Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

  • Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’nin ruhsatnamesi I. Dünya Savaşı’nda kaybolduğundan bu okulun kapatılması fırsatı ele geçmiş, ancak 17.04.1953’te Menderes Hükûmeti 106 sayılı yeni bir ruhsatname vermiştir.

    Alıntı: Ajan Okulları – Necdet Sevinç, (s. 86) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Bursa Mapushanesinden Vâ-Nû’lara Mektup)

    Eh ne yapalım, bir kanunsuzluğun timsali olarak işkence çekmektense, bir hakkın gerçekleşmesi uğrunda ölmek elbette ki daha güzel bir şeydir. Sf. 236

    Alıntı; Bursa Cezaevinden Vâ-Nû’lara Mektuplar – Nazım Hikmet, (Cem Yayınevi,  2. Baskı 1993 – Sf. 242) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN NOTU (2024); 1950 yılında DP’nin iktidara geleceği anlaşılınca Nazım Hikmet ve arkadaşları özgürlük umudunu iyice kaybettiler. Nazım 2 Mayıs 1950’de açlık grevine başladı. 14 Mayıs 1950’de DP simi kazandı. Nazım’ın sağlık durumu iyice bozulunca açlık grevinin 17. gününde 19 Mayıs 1950’de Abidin Dino Nazım’ı açlık grevini bırakmaya ikna etti. Aydınlar bir dilekçe ile Nazım’a af kampanyası başlattılar. Halide Edip ilk akla gelen isim oldu onun imzasının yanına eşi Adnan Adıvar, Sait Faik, Cahit Sıtkı Tarancı, Cevdet Kudret gibi isimler eklendi, otuz etkili isim listesi tamamlandı… Nazım Hikmet yeni hükümetin tavrı belli oluncaya kadar 19 Mayıs 1950 günü açlık grevine son verdi. 13 Temmuz 1950’de TBMM Genel Kurulu Af Kanunu’nu görüşmeye başladı. Bazı Milletvekilleri şiddetli bir direnişle Nazım Hikmet’in af edilmesine karşı çıktı, basından başta Bedii Faik, Bahadır Dülger ve Necip Fazıl gibi etkili yazarlar da onlara destek verdiler. MTTB ve diğer milliyetçi gençlik örgütleri “Komünist Nazım Hikmet”in af edilmemesi için Başvekil Adnan Menderes’i telgraf yağmuruna tuttu. MTTB Başkanı Bedri Baykam’ın babası Suphi Baykam, affa karşı çıkan 5 bin imzalı bir dilekçeyi alıp Ankara’ya götürdü. Meclis af yerine “ceza indirimi” çözümünü buldu, 15 Temmuz 1950’de af kanunu Resmi Gazetede yayınlandı. Nazım Hikmet Cerrahpaşa Hastanesi’nde saat 14.15’te on üç yıllık bir hapislikten sonra serbest kaldı. Avukatı İrfan Emin ile eşi Münevver Andaç da hastane kapısında onu bekliyordu. “Heyecanlıyım. Bu gece sırtüstü yatıp gökyüzüne bakacağım. (…) Yıldızları, uçsuz bucaksız ufukları seyredeceğim. Çünkü hapishanede yattığım yerden tavandan başka bir şey görmüyordum.” Diyordu.

  • (Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup)

    İşte böyle, Kemal’ciğim. Çalışmak. Türk halkı, sevgili memleket ve bütün namuslu insanlar için, onlara layık büyük, namuslu eserler vermek lazım. Sf. 308

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 308) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup)

    Annemin gözü, yani ameliyat olmayanı hâlâ öyle, bir tanesi ameliyat oldu, ötekisi eskisi gibi, fakat o durup dinlenmeden tek gözle resim yapıyor. Anlıyorum ki, daha doğrusu bir kere daha anlıyorum ki, bu dünyada ihtiyarlamamak, kör olmamak, yaşamak için, güzel — en geniş manasıyla — bir şeye bağlanmak ve onunla faal münasebette bulunmak biricik çaredir. Sevmek —en geniş manasıyla sevmek— ihtiyarlığı, hastalığı ve ölümü yeniyor. Sf. 297

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 297) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup)

    Bu seferlik bu kadar yeter. Öfkem yine bastırmaya başladı. Her şeye rağmen Türk halkı, memleketim güzel günlere kavuşacaktır. Ve bu memlekette bütün tarih boyunca hiç kimse bizler kadar memleketini ve onun namuslu, çalışkan insanlarını sevmedi. Sf. 282

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 282) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Mapushaneden Kemal Tahir’e Mektup)

    Dayı Paşadan mektup aldım. Özeti şu: Biraz daha sabret, oğlum, adalet tecelli edecek, hürriyetine kavuşacaksın. Ben elimden geldiği kadar senin işinle uğraşıyorum.

    Bu mektup tabii durup dururken gelmedi. Bir gün aklıma esti, kendisine oldukça acı bir mektup yazdım. Onun karşılığı. Sf. 263

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 263) kitabından birebir alınmıştır.

  • (20.05.1941 Bursa Mapushanesinden Kemal Tahir’e Mektup)

    Kardeşim Kemal,

    Sırasıyla: Parasızlıktan şikâyet eden, içime hançer gibi giren telgrafını aldım. Malatya’ya nakledileceğin telgrafını aldım. Sf. 69

    Ben de Baha’ya, Cezaevleri Müdürüne ve bizim enişte olacak Adliye Vekiline yazım. Sf. 69

    Dayı Paşadan haber alıyorum. Yakında hürriyetinize kavuşacaksınız diyor. Sf. 70

    Alıntı; Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar – Nazım Hikmet, (Adam Yayınları,  2. Baskı 1975 – Sf. 69, 70) kitabından birebir alınmıştır.

    BAKKAL’IN YORUMU (2020); Nazım’ın Dayı Paşa dediği Ali Fuat Cebesoy, o dönemde Adalet Bakanı ve Nazım ve arkadaşlarının masum olduklarını biliyor, söz ve umut veriyor ama Nazım, Kemal Tahir, Nuri Tahir, Hikmet Kıvılcımlı ve Orhan Kemal için hiçbir şey yapmıyor.

  • Kısacası doğanın aklı yoktur. En büyük avantajı sabırlı olmasıdır. Yavaş yavaş işlemini yapar ve üzerinde oynayabileceği çok sayıda deneğinin olması sürdürebilirliğini olumlu yolda etkiler. Bu nedenle doğa hiçbir zaman suçlanamaz. Vücudumuzun yapısı ve işleyişiyle ilgili “keşke”yle başlayarak kurulan her istem, aslında doğanın yapamadıklarıdır. Sf. 225

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 225) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrensel bir dille konuşmamız gerektiğinde bir ışını onun dalga boyu ile evrendeki düşünür tüm varlıklara kolaylıkla anlatabilir, iletebiliriz; ancak bir dalga boyunun hangi renkte göründüğünü (gördüğümüzü) tarif edemeyiz. Çünkü renk de, ses, zaman, hız gibi görece bir kavramdır. Sf. 68

    Alıntı; Çocuklar İçin Evrim – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  2. Baskı Ocak 2019 – Sf. 68) kitabından birebir alınmıştır.

  • Akıllı tasarım en az malzemeyle en çok üretim yapmanın adıdır. Hâlbuki doğa bu bakımdan inanılmaz derecede savurgandır. İşte bunun neden böyle olması gerektiğini ancak evrim bilimi bize veriyor; çünkü akıllı bir tasarımda, her şey önceden planlanır ve tasarlanır. Sf. 456, 457

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 456, 457) kitabından birebir alınmıştır.

  • Toprağa yakın oturarak yaşadığımız dönemlerde vajina, anüs ve penis yoluyla vücuda girecek mikroorganizmaların ya da toz toprağın önlenmesi için daha sıkı dokulu bir kıllanmanın buralarda olması (arta kalması) kaçınılmazdı. Oransal olarak kılların buralarda ve koltuk altında daha sık görülmesinin nedeni; büyük bir olasılıkla hareket sırasında sürtünmeyi azaltma ve özellikle koltuk altında, akciğere en yakın ve korumasız olan koltuk altımızdan akciğerin üşümesini önleme olarak açıklayabilir. Ancak Güneş ışınlarının yıkıcı etkisinden özellikle damar genişletme özelliği olan (dolayısıyla beyin kanamalarına neden olan) morötesi ışınların etkisinden vücudumuzu koruyan baş kıllarının yitirilmesini kesin bir tasarım hatası olarak anlatacaktır. Sf. 432

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dünyada dogma’yı yönetimine esas alan hiçbir huzurlu ve ahlaki değerleri yüksek ülke bilinmemektedir. Dogma sizin dışınızda başka varlıklara sorumlu olduğunuzu, bilimse insanın kendi vicdanına karşı sorumlu olduğunu öğretir. Dolayısıyla vicdanınızla sürekli baş başa olmanız nedeniyle ahlaksızlıklardan olabildiğince uzak kalmayı başarabilirsiniz. Dogma dışı öğretide günahın sevapla değişimi yoktur. Sf. 403

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 378) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bunu takdiri ilahi ve basit bir ihmal olarak geçiştiremeyiz diyemiyor; çünkü bunu dedikleri an, merak duygusu yeşermeye başlıyor, geçmişi ve sıkı sıkı sarıldıkları öğretinin masanın üzerine yatırılmak zorunluluğu doğuyor. O zaman egemen güçler için tehlike çanları çalmaya başlıyor. Bir defa merak duygusu bir toplumda yeşermeye başlarsa, akılcı düşünce de filizlenmeye başlayacak demektir. Bu ise dogmanın öldürücü ilacıdır. İşte bu nedenle belirli çevreler dinleri ve onların geçmişteki büyüklerini yasal ya da toplumsal koruma altına almışlardır. Çoğu ölümlü cezalandırmalarla sonuçlandırılır. Hiçbir eleştiriye tahammül gösterilmez. Hatta bu öğretinin herkesin kendi anadilinde verilmesini; kutsal kitapların herkesin anlayabileceği şekilde yazılmasını ve öğretilmesini dini duyguların zayıflatılması olarak görürler. Sf. 390

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 390) kitabından birebir alınmıştır.

  • Batı’nın bilimde atılımı ve aydınlanmaya başlaması, unutulmamalıdır ki bazı düşünürlerin (başta Luther) dogmaya karşı çıkmasıyla başlamıştır. Sf. 373

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 373) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada ateist olmak değil her bilim adamının olması gereken agnostik olmak durumu hâsıl olur. Agnostik, sayılabilir, ölçülebilir, tartılabilir, sınanabilir, tekrarlanabilir, fizik, kimya ve biyoloji yasalarına aykırı olmayan kurallarla ve olaylarla ilgilenir ve onların -aksi kanıtlanmadıkça- doğruluğundan kuşku duymaz. Sf. 371

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 371) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrimciler bir şeyi anlamalı. Bilim adamları agnostik olmak zorundadır. Yani çalışma alanı ölçülebilir, sayılabilir, tartılabilir, gözlenebilir ve hesaplanabilir şeylerdir. İnanmak, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin mantığını içermeyen, müspet ve gerçek sosyal bilimlerin kullandıkları araştırma yöntemlerini kullanmayan bir alandır. Her ikisini aynı kulvarda koşturmaya kalkışmak akıldışılıktır. Sf. 324

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Foton, ışık taneciğinin bilimsel ismidir. Fotonlar, “elektromanyetik dalga” olarak da adlandırılmaktadır.

    Evrende her atoma karşılık, yaklaşık 1 milyar foton bulunmaktadır. Sf. 195

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 195) kitabından birebir alınmıştır.

  • Atlar başlarını aşağı yukarı kaldırırlar; bunun nedeni farklı açılardan odaklama uzaklığının farklı olmasını sağlayarak uzaklığı tahmin etmektir. Sf. 193

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir elektrik lambasından saniyede yüz milyar kere yüz milyar foton çıkar. Gözümüz bir fotonu bile algılayacak duyarlılığa sahiptir, ancak saniyede yaklaşık 90 fotondan daha az gelirse uyarıyı, beyni yormamak için iletmez.

    Göz kasları o kadar duyarlıdır ki, gözün görüş alanındaki 100.000 noktaya ayrı ayrı odaklanabilir.

    Bir santimin 1 / 100’ünü uzunluk olarak ayırabiliriz. Sf. 192

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gözümüzün önüne üç parmağımızı belirli bir mesafede tutarak oluşan iki boşluktan baktığımızda uzaktaki cisimlerin netliğini artırabiliriz. Sf.192

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kontrast Etkiler: Beyaz bir zemin üzerinde siyah, siyah bir zemin üzerinde beyaz, sarı üzerinde mavi, mavi üzerine sarı çok daha parlak görünür. Sf. 191

    Alıntı; Evrim (Atomaltı Parçacıktan İnsana Türlerin Görkemli Yolculuğu  – Ali Demirsoy, (Asi Kitap Yayınları,  6. Baskı Mayıs 2018 – Sf. 191) kitabından birebir alınmıştır.