Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nin ruhsatnamesi I. Dünya Savaşı’nda kaybolduğundan bu okulun kapatılması fırsatı ele geçmiş, ancak 17.04.1953’te Menderes Hükûmeti 106 sayılı yeni bir ruhsatname vermiştir.

    Alıntı: Ajan Okulları – Necdet Sevinç, (s. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu yanlış bir soru. Türlerin Kökeni adlı eserinde ve sonraki yayınlarında Darwin, birçok teori geliştirmiştir, bunlardan beşi, en önemli olanlarıdır (bkz. Bölüm 4). Evrim ve ortak köken teorisi, Türlerin Kökeni adlı eserin 1859 yayınlanmasından birkaç yıl sonra biyologlar tarafından kabul görmüştü (bkz. Çerçeve 5.1). Bu, ilk Darwin devrimiydi. Diğer üç teori, yani kademecilik, türleşme ve doğal seçilim, çok sonra, ancak 1940’larda evrim sentezi esnasında geniş ölçüde kabul edilmişti. Bu, ikinci Darwin devrimiydi. Sf. 338

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim, sadece bir fikir, bir teori ya da bir kavram değil, gerçekleşmesi kimsenin çürütemeyeceği şekilde bir kanıt dağıyla belgelenmiş olan doğal bir süreçtir. Sf. 338

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 338) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yeryüzünde yaşamın başlamasının ardından, takip eden bir milyar yıl boyunca prokaryotlardan başka bir şey yoktu, yüksek zekâ içeren yaşam, ancak 300.000 yıl önce, Dünya’da doğan bir milyardan fazla türün içinden tek bir türde ortaya çıktı. Bunlar hakikaten de gerçekleşmesi olanaksız şeylerdir.

    Sonsuz evrende bir yerde, gerçekten de insan zekâsına paralel bir şey oluşmuş olsa bile onunla temas kurma ihtimalinin sıfır olduğu düşünülmelidir. Evet, nereden bakılırsa bakılsın, insan tek başınadır. Sf. 324, 325

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 324, 325) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eşitlik, medeni haklar bağlamında eşitliktir. Bu, yasalar önünde herkesin eşit olması ve fırsat eşitliği anlamına gelir. Topyekûn aynı olmak anlamına gelme, çünkü artık 6 milyar bireyin her birinin benzersiz olduğunu biliyoruz. Sf. 323

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 323) kitabından birebir alınmıştır.

  • Uygulamakta sık sık başarısız olsak da, Hıristiyan dünyasını oluşturan kültürlerin çok sağlıklı ahlak ilkelerine sahip olduklarım da kabul etmeliyiz. Sf. 321

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Geniş ölçüde kavranmış insan ahlakının tüm dünyada kabul görmesine karşı gösterilen direncin belki de ana nedeni, yabancılara uygulanan ayrımcılıktır. Eşitlik, demokrasi, hoşgörü ve insan haklan gibi temel sosyal ilkeler sayesinde yavaş yavaş bunun üstesinden gelinmektedir. Sf. 321

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 321) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bununla birlikte, çoğu kişi bu iki uç nokta arasında bir yerde bulunur. Gerçek ahlakı (yabancılara yönelik olan dâhil), öğrenerek edinirler. Mormon ahlak ilkelerinin yaygın olarak benimsendiği eyalet olan Utah’daki düşük suç oranı, öğrenmenin etkisini kanıtlamaktadır. Sf. 320

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yabancılara yönelik özgecilik, doğal seçilimin desteklemediği bir davranıştır.

    Sosyal grubun üyelerine yönelik özgeci davranış isteği, hakiki ahlakın gelişmesinde çok önemli bir bileşendir. Ama uygulanması için, bir dini liderin ya da düşünürün öğüdü gibi kültürel bir etmen gerekir. Evrimle birlikte otomatikman ortaya çıkmaz. Hakiki ahlak, kültürel liderlerin düşüncelerinin sonucudur. Yabancılara yönelik bir özgecilik duygusuyla doğmayız, onu kültür alarak ediniriz. Kalıtsal özgeci eğilimlerimizin yeni bir hedefe, yabancılara yönlendirilmesi gerekir. Sf. 320

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 320) kitabından birebir alınmıştır.

  • Karşılıklı Yardımseverlik. Sosyal bir grubun bağlılığı, karşılıklı yardımseverlikle artar. Bu davranış, genellikle karşılıklı özgecilik olarak anılır fakat karşılık beklentisi nedeniyle bu tür yardımseverliğin altında yatan neden aslında bencilcedir. Sf. 319

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 319) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sosyal bir grubun çoğu üyesi, genişlemiş bir ailenin üyeleridir ve aynı genotipin parçalarını paylaşırlar. Akrabalar arasındaki özgecilik, doğal seçilim tarafından desteklenir. Sf. 318

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu tür özgeciliğin doğal seçilim tarafından destekleneceğini tartışmaya gerek yoktur. Bir ebeveynin, yavrusunun esenliği ve yaşamım sürdürmesi için yaptığı bir hareket, kendi genotipini korur. Sf. 318

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 318) kitabından birebir alınmıştır.

  • Omurgalı soyumuzun sıcakkanlı üyeleriyle olan benzerlik, insanın fiziksel olmayan özelliklerinin çoğu için de geçerlidir. Psikologlar, birçok memeli ve kuş türünün (örn. kargagiller ve papağanlar) dikkate değer bir zekâlarının olduğundan artık kuşku duymuyorlar. Ayrıca, birçok hayvanın korku, mutluluk, tedbir, depresyon ve bilinen diğer insan duygularına sahip oldukları da artık kavranmaktadır. Sf. 316, 317

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 316, 317) kitabından birebir alınmıştır.

  • Psikologlar, elli yıl boyunca şempanzeye dil öğretmeye çalışmışlar, ama bir sonuç alamamışlardır. Şempanzelerin sentaksı algılayacak sinir donanımından yoksun oldukları görülmektedir. Dolayısıyla, geçmişten veya gelecekten konuşamazlar. Dili keşfeden atalarımız, okuma ve yazmanın keşfinden çok önce zengin bir sözlü gelenek geliştirebilmişlerdir. Konuşmanın gelişmesi, beynin, özellikle bilgi depolamayla ilgili kısımların (bellek) büyümesi üzerine büyük bir seçilim baskısı uygulamıştır. Büyüyen bu beyin, sanat, edebiyat, matematik ve bilimin gelişmesini mümkün kılmıştır. Sf. 313

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 313) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan beyni, tasavvur edilemeyecek kadar karmaşık bir yapıdır. Bir yetişkinde, yaklaşık otuz milyar sinir hücresi (nöron) vardır. İnsan türünde çok fazla gelişmiş olan beyin zarı, yaklaşık on milyar nöron ve sinaps adı verilen milyon kere milyar bağlantıyı içerir. Her nöronun bir ana gövdesi, aksonu ve sinapsların içinde diğer nöronlarla temas eden dendrit isimli birçok küçük dalı bulunur. Nöronların elektro-fizyolojisi hakkında epey bilgimiz olmasına rağmen zihinsel fonksiyonları hakkında çok az bilgi sahibiyiz, örneğin, sinapslar, anıların akılda tutulmasında önemli rol oynarlar fakat bunu nasıl yaptıkları neredeyse hiç bilinmemektedir. (1)

    Uzun süre önce, bizi insan yapanın beynimiz olduğu anlaşılmıştır. Anatomimizin herhangi başka bir parçası, diğer bir hayvanın ona karşılık gelen bir parçasına uyabilir ya da hayvanınki bizimkinden üstün olabilir. Yine de, insan beyni, çok daha küçük ve basit memeli beyinlerine çok benzer. Beynimizin benzersiz niteliği, çok sayıda, (bazıları sadece insana özgü olan) muhtemelen kırk farklı tipte nörona sahip olmasıdır. Sf. 311

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 311) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (1) (2020); Artık hafıza konusunda çok şey biliniyor.

  • Muhtemelen, sapiens niteliklerim edindiği, en azından yarım milyon yıl kadar bir süre boyunca, Asyalı Homo erectus popülasyonlarından soyutlanmıştı. Sonunda, bir Homo sapiens dalgası, Afrika’dan çıkıp, hızla dünyanın her tarafına yayılmıştır. 50.000-60.000 yıl önce Avustralya’ya, 30.000 yıl önce doğu Asya’ya ve söylenenlere bakılırsa, 12.000 yıl önce Kuzey Amerika’ya ulaşmışlardır. Bununla birlikte, Amerika’nın 50.000 yıl önce işgal edildiğine dair kanıt da mevcuttur. Sf. 309

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 309) kitabından birebir alınmıştır.

  • Fakat bu, birkaç milyon yıl içinde, doğum kanalında bir genişleme gerekmeden beyin boyutunun büyümesini sağlamıştır. Beyin büyümesinin ertelenmesi, insan bebeğinin beyninin büyüklüğünün doğumdan sonraki ilk yılda neredeyse iki katına çıkmasını gerektirir. Sf. 308

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 308) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın atalarının tüm tarihindeki en hızlı beyin büyümesi, Homo ortaya çıktığı zaman gerçekleşmiştir. Homo rudolfensis ile Homo erectus, çevrelerine karşı savunmasız konumlarıyla baş edip, yaşamak için maharetlerine güvenmek zorundaydılar. Beynin büyümesi için muazzam bir seçilim baskısı olmuş olmalıydı fakat bu büyüme, yeni sorunlar ortaya çıkarmıştı. Daha büyük beyni olan bebeklerin kafaları da daha büyük olacaktı fakat paleontolojik kayıtların gösterdiği üzere, doğum kanalının boyutundaki büyüme, dik duruş ve iki ayaküstünde yürümeye uyumlu değildi. Dolayısıyla beyin büyümesinin büyük bir kısmı doğum sonrasına kalmalıydı. Diğer bir deyişle, bebekler prematüre doğmak zorundaydı. Neyse ki, anne artık kollarını tırmanmak için kullanmak zorunda değildi, bebeğine bakmak için kullanabilirdi. Deyim yerindeyse, artık prematüre doğum prim yapmıştı. Tamamen yerde yaşama geçiş, insanlık tarihinde çok zor bir dönem olmalıydı. Bu geçiş sürecinde olan bitenler, anne ve bebeği ilgilendiriyordu, her ikisinin de yeni duruma ve yeni seçilim baskılarına uyarlanmaları gerekiyordu. Eğer bebeğin kafası (beyni) çok büyük olsaydı doğum güçlükleri nedeniyle ölürdü. Ancak biraz prematüre doğup, beynin hızlı büyüme süreci, doğum sonrasına kaydığı takdirde hayatta kalabilirdi. Yeni doğan insan, esasında, doğum esnasında 17 ay prematüredir. Sf. 307, 308

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 307, 308) kitabından birebir alınmıştır.

  • Beyin boyutundaki o ana kadar görülmemiş hızlı büyüme, çalılık savanların ağaçlık olanların yerini alması esnasında gerçekleşmişti. Australopithecus artık, ağaçlara tırmanarak etçillerden kaçamamış ve maharetlerine bel bağlamak zorunda kalmıştı. Böylece, beyin boyutunun büyümesi için güçlü bir seçilim baskısı gelişmişti. Sf. 307

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 307) kitabından birebir alınmıştır. (455 – Evrim Nedir? – Ernst Mayr – Sf.307)

  • Afrika’da iklim bozulmaya başlamıştı. İklim, daha kurak bir hale geldiği için ağaçlık savanlar zarar görmüş, ağaçlar giderek ölmüş ve ortam yavaşça çalılık savan haline dönüşmüştü. Bu durum, ağaçsız bir savanda tamamen savunmasız kaldıkları için Australopithecus’u, güvenli sığınaklarından mahrum etmişti. Australopithecus daha hızlı koşan aslanların, leoparların, sırtlanların ve vahşi köpeklerin tehdidi altındaydı. Boynuz ve güçlü köpek dişleri gibi silahları da, olası düşmanlarıyla boğuşacak kuvvetleri de yoktu. Dolayısıyla/ Australopithecus bireylerinin çoğu, kaçınılmaz olarak, yüz binlerce yıl süren bu bitki örtüsünün dönüşüm sürecinde yok olmuşlardı. Sf. 302, 303

    Bununla birlikte, insanlık tarihi için daha önemli olan şey, bazı Australopithecus popülasyonlarının başarılı savunma mekanizmaları keşfetmek için akıllarım kullanarak hayatta kalabilmiş olmalarıdır. Bunların ne oldukları hakkında ancak tahminde bulunulabilir. Yaşamlarını sürdürebilenler, düşmanlarına taş atmış veya ağaçtan ya da bitkisel materyallerden ürettikleri ilkel silahlan kullanmış olabilirlerdi. Sf. 303

    Gerçek, Australopithecus’un Homo olarak evrimleşen bu torunlarının hayatta kalıp sonunda gelişmiş olmalarıdır. Australopithecus’un ağaçta bipedal devinimi, Homo’nun yerde bipedal devinimine dönüşmüştür. Sf. 303

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 302, 303) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dik duruşun, elleri ve kolları, başka görevlere, özellikle alet yapımı ve kullanımına olanak sağlayacak şekilde serbestleştirdiği öne sürüldü. Bu görev, beyin faaliyeti gerektirdiği için, insan beyninin büyümesine neden oldu. Bu nedenle bipedalizm insanlaşmanın en önemli sıçrama tahtası olarak kabul edildi.

    Bu mantık zinciri, artık tatmin edici değildir. Australopithecus  milyon yıldan fazladır bipedal olduğu halde, beyin boyutlarında belirgin bir büyüme olmamıştır. Keza şempanzelerin kapsamlı alet kullanımı ve kargagillerle diğer hayvanların gelişmemiş alet kullanımlarının keşfi, alet kullanımının bu konudaki önemini azaltmıştır. Sf. 301, 302

    Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları,  3. Basım 2018 – Sf. 301, 302) kitabından birebir alınmıştır.