İkinci Mahmut zamanında başlayan Kürdistan’ın fethine «ikinci» değil, birinci demenin daha uygun olabileceğini düşünüyorum; çünkü Birinci Selim’in zaptında Kürdistan olduğu gibi ve tümüyle Kürt feodallerine bırakılıyor. Bu o kadar öyle ki, Osmanlı fetihleriyle birlikte giden tahrirler, Osmanlı fethi son derece dışta kaldığı için, Kürdistan’da yapılmıyor.
İster «ikinci» isterse «birinci» fetih densin, Mahmut’un başlattığı Kürdistan fethi de iki aşamada realize ediliyor; birincisi; 1826 yılından sonra başlıyor ve Kavalalı Mehmet Ali ve oğlu İbrahim’in Mısır’dan Anadolu’ya doğru kolaylıkla yürüyerek Osmanlı hanedanını salladığı zaman kesitinde yoğunlaşıyor. Bu sırada, Kürdistan feodalitesinin yıkılmasına karşı çıkan Mir Muhammed ile Kavalalı İbrahim Paşa arasında, ortak hareket için temasların yapılmış olduğu da kaydediliyor. Birinci aşamada, Osmanlı kuvvetlerine Sivas Valisi Reşid Paşa komuta ediyor; kırk bin kişilik kuvvetiyle Reşit Paşa’nın Kürt halkına büyük acılar çektirdiği anlaşılıyor. Fakat bu birinci aşamanın sonunda Kürt feodalitesinin yıkılması ve İstanbul’un merkezden vali atayabilme gücünü kendisinde bulması, büyük sevinç yaratıyor; bu nedenle, bu büyük seferde yararlık gösterenlere verilmek üzere “Kürdistan Madalyası” çıkarılıyor. Yeniçerilik sistemini yıkan Mahmut’un Kürt feodalleri ile de savaşı göze alması, Mahmut için, büyük bir başarı sayılıyor.
Fakat Mahmut’un seferi ve başarısının, bir başka sonucunun daha olabileceği çok kısa bir zaman içinde ortaya çıkıyor; büyük Osmanlı hücumu, aynı zamanda, Kürt ulusal bilinçlenmesinin doğuşuna da yol açıyor.
Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 707) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın