Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Osmanlı Devleti

  • Osmanlı da klasik tıp, koruyucu hekimliğe dayanıyordu. Sağlık anlayışı öncelikle hastalanmamak üzerine kuruluydu. Hekimlerin tıbbi bitkilerin yetiştirildiği bahçeleri vardı. Osmanlı sağlık sistemini yüzyıllar boyunca vakıflar ayakta tuttu. Darüşşifalar herkes için yapılmış ise de daha ziyade kimsesizler, fakirler ve yolcular yararlanıyordu. Ücretsizdi. Maddi durumu iyi olanlar hekimi eve çağırıyordu. Hekimlik “usta-çırak” ilişkisiyle öğrenilirdi. İlaç işini “aktar”…

  • Sadece baş ağrısı değil, “her derde deva” diye tanınan “Gripin” adını bilmeyen azdır! Üzerinde “Necip Akar” adı yazılıydı. 1924’te Eczacılık Mektebi’ni bitiren Necip Akar Yeşilköy’de eczane açarak mesleğe başladı. Sf. 502 Alıntı; Kara Kutu (Yüzleşme Vakti) – Soner Yalçın, (Kırmızı Kedi Yayınevi,  1. Basım 2019 – Sf. 502) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üç Avusturyalı beraberlerinde tıbbi ecza, kitaplar ve bazı aletlerle 3 Aralık 1838’de İstanbul’a gelerek sarayda göreve başladı. Bunun üzerine saray sağlık heyetine eczacı / ispeçyar, eczacı yamağı, eczacı çırağı gibi önceleri bulunmayan sağlık görevlileri dâhil edildi. Sf. 498, 499 Temmuz Devrimi ilk adımı attırdı 24 Temmuz 1908 II. Meşrutiyet/Temmuz Devrimi’yle Osmanlı da Türk sermaye birikimi”…

  • 20 Ağustos 1920 tarihinde İstanbul’da yaşayan azınlıklara, göçmenlere ve Amerikalılara hizmet etmek ve nitelikli hemşireler yetiştirmek üzere Amiral Bristol Hastanesi ve Amerikan Kız Koleji’ne bağlı Türkiye’nin ilk hemşirelik okulu açıldı. Sf. 61 Ankara hükümeti, Rockefeller’ın kendileriyle ilişki kurma talebine yanıtı 3 Ocak 1922 tarihinde Dâhiliye Vekâleti kanalıyla verdi: -Şimdiye kadar Amerikan faaliyetleri kâr güdüsü, ekonomik…

  • Bir asimilasyon politikasına sahip olsa da, Osmanlı imparatorluğu bu alanda Türkiye Cumhuriyetinden daha ileri ve toleranslı bir politikaya sahipti. Osmanlı’da herhangi bir halkın, dini inancın ya da ülkenin adı yasaklı değildi. Bu yüzden de resmi kayıt ve belgelerde Kürt ve Kürdistan terimlerine rastlama bakımından herhangi bir sıkıntı söz konusu değil. Sf. 512 Alıntı; Dersim Merkezli…

  • Sey Riza, yıllarca Türk devletine güvenilemeyeceğini, ona güvenmenin, boğazına ipini kendi eliyle geçirmek ünlü “Karga Bülbül Olmaz” sözüyle yanıt vermişti. Büyük dava adamı Kürt aydını Alîşer yine bıkmadan usanmadan Dersimlileri bu konuda uyarmış, Ankara yönetimine güvenmemelerini söylemişti. Sf. 458 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf.…

  • Ancak, Qoçgîrî’de yurtsever harekete öncülük edenler, Dersim’in tamamının dayanışması ve aktif desteği olmadan başarıya ulaşamayacaklarının bilincindeydiler. Bu nedenle de Refahiye Kaymakamlığına vekâlet etmekte olan Haydar Bey’in kardeşi Alişan Bey Ovacık’a gelmiş, bazı aşiret reislerini de yanına aldıktan sonra Hozat’a geçmiş ve büyük bir toplantı düzenlemişti. Aşiret reisleri toplantıda Qoçgîrî’yi sonuna kadar destekleyeceklerine, ayaklanmaya katılacaklarına söz…

  • Türkler ise yüzyıllara yayılan katliam, sürgün ve asimilasyon çabalarına rağmen bunu başaramadılar. 20. Yüzyılın başlarından itibaren kabaran milliyetçi dalga, Türk yönetimlerini, kendilerinden olmayan halkları -ki Talat Paşa bunlara “Yabancı Halklar” diyor- tümden yok etmeyi denediler ama yine tam başaramadılar. Sf. 332 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011…

  • Diyelim ki Türkçe sözlerle şarkı söyleyen bir Ermeni, Yunan ya da Kürt hem Ermenice, Rumca ve Kürtçe olan tekstleri hem de kendi halk müziklerinin melodisini Türkçeye kazandırıyordu. Türkçe, en çok da bürokrasinin bulunduğu kent ve ilçe merkezlerinde etkinliğini sürekli arttırmaktaydı. Osmanlı imparatorluğunun büyümesi ve Hıristiyan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesi, onu daha sistematik ve etkin bir…

  • Türk tarihi üzerine ciddi çalışmaları bulunan Sorbon Üniversitesi İslam Tarihi Profesörü Claude Cahen’in şu belirlemesi bu bakımdan dikkat çekicidir: “… On dördüncü yüzyılın ikinci yarısında bir kişinin Hristiyanlara ters düşen etkinliklerde bulunduğundan söz edilmesi, orta Anadolu’nun bütün yörelerinde bu dine bağlı kişilerin yaşamakta olduğunu ve Konstantinopolis’teki Patrikliğin bu uzak yörelerde bile bazı ilişkileri bulunduğunu göstermektedir.…

  • Soldaki kitap Osmanlı dönemine ait bir Kur’an, sağdaki kütük ve balta ise yine o dönemde kullanılmış olan kafa kesme aletiydi. Meğer Osmanlı görevlileri Hıristiyan Bulgarları yakalayıp imamın huzuruna getiriyor ve “İşte Kur’an, işte balta. Kur’an’a el basıp Müslüman mı olmak istiyorsun yoksa başının bu balta ile uçurulmasını mı?” diye soruyorlarmış. Müslüman olmayı kabul eden o…

  • Osmanlı döneminde, yönetimin İslâmlaştırma politikasında uygun şekilde rol oynayan başlıca kurum Bektaşi Tekkesi’ydi. Tekke’nin ana kuruluş amacını oluşturan bu görevin en etkin biçimde yerine getirildiği alan ise işgal edilen doğu Avrupa, yani Hıristiyan ülkelerdi. Sf. 129 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 129) kitabından birebir…

  • Dini azınlıklara hoşgörüyle bakacaksak ve 16. yüzyılın Osmanlı İmparatorluğuyla 16. yüzyıl Batı Avrupa’sını kıyaslarsak Müslüman kültürün inanılmaz hoşgörülü olduğu sonucuna varırız. s.148 Alıntı; 21.Yüzyıl İçin 21 Ders – Yuval Noah Harari, Çeviri; Selin Siral, (Kolektif Kitap  Yayınları, 1. Baskı Eylül 2018 – Sf. 148) kitabından birebir alınmıştır.

  • Büyük İskender, hocası Aristo’ya, “Hocam, fethettiğim yer­lerin halkını ne yapayım? Kılıçtan mı geçireyim yoksa hapse mi atayım?” diye sorunca Aristo ona şöyle cevap vermişti; “Yavrum, eğer onları kılıçtan geçirirsen yarın bir gün çocukları senden babalarının öcünü alır. Yok, eğer hapse atarsan orada teşkilatlanıp seni indirmek için planlar yaparlar. Sen onların arasında ihtilaf çıkar ve bu…

  • Aubrey’in manevî âleme doğru bir yolculuğa çıkmasıyla Tür­kiye büyük bir dostunu kaybetmişti ama Amerikalı işadamı Crane bu boşluğu doldurarak İngiliz Aubrey’in miras bıraktığı misyona sahip çıktı. 1924 Temmuz’unda Mustafa Kemal’in ricası üzerine Crane, Türk maarif sistemi hakkında bir rapor hazırlaması için Rockefeller’ın kurduğu Chicago Üniversitesi’nden John Dewey’i gönderdi. Sf. 451 Ağustos ayında Ankara’ya geçerek Mustafa…

  • Mudanya Konferansı 3 Ekim 1922’de başladı ve 11 Ekim’de mütareke imzalandı. Mustafa Kemal’in Aubrey ile olan dostluğu meyvelerini vermeye başlamıştı. Yunanlıları destekleyen Lloyd George liderliğindeki Liberaller ile Ankara’yı destekleyen Aubrey ve emperyalist Leo Amery’nin de içinde bulunduğu Muhafazakâr­ların arası iyice açıldı. Hâriciye Nâzırı Lord Curzon da Başvekil Lloyd George’un inatçılığından ve tek başına hareket etmesinden…

  • 28 Eylül’de (1922) Mustafa Kemal, İzmir’de tekrar Bouillon ile görüştü ve askerlerinin ilerleyişini durdurmayı ve Mudanya’da sulh anlaşması yapmayı kabul etti. Aubrey’in gitmesine lüzum kalmamıştı ama Koalisyon Hükümetinin Başvekili Lloyd George intihar etmeye kesin kararlıydı. Bütün amme efkârı aleyhinde olduğu halde, hâlâ Türklerle savaşılmasını istiyordu. Mustafa Kemal’e derhal çekilmesini, aksi taktirde ateş açılacağını bildiren bir…

  • Osmanlı Bankası’nın İstiklâl Harbindeki yardımları bu ka­darla kalmamıştı. Bankanın rehberliğinde kurulan Düyûn-u Umumiye’nin reisi Sir Adam Block, Ankara Hükümetinin ve Bü­yük Millet Meclisi İdaresinin yıllık bütçeleri ve mâli durumu hak­kında rapor hazırlayarak 12 Nisan’da İstanbul’da İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’a sunmuştu. Raporda Ankara’nın mâli açığının hangi kalemlerle kapatılacağı ve bir sonraki sene­nin yıllık bütçeleri…

  • Halide Edip Ankara’ya gitmişti gitmesine ama aklı da geride bıraktığı iki oğlunda kalmıştı. Crane’den onlara yardımcı olma­sını istedi. Bunun üzerine Crane, 15 Temmuz’da İstanbul’daki Amerikan Askerî Konsolosuna, Halide’nin çocuklarının maari­fini üzerine alacağını, gerekli muameleleri yapmalarını yazdı. Muameleler derhal başlatıldı ve Crane’in New York’taki ofisi Halide’nin çocuklarını Amerika’ya getirtti. King-Crane Komisyonun­dan Profesör Lybyer, çocukları alıp Illinois…

  • Sevr’e giden heyette Damat Ferit’in dışında, Aub­rey’in diğer dostu Filozof Rıza Tevfîk de vardı. İkisi de İngilizlerin Milliyetçilere düşman olduğunu düşünüyor ve bir an evvel sulh gelsin istiyorlardı. Sf. 391 Alıntı; İngiliz Derviş (Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert) – Mehmet Hasan Bulut, (IQ Kültür Sanat Yayıncılık, Ağustos 2016 – Sf. 391) kitabından birebir alınmıştır.