Afrika’da iklim bozulmaya başlamıştı. İklim, daha kurak bir hale geldiği için ağaçlık savanlar zarar görmüş, ağaçlar giderek ölmüş ve ortam yavaşça çalılık savan haline dönüşmüştü. Bu durum, ağaçsız bir savanda tamamen savunmasız kaldıkları için Australopithecus’u, güvenli sığınaklarından mahrum etmişti. Australopithecus daha hızlı koşan aslanların, leoparların, sırtlanların ve vahşi köpeklerin tehdidi altındaydı. Boynuz ve güçlü köpek dişleri gibi silahları da, olası düşmanlarıyla boğuşacak kuvvetleri de yoktu. Dolayısıyla/ Australopithecus bireylerinin çoğu, kaçınılmaz olarak, yüz binlerce yıl süren bu bitki örtüsünün dönüşüm sürecinde yok olmuşlardı. Sf. 302, 303
Bununla birlikte, insanlık tarihi için daha önemli olan şey, bazı Australopithecus popülasyonlarının başarılı savunma mekanizmaları keşfetmek için akıllarım kullanarak hayatta kalabilmiş olmalarıdır. Bunların ne oldukları hakkında ancak tahminde bulunulabilir. Yaşamlarını sürdürebilenler, düşmanlarına taş atmış veya ağaçtan ya da bitkisel materyallerden ürettikleri ilkel silahlan kullanmış olabilirlerdi. Sf. 303
Gerçek, Australopithecus’un Homo olarak evrimleşen bu torunlarının hayatta kalıp sonunda gelişmiş olmalarıdır. Australopithecus’un ağaçta bipedal devinimi, Homo’nun yerde bipedal devinimine dönüşmüştür. Sf. 303
Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri; Nurdan Soysal, (Say Yayınları, 3. Basım 2018 – Sf. 302, 303) kitabından birebir alınmıştır.