Bize gelince…
19. yüzyılda Osmanlı’ya geldi “endüstriyel tıp” ve ardından kuşkusuz “tamamlayıcı tıp” karşıtlığı:
“Dini batıl itikat” dendi. Sofuluk, falcılık, büyücülüktü yapılan… Konu, böylece sadece din-mistisizm çerçevesinde ele alınır oldu! Binlerce yıllık “ata kültü” iyileştirici “kamlar”- “otacılar” aslında nedir diye merak bile edilmedi. Hepsi “üfürükçü”- “muskacı” sayıldı. “Nefs” ve “çile” gibi veli kültlerinin sağlıkla ilişkisi unutuldu. “Bir şeyde bulunup başkasında bulunmayan bir hal, hareket, kuvvet, tesir özellik” olan “havass”; tılsıma, gizli anlamlar içeren sembollere, muskaya indirgendi. Sf. 58
Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. Basım 2019 – Sf. 58) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın