“Şu halde sözde bir tabiat kanunu şekline sokulmuş kapitalist birikim kanununun, aslında ifade ettiği şey ancak şudur; bizatihi birikimin mahiyeti (içeriği), emeğin istismar (Sömürülmesi- kötüye kullanılması) derecesinde ya da fiyatında, kapitalist ilişkinin durmadan yenilenmesini ve bunun gittikçe büyüyen boyutlarla yeniden-üretimini tehlikeye sokabilecek böylesine bir düşmeyi ya da yükselmeyi zaten konu dışı eder. Nesnel zenginliğin işçinin gelişme ihtiyaçlarını karşılamak için mevcut olması yerine, tersine olarak, işçinin mevcut değerlerin kendi kendilerini büyütme, kendilerine değer katma, ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğu bir üretim biçiminde de zaten bundan başka bir durum söz konusu olamaz. Din alanında insan kendi kafasının yarattığı şeylerin hükmü altında ise, kapitalist üretimde de kendi eliyle yarattığı şeylerin hükmü altında bulunur.”
Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 384) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın