Kulp, Mihrâniye, Tercil, Atak, Pertek, Çapakçur, Çermik. Bunlar kanun üzere ocaklık iken, beyleri çocuksuz olarak öldüğünden Osmanlı sancağı olmuşlardır.
    Amid eyâletindeki hükümetler şunlardır: Cezire, Eğil, Gene, Palu, Hızo. Bu beş hükümet serbest mirmiranlık payesiyle hâkimlerine verilir. Amma yine vezir ile sefere gitmekle görevlidirler. Sf. 437

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi IV – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 437) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bahar mevsimi geldiğinde, Malatya şehrinin küçük büyük zengin fakir bütün halkı Aspoz bağlarına göçerler. Şehirde ancak dışarıdan gelmiş kimselerle tüccarlar ve bazı Hristiyan ile üç yüz kadar bekçi kalır. Bunlar her gece fenerlerini yakıp şehir içinde bekçilik ederler. Davullarını döverek, kol kol olup şehir içinde dolaşırlar Suç işleyen kimseleri tuttuklarında, aman ve zaman vermeyip öldürürler. Zira ellerinde kesin yetkileri vardır. Sf. 426

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 476) kitabından birebir alınmıştır.

  • Lalanın dünyası ne? 

    Aldanma dünyasına. 

    Dünya benim diyenin,

    Dün gittik dün yasına!.,

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Altı aded medresesi olup, Mekteplerinin sayısı elli adeddir. Yüz yirmi aded de soylu kimseler için hamam vardır.

    Sultanî çarşısı altı yüz dükkândır.

    Halkı Türkçe ve Kürtçeyi güzel konuşurlar. Bütün halk Türk ve Kürtlerdir.

    Adı Harput’tur. Diğer bir söylenişe göre, burada havarilere gölge yapmış dikenli bir söğüt ağacı varmış. Onun için Harbit demişlerdir. Bazıları da, buranın toprakları diken yetiştirdiğinden, Harbirid yani diken getirici demişlerdir. Osmanlı defter kayıtlarında ise Hasan Zeyyad Ülkesi olarak kayıtlıdır.

    Padişah sefere çıktığında her vilâyetin bir çeşit adı olur ki, büyük alay ve cemiyette bir şehir halkı bulunması istendiğinde «Ya Ahad!» diye bağırırlar. Sivas’a «Rum, Rum», Diyarbekir’e «Âmid, Âmid» diye oran çağırırlar. Harput için de «Hasan Zeyyâd» diye bağırırlar. Sf. 170

    Altı aded medresesi olup, her camide bir küçük dershâne vardır. Amma Zahriye, Ulucami, Hatuniye medreselerinin vakıf tarafından tayin olunmuş müderrisleri vardır. Hepsinde de hadis öğrenimi yapılır. Mekteplerinin sayısı elli adeddir. Vakıf tarafından yetimlere her yıl birer kat elbise verilir. Ayrıca hediyeleri de boldur.

    Kaleden dışarıda Feth-i Bâb Tekkesi büyük âsitânedir. Enkuzbaba Tekkesi de fakirler yeridir.

    Hamamları: Kale hamamı, Cemşid Hamamı, Dede hamamı: Bunlar herkese açık hamamlardır. Yüz yirmi aded de soylu kimseler için hamam vardır. Yedi aded büyük tüccar hanı olup, Eski bedesten yanındaki Çarşı Hanı hepsinden güzel ve teşkilatlıdır.

    Çarşı ve pazarı: Sultanî çarşısı altı yüz dükkândır. Dükkânlar gayet güzel ve muntazamdır. Saraçhânesi hepsinden şirindir. Gayet sanatlı saraç örtüsü işlenir. Mutafları dahi beğenilir. Gerçi şehir Kürdistan hudududur amma, su ve havasının güzelliğinden yer yer civanları bulunur. Halkı Türkçe ve Kürtçeyi güzel konuşurlar. Bütün halk Türk ve Kürtlerdir.

    Yiyecek ve içecekleri: Beyaz ve has ekmeği, çöreği, böreği güzeldir. Bağlarında Hezârî denilen bir çeşit elma yetişir ki, İstanbul yakınındaki Kocaeli sancağında yetişen misket elması gibi hoş kokulu, yuvarlak bir elmadır. Bahçelerinde yetişen bir çeşit üzüm, Şam’ın zeynî üzümünden daha lezzetlidir. Sf. 171

    Harput gölü: Şehrin batı tarafında bağ ve bahçeler ile çevrilmiş, şehirden iki saat uzaklıkta bir göl vardır. İki kişi çevresini bir günde gezebilir. Yılan zehiri gibi acı bir göldür. Bazı tarihçiler, «Bu gölün kaynağı Van gölüdür, yer altından yol bulup karışır ve Harput’ta göl olmuştur» derler. Hakikaten, Van deryasının balıkları bu gölde dahi bulunur. Muhakkak ki Allah her şeye kâdirdir… Bu göl içinde bir ada vardır. Adanın üzerinde de bir köy kurulmuştur. Tahmini olarak üç yüz hânelidir. Köyün halkı hep boyacı ve terzidirler. Gölün etrafındaki Habus köyünden ve diğer köylerden kayıklarla gelip bu adayı seyrederler. Adada bir kilise var. Taptıkları eşek burada ölmüştür. Bütün patrik ve rahipler eşeğin cesedini mumyalayıp, kilisenin içinde, yeraltında saklamışlardır ki, onu bu kilisenin hizmetkârları bile bilmezler. «Halen olduğu gibi, dört ayak üzere durmaktadır. Şeb çırağ gözlü, altın sırmalı, çullu bir eşektir» diye güvenilir kimselerden öğrendik. Amma ben görmedim. Eskiden Hristiyanlar bu eşeğe taparlarmış. Sf. 172

    Garib bir hikmet: Harput’un kıble tarafında, bağlar içindeki yalçın kayalarda büyük mağaralar vardır. Temmuz ayında, oradan akan sular donup buz olur. O şiddetli sıcaklarda bu buzları kullanan halk, ciğerlerini tazeler. Temmuz günleri gidip şiddetli kış gelince bütün buzlar eriyip suları hamam suyu gibi olur. Mağaraların içi o kadar sıcak olur ki, nice gurbette bulunan kimseler oralara gidip hamam gibi yıkanırlar. Garip olan şu ki, şiddetli sıcaklarda sıcak olup kışın soğuk olacağına, mutlak yaratıcı olan Allah kudretini göstermek için böyle yaratmıştır. Sf.172

    Allah’ın diğer bir kudreti: Bu şehrin sahrasında bir çeşit kaynak olur. Her sene kabak mevsiminde, yakın ve uzak yerlerden bey, fakir, miskin ve garip gelip, bu sahrada çadırlar kurup otururlar, önce, üç gün tuzlu yemek yemeyip perhiz yaparlar. Dördüncü gün sabahleyin, o sudan bir fincan içince üç amel eder. Bir fincan daha içince yine üç amel eder. Bu tertib üzere, on fincan içen kuvvetli bünyeli kimseler tam otuz amel eder. Bazı kimseleri kusturup bütün hastalıklardan temizler. Bunun için Harput halkı dinç, kırmızı yüzlü, kuvvetli yapıya sahip, pehlivan kimselerdir. Bu su sebebiyle asla hekime muhtaç olmazlar. Sf. 173

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 170 ile 173 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hâlâ üç yüz kadar Hristiyan’ı örfî tekellüften af tutulmuştur. Sf. 168

    Eğin yağı çok meşhur olup, çarşısı baştanbaşa yağcılar ile doludur. Halkının çoğu kemancı (okçu) olduğundan, şehir adları arasında buraya «Kemancılar diyarı» derler. Askerî sınıfları; sinekeş, kemankeş ve serkeş yiğitlerden kuruludur. Sf. 169

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 168, 169) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halk ağzında, «Sana bir iş edeyim ki Timurlenk Sivas’a etmemiş ola» derler. Sf. 155

    Timur, Nasreddin Hoca ile görüştüğünde Hoca, Timur’a:

    —Niçin Sivas’ta kırk bin çocuk ve nurlu Muhammed ümmetini Tatar atları altında ezip yetmiş bin Allah yaratığını öldürdünüz?

    Dediğinde Timur:

    —Vallahi Sivaslılar, ‘Kur’an-ı Azim yaratılmıştır’ diyerek, uydurma sözleri hükmü kaldırılmış âyetlere benzedip, Kur’an’ı Kur’anlıktan çıkarmışlardı. Çocukları da zina çocukları olup, ihtiyarları ise Şiî, Hurufi, Cebrî, Kadiri mezheplerine girmişlerdi. Âleme örnek olarak doğru yola getirmek için, üzerlerine yürüyerek şehirlerini harab ettim. Senin hatırın için şehrini sana bağışladım. Korkma, harab etmem. Sf. 156

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 155, 156) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yine kuzeye doğru giderek Ulaş Kasabasına vardık. Sivas toprağında, Türkmen- ağası ulusu Köçümi burada oturup, Türkmenlerden yayla hakkı alır. Ayrıca kadısı vardır. Beş yüz haneli İslâm ve Ermeni kasabasıdır. Sf. 155

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Halkı, Türkmen ve Ermeni’dir. Debbağhânesi meşhurdur. Sf.154

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yahudi dili hakkında: Bu Yahudiler eski bir toplumdur. Gayet mutaassıb olup, yüz yirmi dört bin Peygamberin dört bini Allah Teâlâ’nın sevgisi sebebi ile rahat döşeklerinde vefat etmemiştir. Hepsini bu Yahudi taifesi şehid etmişlerdir. Yahya, Zekeriyyâ ve Cercis gibi binlerce resûl ve resûl olmayan nebileri şehid ettikleri bütün tefsir ve tarihlerde yazılıdır. Hiçbir millete iki kitap gönderilmemiştir. Fakat bunlar önce Davudi olmakla, Cenâb-ı Hak Hazret-i Davud’a Zebur kitabını gönderdi. «Ve âteynâ Dâvûde Zebüren» âyeti buna bir delildir. Sf. 95

    Hazret-i Davud’a gönderilen Zebur’da vaad, hikâye, emir, yasak, haram ve helâl gibi şeyler yoktur. Hepsi duâdır. Halen bütün Yahudilerin sinagog yani tapınaklarında hahamlarının okuyup yemin ettikleri kitap Zebur’dur. Amma Hazret-i Musâ’ya gönderilen kitap olan Tevrat’ta vaad, emir, yasak, helâl, haram, Cennet, Cehennem, a’râf ve hikâyeler vardır. Kıyamet günü belirtilmiştir. «Ve lâratbin ve lâ yâbisin illâ fikitabin mübîn» âyeti Kur’an-ı Kerim hakkında gönderilmiş olup, bütün emir ve yasaklar ile hikâyelerin bulunduğuna delil olduğu gibi, Tevrat-ı şerif dahi aynen bunun gibi her şeyi içine alır. Yahudilerden başka Hristiyan milletlerden İsveç, Felemenk, Danimarka ve Nemse (Avusturya) Hristiyanları da Tevrat ve Zebur okurlar. Sf. 95

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi III – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 95) kitabından birebir alınmıştır.

  • İttil Kabilesinin durumu: Moğol dilinde «İttil», köpek lisanlı demektir. Bunlar harp meydanında bir çeşit ”Av av, va, va,” eden, kudurmuş köpek gibi uluyan inatçı bir kavimdir. Mardin kalesi yakınında Sancak dağındaki Saçlı Kürtleri de Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız vakit, yirmi bin kadar olan o pis kavimler de böyle idi. Mezhepsiz, kötü huylu, leş yiyen, eşeğe binen bir kavimdir. Kendilerine sorulursa, “Hz. Hamza soyundanız” derler. Amma oruç, namaz, hac, zekât nedir, bilmezler. Bir kadınla yedi, sekiz erkek birden evlenir. Bu kadından bir veled-i zina doğsa, babasını tayin etmek ne kadar güç!... Fakat haramzâdeler bunun da kolayını bulmuşlar: Çocuğa bir elma veriyorlar. Çocuk elmayı babalık iddia edenlerin hangisine vurursa, o babasıdır diye hükmediliyor. Bundan sonra kadın onun yanında kalır, kimse ona karışamaz. Acem diyarında «Mum Söndüren» diye meşhur olan kötü kavim bunlardır. Bu şekilde bir kavmi hiçbir yerde görmedim. Amma şâh ve hanlarına çok sâdık kavimlerdir. Sf. 606

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 606) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ermeni yoktur. Zaten buralarda Rum da yok, meğerki ticaret için gele. Fakat Yahudi ve Şiî çoktur. Mülhidler, zındıklar, Caferî, cebrî, kaderî, Hurufi ve öteki sapık fırkaları çoktur. Sf. 566

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 566) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahalleleri: Yetmiş İslâm, yedi de Ermeni mahallesi vardır. Kıpti ve Yahudi’si yoktur. Bütün evleri kâgirdir. İki katlısı azdır. Çoğu tek katlıdır. Çünkü kışı şiddetli ve açık havası pek az olduğundan, on bir ay kar yağdığı çok görülmüştür. Sf. 546

    Halkının yüz rengi: Ahâlisi Türk, Kürd, Türkmen ve Ermeni’dir. Gök – Dolak Acemler de var. Sağlam vücutlu, sıhhatine düşkün, orta boylu, zinde, yaşlı ve genç insanları hepsi yiğit ve gürbüz kimselerdir. Çok kuvvetli bünyeye sahiptirler. Sf. 549

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 546 ile 549 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hamsinin faydası, şekilleri ve hassaları: Bu balık bir karış kadar, ince ve morca cilalı, gümüş gibidir. Faydası o derecedir ki, yedi gün devamlı yiyen, kimsenin şehveti son derece artar. Çok kuvvet verici ve hazmı kolaydır. Sf. 459

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 459) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizden Trabzon’u kuşatıp, 865 tarihinde ve yetmiş gün kuşatmadan sonra Rumların elinden aldı. Su ve havasının güzelliğinden hazzederek, adına «Tarb-ı Etzun» dedi. Doğrusu, eğlence yeridir. Bir adı da Batumzir (Aşağı Batum)’dur. Bir adı Lezki şehridir. Bazıları Tarb-ı Efsun derler.

    Amma halk Trabzon der. Fetihten sonra, Mehmed Han burayı taht edinip içinde para kestirdi, hutbe okuttu. Üç sene bu şehirde oturdu. Sf. 451

    Halkının çoğu Lazlardan meydana gelmiş asabi kimselerdir. Sf. 452

    Amma Çiço, Çagata ve Lazki denilen reâya gayet inat olurlar. Bu taifelerin kendilerine mahsus lehçe, ıstılah ve yazılan vardır ki, Trabzon halkı bile anlamazlar. Tercümana muhtaçtır. Sf. 459

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 451 ile 459 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu şehirde 176 Müslüman Mahallesi, 7 Ermeni mahallesi, 9 Rum mahallesi vardır. Ayrıca 6 cemaat Yahudi, 1 mahalle Kıpti, Murâdiye yolu üzerinde bir de miskinler mahallesi bulunur.  Sf. 398

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 398) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eyüb hamamı hastalara, Ayasofya hamamı büyük şeyhlere, Sofular hamamı: sofulara, Azablar hamamı azablara, Bostan hamamı bostancılara, Cuma pazarı hamamı pazarcılara, Çukur hamamı mülhidlere, Çinili hamam nakkaşlara, Koca Mehmed Paşa hamamı yeniçerilere, Irgat hamamı ırgadlara, Cerrah Paşa hamamı hekimlere, Aksaray hamamı saraylılara, Sicanlı hamam zencilere, Sultan Bayezid hamamı velîlere, Alaca hamamı delilere, Sırt hamamı hamallara, Sultan Süleyman hamamı şairlere, Haydar Paşa hamamı dervişlere, Tahtakale hamamı Arablara, Haseki hamamı hasekilere, Mahmud Paşa hamamı tüccarlara, Valide hamamı vâlidelere, At Meydanı hamamı süvarilere, Müftü hamamı müftülere, Gedik Paşa hamamı zeâmet sahihlerine, Dâvud Paşa hamamı zırhçılara, Hoca Paşa hamamı hocalara, Molla Gürânı hamamı mollalara, Fener kapısı hamamı ramlara, Balat hamamı hanendelere, Lonca hamamı Sazendelere, Kadırga limanı hamamı gemicilere, Küçük Ayasofya hamamı imamlara, Bayram Paşa hamamı dîvân ehline, Mehmed Ağa hamamı hadımlara, Lütfü Paşa hamamı cömertlere, Yenibahçe hamamı bahçıvanlara, Edirnekapısı hamamı Arnavutlara, Yenikapı hamamı Mevlevîlere, Silivri kapısı hamamı atçılara, Nişancı Paşa hamamı tercümanlara, Tahtab hamamı felçlilere, Langa hamamı oturaklara, San Kürsi hamamı bağcılara, Macuncu hamamı hâkimlere, Acem oğlanı hamamı acemlere, Vezneciler hamamı kantarcılara, Pertev Paşa hamamı şatırcılâra, Tasvirli hamamı tiyatroculara, Küçük Ağa hamamı ağalara, Arpa Emîni hamamı arpacılara, Avretpazarı hamamı kadınlara, Cuhud kapısı hamamı Yahudilere, Ahırkapı hamamı seyislere, Koca Mehmed Paşa hamamı bunaklara, Şengül hamamı maskaralara, Deniz hamamı kaptanlara, Koca Mustafa Paşa hamamı da ehl-i tevhide verilmiştir.

    İstanbul dışındaki hamamlar:

    Yenikapı hamamı Mevlevilere, Otakçılar hamamı kavarezenlere, Kemankeş hamamı atıcılara, Zâl Paşa hamamı kocalara, Eyüb yakınındaki derbederlere, Kâğıthane hamamı kâğıtçılara, Sütlüce hamamı Çobanlara, Hasköy hamamı kiremitçilere, Piri Paşa hamamı ihtiyarlara, Kasım Paşa hamamı pehlivanlara, Kulaksız hamamı sağırlara, Piyâle Paşa Hamamı sarhoşlara, Emir Hekimbaşı hamamı hekimlere, Tersâne Limanı; kaptanlara, Azapkapısı hamamı Azabistan’a, Karaköy kapısı hamamı orakçılara, Kule kapısı hamamı kölelere, Palancı hamamı —Tophane yakınındadır— yalancılara, Ali Paşa hamamı—Tophane’de— topçulara, Kemâl hamamı eskicilere, Çavuşlar hamamı çavuşlara, Çıfıt hamamı Yahudilere, Bey hamamı —Galatasaray yakınında— beylere, Balyoz hamamı —Galatasaray yakınında— balyozlara, Fındıklı hamamı Lazlara, Beşiktaş hamamı masumlara, Hayreddin hamamı hayır sahiplerine, Yahya Efendi hamamı takva sahiplerine, Kuruçeşme hamamı namaz kılmayanlara, Hisar hamamı Hisar’da oturanlara, İstinye hamamı dilencilere, Tarabya hamamı içki içenlere, Büyükdere hamamı balıkçılara, Sarıyer hamamı âşıklara, Kavak hamamı biçârelere, Yormaz kalesi hamamı papazlara, Beykoz hamamı Koz bekçilerine, Akbaba hamamı kuşçulara, Anadoluhisarı hamamı seyyahlara, Çengelköy hamamı hırsızlara, Kuzguncuk hamamı, zecrîlere, Eski Vâlide hamamı yolculara, Orta Vâlide hamamı kimsesizlere, Kösem Vâlide hamamı köselere, Arslan Ağa hamamı avcılara, Kasap başı hamamı kasaplara, Hacı Paşa hamamı hacılara, Türbedâr hamamı mezarcılara, Kadıköy hamamı da bağcılara tahsis edilmiştir. Sf. 254

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi I – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 253, 254) kitabından birebir alınmıştır.

  • On üç sancağı vardır. Defterdarı, defter kethüdası, defter emîni, çavuşlar kethüdası, emîni ve kâtibi, alaybeyisi, çeribaşısı ve timar defterdarı vardır. Sancakları şunlardır: Adilcevaz, Erciş, Muş, Bargiri, Gerger, Kisanı, Zeryiki, Siirt, Hani, Ağakisi, Ekrad, Beni Kator, Bayezid Kalesi, Berdu ve Ahlat. Bu eyâlete bağlı Abbasoğlularından Belkıs Hânı, Hakkâri hâkimi, Mahmudî hâkimi, Pinyaniş hâkimi eyâletlerinde timar ve zeâmet yoktur. Haraçların tümü, Van kuluna yazılı olarak bağlanmıştır. Diğer bina ve gelirleri kendilerine ait olup, mülkiyet olarak kendileri sahiptirler. Devletin azil ve tâyin yetkisi yoktur, ölümleri halinde eyâletler oğulları veya akrabalarına hediye edilir. Sf. 137

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi I – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 137) kitabından birebir alınmıştır.

  • On dokuz sancağı vardır. Beş hükümettir. Bu sancakların on biri Osmanlı malıdır. Ve öteki Osmanlı şehirleri gibi idare olunur. Sekizi Kürt beyleri tarafından idare edilir ki, Selim Hân fethettiği zaman kendilerine yurtluk ve ocaklık olarak hediye etmiştir. Tayin ve azilleri kendilerine aittir. Öldükleri takdirde sancakları eyâlet valisinin emri ile çocuklarına verilir. Başkasına verilemez. Akrabaları olursa, bir dereceye kadar kabul edilir. Fakat öteki sancaklar gibi bina ve gelirleri deftere yazılır. Toprak’larında timar ve zeâmet vardır. Savaş zamanında tımara bağlı olanlardan başkaları gibi, alaybeylerinin buyruğu altında sefere iştirak edenlerin zeâmet ve sancağı oğluna yahut ta akrabasına verilir. Fakat Hükümet olarak yazılan sancaklar arasında Sultan Selim kanunnamesi gereğince timar ve zeâmet yoktur. Beyleri kim ise, arazinin sahibi olarak idarede bulunur. Yazma ve gezme imkânı bulunmayan yerlerdir. Bina ve gelirleri beyleri tarafından tasarruf edilir.

    Doğrudan doğruya Osmanlı Devletine bağlı sancaklar şunlardır: Harput, Ergani, Siverek, Nusaybin, Hasân Keyf, Mikarkın, Akçakale, Habur ve Sencar. Yurtluk ve ocaklık olarak beylere bırakılan sancaklar ise şunlardır: Sağman, Kulp, Mihrası, Tereli, Atak, Birtek, Çapakçur ve Çermik. Yazma ve gezme imkânı olmayan sancak beylerine Osmanlı Hükümeti tarafından bir emir gönderildiği takdirde, beylerin isimleri ile beraber Cenab ifadesi kullanılan sancaklar şunlardır: Cezire Hükümeti, Eğin Hükümeti, Genç Hükümeti, Palu Hükümeti, Haro Hükümeti, Adı geçen bu Kürdistan sancakları büyük eyâletler kadar geniş araziye sahiptirler. Bu Diyarbekir divanının da ruznâmecisi, mal defterdarı, timar defterdarı, defter emîni, çavuşlar kethüdası, emîni ve kâtibi, alaybeyisi ve çeribaşıları vardır. Sf. 134,135

    Diyarbekir Eyâleti: 730 kılıçtır. Cebelüleri ile birlikte 1800 askeri vardır. Dördüncü Murad devrinde 9000 kılıç idi. Amid sancağı 9 zeâmet, 129 timar; Harput 7 zeâmet, 163 timar; Ergani 9 zeâmet, 123 timar; Siverek 4 zeâmet, 163 timar; Nusaybin 4 zeâmet, 15 timar; Terçik 4 zeâmet, 163 timar; Çermik 6 zeâmet, 13 timar; Hasankeyf zeâmet ve timar 45; Çapakçur 5 zeâmet, 30 timar; Çemişgezek 2 zeâmet, 7 timar; Kulp zeâmet ve timar 44; Sencar 6 zeâmet, 21 timar.  Sf. 145

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi I – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 134 ile 145 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ebu’l-feth Mehmed Hân tabiatı seven büyük bir padişahtı. Bir gün bütün hekimleri toplayıp, onlara, «Acaba İstanbul’un en güzel suyu hangisidir?» diye sordu. Onlar da, Eski Saray’da bulunan Şem’un pınarının suyunun lezzetli, hafif ve hoş bir su olduğunu söylediler. Diğer pınarların sularını da beşer miskal ağırlıktaki pamuklarla birlikte tarttılar, sonra pamukları ölçülmüş sulara batırıp güneşte kuruttular. Kuruyan pamuklar ölçüldüğünde, Şem’un pınarı suyunda ıslanan pamuk hepsinden hafif gelmiştir. Böylece en güzel suyun bu olduğuna karar verilmiş ve Fatih hep bu sudan içmiştir. Sf. 84

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi I – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 84) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sonra Anadolu ve Rumeli’deki vilâyetlerde bulunan vezirlere emirler gönderilip her vilâyetten İstanbul’a adamlar getirtildi. Üsküp halkını Üsküplü Mahallesi’ne, Yenişehir halkını Yenimahalle’ye, Mora Rumlarını Fener kapısına, Selânik Yahudilerinden elli grubunu Tekfur Sarayı ve Şehidler kapısına yerleştirdiler. Bu sebeple buraya «Cufut Kapısı» derler.

    Anadolu tarafından getirilen Aksaraylıları Aksaray mahallesine, Akkâ, Gazze ve Remle’den gelenleri Tahtakale’ye, Balat şehrinden gelen Kıptîleri Balat mahallesine, Arnavut halkını Silivri kapısına, Safed Yahudilerini Hasköy’e, Anadolu Türklerini Üsküdar’a, Tokat ve Sivas Ermenilerini Sulu Manastır’a, Manisalıları Macuncu mahallesine, Eğridirlileri Eğrikapı’ya, Bursalıları Eyyüp Sultan’a, Karamanlıları Büyük Karaman’a, Konyalıları Küçük Karaman’a, Tirelileri Vefa’ya, Çarşamba ovası halkını Çarşamba semtine, Kastamonu halkını Kazancı mahallesine, Trabzonlu Lazları Bayezid Camii semtine, Gelibolu halkını Tersâne’ye, İzmir halkını Büyük Galata’ya, Frenkleri Küçük Galata’ya, Sinop ve Samsunluları Tophane’ye, velhasıl diğer vilayetlerden gelenler de şehrin çeşitli yerlerine yerleştirilip, şehir imar olundu. Bu sebeple İslambol adı verilmiştir.  Sf. 80, 81

    Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi I – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 80, 81) kitabından birebir alınmıştır.