Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: İnançlar, Mezhepler
-
Afrika’da iklim bozulmaya başlamıştı. İklim, daha kurak bir hale geldiği için ağaçlık savanlar zarar görmüş, ağaçlar giderek ölmüş ve ortam yavaşça çalılık savan haline dönüşmüştü. Bu durum, ağaçsız bir savanda tamamen savunmasız kaldıkları için Australopithecus’u, güvenli sığınaklarından mahrum etmişti. Australopithecus daha hızlı koşan aslanların, leoparların, sırtlanların ve vahşi köpeklerin tehdidi altındaydı. Boynuz ve güçlü köpek…
-
Dik duruşun, elleri ve kolları, başka görevlere, özellikle alet yapımı ve kullanımına olanak sağlayacak şekilde serbestleştirdiği öne sürüldü. Bu görev, beyin faaliyeti gerektirdiği için, insan beyninin büyümesine neden oldu. Bu nedenle bipedalizm insanlaşmanın en önemli sıçrama tahtası olarak kabul edildi. Bu mantık zinciri, artık tatmin edici değildir. Australopithecus milyon yıldan fazladır bipedal olduğu halde, beyin…
-
Bununla birlikte, canlı doğanın daha yakından incelenmesi, vahşet ve israfın endişe verici boyutlarda olduğunu ortaya çıkarmıştı. Bilim insanları, doğal âlemi daha çok anlamaya başladıkça şefkatli bir yaratıcının kusursuz tasarımlarının inandırıcılığı giderek azalmıştı. Tanrı’nın, yaratma görevini nasıl yürüttüğü düşüncesi daha da ciddi zorluklar doğurmuştu. Sf. 191 Alıntı; Evrim Nedir? (What Evolution Is) – Ernst Mayr, Çeviri;…
-
Görünüşteki bu kusursuzluğun örnekleri, omurgalıların ve böceklerin gözleri veya kuşların her yıl, kış için tropikal bölgelere göç edip sonra da olağanüstü bir kesinlikle önceki sonbaharda ayrıldıkları noktaya dönüş yapabilmeleri veya karıncalar ile arılar gibi sosyal böcek kolonilerinde üyelerin hayranlık uyandıran işbirliği gibi yapılardır. Kayıtları yazdığımız eski zamanlarda herhangi bir düşünür ya da bir dinin kurucusu,…
-
Artık, DNA dünyasından önce bir RNA dünyasının var olduğuna inanılıyor. Bu RNA dünyasında protein sentezinin olduğu zaten bellidir fakat DNA’nın protein sentezi verimliliği RNA’da bulunmaz. Yaşamın başlangıcı problemini çözmeye yönelik olarak gerçekleştirilen tüm teorik ilerlemelere rağmen hiç kimsenin laboratuvarda bir yaşam yaratma başarısını gösteremediği de somut bir gerçektir. Bu, yalnızca oksijensiz bir atmosfer değil, muhtemelen…
-
AKP’li dönemin Sağlık Bakam Recep Akdağ bu konularda hep suskun kalmayı tercih etti. O kadar panik yaptırdılar ki, ithal edilen 8,4 milyon doz aşıdan Türkiye’nin elinde 5 milyon doz aşı kaldı! Toplam aşı kampanyasında harcanan 550 milyon dolar kimin cebine gitti; Menzil Tarikatı’nın mı? Sf. 263 Küresel ilaç şirketleri ile Sağlık Bakanlığını avucunun içine alan…
-
Bize gelince… 19. yüzyılda Osmanlı’ya geldi “endüstriyel tıp” ve ardından kuşkusuz “tamamlayıcı tıp” karşıtlığı: “Dini batıl itikat” dendi. Sofuluk, falcılık, büyücülüktü yapılan… Konu, böylece sadece din-mistisizm çerçevesinde ele alınır oldu! Binlerce yıllık “ata kültü” iyileştirici “kamlar”- “otacılar” aslında nedir diye merak bile edilmedi. Hepsi “üfürükçü”- “muskacı” sayıldı. “Nefs” ve “çile” gibi veli kültlerinin sağlıkla ilişkisi…
-
Bütün dönemlerde, kamuoyunun kutsallaştırdığı batıl fikirlerden hiçbir tehlike olmaksızın ayrılmak mümkün olmamıştır. Hiçbir türden buluş yapmaya asla izin verilmedi. En aydın adamların bütün yapabildikleri, kapalı kelimelerle konuşmak, çoğu kez korkak bir gönül okşayıcılığıyla, utanç içinde, yalanı gerçekle karıştırmak oldu; birçoklarının biri açık öteki gizli çifte inancı oldu. Sf. 397 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean…
-
Teoloji, her dönemde “Procuste”ün yatağı olmuştur. Bu haydut, bu yatağa yabancıları yatırırdı; ayakları yataktan uzun olursa keserdi. Üzerine yatmak zorunda bıraktığı kimsenin ayakları yataktan kısa olursa, atlarla çektirerek ayaklarını uzatırdı. Sf. 396, 397 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 – Sf. 396, 397) kitabından birebir…
-
Kesinlikle akıl erdirilemeyen Tanrısal içerik, zaten açıklanması zor görünen insan içeriğini anlatabilir mi? Bir Hıristiyan filozofa sorunuz: Dünyanın kökeni nedir? Size cevap olarak, “Kâinatı yaratan Tanrı’dır” diyecek. Tanrı nedir? Bu konuda hiçbir şey bilinmez. Yaratmak nedir? Bu konuda hiçbir fikre sahip olunmaz. Vebanın, koleranın, kıtlıkların, savaşların, kuraklıkların, su baskınlarının, depremlerin nedenleri nedir? Tanrı’nın gazabı. Sf.…
-
Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerin cehaletlerinin yardımıyla, utanmaksızın tanrısallık tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis edilmiştir. Sf. 389 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 – Sf. 389) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanın anlayışına sığmayan şey, insanlara göre değildir. Metafizik olan şey, doğal yaratıklar için değildir. Sf. 386 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 – Sf. 386) kitabından birebir alınmıştır.
-
Sıradan insanlar için yazmak ya da sıradan insanları bir darbede batıl fikirlerinden kurtarmak iddiasında bulunmak çok delice bir iş olur. Makaleler, okuyanlar, muhakeme edenler için yazılır. Halk hemen hemen hiç okumaz; daha az muhakemede bulunur, daha az düşünür; aklı başında ve sağlam kimseler aydınlanır; kültür ışıkları yavaş yavaş yayılarak zamanla halkın gözlerini etkilemeye başlar. Sf.…
-
Bize hep diyorlar ki, “Halk için bir din gereklidir. Aydın kişiler bir manevi zabıtaya muhtaç değilse de, hiç olmazsa akıl ve muhakemelerini hiç geliştirmemiş olan kaba adamlar için din gereklidir.” Aşırılığa, sarhoşluğa, hayvanlığa, saldırganlığa, hilekârlığa, her türlü aşırılıklara bu dinin engel olduğunu görüyor muyuz? Sf. 380 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah…
-
“Shakespeare”, “Hamlet” faciasında, kahramanlarından birine, yaklaşık, şu öğüdü verdirir: “Tanrı’ya yemin ederek sözünü doğrulamak isteyen kimseye güvenme; sözünü yerine getireceğine Tanrı’yı tanık gösteren, bu tanıklıktan çekinecek kadar onur ve namus sahibi değildir!” Koca bile! Sf. 379 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali) – Jean Meslier, çeviren; Abdullah Cevdet 1928, (Kaynak Yayınları, 12 basım 2018 – Sf. 379)…
-
İnsanlar ne kadar az muhakemede bulunurlarsa, o kadar kötüdürler. Vahşiler, hükümdarlar, makam sahipleri, halkın ayaktakımı, insanların en kötüleridir. Çünkü insanların en az düşüncede, en az akıl yürütmede bulunanlarıdır. Sofu asla düşünmez ve kendini akıl yürütmekten korur. Bir görüş ileri sürmekten, her inceleme ve araştırmadan korkar, her sultayı izler. Sf. 354, 355 Alıntı; Sağduyu (Tanrısızlığın İlmihali)…
-
Muhakemeye, düşünmeye girişen her insan, görevlerini öğrenmekten, insanlar arasındaki ilişkileri keşfetmekten, kendi yaratılışını düşünmekten, ihtiyaçlarını, eğilimlerini, arzularını belirlemekten, seçmekten ve kendi mutluluğu için gerekli olan kimselere borçlu olduğunu görmekten kendini alıkoyamaz. Bu düşünce, topluluk halinde yaşayan bireyleri, kendileri için en esaslı ahlak bilincine doğal olarak eriştirir. Kendisini gözden geçirmeyi, eşyanın ilkelerini incelemeyi ve araştırmayı seven…