Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Çanakkale’deki toplarımız da tahrip olunacaktı. Gerek Fevzi Paşa, gerek onun yerine geçen Cevat Paşa’nın tertipleri ile bu toplar da, gizlice, sonradan, bizim işimize yarayabilecek yerlere gönderilmiştir. İstanbul’daki depolarda bulunan silah ve cephane, hiç kimse farkında olmaksızın, daha sonra istediğimiz yerlere gönderilecek tertiplere konmuştur. Sf. 28 Alıntı; Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak – Ümid Sinan Topçuoğlu, (Latin…

  • Mustafa Kemal Sofya’ya Ataşemiliter olarak giderken bana İstanbul’da, Türkiye için düşündüğü en uygun idare şeklinin bir Cumhuriyet olacağını söylemişti. Diyordu ki “Enver Paşa’nın istikameti bellidir, bu Napolyon sistemidir, akrabalarını kilit mevkilere getiriyor, hanedanın içine nüfuz etmeye çalışıyor. Böylece adeta münfesih hale gelmiş olan Osmanlı hanedanına kendi istediği şekilde istikamet(yön) verecek. Bu hanedandan memlekete hayır yoktur.…

  • Ancak grup 1920’de resmen dağıtılır. Bunun ardından oluşturulan Yavuz adlı grup Yüzbaşı Mustafa Muğlalı (daha sonra Orgeneral ve Güneydoğu’da 33 vatandaşın sınır geçtiği iddiaları nedeniyle öldürülmesi olayının faili) tarafından bir süre daha faaliyetlerine devam edecektir. Ancak yakalanacağını anlayan Muğlalı, Eylül 1921’de İstanbul’dan Anadolu’ya geçecektir. Sf. 109 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay…

  • Yeni bir örgüt kuruluyor: Karakol Korunmak gerekmektedir. Çareyi İttihatçılar ile Teşkilat-ı Mahsusacılar birlikte bulurlar: Ortak düşmana karşı ortak mücadele verilecektir. Teşkilat-ı Mahsusa’nın son başkanı Hüsamettin Ertürk’ün de içinde bulunduğu yeni bir örgüt kurulacaktır. Sf. 87 Yeni örgütün kuruluş toplantısı 5 Şubat 1919’da Avukat Refik İsmail Bey’in Sultanhamam’daki yazıhanesinde yapılır. Toplantıda Galatalı Şevket Bey örgütün başkanlığına…

  • Mütareke ile ordunun elinden 1098 ağır top, 606 sahra topu, 667 bin 983 piyade tüfeği, 3118 ağır makineli tüfek ve benzeri araç alınmıştır. Sf. 87 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları, 7. Baskı Ekim 2003, Sf. 87) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sırada, teşkilatın liderlerinden Eşref Sencer Bey 1917’de Emir Abdullah’ın kuvvetlerince Yemen’de ele geçirilmiş ve İngilizlere teslim edilmiş, onlar da Eşref Bey’i Malta’ya götürmüşlerdir. Esareti 17 Aralık 1919’a kadar devam eder. Malta sürgününün ardından kendisini 150’likler listesinde bulan Eşref Bey şaşkındır. Sf. 80 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları,…

  • Sibirya’dan kaçmayı başaran bu şanslı yolcunun adı, Said-i Kürdi dir, daha sonra Said-i Nursi oldu. Yanında gönüllü Kürt birlikleriyle birlikte Bitlis’i savunurken Ruslara esir düşen Said-i Nursi, Osmanlıların yıkılışı ve toprakların birer birer elden çıkması üzerine, buna karşı özellikle etkilediği Kürtler ve şeriatçı öğrencileriyle birlikte olayların akışını değiştirmek, hilafeti ve şeriatı korumak için Teşkilatı Mahsusa…

  • Osmanlı yönetimi Almanlarla birliktedir ve Almanlar bu amaçla teşkilata para yardımında bulunmaktadır. Almanya’nın teşkilata o dönemde ödediği paraların 1918 sonundaki toplam tutarı 4 milyon altın lira, yani 1918 rakamlarıyla yaklaşık 18 milyon dolardır. Almanlar parayı veriyor, karşılığında ise iş satın alıyorlardır. Sf. 59 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı) – Tuncay Özkan, (Alfa yayınları,…

  • Bu örgütün, 1863’te çalışmalarına yeniden başlamasına yine yabancı baskısıyla izin verilir. Örgütün başına bu kez, büyük bir Katolik Ermeni grubun isteği üzerine, Dniester kıyılarında “doğmuş olan Baron C… (Baron’un adı kaynaklarda böyle belirtiliyor) getirilir. Ancak, örgüt Osmanlı içinde âdeta bir hançerdir: Sahibini durmadan vuran bir hançer. Sf. 36 Alıntı; MİT’in Gizli Tarihi (Milli İstihbarat Teşkilatı)…

  • Fransız Ulusal Kütüphanesi’nde, kıymetli kitaplar bölümünde, hâlen iki nüshası saklanan kitapçık, Osmanlı gizli polisinin öyküsünü anlatmaktadır. Bu kitabın, Sultan Abdülhamit’in özel doktoru Mavroyani Paşa tarafından yazıldığı da iddia edilmiştir. Mavroyani’nin de Osmanlı sarayında çift taraflı ajan olarak görev yapan diğer “doktorlardan biri olduğu ortadadır. Kitabı Fransız Ulusal Kütüphanesine gönderen kişinin Mavroyani olduğu da belirtilmektedir. Osmanlı…

  • Prof. Dr. Taner Tamer: “Ayrıca bu gibi geçici misyonlar dışında, Batılılar 16. yüzyılın ortalarından itibaren İstanbul’da devamlı diplomatik temsilcilikler kurarak, istihbaratı kurumsallaştırmışlardır. Osmanlılar ise ilkel ve bağnaz bir inatla, Batıda olup bitenleri küçümsemişlerdir. 19. yüzyıla kadar Batıda devamlı elçilikler kuramamışlardır. Fransız düşünürü Voltaire, 12. Charles adlı eserinde, Osmanlı Devleti’nin kendini beğenmişlik içinde Batıya temsilci göndermediğini…

  • Cilalı Taş Çağında başlayan bu süreçler çağımıza kadar sürdü. Örneğin, bugünkü Ürdün’de eski Nebatilerin başkenti olan Petra yakınlarındaki son ormanlar Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen önce Hicaz demiryolu yapılırken Osmanlı Türkleri tarafından yok edildi. Sf. 520 Alıntı; Tüfek, Çelik ve Mikrop (İnsan Topluluklarının Kaderi) – Jared Diamond, Çeviri; Ülker İnce,  (Pegasus Yayınları,  1. Baskı Nisan 2018…

  • Orta Asya’dan gelen bu fetih akınlarının sonuncularından biri de Türklerdi. Dilleri Hint-Avrupa ailesine ait değildi, daha çok bir diğer Asyalı süvari halkı olan Moğolların diline yakındı. Yaklaşık bin yıl önce Orta Asya’dan gelen Türk süvariler Anadolu’ya ve Hindistan’a saldırmaya başladılar. Bildiğiniz gibi Anadolu’yu fethettiler ve tarihin en ünlü kuşatmasından sonra Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’u…

  • Meselâ üçkâğıtçı bir nalbant tespit edildiği zaman, “Nalbantların yiğitbaşına söyleyin, herifi üç gün meslekten men etsin” deniliyor. Herif de burada zanaatkâr demektir, “hifret”ten geliyor; “aşağılık herif ifadesindeki gibi bir anlamı yok. Sf. 294 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı Mart 2015 – Sf. 294) kitabından birebir…

  • Osmanlı’da sadece asker değil, saraydaki Enderunlu da çamaşırını yıkamayı bilmek zorunda… Şehirdeki halk için de temizlik önemli; neredeyse hamamsız mahalle yok. Bunlar, vebayı azaltan sebeplerdir. Son tahlilde şunu söyleyebiliriz; Osmanlı’da veba var ama kırıcı olmuyor. Devlet-i Âliyye karantina sistemine de geçmiştir. Sf. 294 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş…

  • Osman Gazi’den bahsetmişken, kendisi halkla da bütünleşen bir yapıya sahip… Aynı zamanda da Selçuklularla bağlantıyı devam ettiren bir yönetim algısı var. Osman Gazi’nin önemli icraatlarından biri pazar kurması olmuştur. Nitekim pazar kurmak çok önemli; çünkü geleneksel devletlerde pazar yeri kurmak, belediye encümeni kararıyla olmaz. Mahallî halk izin ister, başlarında şeriat adamı olarak mutlaka kadı bulunması…

  • Gelibolu’daki kalelerin Venedik’e karşı savunulması için imparator Kantakuzenos bizden mersener, paralı asker istedi ve bu konuda yardım ettik. Sonra kaleleri işgal edip birine yerleştik ve o tarihten sonra da yarımadadan çıkmadık. Bu bir nevi Avrupa’ya geçiş anlamına gelir. Sf. 281 Alıntı; Türklerin Tarihi (Orta Asya’nın Bozkırlarından Avrupa’nın Kapılarına) – İlber Ortaylı  (Timaş Yayınları,  1. Baskı…

  • Fatih Sultan Mehmed İstanbul’u kuşatırken ateşli silahlar ordusunun mareşalidir. Yavuz Sultan Selim de öyledir; zaten o sayede Memlukluları ve Safevileri kolayca yenmiştir. Yoksa kılıç kuvvetinde onlar da bizden aşağı kalmazlardı; sonuçta aynı ırkın askerlerinden bahsediyoruz. Osmanlı orduları ateşli silahlar konusundaki üstünlüğünü 17. asrın sonunda kaybetti. Bu, Girit’te hafif şekilde hissedildi fakat II. Viyana Kuşatması’nda açıkça…

  • 1960’ların başında Türkiye’ye gelen İtalya’nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Sanpaulesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: “Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220’lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya’da böyle büyük bir eser yoktur.” Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu’nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu.…

  • Popüler tarihçi Yılmaz Öztuna şu vakayı nakleder: Miryokefalon Zaferi’nden sonra Kılıçarslan’ı tebrik için gelenler arasında ruhani reisler var, Ermeni Patriği de aralarında… Patrik, Sultan’a, “Muzaffersiniz, Tanrı mübarek etsin” diyor. Sultan da, “Dualarınız sayesinde” diye cevap veriyor. Anadolu Hıristiyanlarıyla da bir simbiosis söz konusu, yerli unsurla kaynaşılıyor. Olay, bir Müslüman komutanın, Roma ismine yakışır şekilde diğer…